• 08-12-2020, 01:05:04
    #55
    BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Altın kıyasını daha ilk cümlede yapmıştım, demek hiç okumamışsınız. Okumanız bana bir şey kazandırmazdı zaten niye bunu söyleme gereği duydunuz anlamadım gerçekten. Defalarca okudum ama itiraz ettiğiniz noktayı bulamadım, altının gram / ons fiyatı ve dolar'ın o yıllarda hangi fiyattan işlem gördüğüne bende baktım yani dediğiniz sayılardan aşağı yukarı haberdarım ama itirazınız hangi noktada acaba? O zamanlar 278 dolar civarı olan 1 ons altın şimdilerde 1862 dolar oldu hatta, yerinde kalsa yatırım yapılan bir emtia olmaktan çıkardı zaten tabii ki yükselecek, değer kazanacak, yatırımcısını sevindirecek. Çok emin olmamakla birlikte altın arttığı için gibi bir anlam çıkardım doğru mu? BTC yarım saatlik zaman diliminde bile %1 gibi keskin bir dalgalanma yapabiliyor, o örneği yanlış buldum. Altın tüm dünya için ana kıyas aracıdır, dolar ise ülkeden ülkeye değişir. Kıyasladığımız ülkenin para birimi dolar karşısında değerlenebilir, sabit kalabilir veya aşırı düşüş yaşayabilir ama ons altının fiyatlandığı tek şey dolar'dır. Daha net yazarsanız hiç üşenmem zaman ayırır cevap veririm, okumasanız bile mühim değil.
    Bunu okudum hocam Mantığınızı yanlış bulduğum için böyle bir tepki verdim. Gram bazında bakarsanız kafanız da karışmamış olur. Bir amerikalı vatandaş 2000 yılında asgari ücretiyle kaç gram altın alabiliyordu? Şimdi kaç gram altın alabiliyor ? Ben hesapladım siz de hesaplayın Altına göre hesaplayacak olsaydık amerikalılar şimdiye bitmiş kül olmuş olurdu alım gücü konusunda. İnsanların temel ihtiyaçlara kavuşup kavuşamaması üzerinden değerlendirmemiz gerek bence...Bu arada mercedes de ev de yeme içme de her şey temel ihtiyaca girer. Maalesef kötü durumdayız ama doğru şeylerle kıyaslamak gerek. Bitcoini de ben tıpkı altın gibi yatırım aracı olarak gördüğüm için örnek verdim.
  • 08-12-2020, 01:30:49
    #56
    nsjedi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bunu okudum hocam Mantığınızı yanlış bulduğum için böyle bir tepki verdim. Gram bazında bakarsanız kafanız da karışmamış olur. Bir amerikalı vatandaş 2000 yılında asgari ücretiyle kaç gram altın alabiliyordu? Şimdi kaç gram altın alabiliyor ? Ben hesapladım siz de hesaplayın Altına göre hesaplayacak olsaydık amerikalılar şimdiye bitmiş kül olmuş olurdu alım gücü konusunda. İnsanların temel ihtiyaçlara kavuşup kavuşamaması üzerinden değerlendirmemiz gerek bence...Bu arada mercedes de ev de yeme içme de her şey temel ihtiyaca girer. Maalesef kötü durumdayız ama doğru şeylerle kıyaslamak gerek. Bitcoini de ben tıpkı altın gibi yatırım aracı olarak gördüğüm için örnek verdim.
