• 19-07-2020, 01:43:15
    #46
    downflix adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    peki

    siyasete girmek istemem ama sadece gezi olaylarının ülkeye maliyeti yüz milyarın üzerinde 15 Temmuz ve aralık operasyonlarıyla bi zahmet küçülme gerçekleşti zaten.

    önümüzde istanbul depremi var maliyeti net 150 milyar dolar deniliyor
    Siyasete girmek istemem diyip siyasetinin dibine girmen de ayrı komik olmuş
  • 19-07-2020, 01:51:47
    #47
    Yaşı bizden büyük olanlar daha iyi bilir.. 2000'li yılların daha öncesinde ekonomi ne haldeydi yaşayanlar daha net bilir. Kıyaslama yapacaklar eskiden günümüze doğru yapmamız daha sağlıklı olacak. Eskiden hiç bir şey yapılmayıp her şeyi günümüzde görmemiz, bugüne kadar niye sorgulamadığınızı düşünmemiz gerekir.

    Araba yaptı yol yaptı deniliyor, bu yollar vardı da yıkıp yeniden mi yapıldı. 100 Yıllık Cumhuriyet tarihimizde arabamız yok Savunma sistemimiz de çok geriden geliyor, okul kitaplarında hala Gelişmekte olan ülkeler arasında gösteriliyor.



    O zaman AK'la KARA meydana çıkacaktır...
  • 19-07-2020, 01:53:14
    #48
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    ytibrahim adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Siyasete girmek istemem diyip siyasetinin dibine girmen de ayrı komik olmuş
    gerçekleri söyledim hocam sosyalist sola falan girmedimhiç
  • 19-07-2020, 02:31:52
    #49
    Forumda siyaset konuşmak ve tartışmak yasak, bu sebeple konu silineceği için 2 cümle de ben kurayım bari. En azından 7 yıldır aktif siyasetin içinde ve bir siyasal partinin llçe bilişim başkanı ve ilçe kongre delegesi görevini şerefle yürüten biri olarak direk siyasetin içinden birkaç cümle olur. Çok fazla derine inip ansiklopedik bir şekilde de anlatabilirim şu yaşadığımız son 18 yılı ama gören gözler zaten farkında. İlk cümle konuyu açan arkadaşa bir düzeltme olsun, hesap kısmen doğru ama son yıllarda 5 milyon Suriyeli ve 2 milyon Afgan, Iraklı, Pakistanlı, İranlı, Filistinli ve Libyalı mültecinin kazandıkları onlara sayılmıyor, kısacası onlar kazanıyor ekonomiye katkı veriyor ama milli gelir hesaplanırken sadece ülke vatandaşları hesaba katılıyor. Bu ise yuvarlak hesapla %7-8 gibi bir oranla milli gelirimizin yüksek çıkmasına sebep oluyor, aslında çok daha düşük. 2013 yılında yanılmıyorsam kişi başı 12,480 dolar civarlarındaydı, şimdilerde 7 bin dolar ama kaymak tabakanın çok yüklü kazanması ve mevcut gelir adaletsizliği yüzünden bu 7 bin dolar'ı görebilmek için Ankara'da dayınızın olması gerekiyor. 2002'den öncesi için çok mu iyiydi denmiş, evet çok daha iyiydi. Develüasyon ve çok yıkıcı 2 büyük deprem görmüş bir ülke olarak merkez bankası 1 milyar dolar kadar eksideydi, şimdi 30 milyar dolar ekside, yani sıfırı tüketmiş olmak için bile 30 milyar dolarlık net rezerv bulmamız gerekiyor. O yıllarda mevcut dış borç 6 kat arttı, döviz ise 5 kat arttı. Basitçe bir matematik hesabı ile 6 x 5 = 30 KAT dış borcumuz artmış oldu. dış ticaret dengesi net hata noksan ve