• 03-08-2012, 20:25:27
    #28
    yusufriza cevaplıyor...

    Birkaç gündür yazıya katkı veremiyorum evet farkındayım. İlerleyen süreçte yeni başlayan arkadaşlarımızın sistemi anlamaları için birkaç konudan bahsedeceğim. Hemde güncel hayatımızdan bahsedeceğim ki CPA uygulamalarında ustaların "kutunun dışına çıkın" söyleminin gerçek hayattaki uygulamalarını göreceksiniz. Yani offline cpa )

    Büyük ihtimal konuyu yarın eklemeye çalışacağım. Herkese iyi çalışmalar...
  • 03-08-2012, 20:26:18
    #29
    yusufriza cevaplıyor...


    Yeni Başlayanlar İçin CPA “Kutunun Dışına Çıkmak”

    CPA Kazandırır ?” başlığı altında yazdığım herşey yeni başlayan ve henüz başarı elde edememiş arkadaşlarımıza biraz cesaret vermek yollarını çizmede dikkat etmeleri gereken kuralları hatırlatmakla ilgili ve bu konuya devam ediyorum.

    Bugün ele alacağım konu daha önceki yazdıklarımı da okuduysanız ve kafanızda belirli bir yapı oluşmaya başladıysa farkındalığınızı arttırmaya yardımcı olacaktır. CPA ustaları sık sık şunu söylüyor. Herkesin örnek verdiği ve yap dediği şeyleri de yaparak başarı elde edebilirsin ama herkesin yaptığı yöntemle yapmak zorunda değilsin. Farklılık yaratan kimse yarışta birkaç adım öne çıkar. Şimdi güncel hayatta farklılık nasıl yaratılıyor. Hiç CPA vs karıştırmadan kendi yaşadığım çevreden örnek vereceğim sizler de durumu biraz daha iyi anlayacaksınız.

