@Droid;
Saçma sapan sebeplerden kendimi yapay bunalıma sokup psikolojik bahaneler,mazeretler üretip gerek art niyetli dışardaki insanlara karşı bir şey yapamayan, gerek benim iyiliğimi düşünen ailemi dinlemeyip liseyi bırakan biri olarak söylemeyelim ki;
Sorununuzun tek nedeni
rahatlık.
Bakın sizin yaptığınızın daha beterini ben yaptım. Siz yine başarı gösterip elde ettiğiniz başarıyı itip başarısızlığa sürüklemişsiniz kendinizi. Ben başarısızlık yaptım, farkına vardım yapmayacağım dedim tekrar başarısızlık yaptım sonra bunu aa sizin yüzünüzden deyip bahane edip ailemi,sevdiklerimi suçladım. Yanımda da bunlara engel olacak aile dışında yaşıtım doğru bir insan olmadığından kendim de akıllanamadığımdan geleceğimi kararttım.
Şuan ;
20 yaşındayım.
13 yaşından beridir kendime katkı,gelişim için harcadığım zaman 500 saat etmemiştir.
13 yaşından beri sıcak evde ortamda, her türlü dershane , etüt vb. ulaşabilen ailesi sıradan normal bir devlet memuru olmasına rağmen borçla harçla okusun,etsin diye her türlü imkan verilen bir bireyim yakın devlet okullarında rahat şartlarda gidip gelen bir sorumsuz bir bireyim.
Ailem ortaokulda diyordu ki oğlum ders çalış. Aman çalışırız ne olacak.
Ne oldu sbs'de adam gibi puan alamadık bir lise kazanamadık ilk önce 100 km ötedeki okula kayıt oldum.
Babam uğraştı etti dedi şu yakında anadolu teknik var gel nakil edelim seni dedi okul başlamadan nakil oldum. Allah razı olsun sınıfta 100 km'de öteden gelen arkadaş vardı sabah 1.30 saat , akşam 1.30 saat toplamda günde 3-4 saat yola gidiyor onu görünce dedim iyi ki gitmemişim.
Her neyse bilgisayar dersleri falan sevdiğimden öncesinden az çok uğraştığımda biliyorum hoşuma gidiyor. Bir şeyi bilebilmek (yanlış anlaşılmasın 2 format atmayı araştırdığınızda öğreniyorsunuz) yani çok basit bile olsa söyleyebilmek inanılmaz güzel bir şeymiş.
Ben ilk başta hiç araştırmadan sadece babamın fikriyle gitmiştim ki her günde Allah'ım mutluyum diyordum. Tek kusur erkek okulu olmasıydı okulda endüstriden dolayı çok kuralsız,nizamsız,terbiyesiz öğrencilerinde bulunmasıydı. Her neyse bunlar başlangıçta sorun değildi. Okula zaten nakil işlemlerinden dolayı ilk 4 gün gidememiştim.
Benim aileme ve bana en çok zarar veren şey aile dışındaki hak etmeyen insanlara verdiğim samimiyet hakkı ve cesaretsizliğim,aptallığım benim sonum oldu. Ben kimseyle ciddi düzeyde sorun yaşamazken lisede çok mutluydum sonra erkek nüfusunun verdiği çoğunluktan dolayı (20-30 kişi 2-3 kız gibi)
Sınıflarda terbiyesizlikler (yanlış anlamayın bende dahilim hatta belki kendimi ilk terbiyesiz boş adam tanımına sokan benim) lakayıtsızlık gibi şeyler kötü şakaları boş vakit harcamaları getirdi. Gel zaman git zaman tabiki de cesaretsizlik ve aptallık birleşerek psikolojik bunalımlar oluşturdu. Oluşan bunalımları konuşarak çözmeye çalışan aileme hiçbir zaman gerçek sorunları tam olarak antalamadım. Yani 16-17 yaşında bir erkek olarak kavga etmek istemiyorum ama hakaret ediyorlar, boş boş şakalar yapıyorlar diyemezdim. Hemde 1 değil 10 değil 100 değil en az 500 kişi okulda sınıftada rahat 5-10 kişi.
