Askerliğimi ceza evinde yaptım. Olaylar tamamen gerçektir. Olur ya ucunun kimseye dokunmaması için isimleri sallayarak yazacağım.
Ceza evlerinde hemen hemen her gün mahkumlar adliyeye, hastaneye veya il dışına sevk edilir. Sevklere genel olarak her mahkuma 1 komutan, 3 asker (birisi silahlı) eşlik eder. Silahlı olanlar en arkadan gelir. Neyse silahları genelde yaşlı askerlere 28+ veya zayıf, çelimsiz kişilere teslim ederdik. Çünkü mahkum genelde tecrübeli ve sağlam kişilere emanet ediliyor.
Ahmet abi vardı, dünya umrunda değil. Askerlik yapmaya mı gelmiş lay lay lom yapmaya mı belli değil. Tam yaşını hatırlamıyorum ama rahat 33-34 vardı. İşi gücü dul kadınlarla telefonda sohbet etmekti. Akşam olunca ranzadan sesini duyar gül gül ölürdük. Bir gün adliyeye bununla gittik. Komutanın birisi de Ahmet abiye gıcık olurdu hiç sevmezdi. Bu yanımda durmasın silah verin buna dedi. Adliye girdik mahkum odasında bıraktık. Biz yukarıya mahkumları hakim karşısına çıkarıp yeniden iniyoruz. Ahmet abinin yapacağı tek şey oturup mahkumların başında bekleyecek, silahını bırakmayacak. Duruşma sırasında yan odada kavga çıktı. Gürültü patırdı bitmek bilmiyor. Ali komutan ben gidip bakayım diyor gidiyor. Aradan beş dakika geçiyor. Mehmet komutan ben de bakayım diyor gidiyor. Giden gelmiyor. Gürültü devam ediyor bu arada. Bağırış çağırış, yok benim kocam yok kimse alamaz. Konuyla bizim alakamız olmamasına rağmen olayın içinde biz de varız. Normalde yasak. Çünkü çevik kuvvet var ve onlar müdahale edebilir. Senin sorumlu olduğun mahkum var, onu bırakıp nasıl gidiyorsun anlamış değilim. Sorsan komutanlar. Neyse başımı hakime çevirdim işime bakıyorum.
Camdan dışarı baktım kamuflajlı, elinde silah, bere yamuk, palaska düşük, sağa sola koşan birisi var. Ahmeet diye ses geldi. Bizim komutan Ahmet abiye sesleniyor. Normalde silahlarda boş şarjör takılı olur, dolu her ihtimale karşı yelekte bekletilir. Gomutanıım diye koşa koşa geliyor Ahmet abi. Aşağı kapıdan dan tekrar gelmiş. Mahkumlar kilidi kırsa kaçar. Ne kapıyı kilitlemiş ne başkalarına emanet etmiş adamları. Aradan tekrar yukarı çıktı bu. Biz hayal meyal görüyoruz, sesleri net geliyor ama. Bir yandan da duruşma devam ediyor. O kargaşada bir baktım Ali komutan yere düştü. Silahını almaya çalışıyorlar. Ahmet abi dolu şarjörü taktı, kurma kolunu çekti havaya ateş etmeye çalışıyor.
Askeriye de her hafta silah bakımı olurdu. Hiç kimse doğru dürüst bakım yapmadığı için silahlarda doğal olarak tam randımanlı çalışmıyor. Ahmet abi sıkmaya çalışıyor ama tutukluluk yapıyor. Komutan aldı elinden silahı oğlum mal mısın diye bağırıyor. Komutanım sizi vuracaklardı filan diyor. Bir yandan da haklı adam, silahını alsalar kim bilir neler olacaktı.
Olay oldu bitti dönüşte ring aracında yarılıyoruz. Ahmet abi anlatıyor; oğlum baktım yukarıdan sesler geliyor, sizlere sesleniyorum cevap veren yok. Korktum dışarıya çıktım sizi arıyorum dedi. Sonra komutanı gördüm geri içeri girdim. Yukarı çıktığımda baktım Ali komutan kavgayı ayırmaya çalışıyor. O ara birisi buna bir yumruk attı adam yere devrildi, siz benim komutanıma nasıl vurursunuz dedim kurma kolunu çektim. Beni görür görmez kaçtılar filan diyor.
O günden sonra ne Ahmet abi sevklere silahlı gitti, ne de silahla nöbet tutturdular adama. Zaten askerliğinin bitmesine 2 ay vardı. Jopla gidip geldi.