    Son birkaç aydır Türkiye’de süt (okul sütünden bahsetmiyorum genel süt tartışması) tartışması kimi çevrelerde yoğunlaşırken bunun ayak (aslında kutu sütlerin ölü süt olduğu gerçeğini) seslerini biz birkaç yıldır biliyor ve kendimiz için sağlıklı bir süt mandırası arıyorduk. Sonuçta evimize 10 dakika yürüme mesafesinde bir mandıranın yapılandığını ve oldukça temiz bir çalışma yaptığını duyduk. Mandıraya gittiğimiz ilk günü hatırlıyorum. Akşam üzeriydi ve 5kg süt istedik. Mandıra sahibi yaşlı amca bu saate süt kalmaz. Kalsa da başka yerde o süt içilmez diyerek bize uzun uzun süt bilgilendirmesi yaptı. Bizde haftasonu sabahları uygun olduğumuzu belirterek dikkat edin sınırlı sayıda olan ve hemen tükenen süt için haftasonu listesine kayıt olduk ve parasını da peşin ödedik. Nihayet haftasonu geldi ve sütü aldık evde hem kendimiz içmek için hemde fabrikasyon yoğurt yememek için yoğurtluk miktarı ayarlayarak ilk deneyimimiz oldu. Şu söz vardır hepiniz bilirsiniz içine su karıştırılmış süt kaynadığında kaymağı hem az olur hem de rengi tadı belirsiz olur. Bu sütten çıkan kaymağa inanamadık ve tam puan verdik. Birkaç ay boyunca her haftasonu için listeye abone olup gidip gelerek sütümüzü alıp aynı zamanda sabah yürüyüşümüzü de yaparak zaman geçirirken elbette mandıra sahibi ile sohbetimiz de ilerledi. Mandıra sahibi harika bir sistem kurmuştu ve sadece güvendiği belirli müşterilerine konuyu bir süre sonra açıyordu. Sınırlı sayıda üretilen fabrikasyon olmayan doğal yemle beslenen hiçbir zirai ilacın karıştırılmadığı tavuk çiftliğinden bahsetti. Fiyatı pahalı olduğu için ve organik yumurta sertifikası olmadığı için biraz güvensizlikle karışık yumurtadan denemek istedik. Bize söylediği “lütfen marketten organik yumurta alın ayrı tavalarda bir onu bir de bunu kırıp bir tadına bakın” dedi. Dediğini aynen yaptım. Hayatımda yumurtaya hiç bu kadar çok para ödememiştim ama sonuçta adamın iddiasını da merak etmiştim. Sonuçta bir sonraki haftasonu sonucu soracaktı. Gerçekten sizleri bilmiyorum ancak benim yaşım biraz kıyısından köşesinden tutuyor. Çocukluğumda köyde yediğim doğal yemlerle beslenen evin önünde eşelenen tavuğun yumurtasının tadını ve kokusunu hissettim. Bir sonraki haftasonu gittiğimde gülerek kapıdan içeri girdiğimde zaten cevabı verdiğim için Mandıra sahibi biz buna organik ürün sertifikası alamıyoruz. Oldukça büyük şirket olmak gerekir ve şu kadar şuraya bu kadar buraya para yatırmak gerekir. Bunun altından kalkamayacağımız için ve üretim çiftliğimizin alanı da büyük olmadığı için daha ucuz normal yumurta üretim sertifikası ile işimizi yapıyoruz açıklamasını yaptı. Sonra bu yumurtaların alıcı listesini bana gösterdi. Gerçekten Dr. Nedim bey avukat aycan hanım, Mustafa hakim vs gibi birçok iş kolundan iyi pozisyonda olan insanlar sınırlı sayıdaki yumurtaları talep ediyordu. Haliyle bizde haftasonu bir gün olmak üzere bizde listeye girdik. Bu yumurta listesinden kimseye bahsetmemi de özellikle belirtti ki, işin aslında püf noktası buydu. Aradan aylar geçti. Ve geçtiğimiz haftalarda bir bilgi daha öğrendik. “Siz geçen seneden beri haftasonu uygunuz dediğiniz için sürekli o listeden alıyorsunuz ama hafta içi vaktiniz olursa sizin için daha değişik sütler de önerebilirim” dedi. Nasıl diye sorduğumuzda Hafta içi köylerden gelen sütler müşterilerin isteklerine göre çeşitleniyor. Örneğin tek buzağlı süt veya üç buzağlı süt diye ayrım yapabiliyorsunuz. Kimisi daha yağlı kimisi daha az yağlı, hafta içi hemen gelip tükenen taze keçi sütü bulunuyor. Dedikten sonra biz de hafta içi uygun bir gün bularak listemizi değiştirdik. Mandıranın en önemli özelliği gelen sütlerin ve müşteriye satışının anında herkesin gözünün önünde yapılıyor olması. Köylü getiriyor. Ve hiçbir köyden gelen süt başka sütlerle karışmıyor. Tek buzağlı süt getiriyorsa köylü hemen kurşun kalemle “tek buzalı” diye yazıp kenara ayırıyor. Sen önünde kurşun kalemle yazılmış birçok seçeneğin içinden seçim hakkına sahip olarak istediğini alabiliyorsun. Fiyat farkı da yok. Aynı fiyata ama tamamen herkesin önünde son derece hijyenik bir ortamda seçme şansın olarak eşit hizmeti alıyorsun. Tıp Fakültesindeki cerrah sırada benim arkamda süt bekliyor. Ben sütümü alıyorum ardımdan cerrah alıyor. Mandıra sahibi de o sütün ayarlanması doldurulması ve satışı sırasında bizlerle sohbet ediyor. Ve orada bir sohbet ortamında yeni arkadaşlar ediniyoruz. Hafta içi veya haftasonu ayrı bir sosyalleşme ve sohbet alanı da olmuş oluyor. Konu elbette sadece süt değil

    Şu ana kadar anlattığım ve yaşadığım Mandıra ile ilgili süreç tamamen gerçektir. Ve hiçbir şekilde CPA konusunda size tek kelime söylemedim. Umarım yeni başlayanlar bu anlattığımdan birşeyler alır. Bugün size yine yaşadığım bir durumu anlatacağım. Gerçek hayatta insanların neyi nasıl uyguladığını görmeniz açısından bu örnekleri veriyorum.


