• 07-12-2020, 23:01:41
    #46

    42.500 TL / 949 TL= 44 Ay çalışarak alabildiğin araba.
    187.300 TL / 2300 TL = 81 Ay çalışarak alabildiğin aynı araba.

    1999'a kadar gitmene gerek yok sadece 5 senede hayat 2 kat pahalandı. Gelmişsin ekmekle yumurtayla ekonomi kıyaslıyorsun ne kafalar var şu dünyada.
  • 07-12-2020, 23:23:21
    #47
    Kilosu 34 liraya olan kıymayı kasap alamıyor.
  • 07-12-2020, 23:47:42
    #48
    siirvehikaye adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    altınla hesap yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum. altın hesabı sadece ülkemizin dinamikleriyle ölçülmüyor. altının onsu şuan 1800 küsürlerde, yarın aşı bulunsa(aşı örnek başka şey de olabilir, mesela 2012 de 1800 dolardı ama sonra 1200 lere indi, tekrar olmaz diye bir şey yok) 1200 lere inse bu hesabınıza göre her şey değişecek, o zaman ekonomimiz bugüne göre çok daha iyi mi olacak?
    Aslında biri bunu söleyecek diye dünyanın rezerv para birimi olan $ ı koymuştum biraz vaktimi ayırabilseydim araba ve ev fiyatlarını koyucaktım ama gerek olduğunu düşünmüyorum. Benim görüşüme göre TL artık dünyaya yenik düştü enflasyon gösterilenden çok yüksek paramızın pul kadar değeri yok. Altınlık bir olay değil söylemek istediğim, daha çok konu sahibine hitaben yazıyorum ama bence çok yanlış düşünüyoır...
  • 08-12-2020, 00:17:31
    #49
    1998 de milli gelirde Türkiye dünya sıralamasında 18. sırada.
    2019 da Türkiye milli gelirde dünyada 19. sırada.
    Yani öyle çağ atlama falan yok. Dünya ekonomisi bilişim çağı ile yükselirken biz de yükselmişiz.
    Hatta yeterince yükselip yerimizi bile koruyamamışız.

    Bizim millet yurt dışı ile karşılaştırma yapamadığı için memleket gelişiyor zannediyor.
    Somali'de de iphone kullananlar var. Somali'de de 4g kullananlar var, bu Somali çağ atladığı için değil.
    Dünya ekonomisi büyüyor, ve bu büyüme içinde her ülkede olanaklar ve servet büyor.
    Asıl önemli olan dünya sıralamasındaki yerimiz, çünkü bir ülkenin gelişip gelişmediğini onu diğer ülkeler ile kıyaslayarak anlayabilirsiniz.

    Bizim memletek 17-20 arasında gidip geliyor 40 senedir.
    Yani ortada bir başarı, bir ekonomik gelişme falan yok. Dünya ekonomileri büyürken bizim payımıza düşenle biz de büyüyoruz.
    2013 te birileri Türkiye 2023 te ilk 10 ekonomi arasına girecek diye hikayeler okuyordu.
    Bugünkü durumda Türkiye ilk 20 den düşme tehlikesi ile karşı karşıya...


    https://youtu.be/TDCE4wnRok8?t=442
  • 08-12-2020, 00:27:47
    #50
    https://eksisozluk.com/entry/7512397...iyat%20listesi

    Burada 1999 fiyatları aşırı detaylı şekilde verilmiş. Burada yazan fiyatlara göre 500 gr makarnadan 1999 yılında 945 adet alınabilirken aynı ürünün 2020 yılı fiyatı 3,20 tl dir ve 726 adet alınabilmektedir. Ayrıca 300gr somun ekmekten 1337 adet alınabiliyormuş, 2020 yılında ise yan sokağımda bulunan fırın ve karşı cadde üzerinde bulunan fırın dahil olmak üzere sadece 200gr ekmek 2 liradır ve günümüz asgari ücreti ile 1162 adet alınabilmektedir, gramaja tekrar dikkat çekelim. 1999 da 70lik yeni rakıdan 50,5 adet alabilirken, 2020 yılında bu sayı 15,3 ' e gerilemiş durumda. Kokusunu bile hatırlamayanlar olabilir, artık aşırı lüks bir şey kendileri. Ayrıca arkadaş nasıl hesaplamış bilemiyorum ama 1999 yılında yumurtanın tanesi 20 bin liraymış yani 1000 asgari ücreti ile 4,680 adet alınabilmekteymiş, şimdi ise bilinmedik bir markanın m boyunu 80 kuruşa gördüm en düşük, 2020 yılında en dip fiyattan yumurta almaya kalksanız 2905 adet alabiliyorsunuz. En enteresanına geleyim mi? 1999 yılında 748,8 paket kısa maltepe alınabilirken 2020 şartlarında sadece 166 paket kısa maltepe alabiliyor. İnsanların son yıllarda çatır çatır alkolü ve sigarayı bırakmalarına hiç şaşırmıyorum. Bende 1,5 yıl önce sigarayı sağlık için bırakmıştım, alkol zaten son 10 yılda 2-3 kere anca içmişimdir.

