Tanışmasak da tüm üstatların paylaşımları ve uzun bir araştırmadan sonra portföyümün ilk bölümü bitti. ALLAH hayreylesin.
...zor bir şey istemiyorum... sadece fikriniz... sonuçta hepimiz ticaret yapmaya çalışıyoruz... iyi yada kötü, farklı bakış açıları hepimize lazım.
www.OOMAIN.com
Yeni Portföyümle Sizlerleyim
21
●1.654
- 13-03-2013, 19:03:33Üyeliği durdurulduHayırlı olsun yeni portfoyünüz iyi satışlar bol kazançlar @Bilo
- 13-03-2013, 19:58:00çok teşekkürler üstadım... epeydir içindesiniz bu işin, bense çok yeni... yinede bir iki görüş belirtsen sevinirdim.candost adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
eyvallah, amin güzel kardeşim, teşekkürler.RumbleFish adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
. - 13-03-2013, 21:17:05Hayırlı olsun.
Açık konuşmak gerekirse domain'leriniz benim hiç tercih etmeyeceğim türden. Ve hemen hemen % 80'i çok dar bir müşteri yelpazesine hitap ediyor.
Merak ettiğim "haptiklere" neden bu kadar düştüğünüz. Tabii "akıllı" ile ilgili türetimlere de bayağı takılmışsınız.
Portföyünüzün hemen başında "yakın gelecek" vurgusu yaptığınız başlığı ilgili paragrafın bir satır daha üstüne çıkarıp tüm domain'leri kapsayacak şekilde yaparsanız bence daha doğru olur. Aldıklarınızın büyük bir kısmı yakın gelecek sınıfına giriyor bence, hatta bahsi geçen bir çok teknoloji daha Türkiye'ye gelmeden eskiyecek ya da kullanılmayacak bile. Bunlar benim görüşümdür, kimseyi bağlamaz. Hayırlı olsun tekrardan. Bu işler kısmet meselesi, kimin kısmetinin nereden geleceği belli olmaz. - 13-03-2013, 22:03:13Tabiki tercih meselesi... tabiki tercih etmemeniz gayet normal... siz ve diğer herkes aynı tercihi yapıyor olsaydı, hepimiz fotokopi olurduk ve dünya diye bir şeyede gerek kalmazdı. Bakkaldan ekmeği çalan hırsızada sorsak, yaptığı şey kesinlikle doğrudur. Niye? Çünkü, "onda çok var bende yok" diyecektir.yaramazkedicik adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
%80 dar bir müşteriye hitap edişi konusuna katılmıyorum. İyice bakın, her telden var. çok uzun sürede oluşturdum bu portföyü. ve daha öncede yazdığım gibi, ben yarına oynuyorum. Yani şu anda kimsenin el atıpda yatırım yapmak istemediği bataklığa. Hani hep deriz ya "ah zamanında falanca yerden arsa alsaymışız"... lafı. Ama diyenler niyeyse hala o gelişmiş yerlere bakıp bakıp söylerler bu lafı, ama kesinlikle gidipte gelişmemiş yerlerden almazlar arsaları, hatta tarlaları.
