• 13-02-2018, 03:01:19
    #73
    pcbagimlisi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Öğretmensiniz sanırım.

    Hocam yanlış anlamazsanız bu konuda öğretmenlerinde aynı aileler gibi yeteri kadar öğrencilerle ilgilenmediklerini belirtmek istiyorum. ( Düzeltme - Ekleme: sorun öğretmenlerimizin diğer mesleklerde de olduğu gibi mesleklerini yeteri kadar sevmemelerinden de kaynaklanıyor olabilir öğrenci bazlı ekstra ilgili de mesleki olarak gerekli ilgi - araştırma olmazsa çözüm olmaz diye düşünüyorum ) ( Bunu öğrencilikten yeni mezun olmuş olup öfkeyle, kinle söylemiyorum dersime giren öğretmenlerle hiçbir sorun yaşamadım. Size saygısızlık yapmak, mesleğinizi öğretmeye çalışmak gibi anlamazsınız umarım ama sevsen sevemiyorsun demişsiniz. Olayı şiddetle çözeceksek ne diye Milli Eğitim Bakanlığını toplum olarak finanse edelim ki? Toplum olarak bizde genel bir sorun kimse işini sevmiyor, sevmediği gibi işinde yapması gerekeni doğru bir şekilde yeteri kadar araştırmıyor.

    Yanlış anlamayın tüm suçu size sadece öğretmenlere yüklemem doğru değil eğitim konusunda aileler küçüklükten birey kendi ayaklarının üstünde durma raddesine gelene kadar doğru teknikler kullanılmıyor ne yazık ki bu bir gerçek fakat öğretmenlerin bu konuda itiraz etme haklarının olduğunu düşünmüyorum. Aileler, psikoloji eğitimi almadan çocuk yapıyor olabilirler fakat öğretmenler ideal miktarda psikoloji alanında kendini yetiştirmeden, meslek hayatına başlamamalılar. Buna ek olarak profesyonel düzeyde bilgiyi, bir psikolog kadar öğrenmenizi beklemek size gereksiz ve akademik işlerinizde sorun oluşturacak ağır bir beklenti olur. Temel psikoloji bilgisine ek olarak uzman psikologlar ile sürekli iletişim halinde olmalısınız. Bu hem gündelik hayatta sivil hayatınızda, size kalan zamanlarda size büyük artı sağlayacaktır hem de okulda iş hayatınızda size ciddi katkı sağlayacaktır.

    Fakat şunun farkında olmamızda var. Dünyadaki iş kollarının, imkanlarının gelişimi ile her meslekte çeşitli zorunlu değişimler yaşanmak zorunda. Bu değişimlerden öğretmenlerde, mesleklerini sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmek istiyorlarsa ciddi değişimler uygulamalılar. Bunun en güçlü ve etkili yöntemi Milli Eğitim Bakanlığı üzerinden bu değişimin zorunlu olarak bu değişimi yapmak gibi görülebilir fakat öğretmenler bunu kendileri içten bir şekilde benimsemedikten sonra zorunlu olarak bunun bir yerden emir ile yapılması pek sağlıklı bir sonuç doğurmayacaktır. Öğretmenlik mesleğinde öğretilmesi gerekenler temel bir şekilde öğrencinin doğru bilgiye nasıl ulaşabileceğini anlatmak, bunun için öğrencinin sağlaması gereken minimum yeterlilikleri sağlayıp öğrencilerin okul içerisinde bile kendi kendilerine bir şeyler öğrenebilmelerini sağlamak olmalı. Her hangi bir öğretmenin, eğitim kurumunun inanılmaz hızda yayılan, gelişen bu bilgi çağında ( ekleme: bilgi demem doğru olmadı süper hızlı iletişim çağı demek daha doğru olacaktır ) sürekli güncel kalabilmesi hem mümkün değil hem gereksiz enerji-verimlilik kaybı.

