• 23-12-2020, 03:07:04
    #64
    metinblog adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    32 yaşındayım çocukluğumdan beri tarım ve hayvancılığın içindeyim yaklaşık 1,5 yıldır süte zam yapılmadı yeni zam yapıldı 2,80 tl oldu. Yalnız bu fiyata çoğu süt firması almaz
    1,5 yılda fabrika yemine kaç defa zam geldi. Şu an yemin torbası 120 tl bu fiyatın altına da yem bulamazsın. Şu an üretici zor durumda et fiyatında yükselme yok virüsten dolayı eğer ki et fiyatlarında hareketlenme olduğu zaman bir çok üretici elindeki ineği kestirir.
    2 sene önce besideki danalarımı kestiremedim dışarıdan bir et ithal edildi
    Tarım politikasına düzenleme yapılmaz ise daha çok yükselir bu fiyatlar
    polıtıkarlarda cok eksık var lakın bunlardan oturu bu fırsatcı dedıgımız uretıcıden alan aga babaların onunu kesmek lazım uretıcıye hak ettıgı ucretı verse yem fıyatı vs artması uretıcının belını bukmez zaten cunku yem fıyatı artıgı gıbı adamın urununde fiyatı artıgı ıcın
  • 23-12-2020, 03:10:36
    #65
    Son 10 yıldır hayali ihracatı duymadınız dimi? Yakında duymaya başlarsınız. İşte o zaman çerçeveye daha iyi oturtursunuz bazı şeyleri. Bunlar devede kulak kalır. Ama burası Türkiye. O gaflette sönük kalır.
  • 23-12-2020, 03:11:22
    #66
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Normalde 1 milyarlık tarım ürünü aldığında da yanlış politikalar yüzünden o 1 milyar bahsettiğin şekilde ülkede dolanmıyor.
    Çiftçilere hayvancılara verilen krediler yurt dışı sendiksyon kredileri ile alındığı için çiftçinin kredi borçlarından bir miktar yurt dışına çıkıyor.
    Çiftçinin tohumu, gübresi, mazotu, traktörü, sulamada enerji ithal olduğu için bu maliyetlere harcanan paranın da yurt dışına kaçıyor.
    Hayvancının ilacı, aşısı, yemi, soğuk zincir için enerji ithal olduğu için yurt dışına para kaçmaya devam ediyor.
    Yani yanlış politikalar ve dışa bağımlı girdiler yüzünden düşük katma değerli üretim yapıp hep dışarı para kaçırıyoruz.

    Normalde ithalatın bedeli ihracat ile finanse edemediğin sürece büyüktür.
    Yani katma değeri yüksek ürün üretiyorsan buradan kazandığın para ile katma değeri düşük ürünler ithal edebilirsin ve zarar etmezsin.
    Ama bu gıda, ilaç, silah ve enerji gibi stratejik sektörler için geçerli değildir.
    Çünkü ne kadar yüksek katma değerli ürün üretirsen üret, halkına yetecek kadar gıda, ilaç, silah ve enerji üretemiyorsan bugün yaşadığımız gibi global felaketlerde ya da büyük savaş hallerinde halk büyük bedel öder.
    O yüzden gelişmiş ülkeler yüksek katma değerli ihracat ile kazandıkları para ile pahalı bile olsa, kendi tarımını, hayvancılığını, ilaç ve silah sanayisini sübvanse eder.

    Evet hocam zarar etmezsin ama şu durumda var.
    1 milyar dolar ithalatı finanse etmek için 1milyar ihracat yaptın ve ihracatın her aşamasında ithal girdi yok diyelim.
    O 1 milyar doları ithal etmek yerine ülkedeki üreticiye harcarsan milli gelire katkısı daha yüksek olur


