Pek, o zaman neden bu soruna çözüm aramıyoruz? Neden şu anda ülkemize ve insanlarımıza pek faydası olmayacak başka sorunlara çözüm arıyoruz veya tartışıyoruz?
Ne zaman sorunlarımız çözülecek dertsiz tasasız bir ülke olacağız. İşte o zaman evrim tartışılabilir.
Benim şahsi görüşüm.
Düşünme ve sorgulama eylemlerinin faydalı oluşu konulara bağlı olarak değişkenlik göstermez. Önemli olan bu yetiye sahip olabilmektir. Bunun da en başında soru sormak gelir.
Şahsen beni düşünmeye ve sorgulamaya itecek kişilerle arkadaşlık kurmayı tercih etmekteyim. Karşımdaki insan ile herhangi bir konuyu irdeleyip farklı bakış açılarıyla yorumlama ve fikir alışverişinde bulunabilme imkanım olmadığı sürece o kişiyle belirli bir samimiyet seviyesinin üstüne çıkamıyorum.
Mesela karşımdaki kişiyle tarım devriminin insanlığa faydaları ve zararlarından tutun endüstri 4.0'ın ülkemize ne gibi etkileri olabileceğini konuşabilmek, farklı bakış açıları edinip olayları yorumlayabilmek benim için oldukça önemli. Karşımdaki kişi daha önce hiç bilgimin olmadığı bir konudan bahsederse o bende merak uyandırır, araştırma isteği duymama neden olur. Bilginin peşinde koşmak ise gerçekten çok farklı bir hazdır, tadan bırakamaz.
Soru sormanın benim hayatımda şöyle bir etkisi oldu:
Çocukluğumdan beri teknolojiye ve özellikle bilgisayara oldukça ilgim vardı. İlkokul yıllarımın sonuna doğru girdiğim internet sitelerinin, oynadığım oyunların nasıl geliştirildiği sorusuna yanıt arayıp ufak tefek bir şeyler yapmaya başladım.(5. sınıfta ücretsiz sistemlerle açtığım bir site ilginç bir şekilde hala yayındadır). Ortaokulda yazılım dilleriyle tanıştım. Lisenin başında aktif olarak yazılım dillerini öğrenmeye ve geliştirici olarak çalışmaya başladım. Gündüzleri okula gidip geceleri çalışma düzeninden istediğim verimi alamadığımı düşündüğümde okulu bıraktım.
Bu yaptıklarım(özellikle okulu bırakışım) çevrem ve özellikle (neredeyse herkesin Türkiye'nin en iyi 5 üniversitesinden mezun olduğu)ailem tarafından oldukça olumsuz karşılandı. Nitekim erken yaşta çok büyük sorumlulukların altına girdim, çok fazla yoruldum ve beraberinde psikolojimin de bozulmasına sebebiyet verdim. Şimdi ise çocuk yaşta verdiğim doğru kararların neticelerini almaktayım. Eğer zamanında soru sormaya başlamamış olsaydım bunları kesinlikle yapamazdım. Burada bahsettiğim soru ise "yazılımların nasıl geliştirildiği" değil yanlış anlaşılmasın. Bana bu cesareti ve kararlılığı veren, sorguladığım asıl şey
hayatın anlamıydı.
Çevremde gördüğüm çoğu insan, sistemin yönlendirdiği şekilde algılanan bir başarı kalıbının peşindeydiler. Sana öğretilen derslere çalış, üniversite sınavı adı verilen maratona girip iyi bir derece yap, bir diploma edin, etikete sahip ol, aile kur, ev/araba al, böylece insanlar tarafından saygı duyul ve
başarılı olmuş ol.
Bu gaye, sorgulamaya başladığında, gerçekten çok gülünç geliyor insana

İnsanlar ölümsüz olsaydı bu çaba belki mantıklı olabilirdi; ancak en fazla 90 yıl yaşayacağımız bir hayatta, başkaları tarafından belirlenmiş bir yaşam istikametine boyun eğmek ve bunun için ter dökmek nasıl mantıklı olabilir?
Ben de buna uyum sağlamadım. Kaybedebileceğim tek şey hayatımdı; ne olursa olsun neticesinde onu zaten kaybedecektim. Yaşam denilen şeyin insanlar tarafından gerçekten çok fazla abartıldığını düşünmekteyim. İnsan, uğraşmak istediği şeyle meşgul olmadığı sürece yaşasa ne olur, yaşamasa ne olur?
Eğer bir gün verdiğim kararlar yüzünden geri dönülemeyecek şekilde dibi boylayacak olursam da en kötü kendi hayatımı kendim sonlandırırım. Ha 40 yıl yaşamışım, ha 90 yıl. Hayal ettiklerimi yapamadıktan sonra ne fark eder?
Anlatmak istediklerimi özetleyecek olursam:
Gelişim asla rutin çerçevede gerçekleşmez. Memur olup sırtını devlete yaslama hayalinde olan kişilerle toplum gelişmez. Gelişimin başında soru sormak yatar. İster insanın varoluşunu sorgulayın, ister alternatif enerji kaynaklarını; önemli olan tek şey sorgulamanızdır. 80 milyon nüfusu olan bir ülkede herkes farklı bi' alanda sorular sorup yanıt arayışına girişse zaten sorunlar ardı ardına çözülür, gelişim sağlanır.
Bizim eğitim sistemimiz, sosyal ve siyasal yapımız sorgulamayı mümkün olduğunca engellemeye çalışır. Çünkü sorgulayan bir toplum hesap sorar! İktidarı gasp eden demagoglar ise hesap sorulmasına tahammül edemez, hesap sorulan bir toplum içinde barınamaz.