    Psikoloji konusunda bir eğitimim, uzmanlığım yok fakat şu mesajınızda öfkenizle kullandığınız tabirler eğer öğretmenseniz halletmeniz gereken önemli bir durum kanaatimce. ( Amacım sizi zan altında bırakmak size kötü hissettirmek değil böyle bir algı oluşturduysam özür dilerim hem sizin hem çalıştığınız kurumdaki diğer insanların huzuru, mutluluğu için bunların önemli konular - etmenler olduğunu düşünüyorum. Tabi profesyonel değilim bu konuda bir profesyonelin görüşlerini almak daha doğru olur. )
    Saygılar ve sevgilerle.
    İstisnalar olmakla beraber..! Burada bahsedilen portföy "sıkıntılı öğrenci kitlesi"
    Merhabalar, malasef kitabı terimlerle, iyi niyetle iş yürümüyor. Emek verip zaman harcamışsın vesselam ancak eğitimciyi tam anlayabilmek için kara tahtanın önünde zaman geçirmen gerekli. Yazdığım yazı da ne demişim -" bu durum normal olağandır". Olağan bir duruma öfke ile yaklaşamazsın. 10.sınıfa gelmiş bir öğrenci daha İSTANBUL BOĞAZI'nın yerini bilmiyor. Hümanist bakabilirsiniz ancak herkes sizin görüşünüzde olmayabilir.
    Bu konuyu eğitim tartışmasına getirmemize gerek yok. Program geliştirme de "esneklik" ifadesi vardır. Sevmeği istediğin kadar esnet. Şimdi düşün; kokain çekip sallamaya ile okula gelene mi dokunacaksın? Ya da her yapılan yanlışa dayak mı atttığımızı ya da atmak istediğimizi düşünüyorsunuz? Mevzuat ne işi yarıyor sizce? Burda sıkınıtılı durumun öğrencilerin çoğunun kendisine bile faydasının olmamasıdır. Kendine bile saygısı olmayan bireyden vatandaş olmasını beklemeyin.
    Mesleki yölendirme gibi etkinlikleri lisede değil ortaokulda yapılmalı ki, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurmasın.
    Liseye gelmiş bir bireye ailesinin veremediği ahlâk ve etik kavramlarını öğretmenin verebildiğini sadece Fox tv'nin liseli dizilerinde görürsünüz. Gerçek farklıdır, acıdır.
    Konu da geçen fırlamanın yaptığı hareketle ile ilgili tek bir satır yazınızın olmaması da düşündürücüdür.
    Ne demiştik üç ayak: Birey, Aile, Okul... Bunlardan biri aksarsa mekanizma devrilir.
    Ne yazık ki tüm yazınınız baştan aşağığa eğitimciyi eleştirmek olmuş.
    Mesleğini sevgiyle yapan biri hayat şartlarına kendini adapte etmiştir. Buradaki sıkıntı özellikle meslek liseleri gibi kurumlara giden hayattan beklentisi olmayanlarla alakalıdır.
    Amacım tartışma çıkarmak değil, durum özeti belirtmedir.
  • 13-02-2018, 09:48:06
    #74
    GökTuğ adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İstisnalar olmakla beraber..! Burada bahsedilen portföy "sıkıntılı öğrenci kitlesi"
    Merhabalar, malasef kitabı terimlerle, iyi niyetle iş yürümüyor. Emek verip zaman harcamışsın vesselam ancak eğitimciyi tam anlayabilmek için kara tahtanın önünde zaman geçirmen gerekli. Yazdığım yazı da ne demişim -" bu durum normal olağandır". Olağan bir duruma öfke ile yaklaşamazsın. 10.sınıfa gelmiş bir öğrenci daha İSTANBUL BOĞAZI'nın yerini bilmiyor. Hümanist bakabilirsiniz ancak herkes sizin görüşünüzde olmayabilir.
    Bu konuyu eğitim tartışmasına getirmemize gerek yok. Program geliştirme de "esneklik" ifadesi vardır. Sevmeği istediğin kadar esnet. Şimdi düşün; kokain çekip sallamaya ile okula gelene mi dokunacaksın? Ya da her yapılan yanlışa dayak mı atttığımızı ya da atmak istediğimizi düşünüyorsunuz? Mevzuat ne işi yarıyor sizce? Burda sıkınıtılı durumun öğrencilerin çoğunun kendisine bile faydasının olmamasıdır. Kendine bile saygısı olmayan bireyden vatandaş olmasını beklemeyin.
    Mesleki yölendirme gibi etkinlikleri lisede değil ortaokulda yapılmalı ki, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurmasın.
    Liseye gelmiş bir bireye ailesinin veremediği ahlâk ve etik kavramlarını öğretmenin verebildiğini sadece Fox tv'nin liseli dizilerinde görürsünüz. Gerçek farklıdır, acıdır.
    Konu da geçen fırlamanın yaptığı hareketle ile ilgili tek bir satır yazınızın olmaması da düşündürücüdür.
    Ne demiştik üç ayak: Birey, Aile, Okul... Bunlardan biri aksarsa mekanizma devrilir.
    Ne yazık ki tüm yazınınız baştan aşağığa eğitimciyi eleştirmek olmuş.
    Mesleğini sevgiyle yapan biri hayat şartlarına kendini adapte etmiştir. Buradaki sıkıntı özellikle meslek liseleri gibi kurumlara giden hayattan beklentisi olmayanlarla alakalıdır.
    Amacım tartışma çıkarmak değil, durum özeti belirtmedir.
    Bizim okulda da bahsettiğiniz tarzda kendisine ve çevresine hem eğitim hem insani durum açısından sık sorun çıkartan ve çıkartma potansiyeli olan çok sayıda birey mevcuttu. Konudaki öğrenciye yorum yapmamanız düşündürücü demişsiniz haklısınız eğitimciler hakkında yaptığım tespitleri öğrenciler içinde aynı mesajda yapmalıydım ki mesajımı okuyan biri tüm suçun öğretmenlerde olabileceğini ve benim görüntüdeki öğrencileri savunduğumu düşünmesin.
    Eleştirilerimi sabırla emek vererek cevapladığınız için teşekkür ederim. Kendim de bizzat meslek lisesi öğrencisi olduğumdan öğretmenler, öğrenciler arasında tarafsız bir şekilde gözlem yapabiliyorum. Şimdi sizden ve diğer öğretmenlerden de özür dileyerek neden eğitimcilere bu konuda yükledim izninizle açıklamak istiyorum:

    Şunu belirtmek isterim meslek lisesindeki öğrenim hayatımda görüntüdeki tarzda özgüven ve yaşam tarzına sahip yaşıtlarımdan bende öğretmenler kadar çok sorun yaşadım. Hatta ne yazık ki ülkemizdeki ciddiyet eksikliğinden yaş farketmeksizin öğrencisi, normal yetişkin bireyi o kadar rahatsızım ki bu sorunu azaltıp biraz diğer ülkelerdeki ciddiyeti bizim ülkemize nasıl ithal edebilirim diye düşünmüyorda değilim. Sizinde belirttiğiniz gibi bu liselere gelen öğrencilerin hayat beklentileri ve sahip oldukları bilgi durumları ile kendilerine ve eğitim kurumuna ciddi sıkıntı oluşturabiliyor. Bu konuda yapılan yanlışlardan en önemlisi liseye geçişte yapılan yanlış tercihlerin, lise öğrenimi esnasında telafi edilmemesi.
    Belirttiğiniz gibi hayat beklentisi olmayan bireylerin, ailelerin ve çevrelerinin zoruyla bu okulları tercih etmesi çocukların okulu işlevsizleştirmelerine sebep oluyor. Liselerinde zorunlu olmasıyla imkan ve olanaklarınızda zorlaştı siz eğitimciler için bununda farkındayım fakat elinizde hâla bulunan seçenekleri düşünerek size bir tavsiyede bulunmak istiyorum izninizle.

