Babasından yemediği dayağı benden yerdi böyle bir şey yapsa bana..
Büyük ihtimal babasından dayak yiyen biridir.
Ailesinden, çevresinden ya aşırı aşağılınıp hor görülen ya da hiç dayak atılmadığı halde nirvalara çıkartılan aşırı pohpohlananlar sorunlu bireyler olarak yetişiyorlar.
Son 5-10 yıllık süreçte eğitim alanında sistemsel ciddi sıkıntılar oluştu fakat mevcut sorunların tamamını siyasi olarak tarafsızlığımı az çok forumda kanıtlamaya çalışan biri olarak söylemeliyim ki sadece son 5-10 yıllık sürece bağlamak yanlış. Sorun genel olarak geçmişten günümüze şiddetini arttırarak devam ediyor. Eğitim alanındaki sorunlar bu dönemde başlamadı. Misal bu görüntülerdeki sorundan en büyük pay, geçmişte 80-90'lı yıllar ve öncesinde öğrencileri tir tir titreten kız-erkek ayırt etmeden matrah bir şey yapıyormuş gibi öğrencilerini döven sözde öğretmenler ciddi pay sahibi.
80-90 öncesinde dayak ile yetişen bireyler, yaşadığı psikolojik bunalımı kendi çocukları yaşamasın diye çocuklarına koşulsuz şartsız tam destek verdiler. Çevrenize bakın nerede çocuğuna tam gaz destek veren veya öfkesini çocuğuna aktaran sürekli bağıran çağıran veya şiddet uygulayan insan varsa geçmişte ciddi şiddete maruz kalmıştır. Öğretmenlerinden sık sık dayak yiyen öğrencilerin büyüyüp aile kurması ile çocukları öğretmenleri döver, rahatsız eder hale geldi.
Gelelim bu sıkıntıların yaşanmasındaki en büyük diğer paya. Sevgili bireyler lütfen aklımıza yerleştirsek iyi olur. Okullar meslek edindirme veya yüksek gelirli refah yaşam imkanı sunma kurumları değil. Okullar çalışan velilerin, çocuklarını emanet etmesi gereken yerler değil.
İlk ve ortaöğretim haricinde eğitim zorunlu olmamalı. Lise bir zorunluluk olmamalı. Toplumda algı olarak bu zorunluluk olarak algılandığından hukuki olarakta zorunluluk haline geldi. Aileler ve öğrenciler eğitimi, okudukları alanları sevmeden üniversitelere aşırı talep gösterince eğitimde zorunluluk çıtası yükseldi. Keşke tüm üniversite öğrencilerimiz ya ben bu alanı çok seviyorum veya bu alanda kendime ve çevreme faydalı olabileceğimi düşünüyorum ( illa sevmesi de gerekmez, rasyonel bakış açısı, sorumluluk ve sabır konusunda gelişmiş bir insan yine faydalı olabilir ). Fakat maddi beklentiler ile bu iş zor yürüyor. Zorunluluk algısı ile. Çalışmalıyım neden paraya ihtiyacım var. Ailelerde çocuklarını geçmişten günümüze oku evladım açta açıkta kalmayın ekmek paranızı kazanın kimseye muhtaç olmayın diye yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyorlar. Evin olsun, araban olsun mottosu telefonum olsun, güzel eşyalarım olsun, çeyizim olsun gibi gibi gidiyor.
Sırf bu sebeple biz, Batı ve Doğu devletlerinin dev endüstrileri için toplum olarak potansiyel vaadimizden öte bir şey sunamıyoruz. Hizmet, geliştirme, üretim anlamında yeterli ilgiyi,desteği göremiyoruz gelen destekleri de olumlu bir şekilde dönüştüremiyoruz.