Evren Nasıl Oluştu Sorunsalı - Kafa Karışıklığı
148
●10.487
- 07-11-2014, 07:27:59Bu şekilde üstü kapalı ifadelerle insanlar üzerinde daha fazla etki bırakıp, akıllara soru işareti yerleştirip daha büyük bir misyonerlik yaptığınızı düşünüyorum.digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Benim düşünceme göre Allahı inkar, yaratılışın inkarıdır.
Ben birini vurmak istesem ve size vurayım mı diye sorsam, sizde başkasına sorsanız, o da başkasına... Bu şekilde ben o kişiyi vurabilir miyim? Hayır.
Yani beni Allah yarattı onu kim yarattı şeklindeki soru ile de bir kısır döngüye girilmiş ve yaratılış inkâr edilmiş olur. Yani yaratılışın bir başlangıcı olmalı ve nasıl olduğu gibi üstün bir bilgiye bu zekâ ile ulaşmak imkansızdır ve iman etmeyip her şeyin mantıklı bir sebebini bulmak ateizme yönlendirir. Fakat ateizm de her şeye mantıklı sebepler sunamaz.
Yani tüme varım diye bir ispat türü vardır. Başka mantıklı yönleriyle dinin bir yaratıcı tarafından gönderildiğini kavrayıp, bu karmaşık sorularda Allahın kelamına iman etmek gerekir.
Eğer sohbet etmek isterseniz pm atabilirsiniz, deist ateist arkadaşlarım var ve güzel sorular sorup dini bilgilerimi arttırmama yardımcı oluyorlar. Bende elimden geldiğince dinin yanlış bilinenlerini anlatmaya gayret ediyorum. - 07-11-2014, 11:58:21Sende olaylara kendi pencerenden bakıyorsun. Bazı noktalar var ve bunları anlamak için bu sebepleri bilmek gerekiyor. O açıdan sana ne yazsam anlamayacaksın.digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Tanrı var ve biliyorum diyorsun. Hak verirsin ki tanrının varlığı mantıken bulunamaz. Mantık olarak deliller ile desteklersin çelişkileri kafandan yok edersin ancak zaten ateistlerin dediği gibi ispat edemezsin.
İnsandan daha gelişmiş bir bilgisayar yapılmış olsaydı bize Tanrının olduğunu söyleyemeyeceğini düşünüyorum. Ben söylüyorum benden daha gelişmiş bir şey nasıl söyleyemesin diyebilirsin zaten aradaki fark sayesinde bunu başarıyorsun.

Bu resimde ne görüyorsun. Bir yazı görüyorsun. Aslında olmayan bir şeyi görüyorsun. Çünkü siyah bir renk değildir, olmayandır. Sen onu daha önceden tanımladığın içinse orada bir şey yazdığını hemen anlıyorsun. Bir benzetme yapmak istedim, basit ancak üstünde durup düşünüldüğü zaman bir şeyler anlamak mümkün. Bu örnekte siyahlık zihne benzer, zihin tanrıyı bilemez ve anlayamaz. (buradaki zihni bilinçten ayrı ele alıyorum, düşünme yetisi diyebiliriz) Bu mümkün değildir. Hatta Tanrıyı bırak aynı zihin insanın kendisini bile tanımlayamaz, idrak edemez. Bu hesap makinesi ile Tanrıyı ispatlamaya benzer. Bu noktayı da anlamakta çok zorlanıyorsun, çünkü bu noktayı anlamanı zorlaştıran "şey" yine sen Tanrıyı biliyorum dediğinde ön planda olan "şey" ile aynıdır. Yani bilincin devrededir. Hesap makinesi 2+2 nin cevabının 4 olduğunu söyler ancak "evet" diyerek onaylayan ise sen olursun. Hesap makinesi yada bir bilgisayar "evet" diyemez. Burada da ne demek istediğimi iyi anlamalısın. 2+2 4 ediyor der, ama sebebini bilmez. Evet böyle olmalı diyemez, doğrusu bu diyemez.
Dünya güneşin etrafında döner ancak neden döndüğünü bilemez, sen ise neden döndüğünü bilirsin. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bir kuş uçmak için kanat çırpması gerektiğini bilir ama neden dolayı kanat çırpması gerektiğini bilemez.
Resimde insan zihni siyah olanı temsil ediyor, ve normalde tanımlanması çok güç bir şey yazıyor. Onun tanımlanmasını sağlayan ise olmayan bir renk değil o boşluğu saran diğer şeydir. Gözünü kapattığında ne görüyorsun, bir karanlık. Oysaki karanlık yoktur olmayan şeydir, ne görebilirsin nede olmadığı için olmayışından bile konuşamazsın hatta olmadığını ileri süremezsin. Gözünü kapattığında herhangi bir renk yoktur bu da yok dememe eşittir demezsin, aslında beyin zihin bu şekilde çalışır. Ancak bu karanlığı bilincin idrak edebiliyor. Çünkü orada tanımlanabilir bir şey var. Bu şekilde ışıkta aslında boşlukta yada daha doğrusu hiçlikte hareket etmez. Hiçlik zaten hiçliktir, hiçlik olsaydı zaman ve mekanda olmazdı, bir mesafe olmazdı.