    Mesela Türkiye'den örnek vereyim. 1 milyar dolar ithalat milli gelirin eksi 1 milyar dolar olmasına neden olur, ama 1 milyar doları türkiyede harcarsan 700 milyar dolarlık milli gelir 705 milyar dolara çıkabilir. Tabi bunun net bir formülü ve bilimsel dayanağı yok sadece etkisinden bahsediyorum. Dediklerinize de katılıyorum.
  • 23-12-2020, 03:12:23
    #67
    vetfak adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    hocam kur farkındandır . yada muz uretıcılerıne yeterlı destegı goremıyor o yuzdendır
    Bu hükümet hal yasasıyla tarımı öldürdü. Kimse kusura bakmasın büyük şehirlerde pazarlar birilerinin eline geçti tüm illerde haller de geçti . İstanbul'un tüm semtlerinde sebze meyve satan pazsrci esnafının günlük net kazancı 2bin TL beş kuruş da vergivermiyor. İstanbul'un gobeginde balık satan adam denizden balık tutan adamdan 5 kat fazla kazanıyor ve devlet öylece bakıyor vatandaşının soyulmasına
  • 23-12-2020, 03:12:32
    #68
    Yani ben siyasi tartışmalara girmeyip her kesiminde fikrine saygı duyarım. Lakin dayanamadım.

    Aslında hemen herkesin söylediği şey birbiriyle ilintili şeyler bence. Yani bir taraf aradaki fırsatçıları öne sürerken diğer taraf devletin ithalatından bahsediyor. Bence ikinizin de çıktığı kapı doğru. Çünkü aradaki fırsatçılarda etkiliyor, ithalatta etkiliyor bence. Yani birinizin savunduğu doğru diğerinin savunduğu yanlış diye bir şey yok bence. Devlet ithal etmeyip iç pazarı canlandırmalı. Bu durumda zaten canlılık ve fazlalık nedeni ile fırsatçılar aza inmiş veya aradan çıkmış olur. Ya da iç pazara denetimler getirip yine tavan taban mantığı ile fırsatçıların önünü kesmeli. Yani tarladaki bir mal 1 liradan çıkıp pazarda 6-7 liradan satılıyorsa çiftçinin ne günahı var? Denetim şart bence.
  • 23-12-2020, 03:18:13
    #69
    Hakaco_01 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yani ben siyasi tartışmalara girmeyip her kesiminde fikrine saygı duyarım. Lakin dayanamadım.

    Aslında hemen herkesin söylediği şey birbiriyle ilintili şeyler bence. Yani bir taraf aradaki fırsatçıları öne sürerken diğer taraf devletin ithalatından bahsediyor. Bence ikinizin de çıktığı kapı doğru. Çünkü aradaki fırsatçılarda etkiliyor, ithalatta etkiliyor bence. Yani birinizin savunduğu doğru diğerinin savunduğu yanlış diye bir şey yok bence. Devlet ithal etmeyip iç pazarı canlandırmalı. Bu durumda zaten canlılık ve fazlalık nedeni ile fırsatçılar aza inmiş veya aradan çıkmış olur. Ya da iç pazara denetimler getirip yine tavan taban mantığı ile fırsatçıların önünü kesmeli. Yani tarladaki bir mal 1 liradan çıkıp pazarda 6-7 liradan satılıyorsa çiftçinin ne günahı var? Denetim şart bence.
    Hocam o aslında çok normal bir şey. Yani tarladan 1 liraya çıkıp soframıza 6-7 liraya ulaşması.
    Arada hizmet sektörü var. Yani kilosu 6 liraya elma aldığında 1 lirası tarım sektörüne 5 lirası hizmetler sektörüne gidiyor.
    Tarım üreticisinin insan emeği odaklı üretimle daha fazla üretim yapması bence pek mümkün değil. Mesela Hollanda'da topraksız tarım yapılıyor, sebebi ise insan gücüne daha az ihtiyaç duyarak daha fazla üretim yapılması, yani kişi başına düşen üretimin artması. Topraklı tarımı bilirsiniz hem daha fazla iş gücü gerektirir hem de daha fazla emek, sermaye ve uğraş gerektirir. Her mevsimde her sebze meyveyi de üretemeyiz.

