• 18-12-2020, 07:06:33
    #10
    Kesinlikle doğru bir konu bütününe değinmişsiniz, ama eksik. Bizim insanımız çoğunlukla şu konuyu anlamıyor, 2005 yılında elinde tuttuğu 100 TL ile bugün elinde tuttuğu 100 TL tamamen aynı görünse ve sayısal değeri aynı olsa bile aslında aynı şey değil. Bir genel araştırma anketi yapılmıştı ve halkımızın %50 den fazlasının enflasyon nedir sorusuna cevap veremediği ortaya çıkmıştı. Öncelikle enflasyon diye bir şey olduğunu hatırlamak gerekiyor. Maaş artış dönemlerinde ellerinde sayısal olarak daha fazla birim TL geçenler genel olarak çok mutlu oluyor, seviniyor ve kendini karlı zannediyor. Aslında parasının alım gücü %30 düştü ve %10 daha fazla TL aldı diye ohhh %10 arttı benim gelirim diye düşünüyor, enflasyon nedir tam olarak idrak edemeyen insanı kandırmak gerçekten çok kolaydır. 2. olarak kesinlikle döviz kurunun anlaşılmadığını düşünüyorum. Dolar ile maaş almıyoruz belki popüler söylem ile ama gerçekten böyle düşünen insanlar var, evet şaka gibi ama var. Domates alıyor neden pahalı diyor vatandaş, pahalı olmaması gerekiyor derken açıkladığı gerekçeye güler miyiz? ağlar mıyız? siz karar verin. " Domates ülkemizde yetişiyor, ben Antalyalıyım bizim burada yetişen domatesi alıyoruz, dolar ile gelmiyor ki. " arkadaşlar gerçekten bunu söyleyen, bunu mantıklı gören insanlar var bu ülkede.



    Traktör ve biçerdöver tarzı ithal tarım gereçlerinin dolar ile girişini geçtim, mazot fiyatlarını dolar'ın belirlemesini geçtim, hadi işçilik ve sulama giderlerini hiç hesaba katmadan bu domates için ithal gübre, bilmem kaç adet ithal tarım ilacı ve ithal tohum / fide maliyetlerinin dolar üzerinden olduğunu insanlar gerçekten anlamıyor, çiftçi tarlasında yürürken elinde ısırdığı domatesi toprağa fırlatıyor, hiç uğraş gerektirmeden masrafsız şekilde tonlarca ürün alındığını sanıyorlar. Fidelerin sürekli dik uzaması için desteklenmesi ve sürekli ufak ufak budanması konularına bu işin zorluğuna yani işin emek kısmına girmiyorum, tarla / toprak maliyetlerinden bahsetmiyorum ve bu tüm ürünlerde böyle. Yerli tohum / Ata tohumu kalmadı artık, süper lüks yatlardan mazota vergi alınmazken üretim yapan çiftçinin mazot için lüks yat sahiplerinden daha fazla para ödemesi bozuk düzeni işaret etmiyor mu? Hadi onu geçtim, buzdolabı için hem kdv hem ötv ödenirken yani buzdolabı özel tüketim maddesi olarak görülürken ekmek için bile %1 vergi varken pırlanta sanki ekmekten çok daha temel bir ihtiyaçmışcasına %0 vergi olması enteresan değil mi? Şans oyunları % 0 vergiye indirildi, gerçekten ekmekten daha mı büyük ihtiyaçtı milli piyango bileti almak ? Bir fotoğraf konmuş ortaya, her bakan farklı açıdan bakıyor ve farklı yorumluyor.