Ben hayatımla ilgili bu sorunu çözemedim bu çözemediğim sorun hayatımın her anında karşısına çıktı birey olmayı kavramayan bireyler, hayal dünyasında yaşayan gündelik sokak hayatına adapte olamayan, hele ki bizim ülkemizdeki gibi kural ihlallerinin yanlışların birbirini küçük düşürmekten ve ezmekten keyif alan insanların çok sayıda olduğu ülkelerde (buna bende dahilim bir miktar) hayaller dünyasında felsefi tatta, kağıt üzerinde yaşayanlar her zaman sorun yaşamaya mahkumdur.
Ben okulda lise 2. sınıfta okuldan soğumaya başladım sınıf içi ve okul içi ortamı beğenmemeye başladığımdan. Bu soğuma başlamadan önce şevkle okulda ne işliyorsak hobi olarak evde deniyordum saçma şekilde aynı örneği 100 defa tekrar yapıyordum (yaratıcılık ve araştırma hevesim çok az benim salt kalıplara odaklanmış dar görüşlüyüm ne yazık ki)
Ben okuldan soğumaya başlayıp kendimdeki psikolojik sorunu çözemeyince çevresel faktörleri nasıl değiştirebilirim düşüncesine girmeye başladım. (Nasıl bir hata birazdan açıklayacağım)
Ben başladım ki ya bu okul lanet bu okuldakiler lanet. Çok güzel mükemmel bir okula gitsem böyle olmazdı diyorum. Araştırıyorum nasıl geçerim. Lise 2'inin sonunda ufaktan başladım buna bu öyle bir kerede gelen bir şey değil biliyorsunuz düşünceler yavaş yavaş büyür büyür artar çığ gibi olur.
Yaza doğru düşünmeye başladım. Lise 3'e başladım benim düşünceler arttı yarı yıl tatili gelmeden ben düşüncelerimi anlattım kısmi olarak üstü kapalı şekilde. İşte bu okul bana göre değil ders saati çok.
Ki bir de ders saati ve gerçekten ders içeriği faktörü oluşmaya başladı ben hobi olarak ilgilenmeye başlayınca. Okulda bilgisayar dersleri için lise 2 ve lise 3'te ciddi düzeyde vakit harcıyorduk. Öğretmenlerimi çok severim özellikle dersimize giren gerçekten bir şeyler öğreten veya anlatan yaptıran. Fakat sistemi sevmezdim sınıfta herkes yazılımdan aynı oranda hoşlanmadığımda haliyle öğrenmede uygulamada sistemin yanlışlarıyla beraber verimsizlik söz konusu oluyordu ve içimi bunaltıyordu 120 dakika yerinden kalkamadan ders işlemek.
Aileme anlattım dedim böyle böyle açık liseye geçmek istiyorum ben (lise 2'nin sonunda kendi kendime ya ne yapsam düz liseye mi geçsem falan diyorum anadolu teknik liselerinin başka liseye geçiş hakkı lise 2'nin sonuna kadar istersen 500 üzerinden 450'li ile girmiş ol birçok anadolu lisesine puanın yetmesine rağmen lise 2'nin yazından sonra geçemezsin) tabiki bir şok oldular yapma etme ne güzel okulun var oyun var buyun var. Diploma alacaksın.
Ben geçeyim sınavlara böyle böyle çalışırım seneyede dershaneye giderim yazılımlada uğraşırım dedim. Akrabalar arasında 3-4 öğretmen var yakın akraba olarak onları arıyorlar. Ailem düşüncelidir cidden övmek için söylemiyorum tamam belki iyi yetişmiş bir öğretmen kadar iyi kullanamazlar kelimeleri ama niyetleri olsun konuşmak olsun anlamak olsun dinlerler ederler.
