• 23-03-2019, 12:59:14
    #2
    Üyeliği durduruldu
    Milli olmak kolay iş değil

    https://www.youtube.com/watch?v=0UaZFc81gw0


    Bir arkadaşım işine gidip gelmek için haftanın 6 günü bir buçuk geliş bir buçuk saat gidiş hergün 3 saatini yolda geçiriyor ve hayatından memnun hergün 3 saati çöpe gidiyor 8 saati uyku desek uyanık geçirdiği zamanın %20 si yapıyor aynı zamanda koyu bir iktidar destekçisi.
  • 23-03-2019, 13:33:47
    #3
    Şunu anlamak lazım patron olunca yatmıyor gene çok çalışıyorsun . Bu yatış olayı baya zenginler için geçerli adam zaten sadece faize para koysa 7 sülalesi geçinir. Fakat faiz de bildiğiniz gibi sonu ebedi cehennem
  • 23-03-2019, 14:56:17
    #4
    Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Şunu anlamak lazım patron olunca yatmıyor gene çok çalışıyorsun . Bu yatış olayı baya zenginler için geçerli adam zaten sadece faize para koysa 7 sülalesi geçinir. Fakat faiz de bildiğiniz gibi sonu ebedi cehennem
    Bunlar saçma sapan yazılar, saçma sapan modern ben merkezci egoizmi yansıtıyorlar.
    Mağara adamı hayatında hiç tatil yapabilmiş mi?
    Bugün yan gelip yatan mağara adamı bugün aç kaldı demektir.
    Zenginler fakirlerden daha verimli, aktif ve çalışkan bir hayat sürüyorlar.
    3000 sene önce mısırda köle olup olmamak senin tercihin değildi, ama bugün senin tercihin.
    Kim tutuyor seni, dağa çık, parasız pulsuz yaşa. Ama ayağın iltihap kaparsa şehre dönüp para dilenme antibiyotik için.
    Kim tutuyor seni bırak işini gücünü git Tayland'da yaşamaya çalış.
    Ama o zaman tüm bağlantılarını, arkadaşlarını, diplomanı geride bırakırsın.
    Bedeli ödemeye hazırsanız herkes özgür bir hayat sürer, herkes tatil yapar.
    Bu yazılarda az bedel ödeyerek çok haz yaşama tezi savunuluyor hep.

    Modern kölelikmiş. Kölenin seçim şansı yoktur.
    Seçim şansı olup da köle gibi çalışana ahmak denir.
    Kim tutuyor sizi günde 5 saan uyuyun.
    Her gün uykudan artttırdığınız 3 saat ve sigarayı bırakıp arttırdığınız para ile öğrenemeyeceğiniz uzmanlık yok.
    Aşçı olun, programlama öğrenin, yabancı dil öğrenin, pazarınızı genişletin emeğinizin değerini arttırın.
    Buyrun muhteşem evlerde yaşayan insanlar hayatlarının ne kadarını o evlerde geçirebiliyorlar.
    CEO'ların çalışma saatlerine bakın. Saat 6'da uyanan CEO'ya tembel diyorlar resmen.
    http://teknoyo.com/ceolar-kac-saat-uyuyor/

    Bunlar vasıfsız modern çağ tembelleri için masallar.
    Senin de tatile hakkın var, daha az çalışıp daha çok gezmeye hakkın var diye popülist masallar anlatıyorlar.
    Aileni değiştirip zengin bir aileye evlatlık gidemeyeceğine göre emeğinin ederini yükseltecek donanımlar edinmen lazım.
    Eğer daha fazla katma değer üretmek için çabalamıyorsan kendi donanımını arttırmıyorsan köle gibi yaşamayı kendin tercih ediyorsun demektir.
  • 23-03-2019, 17:14:08
    #5
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bunlar saçma sapan yazılar, saçma sapan modern ben merkezci egoizmi yansıtıyorlar.
    Mağara adamı hayatında hiç tatil yapabilmiş mi?
    Bugün yan gelip yatan mağara adamı bugün aç kaldı demektir.
    Zenginler fakirlerden daha verimli, aktif ve çalışkan bir hayat sürüyorlar.
    3000 sene önce mısırda köle olup olmamak senin tercihin değildi, ama bugün senin tercihin.
    Kim tutuyor seni, dağa çık, parasız pulsuz yaşa. Ama ayağın iltihap kaparsa şehre dönüp para dilenme antibiyotik için.
    Kim tutuyor seni bırak işini gücünü git Tayland'da yaşamaya çalış.
    Ama o zaman tüm bağlantılarını, arkadaşlarını, diplomanı geride bırakırsın.
    Bedeli ödemeye hazırsanız herkes özgür bir hayat sürer, herkes tatil yapar.
    Bu yazılarda az bedel ödeyerek çok haz yaşama tezi savunuluyor hep.