    Bugün ilk yazımda mandıranın müşterilerini nasıl kendine bağladığını ve kaliteden önem vermeden nasıl yüksek kazanç elde ettiğini gördünüz. Binlerce müşterisi olmamasına rağmen kaliteli ve sınırlı sayıda ürünleri özel müşterilerine vererek kesintisiz bir kazanç sistemini son derece iyi geliştirdiğini sanıyorum oldukça iyi kavradık. Yine buna benzer bir durumu sizinle paylaşmak istiyorum.

    Geçtiğimiz ay bir arkadaşım telefon açtı. “Acil ofise uğra seni bir yere götüreceğim” dedi. Acil demesi şüphelendirse de sesindeki keyif tonundan dolayı telaşsız şekilde ofisine gittim. “Hadi öğle yemeğine çıkalım” dedi. Tok olmama karşın gurmeliğine güvendiğim arkadaşıma uydum. Oturduğumuz mahalleye yakın bir başka mahallede tabelası bile olmayan küçük bir dönerci dükkanına götürdü. 5-10 masası var ve insanlar sıkışık şekilde acele bir biçimde dönerlerini yiyor. Girdiğimde şaşırdım. Döner ustası arkadaşımın tanıdığı olduğu için hemen dükanın dışına iki kişilik masa konuldu ve dönerler sıcağı sıcağına önümüze geldi. Şunu söyleyebilirim. Hayatımda yediğim en lezzetli dönerdi. Buraya kadar hikayenin hiçbir şaşırtıcı yanı yok değil mi? Elbette. Döner dükkanın en önemli özelliği sadece haftada iki gün Cumartesi-Pazar açık olmasıydı. İkincisi günümüzdeki ette yaşanan oyunları bildiğimiz için ve döner yine aslında sıkıştırılmış yağlı kıyma yediğimiz için benim yediğim “gerçek kuzu” dönerinin tadının bağımlılığının başladığı gündü. Dükkan çırak tarafından haftasonu 11’de açılıyor, ekmek, soğan domatesler hazırlanıyor. Dükkanın temizliği (çok özenli olmadan) masaların üstü tek bir el bezi ile alelade siliniyor. Saat 1’e kadar döner dükkanda satılır hale geliyor. Ve sadece 5 saat için koskoca teker bir anda bitiyor. İnsanlar akın akın geliyor. Masada oturacak yeri olmayanlar paket yaptırıyorlar. 100 gr 10 tl olan kuzu döneri 5 saat için kapış kapış bitiriyorlar. Ve her haftasonu Sümer mahallesindeki kahvenin yanındaki küçük döner dükkanı alışılmışın dışında dolup taşıyor. Herkes döner ustasına hemen yan dükkanı kiralamasını ve işini büyütmesini istiyor. Ardından da hafta içi de aç ustam hergün burdayız diyorlar. Döner ustası tüm bu sözlere bıyık altından gülerek burada iyiyiz diyor. Yan dükkanı kiralamak değil aslında alabilecek pozisyonda olmasına rağmen dükkanını genişletmesi, insanların o sıcak ve sıkışık dükkanda itiş kakış döner hevesle yemeleri, dakikalarca sırada ayakta kuyruk olması ve sadece haftasonu dükkanını açık tutmaktaki ısrarını elbette sizler de çözümlemişsinizdir.

