looktr adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
İşin kötüsü artık o iş bile bulunamıyor. Artık asgari ücretle hademelik yapmak için bile torpil gerekiyor. İş yok.

Katma değer her yolun çıktığı son nokta. Bugün tonlarca fındık üreten zeytin üreten bile hala ağlıyorsa katma değer olmadığı için. Çıkan ürün verdiğin emeğe değmiyor.

Avrupa yıllarca afrikanın kaynaklarını sömürüp zengin oldu sefahat sürdü. Afrika ise kendi topraklarında sefilleri oynadı. Değişen dünyada şu anda biz de afrika gibi oluyoruz. Katma değer anahtarını kullanamazsak o yönde düşmeye devam.

***

Ben 43 yaşındayım ömrüm köyde geçti. bahçede yetiştirdiğimiz sebze zarar ettirdiği için yavaş yavaş birçok sebze üretimini terk etmeye başladık. Halak sebze meyveyi pahalı olduğu için alamıyor.
Fideler hibrit gdolu tohumlardan yapılıyor, birçok çiftçi hazır hibrit fide kullanıyor.
Yurtdışından gelen ucuz pahalı gıda ürünleri ülkede rekabeti ölrüdürüyor, üretimi bitiriyor.

Birbirine bağlı çarklar arasında eziliyoruz.
Vatandaş yeni nesil sömürgecilik sisteminin farkında değil.
Eskiden sanayileşmiş ülkeler diğer ülkelerin ham madde kaynaklarını kullanarak doğrudan sömürürlerdi.
Tam sömürgecilik vardı.

Bugün gelişmekte olan ülke diye bir şey uydurulmuş, orta gelir tuzağı denilen bir yere sıkıştırılmış ülkeler var.
Bizim gibi, Brezilya gibi, Arjantin gibi, Endonezya gibi...
Bu ülkelere düşük katma değerli sanayi teknolojisini vermişler, kendileri yüksek katma değerli sanayilere yönelmişler.

Katma değerli deyince kimse anlamıyor ucuz pahalı diyeyim.
Biz tekstil gibi, gıda ürünleri gibi, yedek parça gibi, basit makine gibi ucuz malların üretildiği sektörlerde üretim yapıyoruz.
Bu adamlar da pahalı sektörlerde, ilaç, petro kimya, otomotiv, eletronik, yarı iletken, enerji, yazılım gibi sektörlerde üretim yapıyor.
Biz sürekli ucuz ürün satıp pahalı ürün satın aldığımız için cari açık veriyoruz borcumuz artıyor.
Ve bu cari açığı finanse etmek için ve ucuz malları üretmek için adamlardan kredi ve borç alıyoruz bir de toplam kazancımızdan bunlara faiz geliri kazandırıyoruz.

Yani şu anda Türkiye dünya ekonomisine entegre dolaylı bir sömürgedir.
Birileri Türkiye bağımsızdır yalanları ile milleti kandırıyor sanki bağımsız politika izliyormuş masalları anlatıyor.
Oysa Avrupa Birliği yaptırım tehdidini yaptığı an Doğu Akdenizden araştırma gemimizi çektik.
Çünkü ekonomik olarak adamların sömürgesiyiz.

Bu işin partisi falan yok.
Bu halk kendisine masallar anlatan sağcı ya da solcu siyasetçilere oy verdiği sürece bu iş böyle gider.
Türkiye gelişmiş ülkelerin sömürgesiyken, yarattıkları inşaat ekonomisi ile ülkeyi sömüren siyasetçiler var.
Kanal İstanbul saçmalığını vatandaşın vergileri ile yapacaklar ama Katar'ın prensesleri bölgede arsa aldılar, iktidarın tüm yandaşları bölgeyi parsellediler.
Çünkü amaç hizmet değil rant paylaşımı.
Atatürk Havalimanına ek bir pist yaparak yolcu sayısı 2040 yılına kadar idare eder hale getirilebilirken milyarlarca dolar yeni havalimanına basıldı.
O havalimanının çevresi, köprü yol güzargahlarının tapu kayıtlarını incelesen anlarsın asıl hainlerin kim olduğunu.

Havaalanı yerine bir silikon güneş paneli üretim tesis kurulsaydı, ya da bir mikro çip döküm fabrikası kurulsaydı veya led panel üretim tesis geliştirilseydi...
Bugün tıpkı ihalar gibi yurt dışına satacağımız pahalı katma değeri yüksek mallarımız olurdu.
Bugün elimizdeki havaalanıları, köprüler, otoyollar bu ülke vatandaşına hizmet etmiyor, eziyet ediyor.

Bu vatandaş siyasetçilerin hepsinin yalancı olduğunu, hepsinin güvenilmez olduğunu anlarsa,
Siyasetçilerin harcadıkları her kuruş verginin şeffafça hesabını vermesi gereken potansiyel hırsızlar olduğunu anlarsa belki bir gün gelişmeye başlarız.