• 17-06-2017, 17:15:32
    #1
    Üyeliği durduruldu
    https://www.youtube.com/watch?v=jLYPatoYI0U
  • 18-06-2017, 01:53:20
    #2
    Şu modern bilimi çok merak ediyorum.
    Örneğin;
    Albert Einstein: Adamın teori yada çözümlediği şeyleri bugün bile kullanıyoruz hatta bizim bile anlamadan uzak şeyler var.

    Ömer Hayyam: Bugünün teknolojisi ile hesaplanan yıldız sistemini o gün bile çözebilmişti. Takvim sistemini kullananlar arasında. Kendi yaşını hesaplayabilen bir insan.

    Piri Reis: Haritası halen tartışmasız en mükemmeli.

    Nicola Tesla: Adisonun arakladığı elektriği bulan ve bugün bile bir iki alternatifi dışında emsalsiz bir olay.

    Şimdi gelelim sizin olayınıza. Modern bilim dediğiniz şu mu? 'Ben birşey buldum e kimse de bunu söylemedi yada söyleyenler var ben daha çok geliştirdim.'

    Milyonlarca yıl önce yaşadığı ispatlanan sivrisinekler, yılan ve benzeri canlıların fosilleri bugün gün yüzüne çıkıyor. Boyut olarak küçülüyoruz bu doğru. Her canlı sudan geliyor bu da doğru. Peki bana 1000 yıl önce olmayan ve bugün bulunan bilime faydalı birşey söyleyebilir misiniz. Gerçi yıl olarak çok geri gittim ama. Şimdi diyeceksiniz ki tv yoktu tamam da 1000 yıl önce ihtiyaç yoktu. Bugün evrime ihtiyaç mı var. Maymundan geldiğimizi ispat kime yarayacak. Bir yetimin karnı mı doyacak yoksa galaksiler arası yolculuk mu yapacağız.

    Yazdıklarımı sakın dalga geçiyor sanmayın. Bilip bilmeden konuşuyoruz işte. Modern bilim ve Evrimi gerçekten bildiğinizi düşünüyorsanız anlatın biz de bilelim.
  • 18-06-2017, 03:13:55
    #3
    delikanli53 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Maymundan geldiğimizi ispat kime yarayacak. Bir yetimin karnı mı doyacak yoksa galaksiler arası yolculuk mu yapacağız.
    Hocam siz olayı biraz yanlış anlamışsınız. Bilimsel gelişmelerin en temelinde merak yatar. İnsan bir şeyi merak eder, sorular sormaya başlar ve ardından bunlara yanıt aramaya koyulur. Varoluş ise insanlık tarihindeki en çok merak edilen konudur. Antik zamandaki mitlerde ya da dinlerde bile yer alan en temel konu insanın nasıl varolduğu, neden varolduğu ve öldükten sonra ne olacağıdır.

    İnsanın varoluş süreci, diğer sorulardan(neden varolduğu ve öldükten sonra ne olacağı) ziyade, bilimsel olarak araştırılabilecek ve yanıt bulunması mümkün bir olgudur. İnsanın varoluşundan önce evrenin, ardından dünyanın ve bir adım sonrası ilk canlıların nasıl varolduğunu öğrenmek gerekir.

    Big bang, evrim gibi teoriler ise bu sorulara karşı en çok kabul görmüş yanıtlardır. Evrim din değildir, evrime "inanç" duyulmaz, evrimi Darwin icat etmemiştir.

    Bilim her gün ilerler, yarın bulunacak yeni bir bilgi, daha önce bilinen ve doğru olduğu düşünülen olguları değiştirebilir.

    Şuan bu mesajımı okuduğunuz bilgisayar ya da cep telefonu teknolojisi de yetimlerin karınlarını doyurmak için icat edilmemiş, merak sayesinde geliştirilmiştir.

    İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği düşünme yetisidir. Düşünmenin temelinde ise soru sormak yatar. Sorulan sorular yanıtları ortaya çıkartır.
    Soru sormayan insan diğer hayvanlardan pek de farklı değildir.

    Bugün ülke olarak bu kadar geride olmamızın nedeni de toplumumuzdaki insanların soru sormuyor, yani düşünmüyor oluşudur maalesef ki.
  • 18-06-2017, 04:07:36
    #4
    aliarbak adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bugün ülke olarak bu kadar geride olmamızın nedeni de toplumumuzdaki insanların soru sormuyor, yani düşünmüyor oluşudur maalesef ki.
    Pek, o zaman neden bu soruna çözüm aramıyoruz? Neden şu anda ülkemize ve insanlarımıza pek faydası olmayacak başka sorunlara çözüm arıyoruz veya tartışıyoruz?