    Şu konuda hak verebilirim, 1999-2020 arası 21 yıllık süre içerisinde asgari ücret tam 24,8 kat artmış, altının ons'u ise sadece 6,7 kat artmış. Maaşları makarna üzerinden kıyaslayacak halimiz yok (makarna birimi olarak demek istiyorum, alım gücü farklı) , tüm dünya genel olarak altın ve dolar'a kıyasla hesaplama yapar. Diğer kısmı ise altının bir enflasyonu yoktur, fiyatını arz / talep belirler. Amerika'nın ise yıllık %2 gibi bir enflasyonu vardır ve bu miktara yakın şekilde ücretlerine zam alırlar fakat asla bizim gibi 21 yılda neredeyse maaşları 25 katına çıkmaz, alkım güçleri kolay kolay düşmez. Altın ve dolar bu yüzden biraz alakasızdır ve aralarındaki tek alaka altın emtiasının ederi dolar üzerinden fiyatlandığı içindir, bu coinler veya gümüş, paladyum, platin, brent petrol gibi diğer emtialar içinde geçerlidir. Libor ve sdr gibi farklı araçlara da dolar etki etmekte ama genel olarak altın fiyatı şu kadar yükselmiş ama Amerikalıların maaşları o oranda yükselmemiş diyemezsiniz. O zaman Japonya ölsün, onlarda enflasyon değil deflasyon var hemde az değil.


    Bugün 100 yen olan X ürünü seneye 99,6 yen fiyattan alabilirsiniz. Bankaya para koyuyorsunuz 3-5 sene sonra çekmeye gittiğinizde yatırdığınızdan daha az para geçiyor elinize, altın ons olarak japonlar içinde değerlenmedi mi şimdi? Temel ihtiyaçlar üzerinden ve mevcut TL'nin alım gücü olarak kıyaslanması gerektiğini bende söylüyorum zaten, bak 93 lira maaş alıyormuşuz şimdi 2,324 lira olmuş vaaauv demiyorum, o zaman ile bu zamanın hayat standartlarını kıyaslamamız gerekiyor ama sayılar yanlış, 3-5 mesaj üste bakarsanız kısa maltepe fiyatına kadar kıyasladığım bir mesaj mevcut, sayıların yanlış olduğunu, nüfus, istihdam, internet / cep telefonu / doğalgaz gibi faturaların olmayışı vs. gibi sebepler yüzünden sağlıklı bir kıyaslama olamayacağından bahsediyorum. Okumaya tenezzül etmediğiniz mesajımda zaten ülkenin genel dış borcu, varlıkları ve mini bir ekonomik durum analizi vardı, altın ve dolar olayına pek girmediğim.


    Ülkemiz mevcut şartlarda cari açık vermeden büyüyemez fakat bu açık günden güne korkunç boyutlara çıktı, ithalat yapmak için dolar veya genel kabul gören döviz gerekiyor, bu ülkemizin yabancı paraları talep etmesi demek. Bu oranda bir döviz arz ediliyor mu yani ülkenin ihraç ettiği ürünler, turizm gelirleri ve dış yatırım olarak bu talep edilen döviz miktarı kadar ülkeye arz olunmuş mu? Hayır. O halde dolar sürekli yükselmeye mahkumdur diyebilir miyiz? Diyebiliriz. Bu işin arz / talep boyutu, çok daha farklı boyutlar var. Daha önce yine forumda para basma olayına değinmiştim, ülkemizde 4 elma var ve piyasada gezen 200 banknot var (tamamı halkın elinde diyelim), o halde 1 elma 50 banknottur. Elma sayısı yani üretim miktarı aynı kaldı fakat banknot sayısını ikiye katladık ve artık 400 banknotumuz var (200 banknot hala halkta, 200 banknotta devlet karşılıksız üretti), bu hesaba göre elma artmadığı için %100'lük bir enflasyon gerçekleşir ve artık o 4 elmayı anca 400 banknot vererek alabilirsiniz, 1 elma oldu mu sana 100 banknot.