    Zenginler yedikleri havyardan tutun aldıkları lüks araçlara kadar vergiden düşerken bir asgari ücretli daha maaşının hayalini kurarken içinden vergisi kesilmiş oluyor, hak mı? Hani azdan az çoktan çoktu? Adalet bunun neresinde? Çiftçiliğe geri dönelim. Bilmem kaç dönüm tarlam olacak, bilmem kaç yüz bin liralık traktörüm olacak ve onca maliyetin altına peşin peşin gireceğim ve diyelim kilosunu 2 liraya mal ettiğim patatesi aracılar gelecek benden 2,5 liradan alacak, bu aracılar hale götürecek 3 liraya satacak, hal den pazarcılar 3,5 liraya alacak ve pazarda son tüketiciye bu patates 4 liraya satılacak ve fiyat pahalı bulunacak, ülkemizde üretiliyor patatesin enflasyonu mu olurmuş denecek. Bunun üzerine olaya el atılacak ve Suriye'den ve Mısır'dan 1 liraya patates getirilecek, ithal patates ucuz olduğu için benim masrafı 2 lira olan patatesim elimde kalacak, kimse almayınca çürüyecek veya zararına satacağım, bende 1 liradan vereyim de seneye para eder bir şey ekmeye tohum gübre parası çıksın. Seneye aynı şey olunca tekrar üretir miyim? Mis gibi satarım traktörü tarlayı, koyarım paramı cebime. İşte böyle böyle çiftçi ekmiyor, Trakya büyüklüğünde toprak artık ekilemiyor. (çiftçi değilim)




    Diğer maddelerin eğitim ve kutuplaşmaya sonuna kadar katılıyorum, kendi dilimizde bile okuduğumuzu anlamada sonlardayız. Kutuplaşma ise bizden ve bizden olmayanlar derken liyakat yok oldu, bizim mahalleden olmayan kalp cerrahı kovulup yerine bizim mahalleden pratisyen atandı, tamam bizden ama kim güvenip kalp ameliyatı olacak? Hadi oldu diyelim, sonuçları ne olacak? Alın işte PROF.DR. ünvanlı bir mağara adamı üniversiteler fuhuş yuvasıdır dedi, Hz.Nuh'un cep telefonu vardı diyen kişi DR ünvanlı akademisyen, deve sidiği için diyen ve bazı gazetecilerin cenaze namazını kılmayın diyen kişi akademisyen, ilahiyatçı, araştırmacı, yazar ve şair yani boş insanlar değil bunlar veya en azından bu kadar boş olmamalılar. Örnekler çoğaltılabilir, dünya ileriye giderken biz geriye doğru gidiyoruz. Geriye götürenlere gerici dediğimizde suçlu oluyoruz. Daha ileri götürüp yetkili / yöneticilerin 21. yüzyılda güzel bir türkçe ve anlaşılır bir ingilizce bilmesi şartttır fakat münüt diyenler, nekşfilikş ler, Ğ yazamayanlar var ülkemizde. Eğitim kesinlikle şart. Daha ilkokul 4. sınıfta ingilizce öğrenmeye başlıyoruz, üniversite diploması olan yetkin kişilerin Hz.Nuh oğluna drone ile haber gönderiyordu demesi kadar saçma bir şey olabilir mi? Ve sonunda genlere gelince, akademisyeni deve sidiği tavsiye ederken ve Hz.Nuh'un cep telefonu vardı derken, üniversiteler fuhuş yuvası diyenler ve ben bu ülkenin cahil kesiminin ferasetine güveniyorum diyenler varken bu akademisyenlerin eğittiği gençlikten daha fazlası beklenebilir mi ? Öğretene bak, öğreneni gör maalesef, armut uzağa düşmez.
  • 18-12-2020, 07:07:58
    #11
    En kötüsü de bu durumu görüp çalışma isteğini yitirmek.
  • 18-12-2020, 07:58:24
    #12
    Benim asıl düşündüğüm şimdinin 40 lı 50 li yaşındakiler, bizi doyuran çiftçiler, ustalar, elektrikçiler... Onlar bunlar öldüklerinde onların yerini kim doldurcak? Bir okul modası yaratıldı ve vasıfsız insanlarla dolu bir toplum oluşturuldu sonuç olarak. Ben isterdimki gelecekte bu mesleği yapacak insanlarında okullarda özel olarak yetişmesini. Ama yok, illda herkes okuyup büyük adam olcak, devlet memuru olacak...
  • 18-12-2020, 08:32:13
    #13
    Düzeltiyorum:
    Tespitlerinizin tamamı görüşlerinizden oluşuyor ve bu çok tehlikeli hemde çok.
  • 18-12-2020, 08:35:57
    #14
    Ulan şu yaşlı moruklar yok mu! - Yoldaş gazapizm 😂
  • 18-12-2020, 08:50:21
    #15
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Sorun gercekten genclere ne kadar cok yuklenildiginden cok ,genclere bu denli yuklenmelerin -ailevi ya da toplumsal- (belki bir upgrade ile change etme sansi) sonucunda olusan psikolojik rahatsizliklar mi (elbette bu zamana yayilir) yoksa genclerin bir cikis yolu aramasindan cok cikis yolunu bulmaya calismalari mi? Ve genelde bu secim ikincidir. Genel olarak.