Daha öncede yazdığım gibi, ben yönümü yarına yatırım yapmakta seçtim. Türkiye geriden geliyor olabilir. Ama gelmeden eskiyecek bir teknoloji yok. Varsada bende yok
Akıllı teknolojilere neden bu kadar düştüm? Gayet basit. Gelecek bunun üzerine inşa ediliyorda ondan. Güzel bir video geldi aklıma, hemen paylaşayım, seyretmemişseniz kesinlikle çok keyifli olacaktır. ikinci ve üçüncüsüde çevrildi, cam teknolojisi üzerine
http://youtu.be/6Cf7IL_eZ38
Tabiki kısmet meselesi... dostluk hoş, gerisi boş
ohooo... süper yorumun için teşekkürler üstadımcAgAbA adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
. - 14-03-2013, 00:57:51Valla hoca gündelik hayatta olduğu gibi forum ortamında da kendimce doğru olduğunu düşündüğüm konuları söylediğim için ve insanları gereksiz yere pohpohlamadığım için kimi arkadaşlar ya bunu kabul edemiyor tartışma içerisine giriyor, ya da şikayetçi oluyorlar. O sebeple insanların bu davranışlarına tahammülüm de kalmadığı için ve bu muhabbetlerden sıkıldığım için 40 yıllık huyuma elimden geldiğince köstek olup olaylara kayıtsız kalmaya gayret edeceğim diye kendimce bir karar almıştım. Sizin bu konudaki başlığınızı görünce yine fikrimi söylemekten kendimi alamadım. Siz de yine önceki başlıklarınızda olduğu gibi savunma moduna geçerek kendi fikirlerinizin doğruluğunu empoze etmişsiniz, eyvallah. Sizden ricam bana kendi fikirlerinizi kabul ettirmek için savunmayın, çünkü konunun başında da dediğiniz üzere "olumlu ya da olumsuz görüşlerimizi bildirmemizi istediniz", ben de bu sözünüze istinaden bildirimde bulundum. Ve görüşlerime göstermelik de olsa saygı duyun.
Kusura bakmayın ama domain'leriniz de ben geleceğe yatırımlık bir şey görmüyorum. Çünkü;
- Solar dediğiniz teknoloji Güneş Enerjisidir ve şu an Güneş Enerjisi çiftlikleri bile kuruluyor. Buyurun Karapınar yöresine devletin ve özel sektörün enerji üretmek için kuracağı Güneş enerjisi çiftliklerine bakın. Misal solar arabalar domain'inini almışsınız. Yaklaşık 98'li yıllardan beri ODTÜ'de Güneş enerjisi ile çalışan arabalar üzerine çalışmalar yapılır ve yurtdışında bu alanda yarışmalara falan katılmışlardır. Bir kaç üniversitede de bu yönde çalışmalar yapılmış, prototipleri üretilmiştir. Hatta geçtiğimiz 1-1,5 sene içerisinde de Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın katıldığı Güneş Enerjili arabalara istinaden bir çok haber basın aracılığı ile halkın bilgisine sunulmuştur. Eğer geleceğe yatırım yapacam diyorsanız size tavsiyem misal Elektrik enerjisi ile çalışan arabaların şarj ünitelerine yönelik domain alabilirsiniz ya da iş sektörü bazında madem görüş alanınız bu kadar gelişkin bu alanlara yatırım yapabilirsiniz. Bunlara istinaden ileriki dönemlerde pilot bölgelerin belirleneceğinden bahsederler.
Türkiye'de enerji denilince dünyada da olduğu gibi ağırlıklı "yeşil" kelimesi kullanılır. Yeşil Enerji diye. Yeşil ile temizlik, saflık ve çevreye zararı olmadığı vurgulanır. Ve enerji alanında "yeşil" kelimesi ile türetebileceğiniz bütün domain'ler ve uzantıları yıllar evvel kapılmıştır. Buna "Green" de dahildir.
Enerji sektörü kapıldı ne yazık ki. 6-7 sene öncesine kadar ağırlıklı olarak Balıkesir ve Çanakkale yörelerine rüzgar tribünleri dikildi. Yani rüzgardan enerji üretmek için çiftlikler oluşturuldu. Balıkesir ve Çanakkale insanı zaten zengindir ama bu rüzgar enerjisi projeleri sebebi ile zenginliklerini daha da katladılar. Allah hayırlısını nasip etsin.
Günümüze gelecek olursak yeni yatırım bölgeleri ağırlıklı İç Anadolu'dur. Enerji Bakanlığı bizzat Konya'dan Urfa'ya kadar mühendislerini göndererek en verimli Güneş ışığını neresi alıyor diye araştırma yaptırmıştır. Türkiye'nin en verimli güneş alan bölgesi Karapınar çıkmıştır ve şu an buraya bu alanda yatırım yapılmaya çalışılıyor.