    Fiyatların ucuzlaması yine üretimle artacak bir şey.
  • 23-12-2020, 03:20:08
    #70
    Fırsatçılıktan bahsedenler olmuş serbest piyasada fırsatçılık uzun sürmez, kar marjı yükselen sektöre daha çok yatırımcı gireceği için kısa süre sonra fiyatlar dengelenir.
    • cagataysahin
    cagataysahin bunu beğendi.
    1 kişi bunu beğendi.
  • 23-12-2020, 03:30:38
    #71
    Hocam zaten Almanya'nın çoğu marketinde (Özellikle Penny-markt) pek çok ürünün fiyatını TL'ye çevirince bile Türkiye'deki marketlerden daha ucuza geliyor. Sadece bazı tropik ve mevsimi olmayan meyveleri pahalı görmüştüm. Anlayacağınız aynı fiyatlar ama biz TL onlar Euro ile kazanıyor.
  • 23-12-2020, 03:34:38
    #72
    cagataysahin adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Evet hocam zarar etmezsin ama şu durumda var.
    1 milyar dolar ithalatı finanse etmek için 1milyar ihracat yaptın ve ihracatın her aşamasında ithal girdi yok diyelim.
    O 1 milyar doları ithal etmek yerine ülkedeki üreticiye harcarsan milli gelire katkısı daha yüksek olur


    Mesela Türkiye'den örnek vereyim. 1 milyar dolar ithalat milli gelirin eksi 1 milyar dolar olmasına neden olur, ama 1 milyar doları türkiyede harcarsan 700 milyar dolarlık milli gelir 705 milyar dolara çıkabilir. Tabi bunun net bir formülü ve bilimsel dayanağı yok sadece etkisinden bahsediyorum. Dediklerinize de katılıyorum.
    Düz mantıkla düşündüğün için basit bir detayı farketmiyorsun.
    Fırsat maliyetini görmezden geliyorsun.
    Düşük katma değerli mal üretmek için harcadığın emek, sermaye ve zaman sonunda ortaya çıkan katma değer yine düşük olur.
    1 milyar liralık her üretimin milli gelire 1 milyar lira katkı yapmaz.

    Yani 1 milyar dolarlık tişört üretmek için kullanacağın emek, sermaye, zaman, kirleteceğin doğanın maliyeti yüksektir, buradan milli gelire gelecek katkı azdır.
    Oysa 1 milyar dolarlık mikroçip ürettiğinde burada kullanılan emek, sermaye, zaman daha azdır ve katma değeri daha yüksektir.

    1 tişört üretmek için 2 ton su kullanılır. Bu tişörtün karşığında edeceğin kar 1 dolar etmez.
    Bu yüzden gelişmiş ülkeler tekstil gibi düşük katma değerli ve doğayı çok kirleten çok kaynak kullanan sektörlere bizim gibi ülkelere terkettiler.
    Onlar nüfuslarını yarı iletken, petrokimya, metalürji gibi yüksek teknoloji isteyen yüksek katma değerli sektörlere yönlendiriyorlar.

    İşgücünüzü, sermayenizi, kaynaklarınızı yüksek katma değerli sektörlere yatırıp düşük katma değerli ürünleri dışarıdan alırsanız zenginleşirsiniz.
    Bu bir şirkette yöneticilik yapan bir kadının, marketten hazır mantı alması, pastaneden hazır poğaça alması gibidir.
    O kadın fazla mesai yaptığında günde 100 lira fazladan kazanırken, fazla mesai yapmayıp eve gelip poğaça yaparsa mantı açarsa pastaneye vereceği paradan 20-30 lira tasarruf ederken kazanacağı 100 liradan olur.
    Ama bu kadın çalışmayan bir ev kadını ise, yani düşük katma değerli bir yaşamı varsa o zaman pastaneye 20 lira vermek yerine evde 10 liraya o poğaçayı yapar.
    Bir ülkenin zenginleşmesinin yolu fazla mesai yapan çalışan kadın sayısını arttırmaktan yani iş gücünü yüksek katma değerli üşlere yönlendirmekten geçer, düşük katma değerli ticari faaliyetler ile ev kadınlarının evde yaptıkları poğaça ile zenginleşemeyiz.
    Yani yüksek katma değer üreterek zenginleşebiliriz, düşük katma değerle zenginleşilmez.

    Peki biz ne yapıyoruz?
    Biz düşük katma değerli hayat süren bir ev kadını olarak gidip bankadan kredi çekip pastaneden poğaça alıyoruz )))
    Türk devletinin yaptığı tam olarak budur. Krediyi ucuz buluna banyoyu yaptıran, mutfak dolaplarını yenileyen ev kadınları gibi köprüler, otoyollar, aksaraylara yatırdık parayı.
    Oysa o kaynaklar betona değil yüksek katma değerli üretim yapabilecek sanayilere yatırılsaydı istihdam ve milli gelir ciddi oranda yükselirdi.