Ben ikna edemedim. Benden siyasetçi olmazmış o zaman anladım aslında. Yarı yıl tatilinde okul başlamadan ikna edemedim. Açık liseyede bakmıştım 2.dönem kayıt tarihine. Yok okul başladı devam. Yaz oldu ben iyice hem okuldaki çevresel faktörlerden hemde kendi aptallığımdan ve korkaklığımdan ve ikna konusundaki başarısızlığımdan her geçen aylarla beraber dahada asabileşmeye,sapıtmaya başladım.
Yine lise 3'ün yazında çokta berbat durumda değildim dersleri saçma bir şekilde boşlamış notlar biraz sıkıntılı gelmişti. Yazın hiçbir şey demedim benim ortaokuldaki sorun zamanında gerek iş sıkıntılarından gerek benimde doğumdan o günlere kadar adım adım oluşturduğum sorunların toplamından aile içerisinden beyin kanaması geçiren olmuştu. (Bu liseden önce ortaokulda 6.sınıftayken olmuştu

.)
O sevdiğim insan hastaneye yattığında o kadar salak ve aptaltım ki ben arkadaşlarla dışardaydım. O akşamına hastaneye tedaviye gittiğinde görüşüp ben hâla o an olayın ciddine varamamış akşamına benim gibi bir asosyal arkadaşlarıyla açık hava konserine gitmişti. (Ki ayda yılda bir dışarı çıkan biri olarak)
O zamanlarda lise zamanındada hatta başlarına bir şey gelmelerinden köpek gibi korkmama rağmen hâla ciddiyet sahibi olamamış biri olarak hayatta gerçek sorunları gerçek dertleri görmedim. Okul zaman sorunu yanlış art niyetli arkadaşlar. Bunlar halledebilecek sorunlar görmezden gelinebilecek müdahale edilebilecek şeyler fakat sağlık öyle değil.
Ev o kadar huzursuz olmuştu ki benim sorunlarımdan dolayı ailemin zaten ben doğduğumda beri doğuştan hastalıklardan büyüyene kadar biyolojik psikolojik hastalıklarına kadar. Yazın hiçbir şey demedim. Hiç tüm düşüncelerimi sıfırlamış normal biri gibiydim ki gerçektende aslında sevmediğim nefret ettiğim insanlardan uzaklaşıncada gerçekten sorunlar erimişti kısmen.
O zamanlar birde cinsi eksikliklerin verdiği burukluklar vardı. Ben ortaokulda da bu psikolojik eziklik ve hayal dünyasından ötürü kızlar için kanki denilenlerdendim. O zaman derdim lisede böyle olmayacağım olmayacağım.
Oldum lisede zaten sabah 8'de gidiyor akşam 5'de geliyordum. Artık psikoloji bilgim ve özgüvenim tam olursa hafta sonun 2 günde artık nerede taşınıp biriyle olayına kalıyordu ki beni 1 hafta aynı ortama kapatsan ne yapyon ediyon muhabbetlerinden öteye geçemez kendimden soğuturum.
Sınıfımızda güzel bir kız vardı birazcık maskülen erkek olabilseydim birazcık ne diyon *** sen deyip kafa göz kıran olabilseydim o kızda ben saçma sapan zaman geçirmiş olmaz beraber ben ona o bana birşeyler katarak birbirimizi geliştirirdik.
Okulların açılmasına 1 ay kala ben yine açtım konuyu yine sorun gerilim abi her geçen gün psikolojik olarak suçu başkalarına atıyor,attıkça sinirleniyor,sinirlendikçe yine başkalarına atıyorum.
Asabileşiyorum deliriyorum. Ailem ikna etmeye çalışıyor çalışıyor. Ailemin hatasını iyi niyetlerinden gerçekleşen hatasını o zaman farkedemedim. Onlarda fark edemediler.