    Eeee, halkta 200 banknot = 2 elma var, eskiden 4 elmanın tamamı halkındı, şimdi ülke karşılıksız para bastı ve karşılıksız olarak halkın 4 elmasının 2 elmasını aldı, bu para ile memur maaşlarını ödedi, iç borçları ödedi, bankaları fonladı, kamu harcamalarını gerçekleştirdi, emeklilere maaşları ödendi ve bir şekilde tüketildi, olan kime oldu? HALK elindeki elmaların yarısını üstelik hiçbir şey değişmediği halde, parası hala aynı miktarda cebinde olduğu halde kaybetti, parası aynen sayısal olarak duruyor ama alım gücü yarı yarıya düştü. Gelişmiş ülkeler vatandaşlarının bugün maaşları ile 5 birim alabildiği bir üründen yarın 6 birim alabilecekleri şekilde halkın refahını düşürür, alım güçleri bir şekilde sabit tutulur, bunu yapmak için enflasyonu %100 gerçek olacak şekilde hesaplarlar ve enflasyon oranı + % birkaç puan refah farkı şeklinde zam verilir. Büyüme konusuna hiç girmeyeyim, işin içinden çıkamayız. Kısacası altın / dolar ve genel anlamı ile alım gücünün sarsılamaz bir bağlantısı olmadığını biliyorum, bir Japon 20 yıl önce alabildiği altından çok daha azını alıyordur ama alım gücü düşmüyordur, parası değerlidir temel ihtiyaçlar üzerinden alım gücü olarak zararı yoktur. Fakat Japonya'da alışanlar maaşlarına kolay kolay zam almazlar, enflasyon nedir bilmezler ve güncel olarak %0,4 deflasyon var dediğim gibi. Bizim asgari ücretimiz 25 kat artmış ama Japonlar yerinde mi saymış oluyor sizin hesabınıza göre?
  • 08-12-2020, 04:11:30
    #57
    Herkes o zaman şu kadar alınırken şimdi bu kadar geyiği yapıyoruz. kimse vatandaşın cebinden çıkan paralar kimin cebine giriyor konusunu tartışmamız gerekir, çünkü konunun tam ortası burası, birde asgari ücretliden vergi olayının tamamen kaldırılması gerekir ama bu çok zor, çünkü vergi veren firmaların %99 vergi kaçırıyor, devlet vergiyi doğrudan alamayınca çalışan işçi ve vatandaştan çıkartıyor, tepeden tırnağa vergi sisteminin değişmesi gerek, burnumuzun dibinde adamlar sudan ucuza benzin alırken bir 5-6 katına kullanıyoruz? Eğer herkes vergisini düzgünce ödese herkes fahiş fiyatan benzini kimse almaz,
    Kısaca devlet iş adamlarının kazancından vergi alamıyor naylon fatura düzenleyip karı zarar gösteriyorlar, düşünün koskoca aydın doğan holding kaç kere vergi borcunu ödemediği için af çıkarttılar, adamlar kazanıyor vergi ödemiyor, devlet hertürlü alır, olan alt gelir grubunda olanlara olur
  • 08-12-2020, 04:16:55
    #58
    1999 Yılında henüz 17 yaşındaydım, Kadıköy'de okul sonrası yarı zamanlı çalıştığım elektronik dükkanında aylık 200.000.000 TL alıyordum.
    Hafta içi okul sonrası , hafta sonu ise sadece Cumartesi tam gün çalışıyordum.
    Kasaya bakan Oya abla 400.000.000 TL alıyordu, satışta olan Tarkan abi 300.000.000 TL.
    Ben sadece getir götür işlerini yapıyordum, bildiğin çıraklık .... şimdi böyle bir işte çalıştığınızda alacağınız en iyi maaş günlük 60 - 80 TL arası.
  • 08-12-2020, 07:58:57
    #59
    2016 yılından sonra hep bir geriye gitme var 1999 2000 ikibinbilmem kaç anlamam ben bugune bakıcaksın alım gücü kalmadı.