    Şöyle bir deyim vardır bilmem duyanınız var mı? " Eskiden hane içinde 1 kişi çalışır 4 kişilik aileye bakardı, şimdi 4 kişi çalışıp 1 haneye bakamıyor. " Eskiden köprü ve yol ücretleri pek yoktu, 2 tane köprü vardı ve fiyatları çok makul idi. Doğalgaz ile o yıllar yeni yeni tanışmaya başlıyorduk, 600-700 liralara varan bir doğalgaz faturasından habersizdik ve o yüzden güzelce geçinilebiliyordu, asgari ücret ile çalışan sayısı çok çok az olmasına rağmen. Binlerce liralık akıllı telefonlar ve faturalarından habersizdik, elektronik ürün masrafları pek olmazdı. İnternet olmadığı için haliyle internetin faturası da olmazdı. Netflix henüz vitamindi, o tip masraflarımız da yoktu. Akaryakıt fiyatlarını kıyaslamak çok yanlış olur o yıllar ile 2020 için çünkü daha birkaç sene önce 120 dolar civarlarında iken şimdilerde 40 dolar civarlarında geziyor 1 varil brent petrol ve rahip krizi sonrası vergisinden bir miktar düşürüldü, dünya çapında fiyatlar 3te1e kadar düştü haliyle 120lerden 40lara inince, sağlıklı bir kıyas olmaz. Dolar kurunun 0,43 tl ve tam altının 23,6 tl olduğu yıllar ile günümüz, elma ile armut gibi.
  • 08-12-2020, 00:36:26
    #51
    Eskiye göre harcama kalemleri arttı pc telefon yaygın değildi, bildiğim kadarıyla eskiden asgari ücretli çalışan sayısı şimdiki kadar değildi.

    En önemlisi o zamanlar bizim ayarımızdaki ülkeler neredeydi şimdi nerede? sabit kalacak halimiz yok teknoloji sürekli gelişiyor, şuan olmamız gereken yerin çok gerisindeyiz.
  • 08-12-2020, 00:46:15
    #52
    BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Elinden geldiğince objektif yazmamışsın, bildiğin şimdi çok daha iyiyiz diye taraf tutmaya çalışmışsın, tarafsızlığına asla ihtimal dahi vermem. Ekonomiyi böyle hesaplamak kadar saçma sapan bir şey olamaz. 2001 yılında asgari ücret denen şey ile 11,6 adet çeyrek altın alınabiliyordu, şimdi ise 3,05 adet alınabiliyor. Gerçekten aklım almıyor, o zaman ne kredi çekmek gibi bir huy var insanlarda, ne kredi kartı denen plastik para ödeme aracı. Kısacası doğru düzgün kimsenin kimseye borcu yok, şimdi ise yeni para ile birkaç trilyon tl borçları var insanların, eskiden oovvv icra mıııı diye şaşırır hatta ayıplardı insanlar birbirlerini, şimdi nüfusumuzdan fazla icralık dosya var, ülkemize sıradan bir gün ve zibilyon tane icra. O zamanlar dış borcumuz şimdiki gibi şişik değildi, 103 milyar dolar civarı dış borç vardı ve kur 0,32 tl civarlarında idi, şimdi en hafiflemiş haliyle kur 7,84 tl ve dış borç yükümüz 550 milyar dolar civarında, kaç kat fark etmiş onuda bir hesaplasana sana zahmet, ayrıca özelleştirmeleri ve hazine garantilerini eklersen çok makbule geçer, malum o yıllarda çoğu şey yerli ve milli idi. 1994-2001 ve birkaç yıl içinde sayısız buhran yaşandı hem ülkemiz özelinde hem küresel olarak, 1999 depremi gerçeği vardı öyle 5 şidddetinde sallanıp 2 binada çatlak olduğunda vay efendim 1999 depreminde yönetilemedi bakın hiçbir sıkıntı yaşamadan atlattik diyenlere bakmayın. Kemal Derviş geldi ve para politikalarında iyileştirmeler yaptı, radikal kararlar alındı ve uzun vadeye yayılan borçlar, reformlar ve çeşitli imf ve diğer hamleler ile dipten dönme sinyalleri vardı, daha sonra erken seçimle gelen yeni hükümet bu politikalara aynen devam etti ve meyveleri toplandı. Bir futbol takımını 30 hafta çalıştıran teknik direktör 30 galibiyet alır ve kovulur, arkasından gelen teknik direktör 4 maça çıkar hepsini kaybeder ve takım şampiyon olur, başarı aslında kimindir?



