Sınıfta skandal görüntü! yorumlarınız?
73
●4.003
- 11-02-2018, 03:00:15Aileden başlar terbiye. Suçlu ne öğretmen nede öğrenci suçlu ailedir.
Öğretmenin yapabileceği bir şey yok, vursa öğrencilerin elinde telefon anında video kaydı alıp sosyal medyaya atar şiddet uygulayan öğretmen diye görevinden alınır veya sürgün edilir.
İlköğretim ve liselerde akıllı telefonu yasaklamak lazım, Aileler çocukları ile iletişime geçmek istiyorsa normal telefonlada geçebilir.
Sınıflara kamera takılması lazım, sınıfta huzuru bozan kim o zaman ortaya çıkar. - 11-02-2018, 11:28:52Hocam zamanında öğretmenimizle konuşamazdık bile öyle korkardık. Şimdi anlıyorum o zaman neden öyle olması gerektiğini. Bu çocukları 30’lu yaşlarında düşünemiyorumzeytin8899 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- 11-02-2018, 15:11:06Üyeliği durdurulduSorun kutsanan çocuklar da, ahir zamanda insanlar evlatlarına tapacaklar okulda kimse burnunda kıl aldırmaz her kes kendi çocuğunu en iyi en süper akıllı en terbiyeli çocuk olduğunu iddia eder.
Örneğin 7. sınıf öğrencimizin velisini çağırdık tuvalette sigara içerken yakalıdık ve durumu okula çağırdığımız veliye ilettik sizce aldığımız cevap nedir....?
hoca benim oğlum sigara içmez ben güvenirim siz iftira atıyorsunuz dedi... bunun cahillik veya eğitimsizlik ile alaka değil... velinin mesleğini eğitimin düzeyini size söylesem inanmazsınız..
Yine 147 gibi bir garabet var her gün şikayet ediyor veliler, okul gerek idare gerek öğretmen korkmakta ya sokakta öğrenci başına bela olur daha olmadı veli gelir sana bodoslama dalar daha olmadı devlet soruşturma açar. Gerçi 147 konusunda biraz duruldu artık eskisi kadar her şikayete işlem yapılmıyor ama yinede sistem tıkanma noktasına geldi.
Özellikle lise çağında daha büyük sıkıntı ben şahsen 12 yıllık zorunlu eğitime karşıyım.. 8 yıl hatta 5. yıldan sonra zorunlu olmasın... sistematik olarak meslek edindirme alanlarına kaydırılsın ama bunu okul ile değilde doğrudan usta çırak ilişkisi ile sıkı denetim ile meslek sahibi olmaları sağlansın zaten dileyen okur...
Ancak burada 12 yıllık zorunlu eğitim amacı eğitmekten ziyade öğretmekten ziyade devlet bir şekilde 18 milyon genci bir şekilde okullarda tutmakta ve öğretmenlere bekcilik ettirmektedir. sokaklardan bir şekilde çekme yöntemi olarak görüyorum.
Yapılan bir araştırmada Ülkemiz için yılda 45.000 akademik olarak sisteme dahil yetişmiş elaman olması halinde devletin sistemin işlemesi için yeterli görülmekteymiş ve bu 45k kişi diğer tüm kişileri besleyebilecek işgücü ürettiği söylenir bu kişiler beyaz yakalı olmakta ve kalan yığınlar ise bunların altında mavi yakalı olarak devam edecektir. - 11-02-2018, 17:03:14Büyük ihtimal babasından dayak yiyen biridir.Gucluyazar adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Ailesinden, çevresinden ya aşırı aşağılınıp hor görülen ya da hiç dayak atılmadığı halde nirvalara çıkartılan aşırı pohpohlananlar sorunlu bireyler olarak yetişiyorlar.
Son 5-10 yıllık süreçte eğitim alanında sistemsel ciddi sıkıntılar oluştu fakat mevcut sorunların tamamını siyasi olarak tarafsızlığımı az çok forumda kanıtlamaya çalışan biri olarak söylemeliyim ki sadece son 5-10 yıllık sürece bağlamak yanlış. Sorun genel olarak geçmişten günümüze şiddetini arttırarak devam ediyor. Eğitim alanındaki sorunlar bu dönemde başlamadı. Misal bu görüntülerdeki sorundan en büyük pay, geçmişte 80-90'lı yıllar ve öncesinde öğrencileri tir tir titreten kız-erkek ayırt etmeden matrah bir şey yapıyormuş gibi öğrencilerini döven sözde öğretmenler ciddi pay sahibi.
80-90 öncesinde dayak ile yetişen bireyler, yaşadığı psikolojik bunalımı kendi çocukları yaşamasın diye çocuklarına koşulsuz şartsız tam destek verdiler. Çevrenize bakın nerede çocuğuna tam gaz destek veren veya öfkesini çocuğuna aktaran sürekli bağıran çağıran veya şiddet uygulayan insan varsa geçmişte ciddi şiddete maruz kalmıştır. Öğretmenlerinden sık sık dayak yiyen öğrencilerin büyüyüp aile kurması ile çocukları öğretmenleri döver, rahatsız eder hale geldi.
Gelelim bu sıkıntıların yaşanmasındaki en büyük diğer paya. Sevgili bireyler lütfen aklımıza yerleştirsek iyi olur. Okullar meslek edindirme veya yüksek gelirli refah yaşam imkanı sunma kurumları değil. Okullar çalışan velilerin, çocuklarını emanet etmesi gereken yerler değil.
İlk ve ortaöğretim haricinde eğitim zorunlu olmamalı. Lise bir zorunluluk olmamalı. Toplumda algı olarak bu zorunluluk olarak algılandığından hukuki olarakta zorunluluk haline geldi. Aileler ve öğrenciler eğitimi, okudukları alanları sevmeden üniversitelere aşırı talep gösterince eğitimde zorunluluk çıtası yükseldi. Keşke tüm üniversite öğrencilerimiz ya ben bu alanı çok seviyorum veya bu alanda kendime ve çevreme faydalı olabileceğimi düşünüyorum ( illa sevmesi de gerekmez, rasyonel bakış açısı, sorumluluk ve sabır konusunda gelişmiş bir insan yine faydalı olabilir ). Fakat maddi beklentiler ile bu iş zor yürüyor. Zorunluluk algısı ile. Çalışmalıyım neden paraya ihtiyacım var. Ailelerde çocuklarını geçmişten günümüze oku evladım açta açıkta kalmayın ekmek paranızı kazanın kimseye muhtaç olmayın diye yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyorlar. Evin olsun, araban olsun mottosu telefonum olsun, güzel eşyalarım olsun, çeyizim olsun gibi gibi gidiyor.
Sırf bu sebeple biz, Batı ve Doğu devletlerinin dev endüstrileri için toplum olarak potansiyel vaadimizden öte bir şey sunamıyoruz. Hizmet, geliştirme, üretim anlamında yeterli ilgiyi,desteği göremiyoruz gelen destekleri de olumlu bir şekilde dönüştüremiyoruz.