Yine Konya - Niğde arasında bölgelerde petrol arama faaliyetleri mevcuttur. Yine ağırlıklı olarak Niğde'ye yakın bölgelere hayvancılık üzerine büyük yatırımlar yapılıyor ve holdingler buralardan arsa topluyor (Tabi bizim devletimiz bu konuda yine geç kaldı çünkü en aşağı 20 sene öncesinde bu bahsettiğim bölgelere İsrail'liler ve İtalyan'lar girdi bile. Vakti zamanında bu ülkelerden yatırımcılar bayağı bir arsa topladı). Bir deyişe göre çeşitli bakanlarda bu bölgeden arsa almış. Yine bir deyişe göre Enerji Bakanı da Karapınar civarlarından arsa almış.
Yine bir deyişe göre Çinliler Türkiye'ye yatırım yapmak istiyor ve araba fabrikası kurmak istiyor. Çinlilere 2 yer gösterilmiş. Çorum ve Niğde yöresi.
Bu örnekleri neden verdim? Yanlış anlamayın, ukalalık olarak görmeyin ancak ticaretin her alanında olduğu gibi domain işi de sosyal yaşantıya göre şekillenir. Arz talepler, ihtiyaçlar gözetilir. Siz gündemi ve insanların sosyal hayatını ne derece takip ederseniz, o derece başarılı yatırımlar yapabilirsiniz.
Ve buradan da göreceğiniz üzere Solar arabalar şu an ergonomi gözetilen bir ürün değildir. Son kullanıcının bu tarz arabalar alabilmesi için benim öngörüm azami 20 yıl. Neden 20 yıl? Petrol kralları izin verir mi petrol harici bir yakıtın kullanılmasına? Ve pek sanmıyorum ki siz 20 yıl bu domain'leri elinizde tutarsınız
Ayrıca şunu da belirtmek isterim ki internet ya da domain konusundaki öngörümde taş çatlasın 30-40 yıldır. Ve yukarıda verdiğim link'ten de göreceğiniz üzere kimse "Solar Araba" demiyor. İTÜ de kendi markasını oluşturmuş ve "Ariba" demiş.
- Telematik konusundaki yatırımlarınız da geleceğe yönelik bir yatırım değildir. Araç takip sistemi için uydurulmuş bir isimdir. Son kullanıcı telematik kelimesini bilmeyebilir, onlar direkt araç takip sistemi deyip geçerler. Telematik'in araç takipten farkı nedir irdeleyelim? Önceden aracın kuytu bir köşesine hatlı bir telefon saklanıyordu ve telefondan gelen sinyale göre araç takip ediliyordu. Yeni teknolojiye göre yani telematik sistemlerde ise araçlara sensör takılıyor, GPS'e bağlanıyor, bir de telsiz hoparlör bağlayıp işlem tamamlanıyor. GPS ile aracın yeri tespit ediliyor, sensörler ile aracın durumu kontrol ediliyor, telsizle de irtibat kuruyor. Kabaca kurduğum bir diagram bu. E? Bu da gelecek değil. Bunun geleceğini de "araç takip" ile başlayan domain'lerden kestirmek kolaydır.
- Akıllı teknolojilere istinaden aldığınız domain'lerin handikapı öncelikle Türkçe karakter barındırması. O tolere edilebilir olarak değerlendirecek olursak "akilli" ile başlayan türetmelerin çoğu işe yaramaz. Akıllı teknolojilerden dişe dokunur tek şey (akıllı kelimesinin türetilmesine de sebep, ana neden olan "evlerdir") "akıllı ev" kavramıdır. Bunla ilgili domain de 2002 yılında alınmış ve şu an için 2015'e kadar uzatılmış. Ve gördüğüm kadarı ile boşta yatıyor. Yani 10 senedir zamanının gelmesini bekleyen bir domain. Sizin verdiğiniz link'teki video ise sadece fantezinin doruklarda gezinmesidir. Lütfen rica ediyorum sadece biraz muhakeme edelim. Bahsettiğiniz şekilde bir teknolojinin varolabilmesi için hangi şartların olması gerektiğini değerlendirelim? Hepsinden önemlisi videonun olduğu yaşam şartlarının Türkiye'de olabilmesinin mümkünatı yoktur. Biraz sosyal rasatlarda bulunursanız göreceğiniz şey; bahsi geçen teknoloji fantezi olarak kalacaktır. Yaklaşık 10-12 senedir zaten akıllı ev teknolojilerinden bahsedilir ve Türkiye'nin bu teknolojilerden anladığı sensör'lerle ev ışıklarının açılıp kapanması, evin havalandırılması ve kamera sistemleridir.