Aslında yazdıklarımı ayrı ayrı düşünmek daha kolay anlaman için iyi olur. Bunun bu şekilde olması (karanlık mevzusu) Tanrının bize gizlenmesinden dolayıdır. O bizden saklanmıyor ama bizleri kendisinden gizleyecek bir evren yarattı.
Tanrı dediğimde zihninde resimdeki gibi basit ve çok az yer kaplayan bir tanımlama oluşur. Konuda yazı yazarken ise resimdeki gibi basit bir şekilde hızlıca bir tanımlama yaparız. Tanrının kendisini düşünürken ise onun büyüklüğünü kavramaya başlarız. Bir bilgisayar ile aramızdaki fark budur. Eğer bir bilgisayar gibi bilincimiz olmasaydı olaya bir resim olarak bakardık ve o şekilde basitliği ile ele alabilirdik. Düşünmeye başladığımızda ise daha doğrusu tefekkür ettiğimizde zihnimizi boşaltırız ve Tanrıyı tanımlamayız, tanımlamak yerini deneyimlemeye bırakır. Deneyimlemek yani hissetmek, yani bilmek. Kendimizi bilirken nasıl üstünde durup düşünmezsek deliller aramazsak, şüphe duymazsak Tanrıyı bildiğimizde de bu şekildedir. Bunun bu şekilde olmasının zihin ile mantık ile hiçbir alakası yoktur, bunun bu şekilde olması demek zaten kendimizin Tanrıdan farkımız olmadığının da kanıtıdır. Yani Tanrıdan gelen bir ruha sahibiz.
Bunları anlamak için kendini zorlamalı ve zihninin seni nasıl yanılttığını nasıl oyuna getirdiğini anlamalısın. Örneğin Tanrı ne kadar büyük sence? Böyle bir soru sorduğumda doğal olarak insan beyni ister istemez bir kıyaslama yapacaktır. Madde ile var olan şeyler ile Tanrıyı bir an bile olsa kıyaslar.
Oysaki Tanrının büyüklüğü üstünde konuşulamaz. Çünkü güç ve büyüklük kavramı zihnimizin bir yanılsamasıdır. Mesela, Tanrı hangi zamanda yaşıyor gibi bir soru sormaya benziyor. Ancak zihin yinede bir kıyaslama yapabiliyor.
Bu kıyaslamayı yapan zihnin yani beyindir. Tanrının olduğu bilgisini idrak eden şey zihnin yani beynin olamaz, bu mümkün olamaz. Gerekirse bu yazıyı 100 kere oku ama bu noktayı anla. Bu noktayı ya zihnin ile anla yada zihnin olmayan şeyi bolca deneyimleyerek zihnin haricinde de var olabildiğine tanık ol. Su çeşitli hallerde bulunabilir ancak aynı anda birden çok halde bulunamaz. Zihnin maddeci bir düşüncedir. Suyun katı donmuş haline benzer. Sadece katı düşünebilir, kesin kuralları vardır. Su bu haldeyken buhar gibi davranamaz. Buhar gibi davranamaz tanımlamasını insana uyarlarsak buharın ne olduğundan habersizdir. Sen zihin ile ruhunu yani Tanrıyı idrak edemezsin. Ettiğini söyleyen buna sebep olan şey zaten zihin haricindeki şeydir. Zihin haricindeki şey zaten resimdeki gibi olmayanı da ortaya çıkartır. Burada yine yoktan var etme kudreti yatıyor. Zihnin her ne kadar seni yanıltsa da yani gerçekleri anlamana engel olsa da aslında olmayan bir şeye hayat veren ruhun ona bir mevcudiyet kazandırıyor. Bu böyle olmasaydı bir bilgisayardan farksız olurduk. Bundan dolayı ne demek istediğimi çok iyi anlamazsan çelişkilerden kurtulamazsın. Zihnin ruhunun gölgesi gibidir. Oysaki gölgenin kendine has bir şekli olamaz. Gölge resimdeki yazıya benziyor, onun varlığı kendisinden değil kendisi harici şeydendir. Gölge kendisini yaratanın ne olduğunu bilemez, bu soruyu soracak gücü bile yoktur. Çünkü idrak edebilen bir varlığı yoktur. Sen bir Tanrı vardır derken bunu senin tanımlamış olduğun zihin ile yapamazsın. Sen ise bu tanımlamayı bildiğin zihin ile yaptığını sandığın için yanılgıya hataya düşüyorsun. Varlığın ile varlığını inkar ediyorsun. Yokluğun ile zaten bir şeyi inkar edemezsin, çünkü inkar etmek için var olan üstünden konuşabilirsin. Ateistlerde Tanrıyı inkar ederken bu noktayı bilmezler ve anlayamazlar. Sende maalesef bu hataya düşüyorsun ve ruhunu inkar ediyorsun. Ruhun olmasaydı şuan ki zihnin bildiğin zihin olmazdı bir bilgisayar gibi cansız olurdu.