    Neden öğretmenlere bu konuda sorumluluk yükledim. Videodaki tarzda öğrenciler için bir eğitim kurumunun, bir sınıfının 4 yıl boyunca kullanılması gereksizdir kanaatimce. Siz bu tarz bir öğrenci veya öğrenci grubu gördüğünüzde az çok hangi öğrencinin geçmişte sanayi vb. nerelerde çalıştığını veya çalışabileceğini kendilerinden duymuş veya nereye uygun olabileceklerini kendiniz tahmin ediyor olabilirsiniz. Bu tabloda ilk olarak videodaki kırmızılı bu öğrencinin örgün eğitimden bu videodaki görüntüler oluşmadan önce uzaklaştırılması gerekir. İş imkanları, maddi beklentiler örneklendirerek öğretmenler bu tarz sorun yaşadıkları bireyleri açıköğretime geçmeye teşvik edip çalışma hayatına sürüklemeli ve bu durum bu videodaki gibi sıkıntılı durumlar yaşanmadan gerçekleşmeli ki sınıfın geri kalanı da bu öğrencinin yaptığı durum ve tavırlardan dolayı aynı sorunlu tavır ve tutumları göstermeye başlamasınlar. Disiplin ve otoritenin iş hayatındaki yeri genel olarak iş yerlerinin zoraki tercih olmasından çok isteyerek seçilmesinden dolayı daha olumlu. Özellikle bu tarzda sorun yaşayan bireyleri iletişim, saygı ve iş vaktinde iş yapılması konusunda katı ve taviz vermeyen bir işletmeye yönlendirmek hem işletmeye ve hem videodaki tarzda bir bireye olumlu etki oluşturabilir.

    Meslek lisesine geçtikten sonra 2 yıl içerisinde yine farklı okullara geçebilmek mümkün, meslek lisesine gelen bireyin açık mesleğe veya normal açık liseye geçmesi de mümkün. Bunlar çok kısıtlı olanaklar olsada belirli olanaklar ve bunlar değerlendirilmeye çalışılmalı. Okulu sevmeyen öğrenci, genel olarak hiçbir okulu sevmiyorsa gerekirse 1 seneliğine bile olsa açık liseye geçse belki yeni seçiminden çok memnun olacak belki örgün liseyi ne kadar sevdiğini anlayıp kendi lisesine dönmeye çalışacak ( dönüp, dönememesi önemli değil o psikolojiye girmesi bile belli bir olgunluk katar )

    Biz lise öğrenimi görürken , biliyorum ki bu tarzda konular meslek veya akademik ders veren öğretmenlerin görevi değil genelde rehber veya müdür yardımcılarının bilgileri dahilinde olan durumlar fakat bunlarında akademi ve mesleki ders veren öğretmenler tarafından gerek müdür yardımcısı arkadaşlarından gerek kendilerinin internet üzerinden öğrenmesi gereken önemli olanaklar, imkanlar olduğunu düşünüyorum. Bahsettiğiniz aile eğitimi de oldukça önemli fakat bu konuda ailelerin profesyonellik anlamında sahip oldukları bir statü yok. Çocuk yapmak dünyanın bir çok yerinde insanların evlenmek gibi ağır, uzun vadede ciddi emek gerektiren bir hobileri. Ve insanlara madem bu hobini gerçekleştirdin o zaman bundan sonra hep bunları yapmak zorundasın, yapacaksın şeklinde sorunu onlar üzerinden çözemeyiz zira çocuk yapmak ailelerin mesleği değil.

    Öğretmenlik mesleği her ne kadar bilgiye sahip olmayan bireye bir şeyler öğretmek olarak doğduysa da günümüzde okuma,yazma ve temel matematik öğretme haricinde öğretmenlik mesleğinin artık psikolojik tecrübe ile bireyin psikolojini kontrol edebilme ve doğru bilgiyi bulma, kısa süre içerisinde doğru bilgiyi öğrenebilme konusunda gerekli bilgilerin verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ben öğrenim görürken ilk olarak okulumu ve okulum işleyişini , ders içeriklerini çok sevmeye başlamıştım fakat benim gibi okulun - bölümün konusunu sevmeyen arkadaşların okuldaki fazlalığından dolayı okul içi ve sınıf içi okulun nasıl gerilediğini, nasıl verimin düştüğünü ve verimsizlikten öteye nasıl vaktin acımasız bir şekilde imha edilmeye çalışılan bir kavram olduğunu görünce zaten olayın vehametini az çok kavramaya başladım.