    Bunun sebebi de HIZ. Evet, hiz. Su an yasamis oldugumuz dunyanin icerisinde senin en buyuk dusmanin HIZ. Ve senin en buyuk bagimliligin da HIZ. Cunku buna upgrade edildin. Upgrade edilmek zorundaydin cunku baska bir alternatifin olabilme ihtimali senin cesaretin ile sinirliydi ve sen genelde bosa zar atmamayi tercih ettigin icin piyango bir gun bana vuracak aldanisina kapildin. Bu da seni kucuk yasantin icerisinde buyuk beklentilere sokmaya yelken acti. Buradaki 'sen' i lutfen hic kimse kisisel anlamasin. Benim genel olarak mizacim bu sekilde. Yanlis anlasildiysam ozur dilerim.

    Toplumsal baskilar, ailevi problemler, politik sebepler vs. bu isin bir bakima rivayetleridir, bahaneleridir, siginmalardir. Ancak ve ancak kendini kandirabilecegin bir utopyadir ve bunun sonucu cok iyiye gitmez. Aksine oldugun yerde sayiklamana sebebiyet verir.

    HIZ'a geri donmek gerekir. Cunku asil gercek problem bu. Sadece gencler icin degil, aslinda bu tum dunya icin gecerli.

    Nasil ki eski topraklarin anlattigi gibi... Sevgiliye mektup yazilirdi, guvercinle gonderilirdi, ya da at ile. Guvercinden emin degilim ancak bircok eski topraktan farkli olay orguleri ile 'gercek' at hikayeleri dinledim. Mekanlari cennet olsun. Eski yillarda bir seye ulasabilmek icin ciddi anlamda zaman ve efor harcaman gerekiyordu. Yakin bir sevdigine mektup yazardin mesela, bilmem kac hafta sonra ulasirdi ve bilmem kac hafta sonra cevap gelirdi. Bu isin guzel olan kismi elbette sabir ve beklenti, heyecan, arayis, hissiyat ve aklina gelebilecek olan tum gercek duygulari barindiriyordu. Cunku kesinlikle bir EMEK vardi en basta.

    Ancak bugune geldigimiz zaman... Bugun (eskiden yilda bir tane telefon cikarken, bugun yilda bilmem kac tane bilmem kac megapiksel telefonlarin ya da geriye kalan tum teknolojik aletlerin sozde devrim yarattigi niteliginde cikmasi ve senin gercekten tum bunlarin hepsine nedensiz bir sekilde -cogunlukla- sahip olma istegin) Bilmem kac bin megapiksele ne kadar ihtiyacin var? Fotografci misin? Cevap evetse, onunde saygi ile egilirim.