Ateistler soruyor herkes Tanrı var diyor ama kimse araştırmıyor! Tanrının varlığını bilirsin, hissedersin ve bunu dile getirirsin. Kuş misali vermiştim, kuş uçması için kanat çırpması gerektiğini bilir ancak neden kanat çırpması gerektiğini bilmez. İnsanlarda Tanrının varlığını bilirler ancak neden bildiklerinin farkında değillerdir. Bu Tanrı yoktur dememize sebep olmaz ve olmamalı, aksine neden insanlığın çoğunluğu sorgulamadan inanıyor diye durup düşünmek gerekiyor. Sorgulamadan inanmak değil bildiğini sorgulamamak doğru bir yaklaşımdır. Ben kendi varlığımı sorgulamam çünkü buna ihtiyaç duymam. Ancak kendimi anlamak için bile aynaya ihtiyacım vardır. (Hiç aynaya bakmamış bir insan acaba kendi varlığını nasıl hisseder? )
Lakin kendi varlığımı sorgulamaya başlarsam bu varlığımı sorgulamak olmaz bundan dolayı işin ucu başka taraflara gider. Aslında ben yokum zihnim var olduğumu sanıyor çıkarımında bulunabilirim. Bu mümkün mü yahu! Olmayan bir şey var olduğunu da sanmaz. Bir bilgisayarın ben varım olabilirim demesi gibi saçma bir şeydir. Bu bilgisayar isterse insandan daha gelişmiş olsun. Zaten teknoloji eninde sonunda böyle gelişmiş bir bilgisayar yapacak ve buna şahit olacağız. Ben desem ki var olduğunu bana ispatla. Elim var ayağım var neticede ben varım. İdrak gücü zayıf olanlara bu şekilde anlatırsın. Halbuki ben varlığımı sana ispatlayamam sen beni deneyimleyerek bana ulaşırsın. Beni deneyimlemek içinde sevmen lazım. Sevmek atomik parçacıklarının kurduğu iletişime benzer, aralarında bir enerji akışı olur. Sevmeyerek yine deneyimlersin ancak sadece varlığın söz konusu olduğunu anlarsın. Sevmemek zıt kutup gibidir, birbirlerini iterler dolayısıyla aralarındaki mesafe çoğalır, mesafe çoğaldıkça aralarındaki iletişimde orantılı olarak azalır. Sevmek bundan dolayı güzel olandır. İçinde sevgi olmayan birisine Tanrıyı istediğiniz kadar ispatlayın boşa kürek çekersiniz. Benim gözümde Tanrıya inanan ve inanmayan yoktur, seven ve sevmeyen vardır. Kendisini inkar eden birisini hiç gördünüz mü, hastalığı olmadığı sürece bu mümkün olamaz. Ancak kendisini sevmeyen çok sayıda insan mevcuttur. İnsanın kendisinden ve Tanrıdan habersiz olması söz konusu olamaz, yok öyle bir olay bunu kafanıza sokun. Bakın biz ne diyoruz inancı yoktur doğru yolu bulmasına yardımcı olalım. Peki zaten bizleri yaratan yaratıcımız bizim iyiliğimizi neden istemesin? O bilmiyor mu delil isteyeceğimizi, ispat istenileceğini. Peki zaten bilimi fizik kurallarını yaratan bu güçten yoksun mu.
Allah'ın her şeye gücü yeter ancak kimse kimseyi zorla sevmez. Bu bir sınav ve sınavın parçası diyorsunuz, yapmayın Allah aşkına. Bir sınavdayız ancak bildiğimiz adlandırdığımız şekilde değil. Allah bizlerin iyiliğini isterken aynı anda neden bizleri başı boş uçurumun kenarında bıraksın ki. Ayağımızın tökezleyeceğini bilmiyor mu? İşte mesele bunlar değil, Allah bizlerin ona olan sevgimizi sınıyor.
Her zaman yazıyorum insan inanmadığı yok saydığı bir şeyle uğraşmaz. Bir çok ateist ise tam tersine bunu yapıyor. Şeytan ne üstüne yemin ediyor Kur'an'da? İnsanları yoldan saptıracağım diyor. Hani bana şeytanı göstersenize nerede. Sonrada diyorlar ki Allah kitabında hakaret ediyor. Bundan habersiz olan bir müslümanı kandırabilirler, kendilerini de kandırabilirler ama şüphe içine düşmüş birisi ile inkarcılığı adet ediniş birisi arasında dağlar kadar fark var. - 07-11-2014, 20:09:31inançları eleştirmek zordur buna ateizimde dahil tüm dinlerde dahildir.
