Forumda siyaset konuşmak ve tartışmak yasak, bu sebeple konu silineceği için 2 cümle de ben kurayım bari. En azından 7 yıldır aktif siyasetin içinde ve bir siyasal partinin llçe bilişim başkanı ve ilçe kongre delegesi görevini şerefle yürüten biri olarak direk siyasetin içinden birkaç cümle olur. Çok fazla derine inip ansiklopedik bir şekilde de anlatabilirim şu yaşadığımız son 18 yılı ama gören gözler zaten farkında. İlk cümle konuyu açan arkadaşa bir düzeltme olsun, hesap kısmen doğru ama son yıllarda 5 milyon Suriyeli ve 2 milyon Afgan, Iraklı, Pakistanlı, İranlı, Filistinli ve Libyalı mültecinin kazandıkları onlara sayılmıyor, kısacası onlar kazanıyor ekonomiye katkı veriyor ama milli gelir hesaplanırken sadece ülke vatandaşları hesaba katılıyor. Bu ise yuvarlak hesapla %7-8 gibi bir oranla milli gelirimizin yüksek çıkmasına sebep oluyor, aslında çok daha düşük. 2013 yılında yanılmıyorsam kişi başı 12,480 dolar civarlarındaydı, şimdilerde 7 bin dolar ama kaymak tabakanın çok yüklü kazanması ve mevcut gelir adaletsizliği yüzünden bu 7 bin dolar'ı görebilmek için Ankara'da dayınızın olması gerekiyor. 2002'den öncesi için çok mu iyiydi denmiş, evet çok daha iyiydi. Develüasyon ve çok yıkıcı 2 büyük deprem görmüş bir ülke olarak merkez bankası 1 milyar dolar kadar eksideydi, şimdi 30 milyar dolar ekside, yani sıfırı tüketmiş olmak için bile 30 milyar dolarlık net rezerv bulmamız gerekiyor. O yıllarda mevcut dış borç 6 kat arttı, döviz ise 5 kat arttı. Basitçe bir matematik hesabı ile 6 x 5 = 30 KAT dış borcumuz artmış oldu. dış ticaret dengesi net hata noksan ve olaylarına pek girmeden şunu söyleyeyim, dış borcumuzun faizi cari açığımızın çok büyük bir kısmını oluşturuyor. Daha önce yine bu kategoride bir konuda tek çaremizin İMF'ye gitmek veya ülkenin iflasını açıklaması olduğunu yazmıştım ve sağlam tepki almıştım, hala sözümün arkasındayım. İsim vermeden söyleyeyim başımızdaki bazı kişiler bu ülkenin vatandaşlarını İMF ile korkuttular ve biz İMF ye borç veriyoruz gibi garip söylemler ile İMF'ye gidiş yolumuzu kapattılar. Üstelik pandemiden dolayı 9 milyar dolar hazır paramız sorgusuz sualsiz İMF de beklemedeydi, laf söz olur diye alamadılar. Peki neden İMF diyorum ? Çünkü resmen tefeci faizleri ile 1 milyar dolarlık borcumuzu ÇEVİRMEK için 2.8 milyar dolar borçlanıyoruz, bu sürdürülebilir bir şey değil. %9 döviz faizi veriyoruz, üstelik cds risk puanlarımız yerin dibinde. İMF ise %1,5 gibi aşırı makul faizler ile borç veriyor. Kamu ve özel sektör borçlarını kabaca toparsak 600 Milyar Dolar civarı yapıyor, hepsini %9 yıllık faiz ile çevirin 54 milyar dolar. Peki İMF faizi ile %1,5 dan çevirirseniz ne yapar ? Sadece 9 milyar dolar. Her yıl 45 Milyar Dolar kimin cebinden çıkıyor ? Ayşe teyze elektrik faturasını öderken, Fatma teyze domates alırken, Mehmet amca su faturası öderken, Veli dayı doğalgaz faturası öderken, Cengiz beyefendi araba alırken ödüyor, milyonlarca insan 20 daldan oluşan bir paket si.gara alırken 17,6 dalını vergiye veriyor, arabasına koyduğu yakıtın 3te 2sini veriyor, üstelik dünya üzerinde en fazla vergiyi veren 5 ülkeden biri bu ülke. 2002 diyenlere söylüyorum, o zamanlar bizim olan çoğu şirket vs. artık bizim değil, Türk Telekom'a kadar satıldı savıldı. Tarım da kendine yeten 7 ülkeden biriydik, en sonlarda şeker vardı ne dışarı sattığımız ne dışarıdan ithal ettiğimiz, kendi yağımızda kavruluyorduk şeker konusunda ama oda gitti elden artık onuda ithal ediyoruz. Onlarca yıl önce sebze meyve ile Atatürk Ruslara fabrikalar kurdurdu, paralarını portakal mandalina ile ödedi. Yıllar yılı canlı hayvan bizden soruldu, şimdi patates ekerken bile hayvanın gübresine kadar ithal ediyoruz, GÜBRE de bile kendimize yetemiyoruz, dışa bağımlıyız. Vay efendim gezi, yok efendim 15 temmuz, olmadı efendim mit tırları, yok efendim kozmik oda. Hepsini satır satır anlatsam bile yok yok bizim köprümüz var diyecek kişiler için zaman harcamaya gerek yok, konu nasıl olsa silinecek. Velhasıl şu an ülkenin başına kim gelirse gelsin bu ülke gayri resmi olarak maalesef batıktır. 