olaylarına pek girmeden şunu söyleyeyim, dış borcumuzun faizi cari açığımızın çok büyük bir kısmını oluşturuyor. Daha önce yine bu kategoride bir konuda tek çaremizin İMF'ye gitmek veya ülkenin iflasını açıklaması olduğunu yazmıştım ve sağlam tepki almıştım, hala sözümün arkasındayım. İsim vermeden söyleyeyim başımızdaki bazı kişiler bu ülkenin vatandaşlarını İMF ile korkuttular ve biz İMF ye borç veriyoruz gibi garip söylemler ile İMF'ye gidiş yolumuzu kapattılar. Üstelik pandemiden dolayı 9 milyar dolar hazır paramız sorgusuz sualsiz İMF de beklemedeydi, laf söz olur diye alamadılar. Peki neden İMF diyorum ? Çünkü resmen tefeci faizleri ile 1 milyar dolarlık borcumuzu ÇEVİRMEK için 2.8 milyar dolar borçlanıyoruz, bu sürdürülebilir bir şey değil. %9 döviz faizi veriyoruz, üstelik cds risk puanlarımız yerin dibinde. İMF ise %1,5 gibi aşırı makul faizler ile borç veriyor. Kamu ve özel sektör borçlarını kabaca toparsak 600 Milyar Dolar civarı yapıyor, hepsini %9 yıllık faiz ile çevirin 54 milyar dolar. Peki İMF faizi ile %1,5 dan çevirirseniz ne yapar ? Sadece 9 milyar dolar. Her yıl 45 Milyar Dolar kimin cebinden çıkıyor ? Ayşe teyze elektrik faturasını öderken, Fatma teyze domates alırken, Mehmet amca su faturası öderken, Veli dayı doğalgaz faturası öderken, Cengiz beyefendi araba alırken ödüyor, milyonlarca insan 20 daldan oluşan bir paket si.gara alırken 17,6 dalını vergiye veriyor, arabasına koyduğu yakıtın 3te 2sini veriyor, üstelik dünya üzerinde en fazla vergiyi veren 5 ülkeden biri bu ülke. 2002 diyenlere söylüyorum, o zamanlar bizim olan çoğu şirket vs. artık bizim değil, Türk Telekom'a kadar satıldı savıldı. Tarım da kendine yeten 7 ülkeden biriydik, en sonlarda şeker vardı ne dışarı sattığımız ne dışarıdan ithal ettiğimiz, kendi yağımızda kavruluyorduk şeker konusunda ama oda gitti elden artık onuda ithal ediyoruz. Onlarca yıl önce sebze meyve ile Atatürk Ruslara fabrikalar kurdurdu, paralarını portakal mandalina ile ödedi. Yıllar yılı canlı hayvan bizden soruldu, şimdi patates ekerken bile hayvanın gübresine kadar ithal ediyoruz, GÜBRE de bile kendimize yetemiyoruz, dışa bağımlıyız. Vay efendim gezi, yok efendim 15 temmuz, olmadı efendim mit tırları, yok efendim kozmik oda. Hepsini satır satır anlatsam bile yok yok bizim köprümüz var diyecek kişiler için zaman harcamaya gerek yok, konu nasıl olsa silinecek. Velhasıl şu an ülkenin başına kim gelirse gelsin bu ülke gayri resmi olarak maalesef batıktır. 2002 de getirilen Kemal Derviş reformlarının meyveleri 2008 lere kadar toplandı, güzel sonuçlar alındı ve toparlanma başladı. 2008 küresel krizi ile emisyon arttı, korkunç derecede paralar basıldı ve o dönem Avrupa Birliği görüşmeleri yapılan Türkiye Cumhuriyeti güvenli liman olarak görüldü ve bolca basılan bu sınırsız ve neredeyse FAİZSİZ para ülkemize oluk oluk aktı, tabi biz yine göremedik. O dönemlerde bile birkaç yüz milyon dolarcık verip kendimiz yapamadık, yapım maliyetini 8 ile 14 katı aralığında garantiler ile ekstra masraflar yarattık. dile kolay geliyor, tam 18 yıl boyunca sadece vergi olarak 2,5 TRİLYON DOLAR para toplandı bu ülkede. 