    Bugün size kendi hayatımdan iki önemli örnek verdim. Eminim çevrenizde sizde buna benzer özel işleri görüyorsunuzdur. Bazı dönerciler şehrin en lüks caddesinde dükkan açıp kapatırken, bu dönerci kenar bir mahallede uyguladığı strateji ile dükkanını haftanın iki günü 5 saatlik çalışma ile doldur boşalt yapıyor. Söylemeyi unuttum. Çok ilginç bir detay. Bu detayı da eşim gördü. Geçen haftasonu gittiğimizde dikkat ediyor musun dedi. Dükkanın çırağı bile ne kadar mutlu, orada işini yapan herkes hiç acele ve telaşlı tavır göstermeden mutlu ve saygılı bir şekilde müşterilerine hizmet ediyor. Herkes dükkandan çıkarken ustaya “eline sağlık ustam” diyor dedi. Gerçekten de yaptığı işten mutlu olan kazandığı parayı hak eden ve helal olsun dedirten bir işte çalıştığı için çok şanslıydı usta...

    Yeni arkadaşlara CPA konusunda birçok web taktiği de verilebilirdi. Elbette ileride onlara da değineceğiz. Burada önemli olan şeyin ne olduğunu iyi kavramınız için bu iki durumu size göstermek istedim. Eskiden bizim çocukluğumuzda gazetelerin arka köşesinde 3boyutlu resim çıkardı. Gözlerini şaşı yaparak ve dikkatli bakarak resmin hareket ettiğini görürdünüz. İşte o ana kadar olan süreç şu an CPA’ya yeni başlayan arkadaşların yaşadığı süreçtir aslında. İlk baştı 3 boyutlu olarak o resmi şaşı göremiyorsunuz çabalıyorsunuz. Ancak bir defa onu gördükten sonra herşey artık daha kolay olmaya başlıyor. Önünüze o tarz resimler geldiğinde nasıl bakacağınızı nereye odaklanacağınızı anlıyorsunuz. O nedenle CPA’da başaramadım, para getirmiyor safsatalarına inanmayın. Sadece bakmayı bilmek gerek...

    Herkese iyi çalışmalar...
  • 03-08-2012, 20:27:49
    #30
    yusufriza cevaplıyor...

    Yaratıcı olmak sözünden ne anlıyoruz?

    Bugüne kadar bu başlık altında söylediğim acemi arkadaşlar için 7search sistemi ile kolay paraya dönüşen mail-zip submitlerle ilgiliydi. Bu konuya istekli olanlar tahmin ediyorum ki 7searh ile ilgili onlarca video izlemişlerdir. Açık kaynaklardan birçok taktikler okumuşlardır, en azından neyi yapıp yapmayacakları konusunda benim aşağıdaki bölümlerde anlattığım birkaç konuyu akıllarında tutmuşlardır diye tahmin ediyorum.

    Evet mail-zip submitler para kazandırır. İyi bir sistem oluşturursanız gayet de güzel gelir elde edebilirsiniz. Ama CPA sadece 7search ve benzeri ödemeli trafik sistemleri üzerinden yaptığınız sistemlerle yürümüyor. Araştırma yaparken karşınıza landing page, squeeze page, mail list gibi konular da çıkmıştır. Bu konularda oldukça iyi iş yapabileceğinizi de görüyorsunuz. Ancak ana kurallar hepsi için geçerlidir. Reklamın yayınlanmasından, tıklayan kişinin yaptığı harekete kadar tüm kontrolün sizde olması gerekir. Bunun için prosper202 gibi uygulamalara yada forumda site adresi veriliyor mu bilmiyorum bir hata olmaması için bugüne kadar site adresi belirmiyorum bu hizmeti parası ile yapan ve oldukça iyi yapan siteler bulunmakta.

    Peki işin asıl meselesi nerede? Kavramları karıştırmamakta landing page ile squeeze page ayrımını yapabilmekte hangi strateji de nasıl yol alınacağını bilmekte. Landing page stratejisi yürüteceksiniz onun da tipleri var. Hangi tip size uygun olur? Bir ürün mü hizmet mi vereceksiniz? Ne yapmanız gerektiğini oyunu nasıl oynamanız gerektiğini iyi belirlemeniz gerekir. En önemlisi ise bu yarışta öne çıkmak için yaratıcı olmalısınız. Yaratıcı olmak, ikna kabiliyetinizin olması, yazdığınız metnin kullanıcı tarafından hangi sinyallerle anlaşılabilir olduğu bunların hepsi önemlidir. Herşeyi mükemmel yaparsanız ancak tanıtım yazınız hedeflediğiniz offer tipindeki insanlara göre duygusal,mekanik,duru,anlamsız gelebilir. Her offerin her pozisyonun rengi yazım dili ve ikna yöntemleri var. Bu yöntemleri de istediğiniz parayı harcayın istediğiniz koçluk hizmetini alın size kimse öğretemez. Bunu yaşayarak birbir deneyimleyerek ancak kendiniz öğrenebilirsiniz. Ve kendi özgün yolunuzu çizebilirsiniz.