    Araştırmadan etmeden 2-3 sayı yazarak alın ekonominin gerçekliği budur demek olmaz, 2008 küresel krizinde fed sınırsız para bastı mortgage krizinde, bizde gelişmekte olan ülkeler arasında 2004 ve sonrasında avrupa birliğine göz kırptığımız için parlıyorduk, deli dehşet ül vahşet para girdi ülkemize, hemde o yıllarda faizi falan geç yani deli gibi cillop kağıt paralar salınmış piyasaya, ülkeler onca para ile ne yapacağını şaşırmış ve sıfır milyonda bilmem kaç gibi minik faizler ile saçılıyor paralar ortalığa, efsane yatırımlar aldık, deli sermaye çektik o yıllar. Ama ne oldu biliyor musun güzel kardeşim ? Ülkemiz maalesef hiç sonu gelmeyecekmiş gibi gelen paraları değerlendiremedi, soğanı çiftçi 1 liraya mal etti, paramızda değer kazanmıştı ve küresel olarak itibar gördüğü için o sıralar değerliydi, şimdiki gibi kağıt parçası değildi. 1 liraya üretilen soğan yerine 25 kuruşa dışarıdan ithal edildi, çiftçi tekrar üretmedi. Şeker üretim maliyeti diyelim devlet fabrikalarında 2 lira, ee dıarıdan ithal et 1 lira. Dolayısı ile şeker fabrikalarına gerek kalmadı gibi düşünebilirsiniz, ithalat aşırı karlı bir hale dönüştü, çin o sırada bizim yaptığımızın tam tersini yaparak yani değerli tl diye ısrar ettiğimizde çin değersiz yuan diğerek parasının değerini düşürdü, küresel olarak çin den ithalat yapmak üretmekten çok daha avantajlı hale geldi. Bizim gibi saf ülkeler üretimi bırakıp Çin'e yöneldi, ben ucuz mal alacak kadar zengin değilim diyen Almanya gibi ülkeler pahalıya gelse bile üretmeyi tercih etti ve şimdi hem Almanya nerede, hem Çin nerede, biz neredeyiz sanıyorum ortada. Dışarıdan gelen devasa yatırımı betona gömdük, hiç bitmeyecekmiş veya hep arkası gelecekmiş gibi saçtık savurduk, yap-işlet-devret modelini cebimizden para çıkmıyor olarak yorumladık, ondan daha kötüsü milyonları inandırdık. Amerika bu krizin üstesinden geldikten sonra para politikaları değişti ve yanılmıyorsam en son 1 trilyon dolar banknot yaktılar, imha ettiler, tedavülden kaldırdılar, piyasadan topladılar / çektiler ve kullanılamaz hale getirdiler. Daha ne kadar açık yazılabilir bilmiyorum, tatlı tatlı yedik ama krizin arkasından o paraların geri toplanacağını düşünemedik, ekonomimizin kötüye gitmesi, avrupa birliğinden uzaklaşmamız, eğitim / adalet ve basın özgürlüğü konusunda geriye gitmemiz, darbe teşebbüsleri, artan baskılar, bölgesel krizler ve coğrafyamızın karışık oluşu,