  • 08-12-2020, 08:29:26
    #60
    BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Elinden geldiğince objektif yazmamışsın, bildiğin şimdi çok daha iyiyiz diye taraf tutmaya çalışmışsın, tarafsızlığına asla ihtimal dahi vermem. Ekonomiyi böyle hesaplamak kadar saçma sapan bir şey olamaz. 2001 yılında asgari ücret denen şey ile 11,6 adet çeyrek altın alınabiliyordu, şimdi ise 3,05 adet alınabiliyor. Gerçekten aklım almıyor, o zaman ne kredi çekmek gibi bir huy var insanlarda, ne kredi kartı denen plastik para ödeme aracı. Kısacası doğru düzgün kimsenin kimseye borcu yok, şimdi ise yeni para ile birkaç trilyon tl borçları var insanların, eskiden oovvv icra mıııı diye şaşırır hatta ayıplardı insanlar birbirlerini, şimdi nüfusumuzdan fazla icralık dosya var, ülkemize sıradan bir gün ve zibilyon tane icra. O zamanlar dış borcumuz şimdiki gibi şişik değildi, 103 milyar dolar civarı dış borç vardı ve kur 0,32 tl civarlarında idi, şimdi en hafiflemiş haliyle kur 7,84 tl ve dış borç yükümüz 550 milyar dolar civarında, kaç kat fark etmiş onuda bir hesaplasana sana zahmet, ayrıca özelleştirmeleri ve hazine garantilerini eklersen çok makbule geçer, malum o yıllarda çoğu şey yerli ve milli idi. 1994-2001 ve birkaç yıl içinde sayısız buhran yaşandı hem ülkemiz özelinde hem küresel olarak, 1999 depremi gerçeği vardı öyle 5 şidddetinde sallanıp 2 binada çatlak olduğunda vay efendim 1999 depreminde yönetilemedi bakın hiçbir sıkıntı yaşamadan atlattik diyenlere bakmayın. Kemal Derviş geldi ve para politikalarında iyileştirmeler yaptı, radikal kararlar alındı ve uzun vadeye yayılan borçlar, reformlar ve çeşitli imf ve diğer hamleler ile dipten dönme sinyalleri vardı, daha sonra erken seçimle gelen yeni hükümet bu politikalara aynen devam etti ve meyveleri toplandı. Bir futbol takımını 30 hafta çalıştıran teknik direktör 30 galibiyet alır ve kovulur, arkasından gelen teknik direktör 4 maça çıkar hepsini kaybeder ve takım şampiyon olur, başarı aslında kimindir?



    Araştırmadan etmeden 2-3 sayı yazarak alın ekonominin gerçekliği budur demek olmaz, 2008 küresel krizinde fed sınırsız para bastı mortgage krizinde, bizde gelişmekte olan ülkeler arasında 2004 ve sonrasında avrupa birliğine göz kırptığımız için parlıyorduk, deli dehşet ül vahşet para girdi ülkemize, hemde o yıllarda faizi falan geç yani deli gibi cillop kağıt paralar salınmış piyasaya, ülkeler onca para ile ne yapacağını şaşırmış ve sıfır milyonda bilmem kaç gibi minik faizler ile saçılıyor paralar ortalığa, efsane yatırımlar aldık, deli sermaye çektik o yıllar. Ama ne oldu biliyor musun güzel kardeşim ? Ülkemiz maalesef hiç sonu gelmeyecekmiş gibi gelen paraları değerlendiremedi, soğanı çiftçi 1 liraya mal etti, paramızda değer kazanmıştı ve küresel olarak itibar gördüğü için o sıralar değerliydi, şimdiki gibi kağıt parçası değildi. 1 liraya üretilen soğan yerine 25 kuruşa dışarıdan ithal edildi, çiftçi tekrar üretmedi. Şeker üretim maliyeti diyelim devlet fabrikalarında 2 lira, ee dıarıdan ithal et 1 lira. Dolayısı ile şeker fabrikalarına gerek kalmadı gibi düşünebilirsiniz, ithalat aşırı karlı bir hale dönüştü, çin o sırada bizim yaptığımızın tam tersini yaparak yani değerli tl diye ısrar ettiğimizde çin değersiz yuan diğerek parasının değerini düşürdü, küresel olarak çin den ithalat yapmak üretmekten çok daha avantajlı hale geldi. Bizim gibi saf ülkeler üretimi bırakıp Çin'e yöneldi, ben ucuz mal alacak kadar zengin değilim diyen Almanya gibi ülkeler pahalıya gelse bile üretmeyi tercih etti ve şimdi hem Almanya nerede, hem Çin nerede, biz neredeyiz sanıyorum ortada. Dışarıdan gelen devasa yatırımı betona gömdük, hiç bitmeyecekmiş