    İşte işin püf noktası da budur. Kendi özgün yolunuzu çizdiğiniz andan itibaren ve insanları o yolla ikna edebiliyorsanız sayının hiçbir önemi yoktur. Yani kimi insanların inatla sizi yanıltmak için söylediği "2000 kişi olmadan asla mail listte offer tanıtımı yapma" sözü geçerli değildir. Bu sözü söyleyen insanlar sizin iyiliğinizi istemiyor. Tam tersine sizi yavaşlatmak ve offer bekleyen kullanıcılarınızı zaman içinde eritmek istiyorlar. Bakın 100 sağlam kişi mail listenizde olsun ve offerlarınıza %90 oranında convert alıyorsanız iş bitmiş demektir. Bu noktadan sonra 100 kişilik kaliteyi koruyarak üzerine kaç kişi artırabilirimi düşünmek zorunda olacaksınız.

    Olayın bir başka yönü ise her zaman tekrarlıyorum ve daha önce söylediğimi bir kez daha söylüyorum. Özgün olarak yapılandırdığınız iyi çalışan sisteminizi en yakın eşinize dostunuza dahi söyleyemezsiniz. Bunu daha önce söyleyen ve söylediği için kendi sistemini başkalarına kaptırıp ortada kalan birçok kişinin hikayesi hala unutulmadığı için belirtiyorum. Herşeyi söyleyin, o yolun nasıl olacağını nereye nasıl ulaşacaklarını söyleyin, ancak hiçbir zaman sizin ulaştığınız noktanın ana dilini, yöntem çözümlemelerini, strateji kaynaklarınızı kimseye söylemeyin, internette sizin dostunuz gibi görünen (aslında kesinlikle sizi mahvedecek rakiplerinizdir) size iyi şekilde yaklaşanları doğrudan redetmeyi başarın.

    Sistem demişken kafanızda da aşırı bir büyütme yapmayın. Bazen bir kelime, tüm kullanıcılarınızı harekete geçirebilir. Ve o sihirli kelimeyi sadece o offer için kullandığınızda bu yöntem işe yarıyorsa, bu yöntemin doğruluğu ispatlanmış demektir. Tek yapmanız gerek o yöndeki offerla ilgilenen daha çok kullanıcıya ulaşmanızdır. Bunu da nasıl yapacağınızı aşağıdaki defalarca açıklamıştım. Açık kaynaklarda da yazıyor.

    İki tür trafik var biliyorsunuz ödemeli ve ödemesiz. Ödemesiz trafik ilk başta herkes için çok çekici görünse de aslında gerçekten ödemesiz mi bunu kendinize sorun. Ödemesiz trafikle birçok insan sitenize gelir ama bir türlü istediğiniz verimi alamazsınız convertleriniz oldukça düşük olur. Birçok şeyle uğraşamak zorunda kalırsınız. Yani zamanınız tükenir. Zaman aralığını CPA'da kısa tutmak convert edenlerle yola devam etmek etmeyenleri hemen eleyip yeni şeylere bakmak herkesin konuştuğu bir strateji iken ödemesiz trafiğin (uzun zaman bekleyişli) bu kadar ilgi çekmesi de bence çelişkili bir durum. Bunu da neden kimse bir türlü anlamıyor. Oysa ödemeli trafikle hem offer testini anında yapabilirsin iş yapıyor mu yapmıyor mu görürsün, iş yapıyorsa nasıl yapıyora bakarsın, az mı çok mu yapıyor? Az yapıyorsa çok olması için zarar etmeden ne yapabilirimi araştırısın ki bunları otomatikleşmiş şekilde kısa sürede halletmen gerekir. Çünkü durdukça para ödüyorsun trafiğe ya devam ya tamam diyeceksin.