2 milyar dolarlık köprü konuşulup duruyor, sormazlar mı adama 2,5 trilyon dolardan 2 milyar düşmedi mi yap-işlet-devir et değil kendimiz yapalım şu köprüyü ? Sağa sola para saçmamış kendi öz sermayemiz ile yapmış oluruz. Paramız varken ev alırız, kirada oturmayız mantığı ile. İşsizlik veya enflasyon hesaplamalarına güvenen var mı ? Enflasyon açıklanan %13-14 yıllık olabilir ama hissedilen %30-60 aralığında. Şu an her gerektiğinde matbaa çalışıyor, harıl harıl TL basılıyor bunu bilmeyen kaldı mı ? İhtiyat akçesi mi kaldı yoksa işsizlik fonunda bulunan milyarlarca TL mi duruyor, ne kaldı elde ? Dur dur söylemeyin, tabiki Ayasofya.. Herkes ile kavgalıyız, bu ülkeye sıcak para girer mi? Yatırımcı gelir mi? Hayır ! Eee biz her yıl 10 satıyoruz 50 satın alıyoruz, borçlarımızın faizini ödeyemediğimiz gibi 3 katı borçlanıyoruz, devlet bankalarının görev zararı yazmasını geçtim, swap paralarını geçtim, net rezervlerimizde eksilerin en dibindeyiz. Deli gibi karşılıksız para basılıyor, bu enflasyonu arttırıyor ve paramızı değersizleştiriyor. Kısacası matbaadan çıkan her banknot ile senin cebindeki paranın alım gücü yavaş yavaş azalıyor güzel kardeşim sen daha kimi ve neyi savunuyorsun? Körü körüne bir şeye bağlanmamak lazım ve x tv izleyip süperiz uçuyoruz dememek lazım, sonra kandırıldık aldatıldık dersiniz ama iş işten geçmiş ola. Bazı şeyleri dillendirirken de bir miktar bilginiz olsun be kardeşim, gezi gezi der çok bilmişlik yaparsanız biri gelir ağzınızın payını veriverir, neymiş ne olmuş diye havalara bakıverirsiniz, amaaaaan banane yaa der kaçmaya çalışırsınız. Borsa ile ilgilenenler bilir, bir hissenin defter değeri vardır ve mevcut değeri ile kıyaslanır durur. Bizim memleketin defter değeri sıfırın altında eksilerde ama dışarıya piyasamızı 300-500 müşüz, MIŞız gibi yapıyoruz. Döviz tevdiat hesapları 203 milyar dolar olmuş, vatandaş bile kendi parasına güvenmiyor. Zaten dolar yükselmiyor, aksine dolar şu sıralar düşüşte. Eeee o zaman? diyenler için, yükselen dolar değil düşen TL demek istiyorum. Bakınız Güney Afrika Randına karşı bile düşüşteyiz, sırf parası 8-10 yılda bizim paramızı 5e katladı, turizm güzel gidiyor diye seviniyoruz, ee tabi güzel gider, (bu yıl hariç) TL değer kaybettikçe yabancılar kendi ülkelerinde akşam yemeği parasına 1 hafta tatil yapıyorlar, onlara hizmet ediyoruz yediriyoruz içiriyoruz ve seviniyoruz oh oh para kazandık diye. Venezuela nasıl battı onu konuşalım mı? Hemde dünyanın ispatlanmış en büyük ham petrol ve doğalgaz rezervlerinden birine sahipken enflasyon nasıl yüzde 3 milyona çıktı onu konuşalım mı? Deli gibi yeraltı zenginliği olan ülkeler dibi görmüş, söylesenize bizim neyimiz var? Daha samanı, patates soğanı alamıyoruz, güya savaş var dediğimiz Suriye'den patates ithal edip tanzim çadırında maliyetinden ucuza satmadık mı? Sattık.. Pembe tablolar çizin, ülkenizi sevin ama kör olmayın artık.