veya hep arkası gelecekmiş gibi saçtık savurduk, yap-işlet-devret modelini cebimizden para çıkmıyor olarak yorumladık, ondan daha kötüsü milyonları inandırdık. Amerika bu krizin üstesinden geldikten sonra para politikaları değişti ve yanılmıyorsam en son 1 trilyon dolar banknot yaktılar, imha ettiler, tedavülden kaldırdılar, piyasadan topladılar / çektiler ve kullanılamaz hale getirdiler. Daha ne kadar açık yazılabilir bilmiyorum, tatlı tatlı yedik ama krizin arkasından o paraların geri toplanacağını düşünemedik, ekonomimizin kötüye gitmesi, avrupa birliğinden uzaklaşmamız, eğitim / adalet ve basın özgürlüğü konusunda geriye gitmemiz, darbe teşebbüsleri, artan baskılar, bölgesel krizler ve coğrafyamızın karışık oluşu,



    Rusya ve Amerika ile politik krizler, rahip krizi, Suriye ile restleşmemiz ve kendi halkımıza 14 gün evinizden çıkmayın ben size bakarım diyecek parayı bulamazken mültecilere yok canımızla 50 milyar dolar harcamamız, gelen mültecilerin hem kira fiyatlarını arttırması, ucuza çalışıp istihdamda yer almaları sonrası işsiz kalan milyonlar, gıda ve ürün talepleri nedeniyle arz / talep yüzünden artan fiyatlar ve çarpan etkisi ile bize maliyetleri çok büyük oldu, tahminimce 150 milyar dolar kadar büyük. Bu kişi başı 1,700 dolar dan çok daha büyük bir para ediyor ülkemizin nüfusuna bölünce. Baklava çalan çocuklar müebbet yer ama her vatandaşın cebinden 1,700 dolar eksilince kimselerin sesi çıkmaz ya hani, ekonomimiz böyle böyle bozuldu. Para güvenli limanı sever, hassas narin bir yapıdadır. Kavga gürültü varsa oradan kaçar, adalet zayıf ise ve birilerinin mallarına ben yaptım oldu diye el konulursa elin Fransız yatırımcısı düşünür, ben bu 20 milyar dolarımı buraya getireceğim ama ya çökerlerse? diye geçirir içinden. Özgürlüklerin olmadığı bir ülkede elin Rus yatırımcısı düşünür, aaa ben içki sektöründeyim reklam yapamayacak mıyım, benim ürünüm akşam 10 dan sonra satılmayacak mı? Nerede bu özgürlük der almaz. Sanat için bile bu böyledir, heykellere büstlere düşmanlık varsa heykeltraş o ülkede sanatını icra edemez, resimlere put gözüyle bakılırsa ressamlar orada barınamaz.



    Neyse, konuya geri dönelim. Norveç adında bir ülke var, bu ülkede herkes refah içerisinde yaşıyor ama yetmiyor, " 1,16 trilyon dolar " değerinde bir varlık fonları var, her vatandaş bu fonda eşit haklara sahip ve bu ülkenin nüfusu sadece 5,4 milyon kadar. Annesinin karnından doğan her Norveçli 216 bin dolar değerinde bir servet ile gözlerini dünyaya açıyor, yıllık 82 bin dolar ortalama kazançları olduğunu da ekleyeyim. Ben kendi ülkemin de böyle olmasını istiyorum, rahat yaşayalım istiyorum, gelişelim büyüyelim istiyorum. Biz 1 adet PS5 almak için 4 ay çalışıyoruz, bizim 1 adet aldığımız sürede bir Alman vatandaşı tam 16 adet PS5 alabiliyor, biz 51 kilo et alırken bir Alman 580 kilo et alabiliyor asgari ücret ile, hemde ülke ortalamasının %1'den daha azı asgari ücret ile çalışırken, bizim gibi 3 kişiden biri değil. 1999 demiştin değil mi, o yıllar asgari ücret ile çalışan yoktu doğru düzgün. Ayrıca ben asgari kelimesini en düşük olarak biliyorum. Eee o zaman günlük 39 lira verilenler en düşük yani asgari ücretlidir bence. 1,500 lira yapılan en düşük emekli maaşı, asgari işte budur. Kısacası dünyanın hiçbir ülkesinde asgari bu dendiğinde o söylenen ücretten daha az geliri olan birilerini göremezsiniz, bizde öyle değil. Ben günlerce hiç susmadan konuşurum ama dinleyen kim, boşver gitsin. Makarna 2 liraya hesaplamışsın bu çok düşük zaten ama abi makarna yahu, hesaplamalarımız bile fakir ve eleştirdiğimiz bir ürün üzerine. İtalya hariç bizden fazla makarna tüketen kaç ülke var merak ediyorum.