    Modern kölelikmiş. Kölenin seçim şansı yoktur.
    Seçim şansı olup da köle gibi çalışana ahmak denir.
    Kim tutuyor sizi günde 5 saan uyuyun.
    Her gün uykudan artttırdığınız 3 saat ve sigarayı bırakıp arttırdığınız para ile öğrenemeyeceğiniz uzmanlık yok.
    Aşçı olun, programlama öğrenin, yabancı dil öğrenin, pazarınızı genişletin emeğinizin değerini arttırın.
    Buyrun muhteşem evlerde yaşayan insanlar hayatlarının ne kadarını o evlerde geçirebiliyorlar.
    CEO'ların çalışma saatlerine bakın. Saat 6'da uyanan CEO'ya tembel diyorlar resmen.
    http://teknoyo.com/ceolar-kac-saat-uyuyor/

    Bunlar vasıfsız modern çağ tembelleri için masallar.
    Senin de tatile hakkın var, daha az çalışıp daha çok gezmeye hakkın var diye popülist masallar anlatıyorlar.
    Aileni değiştirip zengin bir aileye evlatlık gidemeyeceğine göre emeğinin ederini yükseltecek donanımlar edinmen lazım.
    Eğer daha fazla katma değer üretmek için çabalamıyorsan kendi donanımını arttırmıyorsan köle gibi yaşamayı kendin tercih ediyorsun demektir.

    Ben yazdıklarınızın %80'inden fazlasına katılmıyorum.İnsanlar bazı şeylere mecbur edilmiş vaziyette özgürlük sadece kelime anlamında özgürlüktür.
    Ayrıca Stockholm Sendromu'da seziyorum hocam.
  • 23-03-2019, 18:18:10
    #6
    adibelli adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ben yazdıklarınızın %80'inden fazlasına katılmıyorum.İnsanlar bazı şeylere mecbur edilmiş vaziyette özgürlük sadece kelime anlamında özgürlüktür.
    Ayrıca Stockholm Sendromu'da seziyorum hocam.
    Kafana silah mı dayıyorlar? Hayır.
    Neden mecbur edilmişsin?
    Emeklilik, iş garantisi, tazminat hakkı, sağlık sigortası istiyorsan bu sistemde çalışırsın.
    Yok emeklilikten, iş garantisinden, sağlık sigortasından feragat edersen son derece özgür olursun.

    Özgür yaşamanın bir bedeli var.
    Canın bugün işe gitmek istemiyor mu? Gitme. Özgürsün.
    Ama hem canım istemediğinde işe gitmeyeyim, hem de işten atılmayım diyorsan öyle bir dünya yok.
    Mağara adamı bile bedel öderdi. Kendine özgürce bir mağara seçemezdi, seçtiği mağaranın bir ayıya ait olup olmadığını kontrol etmeliydi.
    Ayının mağarasını seçmekte özgürdü mağara adamı da eğer ayı ile boğuşarak bedel ödeyecekse.

    Yani doğada özgürlük diye bir şey zaten yok. Bir tavuk ben uçacağım dese de uçabiliyor mu?
    Ama yeni nesil bir şeyi çok isterlerse yapabileceklerine inanıyor.
    İnsan her zaman doğa şartları içinde kendine uyan sürdürülebilir ve kolay bir hayat tarzı seçer.
    Bu insanı köleleştiren sistem sayesinde dünya nüfusu 7 milyarı geçti.
    Bu insanı köleleştiren sistem sayesinde insan ömrü 100 yılda kendini 2'ye katladı.
    Özgürlüğü için ciddi bir bedel ödemeden, ucuza özgürlük peşinde koşanlar var.
    Hatta bu insanlar özgürlüğün bedeli var diyenlere Stockholm Sendromuna girmişsin de diyebiliyorlar.

    Maalesef yeni jenerasyonlarda sorumluluktan yırtıp, olanaklardan faydalanma gibi egoistçe bir mantık gelişiyor.
    Özgür olayım yani sistemin sorumluluklarından kaçayım, istediğim yerde çalışayım, istediğim işi yapayım, istediğim gibi gezeyim, çok maaş alayım, çok tatil yapayım diyorsunuz.
    Ama öyle bir dünya yok. Senin aldığın maaş, çalışma süren ürettiğin katma değer kadardır. Ne kadar işe yarıyorsan o kadar para kazanırsın.
    Ne kadar sosyal güvenlik primi ödersen o kadar emekli maaşı alır ve sağlık sigortasından yararlanırsın.
    Bu jenerasyon gerçekten garip.
    Ailesinin ona tüm olanakları tam sunması gerektiğine inanırken, tek sorumluluğu olan okul başarısını yarım yamalak yerine getiriyorlar.
    Sonra bu adamlar büyüyüp, çalışmak istemiyor, instagramda gördükleri zengin çocukları gibi çalışmadan özgürce gezmek yaşamak lüks evlerde yaşamaya kendilerinin de hakkı olduğuna inanıyorlar.