    Bugun bir kitapcinin yolunu bile tutmuyoruz. Neden? Cunku PDF var. PDF tercihin daha dusuk fiyat olmasi mi? Hayir, degil. PDF tercihinin en buyuk sebebi yine ve yine soyluyorum HIZ.
    Teknolojinin bu kadar gelisimine ve degisimine kendimizi o kadar cok kaptirmisiz ki, bu hiza bir sekilde yetismeye calisiyoruz. Bu hizin bagimlisi olmusuz. Ve evet, bu hiza yetismeye calisirken manevi duygularimizi, hislerimizi, sevmeyi, mutlu olmayi, huzurlu olmayi hep goz ardi ediyoruz. Cunku bu hizi yakalamak zorundayiz. Kac G geldi? 25G mi geldi. Bende de olsun. Olacak! Iste, o kadar. Hatta ve hatta bu hiza o kadar cok bagimli olmus durumdayiz ki, fiziksel olarak ya da vicdani olarak tepki vermemiz gereken yerlerde bile bu isin cozumunu bir twit atarak cozdugumuzu dusunerek kendimizi kandiriyoruz.

    Dostum bu konu oylesine derin ki su an bu kadarini yazmak istedim. Toparlamak gerekirse...
    HIZ senin en buyuk dusmanin. Cem Yilmaz da bunun guzel bir esprisini yapmistir.

    Oncelikle burasinin gelip gecici oldugunu kendine yedirmelisin. Iyice ama. Cunku biliyorsun. Burasi geldi ve gececek. Hedefin neyse, bu hayattan neyi almak istiyorsan yola koyul. Ve kesinlikle HIZ'dan uzak dur. HIZ senin en buyuk tuzagin. Merdivenleri onar onar cikmak yerine teker teker cikmayi ogrenmek zorundasin. SABIRLI olmak zorundasin.

    Bir hobi edinmek zorundasin yoksa burasi ciddi anlamda kaldirilacak bir yapiya sahip degil artik. Piyano, gitar, resim, spor, satranc.. artik aklina ne geliyorsa. Neye egilimin varsa bunun pesinde sabirla yuru ve onu yakala. Kesinlikle acele etme.

    Insanlari sev. Onlara deger ver. Onlara deger verdigini onlara hissettir. Sevgi icin yasa. Sakin kalp kirma. Dusmaninin kalbini bile kirma. Kotu sozden kacin. Kotuden uzak dur. Iyi biri ol. Burasinin gelip gecici oldugunu asla unutma. Bana guvenmek zorunda degilsin ancak bana guvenebilecegin bir sey soylemek istiyorum.

    Sen iyi olursan, tum dunya iyi olur. Bakis acin iyi olur. Sen kotu olursan, karsina dunyanin en guzel insani bile ciksa, onu kotu ya da negatif olarak algilayacaksin. Cunku frekanslarinin yogunlugu neyse, hal ve hareketlerin de buna gore sekil alir.

    Sen iyi bir insan oldugun muddetce arkadasim, inan bana gerisinin hicbir onemi yok.

    Son olarak: iyi insanlar bu dunyada sinanir, kotu insanlarin bu dunyada sinanabilecekleri bir algoritma olmadigi icin, kotulerin isi oteki dunyadadir. Ne demek istedigimi anladin sen.
    Konu aslinda cok uzun ve derin. Ozet gecmek istedim. Ancak buraya kadar okuduysan sana minnettarim.

    Guzel yasa, guzel ol. Guzel insan.
  • 18-12-2020, 09:18:07
    #16
    ClaxMan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam makale için teşekkür ederim. Siteye makale olarak ekleyeceğim .
    Affedersiniz. Tam olarak ne demek istediginizi anlamadim?
  • 18-12-2020, 09:23:25
    #17
    Üyeliği durduruldu
    TKCode adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Affedersiniz. Tam olarak ne demek istediginizi anlamadim?
    Yazdığınız makaleler çok doğru ve yerinde olmuş.
  • 18-12-2020, 09:27:51
    #18
    ClaxMan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yazdığınız makaleler çok doğru ve yerinde olmuş.
    Tesekkur ederim. Bu sizin ne kadar cok dogru ve yerinde bir insan oldugunuzdan dolayi da olabilir. Bakis acisi...
    Fakat ben yine de hangi sitede -hangi amac ile kullanilacagini pek anlayamadim.
    Sanirim bu yazdigimi bir 'makale' olarak siniflandirmak ve sinirlandirmak istedigimi pek soyleyemem. Sadece fikirlerimi beyan etmek istedim.