Bir kişiye sürekli iyilik yaparsanız yaptığınız iyiliklerin önemi kalmaz. Söz konusu olan evladınız bile olsa arada kötülük yapacak kötü anlar yaşatıp sonrasında iyilikler yapacaksınız ki yaptığınız iyilik,iyi davranış sonucunda kötüye dönüşmemeniz için elinden geleni yapsın.
Sınıfta bir kaç art niyetli insan böyle yapıyordu bana. Bu bir tarz psikolojik savaş tekniği. Farzı misal size rezil etmeye çalışırım herkesin içinde sınıfın üstünde baskınlığımda varsa ederim sinirlenirsiniz ama tüm sınıfa karşı elinizden bir şey gelmez. Sonra bir daha yaparım bunu yine sinirlenirsiniz ama cinnet geçirecek kadar sinirlenmezsiniz sadece kendinizi yersiniz tüm sınıfın karşısında. Sonra bir daha yaparlar patlama noktasına gelirsiniz ama bir daha yapmaz iyilik yaparlar. O iyilik tüm o patlama seviyesini sıfırlar.
Sizide kendilerine şartlarlar bir daha o lafı söylemesinler göze batmamak için en kenara köşeye geçersiniz en arkaya geçersiniz. Bir şeyler istediklerinde sırf o duruma düşmemek için her şeyi yaparsınız. Aslında onlarda bilinçli yapmaz bunu rastgele gelişir her şey. Yani 2-3 gırgır şamata ile sizle uğraşırlar sonra sınav olur başka bir şey olur size yardımcı olurlar yardım isterler.
Her neyse ben o zamanlar farkında değilim fakat herkesi kendimden üstün görüyorum yani yaş olarak bildiğin diyorum ki bunlar benden 3-4 yaş büyük herhalde. (boy,fizik olarak değil psikolojik olarak benim gözümde yani lise 4'de geçtim kendim gibi birini görünce vay abi kaç yaşındasın falan yani o derece)
Bunlar geçmişte yaşanan travma verici ufak tefek olaylar ile hayatta elektronik dijital ürünlere bağlı kalarak yaşanılan dar çerçeveli hayatın en büyük tokatıdır. Kendinizi hem inanılmaz küçük görür hemde inanılmaz dev görürsünüz. O kadar ezik olursunuz ki 3 sınıf alttan genç size atar yapar. O kadar üstten görürsünüz ki şöyle mükemmel yaparım ilerde. Nasıl meslek sahibi olacaksın nasıl üniversiteye gideceksin?
Gitmesem ne olacak ki bende Bill Gates gibi bir şirketle milyader olurum zaten. O zamanlar bende paracılık başladı. Bu okulla ilgili sorunlarda haliyle ailemden çevreden maddi olarak böyle bir risk almamın doğru olmadığını söylediler. O zaman doğru bulmasamda şimdi doğru bulduğum bir şey. Ticari olarak ailemin arkasında büyük bir nakit birikim, şirket, iş grubu vb. şey olmadığından düzenli işleri ile ufak kart borçları ile limitlerde yaşadığımızdan böyle birşeyin inanılmaz riskli olduğunu söylüyorlardı.
Kısacası haklı olarak neye güveniyorsun düşüncesi. Ben böyle olunca yazılıma para odaklı bakmaya başladım. Zaten ilerleyebildiğim konu o zamanlar metotlardı. Para kısmıda işin içine girince tamamiyle yazılımdan nasıl zengin olurum bilgisayardan nasıl zengin olurum. (Lüks için değidi o zaman ki zenginlik beklentim nasıl okuldan kurtulurum)
Her neyse ne yazın ben böyle zengin olabildim nede sonrasında ahanda bu yazıyı yazdığım güne kadar yazılımdan bir daha hoşlanabildim. Ne aileme 1 gram maddi destekte bulanabildim ne de eğitim olarak bir gram fayda sağlayabildim.