    Yani bugün kimse köle değil.
    Herkes şartları dahilinde kendine kolay gelen hayatı seçiyor.
    Hiç bir şirket senin masaya pranga ile bağlamıyor.
  • 23-03-2019, 18:26:37
    #7
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kafana silah mı dayıyorlar? Hayır.
    Neden mecbur edilmişsin?
    Emeklilik, iş garantisi, tazminat hakkı, sağlık sigortası istiyorsan bu sistemde çalışırsın.
    Yok emeklilikten, iş garantisinden, sağlık sigortasından feragat edersen son derece özgür olursun.

    Özgür yaşamanın bir bedeli var.
    Canın bugün işe gitmek istemiyor mu? Gitme. Özgürsün.
    Ama hem canım istemediğinde işe gitmeyeyim, hem de işten atılmayım diyorsan öyle bir dünya yok.
    Mağara adamı bile bedel öderdi. Kendine özgürce bir mağara seçemezdi, seçtiği mağaranın bir ayıya ait olup olmadığını kontrol etmeliydi.
    Ayının mağarasını seçmekte özgürdü mağara adamı da eğer ayı ile boğuşarak bedel ödeyecekse.

    Yani doğada özgürlük diye bir şey zaten yok. Bir tavuk ben uçacağım dese de uçabiliyor mu?
    Ama yeni nesil bir şeyi çok isterlerse yapabileceklerine inanıyor.
    İnsan her zaman doğa şartları içinde kendine uyan sürdürülebilir ve kolay bir hayat tarzı seçer.
    Bu insanı köleleştiren sistem sayesinde dünya nüfusu 7 milyarı geçti.
    Bu insanı köleleştiren sistem sayesinde insan ömrü 100 yılda kendini 2'ye katladı.
    Özgürlüğü için ciddi bir bedel ödemeden, ucuza özgürlük peşinde koşanlar var.
    Hatta bu insanlar özgürlüğün bedeli var diyenlere Stockholm Sendromuna girmişsin de diyebiliyorlar.

    Maalesef yeni jenerasyonlarda sorumluluktan yırtıp, olanaklardan faydalanma gibi egoistçe bir mantık gelişiyor.
    Özgür olayım yani sistemin sorumluluklarından kaçayım, istediğim yerde çalışayım, istediğim işi yapayım, istediğim gibi gezeyim, çok maaş alayım, çok tatil yapayım diyorsunuz.
    Ama öyle bir dünya yok. Senin aldığın maaş, çalışma süren ürettiğin katma değer kadardır. Ne kadar işe yarıyorsan o kadar para kazanırsın.
    Ne kadar sosyal güvenlik primi ödersen o kadar emekli maaşı alır ve sağlık sigortasından yararlanırsın.
    Bu jenerasyon gerçekten garip.
    Ailesinin ona tüm olanakları tam sunması gerektiğine inanırken, tek sorumluluğu olan okul başarısını yarım yamalak yerine getiriyorlar.
    Sonra bu adamlar büyüyüp, çalışmak istemiyor, instagramda gördükleri zengin çocukları gibi çalışmadan özgürce gezmek yaşamak lüks evlerde yaşamaya kendilerinin de hakkı olduğuna inanıyorlar.

    Yani bugün kimse köle değil.
    Herkes şartları dahilinde kendine kolay gelen hayatı seçiyor.
    Hiç bir şirket senin masaya pranga ile bağlamıyor.

    Belirli bir standarta siz de kendinizi bağlamışsınız,ama suçlu siz değilsiniz;suçlu sistem..
    O kadar normal geliyor ki artık insanlar kendilerini köleleştiren sistemi olağan görmeye başlıyor bir yerden sonra itiraz yetisinide kaybedip olanla yetinmeye başlıyorlar.At gözlüğü ile hayat yaşanmaz,gözlüğü çıkarıp dışarı bakmadığınız sürece sadece gördüğünüz açıdan yaşarsınız hayatı..

    Kötünün iyisi misali !
  • 23-03-2019, 20:10:08
    #8
    adibelli adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Belirli bir standarta siz de kendinizi bağlamışsınız,ama suçlu siz değilsiniz;suçlu sistem..
    O kadar normal geliyor ki artık insanlar kendilerini köleleştiren sistemi olağan görmeye başlıyor bir yerden sonra itiraz yetisinide kaybedip olanla yetinmeye başlıyorlar.At gözlüğü ile hayat yaşanmaz,gözlüğü çıkarıp dışarı bakmadığınız sürece sadece gördüğünüz açıdan yaşarsınız hayatı..