    Ne zaman sorunlarımız çözülecek dertsiz tasasız bir ülke olacağız. İşte o zaman evrim tartışılabilir.

    Benim şahsi görüşüm.
  • 18-06-2017, 05:02:58
    #5
    delikanli53 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Şu modern bilimi çok merak ediyorum.

    Modern bilim ve Evrimi gerçekten bildiğinizi düşünüyorsanız anlatın biz de bilelim.
    https://www.medikalakademi.com.tr/ko...uemkun-olacak/


    https://www.youtube.com/watch?v=95BNbN64dBU


    http://www.haberturk.com/saglik/habe...-hucre-bulundu

    http://www.ntv.com.tr/galeri/teknolo...PUWqjErxRFM00Q


    https://www.youtube.com/watch?v=R0XhOFe-iEg
  • 18-06-2017, 05:50:49
    #6
    keremiya adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Pek, o zaman neden bu soruna çözüm aramıyoruz? Neden şu anda ülkemize ve insanlarımıza pek faydası olmayacak başka sorunlara çözüm arıyoruz veya tartışıyoruz?

    Ne zaman sorunlarımız çözülecek dertsiz tasasız bir ülke olacağız. İşte o zaman evrim tartışılabilir.

    Benim şahsi görüşüm.
    Düşünme ve sorgulama eylemlerinin faydalı oluşu konulara bağlı olarak değişkenlik göstermez. Önemli olan bu yetiye sahip olabilmektir. Bunun da en başında soru sormak gelir.

    Şahsen beni düşünmeye ve sorgulamaya itecek kişilerle arkadaşlık kurmayı tercih etmekteyim. Karşımdaki insan ile herhangi bir konuyu irdeleyip farklı bakış açılarıyla yorumlama ve fikir alışverişinde bulunabilme imkanım olmadığı sürece o kişiyle belirli bir samimiyet seviyesinin üstüne çıkamıyorum.

    Mesela karşımdaki kişiyle tarım devriminin insanlığa faydaları ve zararlarından tutun endüstri 4.0'ın ülkemize ne gibi etkileri olabileceğini konuşabilmek, farklı bakış açıları edinip olayları yorumlayabilmek benim için oldukça önemli. Karşımdaki kişi daha önce hiç bilgimin olmadığı bir konudan bahsederse o bende merak uyandırır, araştırma isteği duymama neden olur. Bilginin peşinde koşmak ise gerçekten çok farklı bir hazdır, tadan bırakamaz.

    Soru sormanın benim hayatımda şöyle bir etkisi oldu:
    Çocukluğumdan beri teknolojiye ve özellikle bilgisayara oldukça ilgim vardı. İlkokul yıllarımın sonuna doğru girdiğim internet sitelerinin, oynadığım oyunların nasıl geliştirildiği sorusuna yanıt arayıp ufak tefek bir şeyler yapmaya başladım.(5. sınıfta ücretsiz sistemlerle açtığım bir site ilginç bir şekilde hala yayındadır). Ortaokulda yazılım dilleriyle tanıştım. Lisenin başında aktif olarak yazılım dillerini öğrenmeye ve geliştirici olarak çalışmaya başladım. Gündüzleri okula gidip geceleri çalışma düzeninden istediğim verimi alamadığımı düşündüğümde okulu bıraktım.

    Bu yaptıklarım(özellikle okulu bırakışım) çevrem ve özellikle (neredeyse herkesin Türkiye'nin en iyi 5 üniversitesinden mezun olduğu)ailem tarafından oldukça olumsuz karşılandı. Nitekim erken yaşta çok büyük sorumlulukların altına girdim, çok fazla yoruldum ve beraberinde psikolojimin de bozulmasına sebebiyet verdim. Şimdi ise çocuk yaşta verdiğim doğru kararların neticelerini almaktayım. Eğer zamanında soru sormaya başlamamış olsaydım bunları kesinlikle yapamazdım. Burada bahsettiğim soru ise "yazılımların nasıl geliştirildiği" değil yanlış anlaşılmasın. Bana bu cesareti ve kararlılığı veren, sorguladığım asıl şey hayatın anlamıydı.