2002 de getirilen Kemal Derviş reformlarının meyveleri 2008 lere kadar toplandı, güzel sonuçlar alındı ve toparlanma başladı. 2008 küresel krizi ile emisyon arttı, korkunç derecede paralar basıldı ve o dönem Avrupa Birliği görüşmeleri yapılan Türkiye Cumhuriyeti güvenli liman olarak görüldü ve bolca basılan bu sınırsız ve neredeyse FAİZSİZ para ülkemize oluk oluk aktı, tabi biz yine göremedik. O dönemlerde bile birkaç yüz milyon dolarcık verip kendimiz yapamadık, yapım maliyetini 8 ile 14 katı aralığında garantiler ile ekstra masraflar yarattık. dile kolay geliyor, tam 18 yıl boyunca sadece vergi olarak 2,5 TRİLYON DOLAR para toplandı bu ülkede. 2 milyar dolarlık köprü konuşulup duruyor, sormazlar mı adama 2,5 trilyon dolardan 2 milyar düşmedi mi yap-işlet-devir et değil kendimiz yapalım şu köprüyü ? Sağa sola para saçmamış kendi öz sermayemiz ile yapmış oluruz. Paramız varken ev alırız, kirada oturmayız mantığı ile. İşsizlik veya enflasyon hesaplamalarına güvenen var mı ? Enflasyon açıklanan %13-14 yıllık olabilir ama hissedilen %30-60 aralığında. Şu an her gerektiğinde matbaa çalışıyor, harıl harıl TL basılıyor bunu bilmeyen kaldı mı ? İhtiyat akçesi mi kaldı yoksa işsizlik fonunda bulunan milyarlarca TL mi duruyor, ne kaldı elde ? Dur dur söylemeyin, tabiki Ayasofya.. Herkes ile kavgalıyız, bu ülkeye sıcak para girer mi? Yatırımcı gelir mi? Hayır ! Eee biz her yıl 10 satıyoruz 50 satın alıyoruz, borçlarımızın faizini ödeyemediğimiz gibi 3 katı borçlanıyoruz, devlet bankalarının görev zararı yazmasını geçtim, swap paralarını geçtim, net rezervlerimizde eksilerin en dibindeyiz. Deli gibi karşılıksız para basılıyor, bu enflasyonu arttırıyor ve paramızı değersizleştiriyor. Kısacası matbaadan çıkan her banknot ile senin cebindeki paranın alım gücü yavaş yavaş azalıyor güzel kardeşim sen daha kimi ve neyi savunuyorsun? Körü körüne bir şeye bağlanmamak lazım ve x tv izleyip süperiz uçuyoruz dememek lazım, sonra kandırıldık aldatıldık dersiniz ama iş işten geçmiş ola. Bazı şeyleri dillendirirken de bir miktar bilginiz olsun be kardeşim, gezi gezi der çok bilmişlik yaparsanız biri gelir ağzınızın payını veriverir, neymiş ne olmuş diye havalara bakıverirsiniz, amaaaaan banane yaa der kaçmaya çalışırsınız. Borsa ile ilgilenenler bilir, bir hissenin defter değeri vardır ve mevcut değeri ile kıyaslanır durur. Bizim memleketin defter değeri sıfırın altında eksilerde ama dışarıya piyasamızı 300-500 müşüz, MIŞız gibi yapıyoruz. Döviz tevdiat hesapları 203 milyar dolar olmuş, vatandaş bile kendi parasına güvenmiyor. Zaten dolar yükselmiyor, aksine dolar şu sıralar düşüşte. Eeee o zaman? diyenler için, yükselen dolar değil düşen TL demek istiyorum. Bakınız Güney Afrika Randına karşı bile düşüşteyiz, sırf parası 8-10 yılda bizim paramızı 5e katladı, turizm güzel gidiyor diye seviniyoruz, ee tabi güzel gider, (bu yıl hariç) TL değer kaybettikçe yabancılar kendi ülkelerinde akşam yemeği parasına 1 hafta tatil yapıyorlar, onlara hizmet ediyoruz yediriyoruz içiriyoruz ve seviniyoruz oh oh para kazandık diye. Venezuela nasıl battı onu konuşalım mı? Hemde dünyanın ispatlanmış en büyük ham petrol ve doğalgaz rezervlerinden birine sahipken enflasyon nasıl yüzde 3 milyona çıktı onu konuşalım mı? Deli gibi yeraltı zenginliği olan ülkeler dibi görmüş, söylesenize bizim neyimiz var? Daha samanı, patates soğanı alamıyoruz, güya savaş var dediğimiz Suriye'den patates ithal edip tanzim çadırında maliyetinden ucuza satmadık mı? Sattık.. Pembe tablolar çizin, ülkenizi sevin ama kör olmayın artık.