  • 19-07-2020, 03:16:30
    #50
    Gezi olayları ve 15 temmuz ekonomide çok büyük yaralar açtı. üstüne komşularımız suriye, ırak, da iç savaş var, İran Amerikan amborgosu yüzün den ekonomisi battı. Yunanlılar ve Ermeniler ile saten aramız bozuk. Bunlar ülkemizi çok zorlasa da devletimizin de üretime değil daha çok betona yatırım yapmasın dan dolayı bu haldeyiz. Ülke olarak çoğu alan da geriye gidiyoruz umarım toparlarız

    Edit:malum 4 partiye oy verildiği sürece uzun vadede iyiye gideceğimizi ön görmüyorum
  • 19-07-2020, 03:49:05
    #51
    EleniaPoll1 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Gezi olayları ve 15 temmuz ekonomide çok büyük yaralar açtı. üstüne komşularımız suriye, ırak, da iç savaş var, İran Amerikan amborgosu yüzün den ekonomisi battı. Yunanlılar ve Ermeniler ile saten aramız bozuk. Bunlar ülkemizi çok zorlasa da devletimizin de üretime değil daha çok betona yatırım yapmasın dan dolayı bu haldeyiz. Ülke olarak çoğu alan da geriye gidiyoruz umarım toparlarız

    Edit:malum 4 partiye oy verildiği sürece uzun vadede iyiye gideceğimizi ön görmüyorum
    Kusura bakma kardeşim sanada cevap veriyor gibi olacağım ama açıkçası bir düzeltme yapma gereği duydum Teknik olarak ne gezi olayları, ne 15 temmuz öyle dediğin gibi bu ülkeyi bitirmedi, Gezi olaylarının başladığı 28 mayıs 2013 tarihinden birkaç gün öncelerine, tavsiye olarak 7 gün öncesinden başlayıp o güne kadar ortalamayı alırsan teee 4-5 ay sonralarına kadar döviz kuru sadece 12 kuruş artmış. 15 temmuzdan öncesine baktığımız zaman ise 2,90 olan kur net 2 hafta sonra sadece 3,01 olmuş yani 11 kuruş artmış.Eğer yanlış anlaşılmayacaksam şunu söylemem lazım, bu 11 kuruşluk kur yükselişi ise çoğunlukla yabancı sermayenin korkup paralarını acil olarak yurt dışına kaçırmalarından dolayı. Ayrıca bu 11 kuruşluk yükselişte aslan payı OHAL ilanı ve kararnameler ile ülkenin yönetilmesinin bir sonucu diyebiliriz. Sadece Rahip Brunson krizi için Mart 2018 kur 3,75 TL, Ağustos 2018 ise kur 6,85 TL idi, gezi olaylarında 4-5 aylık bir kur aralığı alarak mayıs-ekim arasını dikkate aldım ve fark 12 kuruştu, Brunson olayı yüzünden ise fark net 3,10 TL idi. Şimdi burada ne görüyorsun?Ben söyleyeyim. Ülke yakılıp yıkıldı ve perişan edildi senin deyiminle ama kur farkları 11 kuruş ve 12 kuruş oldu, emin ol hiçbir şey olmasa bile zaten TL değer kaybediyordu yani birkaç kuruş inerdi. Sadece " bu fakir bu görevde olduğu müddetçe o teröristi alamazsın " bu cümlenin kurulması ise kurun 3 Lira 10 Kuruş yükselmesi ile sonuçlandı değil mi? George Floyd krizi ile haftalarca ABD alev alev yanmadı mı? Eee ne oldu para birimlerine ? Güçlü ve ayağı yere sağlam basan ülkeler bu gibi krizler ile ölüp bitmezler, güçsüz ülkeler ise bir garip rahip yüzünden savruluverirler. Para güvenli limanları sever, adaleti sever, sükuneti sever, savaşın it dalaşının veya bir siyasi krizin olduğu yerlerde hele özgür basından, yargının bağımsızlığından, eşitlikten bahsedilmiyorsa ve yönetim şekli demokrasi değilse, mübarek bir bayramın ilk gününde döviz alımına