    Çevremde gördüğüm çoğu insan, sistemin yönlendirdiği şekilde algılanan bir başarı kalıbının peşindeydiler. Sana öğretilen derslere çalış, üniversite sınavı adı verilen maratona girip iyi bir derece yap, bir diploma edin, etikete sahip ol, aile kur, ev/araba al, böylece insanlar tarafından saygı duyul ve başarılı olmuş ol.

    Bu gaye, sorgulamaya başladığında, gerçekten çok gülünç geliyor insana İnsanlar ölümsüz olsaydı bu çaba belki mantıklı olabilirdi; ancak en fazla 90 yıl yaşayacağımız bir hayatta, başkaları tarafından belirlenmiş bir yaşam istikametine boyun eğmek ve bunun için ter dökmek nasıl mantıklı olabilir?

    Ben de buna uyum sağlamadım. Kaybedebileceğim tek şey hayatımdı; ne olursa olsun neticesinde onu zaten kaybedecektim. Yaşam denilen şeyin insanlar tarafından gerçekten çok fazla abartıldığını düşünmekteyim. İnsan, uğraşmak istediği şeyle meşgul olmadığı sürece yaşasa ne olur, yaşamasa ne olur?
    Eğer bir gün verdiğim kararlar yüzünden geri dönülemeyecek şekilde dibi boylayacak olursam da en kötü kendi hayatımı kendim sonlandırırım. Ha 40 yıl yaşamışım, ha 90 yıl. Hayal ettiklerimi yapamadıktan sonra ne fark eder?

    Anlatmak istediklerimi özetleyecek olursam:
    Gelişim asla rutin çerçevede gerçekleşmez. Memur olup sırtını devlete yaslama hayalinde olan kişilerle toplum gelişmez. Gelişimin başında soru sormak yatar. İster insanın varoluşunu sorgulayın, ister alternatif enerji kaynaklarını; önemli olan tek şey sorgulamanızdır. 80 milyon nüfusu olan bir ülkede herkes farklı bi' alanda sorular sorup yanıt arayışına girişse zaten sorunlar ardı ardına çözülür, gelişim sağlanır.

    Bizim eğitim sistemimiz, sosyal ve siyasal yapımız sorgulamayı mümkün olduğunca engellemeye çalışır. Çünkü sorgulayan bir toplum hesap sorar! İktidarı gasp eden demagoglar ise hesap sorulmasına tahammül edemez, hesap sorulan bir toplum içinde barınamaz.
  • 18-06-2017, 11:07:31
    #8
    Ben bu olaylara karşıyım. Şimdi tepki vereceksiniz fakat başımıza gelmeyince de anlayamayız o da doğru fakat ben bu konuya din olgusuyla bakıp onaylayamıyorum. lütfen bu yazdığımı tartışmayalım çünkü farklı açılardan baktığımız doğru.

    yorumunuza cevap olarak ise; Örneğin, Firavun döneminde piramitlerin teknolojisi ile bugünün teknolojisi arasında dağlar kadar fark var değil mi halen yetişebilmiş değiliz. O yüzden yüz nakli ve diğer tıbbi olaylar bana kalırsa binlerce yıl önce de denenmiştir belki de başarılmıştır. Büyü ve teknolojiyi bir arada kullanan kabile ve toplulukların var olduğunu şu anki tüm tarihçiler kabul etmektedir. Dünyanın en sert maddesini işleyip bugünün teknolojisiyle bile o kadar düz bir tünel yapılamayacağı kabul edilmektedir.

    Ufo ve uçak görüntüleri lazer ve ışınlanma resim veya figürleri halen gün ışığına çıkmaktadır.

    Anlatmaya çalıştığım şey budur. İnsanlığın geçmişte yaşadığı olayları bugün bile çözememekteyiz o yüzden modern bilim dediğin 3 boyutlu kol protez sadece kapitalizmin bize uzattığı bir şeydir. Şöyle ki; ilacı ürettikten sonra hastalığı yayıyorlar. Sen kolsuz yaşayacaksın belki ama o protez kolu alabilmek için ruhunu satacaksın zamanı gelecek. Sonra ortalıkta sürekli kolsuz bacaksız yüzsüz insanlar çoğalacak çünkü satış gerekiyor.

    Sağlık sektörünü elinde bulunduran büyük şirketlere bir bakın hep aynı. Doktorun yazacağı ilacın hazırlığı bile televizyonlarda başlıyor. Profesörün bir tanesi çıkıyor baş ağrısı kç ağrısını tetikler dikkat edin, ertesi gün herkes hastanede yazılan ilaç aynı standart.

    İlk yazdığımın haricinde tartışmaya açığım.