Çok yazdım içimi dökmeye çalıştım. Bu forumda bu tarz çok konu açtım bu yüzden artık açmayada yüzüm tutmuyor. Buradaki yaşıtlarım büyüklerim benzer şekillerde doğru öğütleri verdiler ama dank etmiyor işte kafa ne yaparsın.
Benim en büyük hatam Bill Gates gibi psikolojik olarak kendine güveni olmayan mermi sesi duyduğunda saklanacak delik arayan biri oldum ama onun gibi özverili teknik ,sistematik çalışan ve kendini geliştirmeye benim yaşlarımda başlamış biri olamadım.
Ben karşılıksız olarak bana sunulan okuma hakkını küfür gibi çiğnedim. Hiçbirimizin ailesi bizi okutmak zorunda değil hiçbirimizin ailesi bize bakmak zorunda da değil. Bu dünyada doğar doğmaz ebeveynleri tarafından cami avlusuna bırakılan evlatlarda var.
Kaderin cilvesi ki çocuğunu çok sevmesine rağmen erken yaşlarda hayatını kaybedip çocuğu yetim,öksüz kalan insanlarda var. Allah'ıma belki hiçbir zaman imanlı görevlerini yerine getiren anaya,babaya hayırlı bir evlat olamadım ama görüyorum ki Allah'ta , ailemde, babamda, devlet ve sgk'da ,
beni gecenin köründe hastalığımı tespit eder etmez bugün evime gideyim yarın ameliyat ederim demek yerine ameliyata alıyoruz deyip gecenin köründe ameliyata alan profesör doktorumda, bu ülkeye 1 lira bile olsa vergi veren, bu ülke için 1 sanie emek verip iş yapan, bunun haricinde tıp dünyasının gelişimi için 1 saniye bile olsa emek veren araştırma yapan geliştirmeler yapan yöntemler icat eden onlara yardımcı olan imkan tanıyan olanak sağlayan tüm insanlar ve canlılar sayesinde yürüyebiliyor,konuşabiliyor,görebiliyorum.
Ne yazık ki benle aynı hastalıktan rahatsızlıp yürüyemeyen,göremeyen,konuşamayan engelli bireylerde var.
Benim başarısızlıklarımın nedeni ise bilgisayar denilen karakutu oyunlarla tanıyıp ömrümü bunun başında sokaklara çıkmadan hayatın gerçeklerini görmeden yaşamamdan boş boş harcamamdan kaynaklanıyor. Bir de bunların üstüne ailem beni güzel sözlerle dövmeden,küfür söylemeden konuşarak adam etmeye çalışınca o sabrı gösterince ben böyle bir halta yaramayan sahip olduklarının değerini bilmeyen hayalperest ezik inanılmaz korkak biri oldum. Zaten öyleydim daha da arttı bu.
Bu açtığım sorunlardan dolayı ev içerisinde de öyle kötü sorunlar yaşandı ki ne siz sorun ne ben söyleyim. Benim açtığım ufak yaralar sevdiklerimden birinin intihar etmesine sebep olabiliyordu ki hatırladıkça deliriyorum son anda nasıl engellediğim anı hatırladıkça.
Çoğu insan bu tarz sitelerde iyi niyetle yaşanmışlık detaylara girmeden görüp geçirdiklerinden elde ettiği düşüncelerini paylaşır bu tarz konularda.
Şükret.Şükret diye.
Ben ki şükretmeye küfür ederdim. Her ne kadar psikolojik olarak özverimi güvenimi cesaretimizi mantığımı toplamamış olsamda. Ailemle geçirdiğim her huzurlu gün saatler için akşam yatmadan önce şükürler olsun diyorum.
Kavgasız,gürültüsüz bir gün daha şükürler olsun ki. Şükürler olsun ki bugün de hayattalar bugünde ülkedeki patlamalarda,terör saldırılarında bir şey gelmedi başlarına.
Sevdiklerinizin aslında ölümlü olduğunu ve ne yazık ki hayattan her an kopabileceklerinin farkına vardığınız anda bütün sinir duygularınız eriyor. İki kalbiniz oluyor o anda. Bir içinizde yaşadığınız iki dışarı yansıttığınız.