ben yaptım oldu denip %1'lik devasa vergi getiriliyorsa yabancı yatırımcı güvenip parasını nasıl getirsin? Bak dikkatini çekerim, yitip giden hayatlara, şehit ve gaziler konusuna girmiyorum, sadece kur farkı olarak konuyu ele alıyorum. Gerçi 15 temmuz için Allah'ın lutfu diyenler oldu ama ben öyle düşünmüyorum onu belirteyim. Siyasilerin açıklamaları ve alınan kararların döviz kurlarını doğrudan etkilediği gibi, birincil etkilenme sebebi ise arz/taleptir. Geziden yok temmuzdan diyerek küçümsemek olmaz, hiçbir şey apaçık göründüğü gibi yanıltıcı değildir. Kur farklarına arama motorundan kolayca ulaşabilirsin. Bir ülkenin elinde dolar yok ise o ülkede dolar kuru uçar gider, bir ülkenin parası her ülkenin elinde bolca varsa, fazlası ile arz edilmiş ve talep görmüyor ise o para birimi hızla değer kaybeder. Bakınız 2. Dünya Savaşı sonrası Almanya'nın Mark'ı ne hallere düşmüş Yahudilere tazminat ödemeye çalışırken boyuna matbaa çalıştırmaktan. 1 trilyon mark'ın 1 dolar'a eşit olduğu zamanları gözlerinle görmüş olursun kaynaklardan. Bizde şu an böyle bir risk yok sayılır, en azından bir süre. Dolaylı olarak dalgalı kur rejiminden sabit kur'a geçip 6,85'e sabitledik, paramızda epeydir bir volatilite görünmüyor zaten, gücümüz yetene kadar o 6,85 kaledir ve o kaleyi savunuruz. Gücümüzün yetmediği yerde ise yeni bir kur şoku ile karşı karşıya kalırız. Yurt dışında TL'nin shortlanması dolaylı olarak yasaklandı, TL ayaklı işlemler için kısıtlamalar getirildi ve TL dışarıya çıkarılmıyor. Dolaşımda bulunmayan paranın değerli olacağını düşünülüyor ama hadi bakalım, zaten neredeyse hiçbir ülkenin kabul ettiği bir para birimi değil artık ticaretlerde.
  • 19-07-2020, 06:38:28
    #52
    BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kusura bakma kardeşim sanada cevap veriyor gibi olacağım ama açıkçası bir düzeltme yapma gereği duydum Teknik olarak ne gezi olayları, ne 15 temmuz öyle dediğin gibi bu ülkeyi bitirmedi, Gezi olaylarının başladığı 28 mayıs 2013 tarihinden birkaç gün öncelerine, tavsiye olarak 7 gün öncesinden başlayıp o güne kadar ortalamayı alırsan teee 4-5 ay sonralarına kadar döviz kuru sadece 12 kuruş artmış. 15 temmuzdan öncesine baktığımız zaman ise 2,90 olan kur net 2 hafta sonra sadece 3,01 olmuş yani 11 kuruş artmış.Eğer yanlış anlaşılmayacaksam şunu söylemem lazım, bu 11 kuruşluk kur yükselişi ise çoğunlukla yabancı sermayenin korkup paralarını acil olarak yurt dışına kaçırmalarından dolayı. Ayrıca bu 11 kuruşluk yükselişte aslan payı OHAL ilanı ve kararnameler ile ülkenin yönetilmesinin bir sonucu diyebiliriz. Sadece Rahip Brunson krizi için Mart 2018 kur 3,75 TL, Ağustos 2018 ise kur 6,85 TL idi, gezi olaylarında 4-5 aylık bir kur aralığı alarak mayıs-ekim arasını dikkate aldım ve fark 12 kuruştu, Brunson olayı yüzünden ise fark net 3,10 TL idi. Şimdi burada ne görüyorsun?Ben söyleyeyim. Ülke yakılıp yıkıldı ve perişan edildi senin deyiminle ama kur farkları 11 kuruş ve 12 kuruş oldu, emin ol hiçbir şey olmasa bile zaten TL değer kaybediyordu yani birkaç kuruş inerdi. Sadece " bu