    Tüm bu yazdıklarımı kısa sürede yazmaya çalıştım. Biraz karışık gibi olduysa özür dilerim. Zaman yine benim için doldu ve gitme vakti geldi.

    Herkese bol kazanlar iyi forumlar....
  • 03-08-2012, 20:28:22
    #31
    Muhammedd cevaplıyor...

    Hocam yine on numara bir yazı olmuş.Eline sağlık
  • 03-08-2012, 20:54:14
    #32
    Üyeliği durduruldu
    @mechulsun ellerine sağlık yazıların hem kaybolmaması hemde yazı karakterlerinin doğru yüklenmesi hem de yazan kişilere link vererek belirttiğin için çok teşekkür ediyorum. Harika bir çalışma tekrar ve tekrar ellerine sağlık. Bu dönemde konuya sahip çıkan arkadaşlarımızı ben ayrıca gözlemliyorum ve kendilerine ilerleyen süreçte hoş bir hediyem olacak. Şu anda yoğun olduğum için konuya katkı veremiyorum ama merak etmeyin. Yoğunluğu atlattığım anda sizi çıktığınız yolda yalnız bırakacak değilim....

    Bol kazançlar...
  • 03-08-2012, 21:06:15
    #33
    yusufriza cevaplıyor...


    CPA’da Başlangıç Dönemi Psikolojisi

    Birkaç defadır yazıyorum ancak şunu farkettim. Yazdığım şey tam olarak anlaşılıyor mu? Birkaç defadır şunu tekrarlıyorum. “Başarılı olan özgün sisteminizi kimseye vermeyin, en yakınlarınızdan bile saklayın, kimseye çaldırmayın” Bunu neden sürekli tekrar ediyorum. Burada bireysel bir kıskançlık mesajı mı var? Yoksa altında bambaşka anlamlar mı yüklü? Biraz bunu konuşmalıyım diye düşündüm.

    Bakın daha önce de yazdım CPA sisteminde o kadar büyük bir para var ki, sadece sizin değil tüm ailenizin akrabalarınızın bile hayatını değiştirebilirsiniz. Oyunu yeter ki iyi kurgulayın ve sabırlı oynayın. Buradaki oyundan kastım sizin kullanıcıları offerlara sevk etme yönteminizden bahsediyorum tabiki.

    Ancak işin bir de CPA başlangıç psikolojisi var. Nedir bu psikoloji. Benim de zaman zaman geçmiş dönemleri gözardı ederek yeni başlayan arkadaşlara tavsiye etmeyi unuttuğum bir psikolojidir bu. Evet para getirisi yüksek ama bu getiri hemen olmuyor ki? Bir geçiş dönemi gerekiyor. İşi öğrenmeniz gerekiyor. Öğrendikten sonra işi ilerletme ve tutunma süreci oluyor. Zaten herkesin çok çalışmanız gerekir CPA’da dediği dönemlerde bu dönemlerdir kimse açık açık bunu söylemiyor. Yani işi oturttuysanız ve olayı algıladıysanız o kadar yoğun ve yorucu çalışmanız gerekmiyor. Ama o döneme ulaşana kadar geçen süreç? İşte burada CPA Başlangıç Dönemi Psiklojisi diye adlandırdığım süreç ortaya çıkıyor.