Olay risk almakta hani Allah yoksa biz namaz kılsak zekat versek oruç tutsak ve öldükten sonrada toprak olsak çok da bişey kaybetmemiş oluruz.ama varsa öbür tarafta adamı...
bigbang teorisi bence kuvvetle muhtemel doğrudur.bugun uzayın genişlediği bir gerçektir.belki ilerleyen zamanlarda evrenin ne olduğu bile tartışalacak.bigbang ile evren oluştu ise bigbang nerede oldu.bu sorunun her zaman bir üst seviye cevabı olacaktır.
bu konuları kuranla araştırmak tehlikeli. Bakara/26 yı okuduktan sonra evrim çalışmalarımdan bayağı soğudum. ama şu da bir gerçektirki tasadüf diye bir şey tam anlamıyla yoktur.sadece tesadüflerin nasıl olduğunu çözemedik - 09-11-2014, 01:38:49hocam öncelikle ihata mevzusunu açıklamak istiyorum. Ziya Paşa'nın da dediği gibi "İdrak-i maâlî bu küçük akla gerekmez. zira bu terâzi o kadar sıkleti çekmez." bırakın kaainatı, dünyadaki belirli bölgelerdeki hava olaylarını hesaplamak için süperbilgisayarlar üretiliyor ve bunların kapasitesi dahi yetmiyor meteorolojik hesaplamalara. insan zihni sınırlı/mahduttur. kabiliyetinin üzerinde yük yüklemek akla zulümdür.
ateistler bilim aracını kullanarak varoluşu ve geleceği açıklamaya çalışıyorlar. İslam dinine inananlar ise inanç ekseninde varoluşa ve geleceğe Kuran-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerde zikredildiği kadarına iman ediyorlar.
kainattaki atomlar bir araya geliyor ve bileşikleri oluşturmak için istek duyuyorlar. kainatta kapladıkları alanı genişletmek istiyorlar. hücreler ve mikroorganizmalar nasıl beslenirim ve nasıl çoğalırım derdinde. onlarda kainatta daha fazla mekanda varolmak çabası içerisindeler. mikro boyutta bile bir varolma gayreti, eylemi kat-i bir disiplin içerisinde cereyan ediyorsa o zaman bize düşen varlığını ispatlamış yapının yaratıcısının varlığını kabul etmektir.
siz, evrenin yaratılışını araştırmakla vazifeli bir fizik uzmanı iseniz vazifenizi yerine getirip araştırmalarınıza devam edin. şayet başka bir göreviniz varsa o zaman ateist de olsanız islam dinine de inansanız varoluş ve yokoluş ile hakettikleri kadar meşgul olmanızı tavsiye ederim.
biraz abartırsak, bir insan düşünün ki tüm hayatı boyunca hiçbir akademik çalışma yapmadan varoluş üzerine kafa patlatıyor ve ömrü bitiyor. kainatın, varoluşun anlamını bulmaya çalışırken kendi varlığının anlamı yitiyor, insanlığa faydası dokunmadan varlığı sona eriyor.
aklınızdaki soruların cevabını risale-i nur külliyatında bulabilirsiniz. sözler risalesinden başlamanızı tavsiye ederim.
UstaUser adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle - 09-11-2014, 02:13:47Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.Çok düşünmeyin valla kafayı yersiniz
Ben bi ara çok düşünürdüm bunları araştırırdım sonra kafam karıncalanmaya başladı ensede bi sıcaklık falan hissettim o gün bıraktım
- 09-11-2014, 02:57:54Üyeliği durdurulduAllah Allah, çok ilginç yaEquinoxGraphic adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Tam yaz dönemine denk geldiyse eğer...
- 04-02-2015, 18:49:20Üyeliği durdurulduİslama göre evren "cıptıkıs" diye varolmuş, bilime göre iki fotonun çarpışmasıyla açığa çıkan aşırı yüksek enerjiyle, ki bu iki fotonun kendiliğinden varolabileceği de kanıtlandı, yanılmıyorsam Cern'deydi.UstaUser adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- 04-02-2015, 20:35:52Bilmeden konuşmayalım...WapZap adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
O inkar edenler görmüyorlar mı ki (başlangıçta) göklerle yer birbiriyle bitişikken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı? (Enbiya Suresi, 30)

Ben bi ara çok düşünürdüm bunları araştırırdım sonra kafam karıncalanmaya başladı ensede bi sıcaklık falan hissettim o gün bıraktım