    Kötünün iyisi misali !
    Öncelikle üzerindeki baskıyı yaratan sistem değil toplumdur.
    Mağara adamı zamanında başka bir sistem vardı.
    Orta çağda başka bir sistem vardı.
    Modern çağda bugün başka bir sistem var.
    Sistem değişiyor ama değişmeyen şey sizin düşündüğünüz tip özgürlüğün var olmadığı.
    Bu iş sistemden bağımsız.
    Bu iş insanın sürü hayvanı olmasından kaynaklanıyor.

    İnsan doğada kendi başına hayatta kalamayacak kadar zavallı bir tür.
    Bizi güçlü yapan birleşebiliyoruz ve zekalarımız ve kaslarımız bir amaç uğrunda organize edebiliyoruz.
    Bu sayede birileri doktorluk yaparken birileri işçilik yapabiliyor ve türün hayatta kalma ve kendine yeterliliği artıyor.
    Ama kimse senin kafana silah dayayarak sana işçilik yaptırmıyor.
    Lise hayatı boyunca hem okuyup hem çalışıp, kendi dershane parasını ödeyip, tıp kazanan, sonra gündüz okulda, gece bir restoranda bulaşıkçılık yaparak okuyup doktor olan bir arkadaşım var.
    Bu adam özgürlüğünün bedelini ödemiş. Sana sorsak bu adamın bu kadar bedel ödememesi lazım dersin.
    Oysa tıp fakültelerinin kontenjanını tıp okumak isteyenlere oranladığında eleminasyon kaçınılmaz hale gelir. Ve sadece kapasitesi yetenleri ve bedel ödeyenleri buraya alırsın.

    Eğer modern çağda bahsedilen sürüden ayrılarak mutlu olanlar yalanı hiç bir zaman gerçek değil.
    Topluma ters fikirde olanlar da yalnız kalmıyor, toplum içinde kendi gibiler ile sosyalleşiyor ve kendi alt grubuna bağlanıyor.
    Bu sefer bu grubun ortak fikirleri oluşuyor ve bu gruba ters düşünenler bu grup tarafından dışlanıyor.

    Bu işi ah şunu anlayabilseydiniz, ah siz sistemin kölesi olmuşsunuz gibi bir söylem düzeyinin üzerine çıkarmanız lazım.
    Bana sistemin kölesi olmamak için ne yaptığınızı ya da neler yapılabileceğini anlatın.
    Ben size söyledim.
    2 bin lira maaşla köle gibi çalışan adama bunun karşılığında sigorta primi de yatırılıyor.
    Ben bu işi sevmiyorum, müzik yapmayı seviyorum diyorsanız işi bırakıp bir enstrüman alıp sokaklarda çalıp para toplayabilirsiniz.
    Özgürlüğün bir bedeli var. Ödeyebiliyorsanız özgürsünüz. Ödeyemiyorsanız özgürlüğünüzü sisteme verip karşılığında konfor alabilirsiniz.
    niz.
  • 23-03-2019, 22:43:50
    #9
    Çok uzun yazacak değilim. İlk videonun yarısını izledim ve gerçekten çok saçma bir şekilde sistem eleştirilmiş.

    Mısır'daki köleler özgürmüş, hakları varmış. Köle diyor adı üstünde sen ise özgürsün.

    Günümüz hem ekonomi hem siyasal, adalet sisteminde elbette sorunlar var. Fakat bu videodaki içeriklerin bir çoğu saçma. Örnek verirken bile güzel kıyafetler alınabiliyor, alınamıyor örneği veriliyor. O kadar cahil bir düşünce ki insanları etkilemek için daldan dala atlıyorlar.

    Herkes çalışmak ve üretmek zorunda. Fakat kendisini geliştirmeyen, hayal kurmayan ve herhangi bir şekilde girişimci olmayan kişiler geride kalacaktır. Bende milyoner değilim fakat bunu düşünüp üzülmek yerine ne yapabilirim, nasıl daha verimli olabilirim ve çalışabilirim diyorum. Üzülmek, umutsuzluk, çaresizlik kaybedenlere göre birşeydir. Bahane üretmek istediğimizde sonu yok.

    Bu tarz videolar yerine keşke insanlık "yerleşik düzene geçmesi", "tarım yapmaya başlaması" gibi konularda doğru karar mı vermiş? vermemiş mi? tartışabilsek. Çünkü o zaman belki karşılaştırma yapabiliriz. Avcı toplayıcı bir toplum mu? Tarıma dayalı bir toplum mu? daha az çalışıyor veya mutlu mu? kendimize sorabilirdik.