    Öncelikle rüyalarınızda bile CPA stratejileri görmeye başlıyorsunuz. Gün boyu kafanız çok yoğun ve yorgun oluyor. Gece uykunuzda gördüğünüz rüya CPA ile ilgili oluyor. Ama insan ciddi ve anlamlı rüya görür mü? Ben gerçekten ciddi ciddi CPA stratejisini ve tüm süreci gözden geçirdiğim rüyalarımı hala hatırlıyorum. Gece yatıyorsun kafan yorgun bir sürü konu okumuşsun araştırmışsın bir de üzerine ciddi ve yorucu rüya görüyorsun. Sabah kalktığında dinlenmiş ve mutlu bir uyanış değil, yorgun ve sanki gece boyu hiç uyuyamışsın gibi bir durumla uyanıyorsun. Haliyle hatırlatmalıyım, acaba olacak mı? Başabilecek miyim diye kaygılar duyduğun uykusuz stres yüklü gecelerin zaten oluyor. Başka insanların başarı hikayelerini okuyorsun bir an önce ona ulaşmak istiyorsun. Bir yandan mantığın daha zamanı var hazır değilsin öğrenmen gereken çok şey var derken diğer yandan beyninin sağ tarafı duygusal açıdan hızlı araba istiyorum, bende tanıdıklarıma bir sürü hediye alıp onları mutlu etmek istiyorum, 20 bin liralık en kaliteli hd kamera almak istiyorum, video kaydı yapan menzilli dürbünlerden istiyorum, yeni çıkan 5mmlik av tüfeğinden istiyorum vs vs uzatmayayım birçok ego isteklerin oluyor.

    Zaman geçtikçe ve başarının gelmemesiyle birlikte geriliyorsun. Çok basit ve net söyliyeyim, mutfakta peynirli omlet yaparken omletin üzerine ekilecek karabiberin miktarı için eşinle bir saat çok sert kavga da yapıyorsun (gerçekten ben yaptım) yani süreç uzadıkça psiklojik olarak yıpranıyorsun. Warrior elemanlarının gevrek gevrek sırıtarak skype üzerinden zenginliklerini anlatmasına sinir oluyorsun. Acaba birkaç kelime yakalayabilir miyim endişesi ile katlanıyorsun. O kazanmış, rahatlamış ve haliyle kazandığı süreçteki en mutlu anını sana anlatarak kendi süper egosunu tatmin ederken sen o tatmine izin verip bir taktik kapmaya çalışıyorsun. Oysa gerek yok. Dinlemene hiç gerek yok. Hava atan adam sana asla ve asla yardımcı olmaz. Senin halinden anlamaz. O müziğini dinler keyfine bakar sana da 10 dakika havasını atar geçer gider. Sen ter içinde ne yapsam diye çırpınır durursun.

    Peki şu ana kadar bunları neden anlattım?

    Kimseye ders vermek birşey kanıtlamak vs değil amacım. Bu başlık altında yazdığım yazıları baştan sona kadar okursanız tek amacımın (hiçbir ticari amacım vs yok) CPA konusunda yeni başlayan ama ne yapacağını bilmeyen arkadaşlar bir nebze olsun yol göstermek içindir. Aksi halde dünya kadar işim var. Forumda eski üyelerden olmama rağmen hiç kimseyi tanımıyorum çünkü bu döneme kadar forumda vakit geçirecek çok yazı yazacak zamanımda olmadı. Sadece bir dönem tweetattacks ile ilgili yazılarım olmuştu.