fakir bu görevde olduğu müddetçe o teröristi alamazsın " bu cümlenin kurulması ise kurun 3 Lira 10 Kuruş yükselmesi ile sonuçlandı değil mi? George Floyd krizi ile haftalarca ABD alev alev yanmadı mı? Eee ne oldu para birimlerine ? Güçlü ve ayağı yere sağlam basan ülkeler bu gibi krizler ile ölüp bitmezler, güçsüz ülkeler ise bir garip rahip yüzünden savruluverirler. Para güvenli limanları sever, adaleti sever, sükuneti sever, savaşın it dalaşının veya bir siyasi krizin olduğu yerlerde hele özgür basından, yargının bağımsızlığından, eşitlikten bahsedilmiyorsa ve yönetim şekli demokrasi değilse, mübarek bir bayramın ilk gününde döviz alımına ben yaptım oldu denip %1'lik devasa vergi getiriliyorsa yabancı yatırımcı güvenip parasını nasıl getirsin? Bak dikkatini çekerim, yitip giden hayatlara, şehit ve gaziler konusuna girmiyorum, sadece kur farkı olarak konuyu ele alıyorum. Gerçi 15 temmuz için Allah'ın lutfu diyenler oldu ama ben öyle düşünmüyorum onu belirteyim. Siyasilerin açıklamaları ve alınan kararların döviz kurlarını doğrudan etkilediği gibi, birincil etkilenme sebebi ise arz/taleptir. Geziden yok temmuzdan diyerek küçümsemek olmaz, hiçbir şey apaçık göründüğü gibi yanıltıcı değildir. Kur farklarına arama motorundan kolayca ulaşabilirsin. Bir ülkenin elinde dolar yok ise o ülkede dolar kuru uçar gider, bir ülkenin parası her ülkenin elinde bolca varsa, fazlası ile arz edilmiş ve talep görmüyor ise o para birimi hızla değer kaybeder. Bakınız 2. Dünya Savaşı sonrası Almanya'nın Mark'ı ne hallere düşmüş Yahudilere tazminat ödemeye çalışırken boyuna matbaa çalıştırmaktan. 1 trilyon mark'ın 1 dolar'a eşit olduğu zamanları gözlerinle görmüş olursun kaynaklardan. Bizde şu an böyle bir risk yok sayılır, en azından bir süre. Dolaylı olarak dalgalı kur rejiminden sabit kur'a geçip 6,85'e sabitledik, paramızda epeydir bir volatilite görünmüyor zaten, gücümüz yetene kadar o 6,85 kaledir ve o kaleyi savunuruz. Gücümüzün yetmediği yerde ise yeni bir kur şoku ile karşı karşıya kalırız. Yurt dışında TL'nin shortlanması dolaylı olarak yasaklandı, TL ayaklı işlemler için kısıtlamalar getirildi ve TL dışarıya çıkarılmıyor. Dolaşımda bulunmayan paranın değerli olacağını düşünülüyor ama hadi bakalım, zaten neredeyse hiçbir ülkenin kabul ettiği bir para birimi değil artık ticaretlerde.
    1000 kelime de 100000 kelime de yazsanız anlamaz bu ********* .
  • 19-07-2020, 07:55:28
    #53
    Yaşım 33. 2002 öncesini de şimdiyi de çok iyi bilirim. Türk Halkı o zaman fakirdi. Şimdi de fakir. TEK FARK VAR:

    O zaman halkın yüzde 90'ının kredi, kredi kartı vb. borcu yoktu. Halk bunları bilmezdi. En fazla bakkala veresiye yazdırırdı. Halkın parası yoktu ama borcu olmadığından ya da az olduğundan HUZURU vardı.

    Şimdi ise halkın yüzde 90'ı bankalara borçlu. Şimdi birileri çıkıp "çekmeyin bankadan kredi, zorla mı çektiriyorlar" diyecek. Evet, bu ekonomik koşullar "zorla" çektiriyor. Milleti bankalara mecbur bıraktılar. Ortada kredilerden dönen "yalancı bir para" var ama halkın geneli borç içerisinde ve bunalımda.