digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Vatandaş yeni nesil sömürgecilik sisteminin farkında değil.
Eskiden sanayileşmiş ülkeler diğer ülkelerin ham madde kaynaklarını kullanarak doğrudan sömürürlerdi.
Tam sömürgecilik vardı.

Bugün gelişmekte olan ülke diye bir şey uydurulmuş, orta gelir tuzağı denilen bir yere sıkıştırılmış ülkeler var.
Bizim gibi, Brezilya gibi, Arjantin gibi, Endonezya gibi...
Bu ülkelere düşük katma değerli sanayi teknolojisini vermişler, kendileri yüksek katma değerli sanayilere yönelmişler.

Katma değerli deyince kimse anlamıyor ucuz pahalı diyeyim.
Biz tekstil gibi, gıda ürünleri gibi, yedek parça gibi, basit makine gibi ucuz malların üretildiği sektörlerde üretim yapıyoruz.
Bu adamlar da pahalı sektörlerde, ilaç, petro kimya, otomotiv, eletronik, yarı iletken, enerji, yazılım gibi sektörlerde üretim yapıyor.
Biz sürekli ucuz ürün satıp pahalı ürün satın aldığımız için cari açık veriyoruz borcumuz artıyor.
Ve bu cari açığı finanse etmek için ve ucuz malları üretmek için adamlardan kredi ve borç alıyoruz bir de toplam kazancımızdan bunlara faiz geliri kazandırıyoruz.

Yani şu anda Türkiye dünya ekonomisine entegre dolaylı bir sömürgedir.
Birileri Türkiye bağımsızdır yalanları ile milleti kandırıyor sanki bağımsız politika izliyormuş masalları anlatıyor.
Oysa Avrupa Birliği yaptırım tehdidini yaptığı an Doğu Akdenizden araştırma gemimizi çektik.
Çünkü ekonomik olarak adamların sömürgesiyiz.

Bu işin partisi falan yok.
Bu halk kendisine masallar anlatan sağcı ya da solcu siyasetçilere oy verdiği sürece bu iş böyle gider.
Türkiye gelişmiş ülkelerin sömürgesiyken, yarattıkları inşaat ekonomisi ile ülkeyi sömüren siyasetçiler var.
Kanal İstanbul saçmalığını vatandaşın vergileri ile yapacaklar ama Katar'ın prensesleri bölgede arsa aldılar, iktidarın tüm yandaşları bölgeyi parsellediler.
Çünkü amaç hizmet değil rant paylaşımı.
Atatürk Havalimanına ek bir pist yaparak yolcu sayısı 2040 yılına kadar idare eder hale getirilebilirken milyarlarca dolar yeni havalimanına basıldı.
O havalimanının çevresi, köprü yol güzargahlarının tapu kayıtlarını incelesen anlarsın asıl hainlerin kim olduğunu.

Havaalanı yerine bir silikon güneş paneli üretim tesis kurulsaydı, ya da bir mikro çip döküm fabrikası kurulsaydı veya led panel üretim tesis geliştirilseydi...
Bugün tıpkı ihalar gibi yurt dışına satacağımız pahalı katma değeri yüksek mallarımız olurdu.
Bugün elimizdeki havaalanıları, köprüler, otoyollar bu ülke vatandaşına hizmet etmiyor, eziyet ediyor.

Bu vatandaş siyasetçilerin hepsinin yalancı olduğunu, hepsinin güvenilmez olduğunu anlarsa,
Siyasetçilerin harcadıkları her kuruş verginin şeffafça hesabını vermesi gereken potansiyel hırsızlar olduğunu anlarsa belki bir gün gelişmeye başlarız.



Bunlarla ilgili çok şey söylenebilir. Ancak Türkiyenin önceliği her zaman ulusal güvenliktir.
İkinci mesele toplumun kültürel ve ahlaki düzeyi
Bilim teknoloji ve üretim adalet sağlanabilir. fakat 1. ve 2. madde sorunlu olduğu sürece her şey yalandır, hiçbir çaba sonuç vermez.
Son 70 yılda yaşanan terör, suikast siyasi kriz gibi birçok olayın temelinde ulusal güvenlik sorunu yatıyor. Ülkeye katkı sağlayacak onlarca hamle engellendi durduruldu.

Ve bu krizler arasında toplumda yaşanan kötü olaylarda toplumun zaafiyetleri etki yapmıştır. Örneğin 12 eylül öncesi kaos durumunda yaşanan çatışmalar ve cinayetler. Yine bunca sıkıntı bir şekilde aşıldıysa ond da toplumun üstün özellikleri fayda sağlamıştır.

***

Şu zamanda batı kaynaklı toplumda yayılan misyonerlik - özgürlük - lgbt vb şeyler toplumun bu yapısını daha da bozmak ve direncini kırmak için.
Yoksa adamlar senin benim Hz İsa için ne düşündüğünü neye inandığını kimlerle çiftleşmek istediğini umursamaz. zaten kendi dinleri inançları da göstermelik.

***

Toplumu bu hale getirdikten sonra eğitim bilim üniversite olmuş ne fayda. İşte tam da şimdi bunun sonuçlarını görüyoruz. Üniversite kampüsleri birer terör kampı gibi, birer fuhuş yuvası gibi.
50 yıldır ne kadar bilim üretti ki bu kafayla bundan sonra bilim üretilsin?
Onca üniversite onca bölüm onca öğrenci profesör var ancak üniversiteler hep siyasi ve ideolojik kamplaşma yeri olmuştur maalesef.