    Şimdi gelelim en başta söylediğim konuya. Neydi o konu hatırlayalım. “Başarılı olan özgün sisteminizi kimseye vermeyin, en yakınlarınızdan bile saklayın, kimseye çaldırmayın” sözünü sürekli kullanıyorum. Bakın CPA sisteminde dirençli olarak devam ederseniz mutlaka iyi noktaya geleceksiniz yıkılmaz bir sistem kurup sürekli para kazandığınız yan iş dalı değil artık ana iş dalınız olacak. Çok emin bir şekilde söylüyorum. Yukarıda anlattığım tüm zorlukları yaşayacaksınız, yorulacaksınız, uykusuz geceleriniz olacak stres dolu günleriniz olacak, para kaybedeceksiniz, zaman akıp gidecek siz bununla uğraşırken arkadaşlarınız tv izleyip sinemaya gidecek ama siz buna odaklı çalışacaksınız. Tüm bu zorluklar içinde elde ettiğiniz ve kendinize tecrübe olarak kattığınız yani piştiğiniz bir bilgiyi bir çırpıda hiçbir zorluk yaşamadan görmeden birine vermek? O verdiğiniz kişi CPA sistemine saygı duyar mı? O kişi kolayca elde ettiği yol ile para kazanırken yeni başlayanlara yardımcı mı olur? Yoksa skype deki Marcus gibi göbeğini şişirip gevrek gevrek zenginliğini mi anlatır? İşin daha vahimi sizin aylarca çalışıp yapılandırdığınız sistemi verdiğiniz en yakınınız bile sizden daha ileri noktaya taşıyıp üzerine bir de sizinle dalga geçerse? Bu işin temelden ve iyi ilerlemesi için insanların birbirinin yaptığı işe saygı duyması, deneyimli olanların az deneyimli olanları da ezmeden onlara doğru yol ve yöntemleri göstererek sisteme katılımlarını sağlaması gerekir. Gecenin bu vaktinde ben arabaya atlayıp bir yerlere gidip gezmiyorsam ve yeni arkadaşlara yardımcı olmak için çok dikkatli bir şekilde ana hatlarıyla birşeyler yazıyorsam gelecekte de deneyim kazanan başka arkadaşlar bu geleneği mutlaka sürdürmeliler. Türkiye’de yaşayan insanların da Kanada’dakilerin CPA kazançlarına yaklaşması bizi rahatsız etmemeli, yeter ki her işin hilesi ve hurdasına kaçıp onu berbat etme zihniyetinden kurtulalım.

    Herkese iyi forumlar, bol kazançlar dilerim...
  • 03-08-2012, 21:06:51
    #34
    Muhammedd cevaplıyor...

    yine yusufriza yine güzel bir yazı Hocam aynen doğru söylüyorsun her yattığımda aklıma clickbank,cpalead,adscenmedia,peerfly,adsense gelmekte yatarken bile strateji düşünüyorum.Kendimden bile korkmaya başladım
  • 03-08-2012, 21:08:16
    #35
    Muhammedd adlı üyeden alıntı:
    yine yusufriza yine güzel bir yazı Hocam aynen doğru söylüyorsun her yattığımda aklıma clickbank,cpalead,adscenmedia,peerfly,adsense gelmekte yatarken bile strateji düşünüyorum.Kendimden bile korkmaya başladım
    omerx cevaplıyor...

    Girişimci Ruhu Böyledir
  • 03-08-2012, 21:08:50
    #36
    yusufriza cevaplıyor...


    Birkaç zamandır aklımdaydı, ama bugüne fırsat bulabildim. Bir film önermek istiyorum size, içinizde daha önceden izlemiş olanlar da olabilir. Lütfen bugün önereceğim filmi bulun ve yeniden izleyin. Yalnız bir farkla izlemenizi istiyorum. CPA açısından düşünerek izleyin. Filmdeki her detay, konuşma, cinayeti çözme yöntemi herşey önemli unutmayın. Bu film üzerinde görüşlerimi daha sonra açıklayacağım. "Yaratıcı Fikrin Oluşumu" diyebileceğin filmlerden birisi. Daha karmaşık filmler olmasına rağmen bunun yeni başlayanlar için kolay çözümlenebilir olduğunu düşünerek öneriyorum. Daha fazla detay vermeden CPA açısından bu filmi çok dikkatli okuyun. Hatta filmin size ne çağrıştırdığını buradan yazabilirsiniz. Akşama kadar süreniz var. Yazmamışsanız akşam ben yazarım

    Herkese iyi seyirler...

    Bu linten detayına ulabilirsiniz. http://www.imdb.com/title/tt0488604/



    Not: Elbette ileride CPA ile ilgisiz ama hayır aslında ilgili kitap tavsiyelerim de olacak.

    Not2: işinden içinden çıkamadığım zaman mutlaka bu filmi veya buna benzer filmlerimden birini açar izlerim...