Öğretmensiniz sanırım.
Hocam yanlış anlamazsanız bu konuda öğretmenlerinde aynı aileler gibi yeteri kadar öğrencilerle ilgilenmediklerini belirtmek istiyorum. ( Düzeltme - Ekleme: sorun öğretmenlerimizin diğer mesleklerde de olduğu gibi mesleklerini yeteri kadar sevmemelerinden de kaynaklanıyor olabilir öğrenci bazlı ekstra ilgili de mesleki olarak gerekli ilgi - araştırma olmazsa çözüm olmaz diye düşünüyorum ) ( Bunu öğrencilikten yeni mezun olmuş olup öfkeyle, kinle söylemiyorum dersime giren öğretmenlerle hiçbir sorun yaşamadım. Size saygısızlık yapmak, mesleğinizi öğretmeye çalışmak gibi anlamazsınız umarım ama sevsen sevemiyorsun demişsiniz. Olayı şiddetle çözeceksek ne diye Milli Eğitim Bakanlığını toplum olarak finanse edelim ki? Toplum olarak bizde genel bir sorun kimse işini sevmiyor, sevmediği gibi işinde yapması gerekeni doğru bir şekilde yeteri kadar araştırmıyor.
Yanlış anlamayın tüm suçu size sadece öğretmenlere yüklemem doğru değil eğitim konusunda aileler küçüklükten birey kendi ayaklarının üstünde durma raddesine gelene kadar doğru teknikler kullanılmıyor ne yazık ki bu bir gerçek fakat öğretmenlerin bu konuda itiraz etme haklarının olduğunu düşünmüyorum. Aileler, psikoloji eğitimi almadan çocuk yapıyor olabilirler fakat öğretmenler ideal miktarda psikoloji alanında kendini yetiştirmeden, meslek hayatına başlamamalılar. Buna ek olarak profesyonel düzeyde bilgiyi, bir psikolog kadar öğrenmenizi beklemek size gereksiz ve akademik işlerinizde sorun oluşturacak ağır bir beklenti olur. Temel psikoloji bilgisine ek olarak uzman psikologlar ile sürekli iletişim halinde olmalısınız. Bu hem gündelik hayatta sivil hayatınızda, size kalan zamanlarda size büyük artı sağlayacaktır hem de okulda iş hayatınızda size ciddi katkı sağlayacaktır.
Fakat şunun farkında olmamızda var. Dünyadaki iş kollarının, imkanlarının gelişimi ile her meslekte çeşitli zorunlu değişimler yaşanmak zorunda. Bu değişimlerden öğretmenlerde, mesleklerini sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmek istiyorlarsa ciddi değişimler uygulamalılar. Bunun en güçlü ve etkili yöntemi Milli Eğitim Bakanlığı üzerinden bu değişimin zorunlu olarak bu değişimi yapmak gibi görülebilir fakat öğretmenler bunu kendileri içten bir şekilde benimsemedikten sonra zorunlu olarak bunun bir yerden emir ile yapılması pek sağlıklı bir sonuç doğurmayacaktır. Öğretmenlik mesleğinde öğretilmesi gerekenler temel bir şekilde öğrencinin doğru bilgiye nasıl ulaşabileceğini anlatmak, bunun için öğrencinin sağlaması gereken minimum yeterlilikleri sağlayıp öğrencilerin okul içerisinde bile kendi kendilerine bir şeyler öğrenebilmelerini sağlamak olmalı. Her hangi bir öğretmenin, eğitim kurumunun inanılmaz hızda yayılan, gelişen bu bilgi çağında ( ekleme: bilgi demem doğru olmadı süper hızlı iletişim çağı demek daha doğru olacaktır ) sürekli güncel kalabilmesi hem mümkün değil hem gereksiz enerji-verimlilik kaybı.
Psikoloji konusunda bir eğitimim, uzmanlığım yok fakat şu mesajınızda öfkenizle kullandığınız tabirler eğer öğretmenseniz halletmeniz gereken önemli bir durum kanaatimce. ( Amacım sizi zan altında bırakmak size kötü hissettirmek değil böyle bir algı oluşturduysam özür dilerim hem sizin hem çalıştığınız kurumdaki diğer insanların huzuru, mutluluğu için bunların önemli konular - etmenler olduğunu düşünüyorum. Tabi profesyonel değilim bu konuda bir profesyonelin görüşlerini almak daha doğru olur. )
Saygılar ve sevgilerle.
İstisnalar olmakla beraber..! Burada bahsedilen portföy "sıkıntılı öğrenci kitlesi"
Merhabalar, malasef kitabı terimlerle, iyi niyetle iş yürümüyor. Emek verip zaman harcamışsın vesselam ancak
eğitimciyi tam anlayabilmek için kara tahtanın önünde zaman geçirmen gerekli. Yazdığım yazı da ne demişim -" bu durum normal olağandır". Olağan bir duruma öfke ile yaklaşamazsın. 10.sınıfa gelmiş bir öğrenci daha İSTANBUL BOĞAZI'nın yerini bilmiyor. Hümanist bakabilirsiniz ancak herkes sizin görüşünüzde olmayabilir.
Bu konuyu eğitim tartışmasına getirmemize gerek yok. Program geliştirme de "esneklik" ifadesi vardır. Sevmeği istediğin kadar esnet. Şimdi düşün; kokain çekip sallamaya ile okula gelene mi dokunacaksın? Ya da her yapılan yanlışa dayak mı atttığımızı ya da atmak istediğimizi düşünüyorsunuz? Mevzuat ne işi yarıyor sizce? Burda sıkınıtılı durumun öğrencilerin çoğunun kendisine bile faydasının olmamasıdır. Kendine bile saygısı olmayan bireyden vatandaş olmasını beklemeyin.
Mesleki yölendirme gibi etkinlikleri lisede değil ortaokulda yapılmalı ki
, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurmasın.
Liseye gelmiş bir bireye ailesinin veremediği
ahlâk ve etik kavramlarını öğretmenin verebildiğini sadece Fox tv'nin liseli dizilerinde görürsünüz.
Gerçek farklıdır, acıdır. Konu da geçen fırlamanın yaptığı hareketle ile ilgili tek bir satır yazınızın olmaması da düşündürücüdür. Ne demiştik üç ayak: Birey, Aile, Okul... Bunlardan biri aksarsa mekanizma devrilir. Ne yazık ki tüm yazınınız baştan aşağığa eğitimciyi eleştirmek olmuş.
Mesleğini sevgiyle yapan biri hayat şartlarına kendini adapte etmiştir.
Buradaki sıkıntı özellikle meslek liseleri gibi kurumlara giden hayattan beklentisi olmayanlarla alakalıdır.
Amacım tartışma çıkarmak değil, durum özeti belirtmedir.