    Rusya ve Amerika ile politik krizler, rahip krizi, Suriye ile restleşmemiz ve kendi halkımıza 14 gün evinizden çıkmayın ben size bakarım diyecek parayı bulamazken mültecilere yok canımızla 50 milyar dolar harcamamız, gelen mültecilerin hem kira fiyatlarını arttırması, ucuza çalışıp istihdamda yer almaları sonrası işsiz kalan milyonlar, gıda ve ürün talepleri nedeniyle arz / talep yüzünden artan fiyatlar ve çarpan etkisi ile bize maliyetleri çok büyük oldu, tahminimce 150 milyar dolar kadar büyük. Bu kişi başı 1,700 dolar dan çok daha büyük bir para ediyor ülkemizin nüfusuna bölünce. Baklava çalan çocuklar müebbet yer ama her vatandaşın cebinden 1,700 dolar eksilince kimselerin sesi çıkmaz ya hani, ekonomimiz böyle böyle bozuldu. Para güvenli limanı sever, hassas narin bir yapıdadır. Kavga gürültü varsa oradan kaçar, adalet zayıf ise ve birilerinin mallarına ben yaptım oldu diye el konulursa elin Fransız yatırımcısı düşünür, ben bu 20 milyar dolarımı buraya getireceğim ama ya çökerlerse? diye geçirir içinden. Özgürlüklerin olmadığı bir ülkede elin Rus yatırımcısı düşünür, aaa ben içki sektöründeyim reklam yapamayacak mıyım, benim ürünüm akşam 10 dan sonra satılmayacak mı? Nerede bu özgürlük der almaz. Sanat için bile bu böyledir, heykellere büstlere düşmanlık varsa heykeltraş o ülkede sanatını icra edemez, resimlere put gözüyle bakılırsa ressamlar orada barınamaz.



    Neyse, konuya geri dönelim. Norveç adında bir ülke var, bu ülkede herkes refah içerisinde yaşıyor ama yetmiyor, " 1,16 trilyon dolar " değerinde bir varlık fonları var, her vatandaş bu fonda eşit haklara sahip ve bu ülkenin nüfusu sadece 5,4 milyon kadar. Annesinin karnından doğan her Norveçli 216 bin dolar değerinde bir servet ile gözlerini dünyaya açıyor, yıllık 82 bin dolar ortalama kazançları olduğunu da ekleyeyim. Ben kendi ülkemin de böyle olmasını istiyorum, rahat yaşayalım istiyorum, gelişelim büyüyelim istiyorum. Biz 1 adet PS5 almak için 4 ay çalışıyoruz, bizim 1 adet aldığımız sürede bir Alman vatandaşı tam 16 adet PS5 alabiliyor, biz 51 kilo et alırken bir Alman 580 kilo et alabiliyor asgari ücret ile, hemde ülke ortalamasının %1'den daha azı asgari ücret ile çalışırken, bizim gibi 3 kişiden biri değil. 1999 demiştin değil mi, o yıllar asgari ücret ile çalışan yoktu doğru düzgün. Ayrıca ben asgari kelimesini en düşük olarak biliyorum. Eee o zaman günlük 39 lira verilenler en düşük yani asgari ücretlidir bence. 1,500 lira yapılan en düşük emekli maaşı, asgari işte budur. Kısacası dünyanın hiçbir ülkesinde asgari bu dendiğinde o söylenen ücretten daha az geliri olan birilerini göremezsiniz, bizde öyle değil. Ben günlerce hiç susmadan konuşurum ama dinleyen kim, boşver gitsin. Makarna 2 liraya hesaplamışsın bu çok düşük zaten ama abi makarna yahu, hesaplamalarımız bile fakir ve eleştirdiğimiz bir ürün üzerine. İtalya hariç bizden fazla makarna tüketen kaç ülke var merak ediyorum.