    Uzun lafın kısası 2 sayı yazarak ekonominin gerçeklerine hakim olamazsın, bak merkez bankasında rezerv -54 milyar dolar, bunu dış borç olarak yazmadım ama orası da borç içerisinde. 2001 krizi merkez bankasında -1 milyar dolar var diye çıktı biliyor musun? 1999 yılı diyorsun, o yıl depremde " 17.480 ölüm, 285.211 ev, 42.902 iş yeri hasar gördü. " 21 sene öncesinin şartları ile düşünün bunu. G20 içerisinde düşüyoruz, kişi başı gelirde düşüyoruz, adalette düşüyoruz, ülkelere göre medya özgürlüğü liginde düşüyoruz, şaka maka Avrupa uluslar liginden bile küme düştük, fitch, s&p, moody's hepsi yatırım yapılabilir seviyenin 5 kademe altına kadar notumuzu düşürdü, 2001 ve öncesinde bile böyle kötü bir derece görmemiştik, tarihimiz boyunca Uganda ve Gana gibi ülkelerle bir tutulmamıştık. Neredeeeeeeen nereyeeee diye 1999-2020 kıyaslaması yaparken bari onu doğru yapalım.
    Yazının alnı olsada öpsem
    Ülkenin şuanki durumuna iyi olan ve ekonomi iyi diyen birini ciddiye alıp dinlemem bile
  • 08-12-2020, 10:17:00
    #61
    bdemiraki adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Aslında biri bunu söleyecek diye dünyanın rezerv para birimi olan $ ı koymuştum biraz vaktimi ayırabilseydim araba ve ev fiyatlarını koyucaktım ama gerek olduğunu düşünmüyorum. Benim görüşüme göre TL artık dünyaya yenik düştü enflasyon gösterilenden çok yüksek paramızın pul kadar değeri yok. Altınlık bir olay değil söylemek istediğim, daha çok konu sahibine hitaben yazıyorum ama bence çok yanlış düşünüyoır...
    düşüncemi ben çözememişken sizin çözmenize hayret kaldım doğrusu
  • 08-12-2020, 10:31:40
    #62
    O kadar konuşacağınıza, böyle uzun uzu. Yazacağınıza diğer ülkelerdeki insanlar gibi kafanız neden çalışmıyor onu düşünün. Bir elon musk ne bileyim bir bil Gates bu ülkeden çıkmıyor. Adam akıllı ihracat yapabilen adam yok. Herşeyi partiye bağlıyorlar. Yerre girsin şu siyasetçilik. Adam kahvehanede okey oynuyor siyaset yapıyor. Torununa üretim ile ilgili Hiçbir şey paylaşmıyor. Ne olacak bu ülkenin hali diye söyleniyor atıp tutuyor. Partiler gelip geçicidir. SİZE ŞUNU SÖYLÜYORUM. BİRİ GİDER BİRİ GELİR AMA SEN BEN BİZ BÖYLE DEVAM EDERSEK ATATÜRK GELSE BU ÜLKEYİ ŞAHLANDIRAMAZ.
  • 08-12-2020, 10:44:07
    #63
    Ben bişey dersem kesin 1 ay banlanırım bu yüzden sadece izliyorum.