Halen daha 1 gram fayda sağlayamıyorum aileme ama bana söyledikleri hoşuma gitmeyen bir çok şeyde elimden geldiğimden fazla bir şekilde sakin tepki göstermeye çalışıyorum.
Eskiden eleştirdiklerinde bile sinirlenir saygısızlık yapardım. Şimdi küfür etseler Allah razı olsun sağ olun hayatta olunda küfür edin düşüncesine girmiş durumdayım.
İzmir'de şehit olan polisimiz ve adliye görevlimizden sonra o görüntüleri izleyince ciddi düzeyde kötü oldum. O gün orada 2 ailenin hayatı karardı ve videoları internette hd kalitede yayınlanıyordu.
Her gün nasıl hem ailemi hem ülkemdeki hemde tüm dünyadaki tüm masum hak yemeyen, helal yiyen , adaletsizlik yapmayan tüm insanları,polisi,askeri ,sivili bu terörden açlıktan sefaletten kavgadan kargaşadan birbirimize duyduğumuz öfkelerden kurtarırım bunu bulmaya çalışıyorum. Aslında hiçbir şey yapmıyorum sadece düşünüyorum . Fakat insanın düşüncelerinin niyetinin amacının bile değişmesi inanılmaz mükemmel bir şey.
Doktorluğu bırakmışsınız. Sevmediğinizi başkalarının hayatını yaşamak zorunda kaldığınızı düşünmüşsünüz. Ailenizin doktor ol dedi diye doktor olmanız başkalarının hayatınızı yaşamanız anlamına gelmez.
Keşke imkan olsada tüm vatandaşlarımız 3-4 sene hayatlarında devletten bu tarz tıbbi eğitim alsa ülkenin 10'da birinin ana mesleği doktor olma şansı olsa. İmkan olsada o bölüme girebilsem.
Siz benim kadar kötü yola girmemişsiniz fakat resmen kendinize zarar vermeye çalışıyorsunuz. Maaşa hayal vb. kelimelere odaklanmayı bırakın. Terör olaylarıyla ilgili patlamalar ile ilgili videoları izleyin ve o videolarda insanların sevdiklerini nasıl aradığını başına bir şey geldi mi veya yaralanan kaybettikleri yakınları için nasıl acılar çektiğine bakın.
Sonra kendinize şunu söyleyin. Belki o patlamada saldırıda hayatını kaybetmeden önce oğlu,kızı trip attı bana şöyle yapıyorsun böyle yapıyorsun diye.Bir arkadaşım var babasını küçük yaşta kaybetmiş. Benle aynı yaşta arkadaşta değil akrabam bir nevi yaşıtız. Babasını 4-5 yaşında kaybettiğinden bizim akrabalar onun yanında babasıyla ilgili bir şey anlattığında gözleri büyüyor, nutku tutuluyor tek kelime etmeden dinliyor.
Babasını 4-5 yaşında gördüklerinden aklında kalanlardan hatırladığı için akrabalar babasıyla ilgili tek kelime ettiğinde bir gram olsun onun hakkında bir şey öğrenebilmek için pür dikkat dinler. Öyle mutlu olurdu ki ben babam işten geldiğinde o kadar mutlu olmazdım. Hatta salaklığımın zirve yaptığı yıllarda sinirlenirdim yine geldi diye. (Allah'ım ne aptalmışım Affet Yarabbim hâla öyleyim biliyorum ama sen affet)
Şimdi sabah keşke işe gitmek zorunda olmasa diye dua ediyorum. Bilsem ki işe girdiğimde gitmek zorunda olmayacak dakika durursam namedirdim ama yine gidecek. Üstelik evde olduğu günlerde ben evde olamayacağım. Eskiden bilgisayar ile odamdan çıkmazdım şimdi bilgisayarı salondan çıkartmıyorum. Her an her dakika yanlarındayım. Zaten sosyal biri değildim dışarı pek çıkmam ama akşam saatinde değil altımda ferrari,porsche veya hayalimdeki meslek,okul vb. bir şeye sahip olmak salonda ailemle huzurlu,neşeli bir şekilde yeni demlenmiş çayla izlediğim diziye dünyayı değişmem.