    Uzun lafın kısası 2 sayı yazarak ekonominin gerçeklerine hakim olamazsın, bak merkez bankasında rezerv -54 milyar dolar, bunu dış borç olarak yazmadım ama orası da borç içerisinde. 2001 krizi merkez bankasında -1 milyar dolar var diye çıktı biliyor musun? 1999 yılı diyorsun, o yıl depremde " 17.480 ölüm, 285.211 ev, 42.902 iş yeri hasar gördü. " 21 sene öncesinin şartları ile düşünün bunu. G20 içerisinde düşüyoruz, kişi başı gelirde düşüyoruz, adalette düşüyoruz, ülkelere göre medya özgürlüğü liginde düşüyoruz, şaka maka Avrupa uluslar liginden bile küme düştük, fitch, s&p, moody's hepsi yatırım yapılabilir seviyenin 5 kademe altına kadar notumuzu düşürdü, 2001 ve öncesinde bile böyle kötü bir derece görmemiştik, tarihimiz boyunca Uganda ve Gana gibi ülkelerle bir tutulmamıştık. Neredeeeeeeen nereyeeee diye 1999-2020 kıyaslaması yaparken bari onu doğru yapalım.
    Hocam altın karşılaştırmanızdan sonra yazınızı okumayı kestim Altının 20 yıllık fiyatına dolar bazında bakabilir misiniz ? Örneğin 2000 yılında gramı 8.65 - 9 dolar arası altının gramı.Asgari ücret o zaman 140 dolara eşit geliyor. (açıp googledan baktım) O 140 dolarla gramı 10 dolar olan altından 14 gr alıyorsunuz eyv ama altının dolar bazında fiyatı düşük olduğu için o öyle. Yani o olay daha çok arz talepden dolayı yaşanan bir durum çünkü şimdi gramı 60 dolar filan.... Kalkıp da ya ben mart ayında maaşımla 0.2 BTC alıyordum şimdi 0.02 BTC alıyorum demek dünyanın en aptalca savı olurdu. Bu arada ben de ekonomimizin kötü olduğunun farkındayım ama doğru şeylerle kıyaslamak gerek
  • 08-12-2020, 00:50:39
    #53
    Uzunca yazan arkadaş çok güzel anlatmış olayı eklemek istediğim tek şey kötünün örneği olmaz.
  • 08-12-2020, 00:59:02
    #54
    nsjedi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam altın karşılaştırmanızdan sonra yazınızı okumayı kestim Altının 20 yıllık fiyatına dolar bazında bakabilir misiniz ? Örneğin 2000 yılında gramı 8.65 - 9 dolar arası altının gramı.Asgari ücret o zaman 140 dolara eşit geliyor. (açıp googledan baktım) O 140 dolarla gramı 10 dolar olan altından 14 gr alıyorsunuz eyv ama altının dolar bazında fiyatı düşük olduğu için o öyle. Yani o olay daha çok arz talepden dolayı yaşanan bir durum çünkü şimdi gramı 60 dolar filan.... Kalkıp da ya ben mart ayında maaşımla 0.2 BTC alıyordum şimdi 0.02 BTC alıyorum demek dünyanın en aptalca savı olurdu. Bu arada ben de ekonomimizin kötü olduğunun farkındayım ama doğru şeylerle kıyaslamak gerek
    Altın kıyasını daha ilk cümlede yapmıştım, demek hiç okumamışsınız. Okumanız bana bir şey kazandırmazdı zaten niye bunu söyleme gereği duydunuz anlamadım gerçekten. Defalarca okudum ama itiraz ettiğiniz noktayı bulamadım, altının gram / ons fiyatı ve dolar'ın o yıllarda hangi fiyattan işlem gördüğüne bende baktım yani dediğiniz sayılardan aşağı yukarı haberdarım ama itirazınız hangi noktada acaba? O zamanlar 278 dolar civarı olan 1 ons altın şimdilerde 1862 dolar oldu hatta, yerinde kalsa yatırım yapılan bir emtia olmaktan çıkardı zaten tabii ki yükselecek, değer kazanacak, yatırımcısını sevindirecek. Çok emin olmamakla birlikte altın arttığı için gibi bir anlam çıkardım doğru mu? BTC yarım saatlik zaman diliminde bile %1 gibi keskin bir dalgalanma yapabiliyor, o örneği yanlış buldum. Altın tüm dünya için ana kıyas aracıdır, dolar ise ülkeden ülkeye değişir. Kıyasladığımız ülkenin para birimi dolar karşısında değerlenebilir, sabit kalabilir veya aşırı düşüş yaşayabilir ama ons altının fiyatlandığı tek şey dolar'dır. Daha net yazarsanız hiç üşenmem zaman ayırır cevap veririm, okumasanız bile mühim değil.