Biri daha benim konuma böyle bir şey yazmıştı inanmıştım o kadarda değil az abartın şeklinde düşünmüştüm. Ailenizden biri gözünüzün önünde ölümden dönerse anladım ben anca bunu. Şunu unutmamak lazım. Ne yaparsak yapalım bir gün öleceğiz göçüp gideceğiz. Sevdiklerimize söylediğimiz her cümle son sözlerimiz olabilir. Belki bir anlık öfkeyle kırıp takdiri ilahinin bu acımasız hayatın gerçekliğinde kaybedebiliriz. Söylediğiniz kötü sözlerden sonra kaybetmeniz durumunda bir daha sevdiğiniz geri gelmez. Ve hayatta onla ilgiili hatırlayacağınız son şey nasıl kalbini kırdığınız olur.
Bende ayda şu kadar şey paramı derdim hatta hâla ne yazık ki diyorum. Bir gün çeyrek ekmeğe muhtaç olursanız 25 kuruşun bile aslında ne kadar değerli olduğunu ancak o zaman anlarsınız. (Yanlış anlamayın size öznel yazmıyorum hem genele hem kendime bir nevi gerçeklerle yüzleşme açısından yoksa şükürler olsun ki öyle sıkıntılar yaşamadık)
Bu hayat bazı insanlara öyle şeyler yaşatır ki sizin benim yaşadığımız sorun dert dediğimiz şeyler bazı insanlar için ödüldür hocam. Doktorluğu bırakmak zorunda değilmişsiniz tıp okuyup üstüne yazılım alanında yandal yaparak elektronik biyolojik sistemler üzerine çalışan bir mühendiste olabilirdiniz.
Bu saatten sonra olan olmuş karamsar olmadan maaaşa odaklanmadan kendinize,ailenize ve tüm insanlığa bir şeyler katacak şeyler yapmaya odaklanın. Hem vaktinizi iyi geçirmeye ,değerlendirmeye hemde her gün bir şeyler katmaya odaklanın.
Ben her gün şunu yapacağım bunu yapacağım derim. İşte böyle spor , böyle matematik çalışacağım, böyle internetten para kazanıp eve destek olacağım. Hiçbir halt yapamam biraz uğraşırım ya eziklikten ya da burun büyüklüğünden olmaz. Yapamadık kısmet değilmiş bir dahakine derim ama. Şuan bunu yazarken farkına varıyorum belki bir dahakine önümde girip saatlerce vaktimi öldürebileceğim veya vaktimi değerlendireyim derken değerlendirebileceğim internet,bilgisayar,ev,şehir,ülke dünya gezegen olmayacak. Terör, doğal afetler vb. bir çok hayat karartan olaylar var dünya çapında.
Doğru zamanda doğru kişiye/kişiyle doğru şeyi doğru şekilde yapmadığımdan bu durumdayım. Yaradana şükürler olsun ki hâla sevdiklerim hayatta ama ne yazık ki her gün bir sevdiğimin başına bir şey gelecek diye ödüm kopuyor. Diyorum olay çıkmasın diye diye dayak yemeyelim canımız acımasın karakola düşmeyelim babamı karakola götürmeyeyim diye kendime bahaneler uydururarak 2-3 yumruk atmaktan çekindiğim art niyetli insanlarında gayreti ile bugün kendimi heba etmiş yıllarımı boşa harcamış ailemi inanılmaz üzmüş bir haldeyim.
Sevdiklerinize zarar vermeyin. Biz insanlar bize zarar verenlere değer veriyor, bizi değer verenlere zarar veriyoruz.