En önemlisi, can alıcı noktası nedir biliyor musunuz? Her ne kadar bu konuda yeni uyanmış olsalar da daha 10-15 gün önce gazetelere bile haber olan MİT 'in devlet erkanına vermiş olduğu brifing de özellikle vurguladığı noktadır. Akıllı ev teknolojileri olarak nitelendirilen teknolojiler ülke güvenliğinin baş düşmanıdır. Bu tarz teknolojiler sabit ip adresleri kullanmak zorundadır ve günümüzde düşman devletler sanal savaşlar için yatırım yaparken böyle bir teknolojinin her ortama girmesine müsaade edilemez şeklinde vermiş olduğu brifing var ortada. Haydi onu da es geçelim ve işin teknik kısmına bakalım. Günümüzde ip4 alt yapısının yetersizliğinden ve ip adreslerinin tamamen dolduğunu yeni adres ataması yapılamadığının ve bu sebeple internetin çökme aşamasına geldiğini duymuş olmanız lazım. Bu sebeple ip6 alt yapısına geçiş yapılmak isteniyor yıllardır ancak gelin görün ki ona da geçiş yapamadılar, herhalde onun da kendince bir sıkıntısı var ki o geçişi tamamlayamadılar. Eh böyle bir durumdan bahsedilirken ip alt yapısını kullanacak bir teknolojinin kolayca hayata entegre olmasını beklemek sadece hayal olur diye düşünüyorum.
Şimdi tekrar dediğiniz üzere, enine boyuna domain'lerinize baktığımda % 80 'den fazlasının çöp olduğunu düşünüyorum. Geleceğe yatırım mı yapmak istiyorsunuz? Maddi gücünüz bunun için yeterli mi? Geniş bir çevreniz var mı? O zaman size önerim Türki Cumhuriyetlerine ve gelişmemiş ülkelerin domain'lerine yönelmenizdir. Gidip 10 sene sonrasının ne getireceğini bilmeden adını geleceğe yatırım koyup da yanlış yatırımlar yapmaktansa, gözünüzün önünde olan bir gerçeğe yatırım yapmak her daim kazançlıdır. Verdiğiniz örnek ile (Hani hep deriz ya "ah zamanında falanca yerden arsa alsaymışız") sizin davranışınız eşleşmiyor. Siz tanımladığınız gibi bataklığa yani batmaya mahkum bir konuya yatırım yapıyorsunuz, bence ama. Size şu an bataklık gözüken ama ileride kurutulup da verimli arazi olacağı su götürmez bir gerçek olan benim tavsiye ettiğim alana yönelmenizi tavsiye ederim, dostane.
Sizden özellikle rica ediyorum lütfen tartışma üslubu ile bana hitap etmeyin. Çünkü kendiniz konunun başında "olumlu olumsuz görüşlerinizi esirgemeyin" diyorsunuz, sonrada sizinle aynı fikirde olmadığım için fikirlerinizi bana empoze etmeye çalışıyorsunuz. Bana empoze etmeyin lütfen, bunlar benim fikirlerim beğenmediyseniz bile saygı gösterin ve "sizin hoşgörünüzdür" deyip geçiniz.
Normalde hiç yorum yapmayacaktım ama size görüşlerimi bildirmek istedim, kusuruma bakmayın. Bundan sonra tanımadığım, nazımın geçmediği hiçbir Allah'ın kuluna tek yorum atmayacağım. Allah ekmeğinizi yağlı etsin, hayırlı olsun.
Not : Kimi arkadaşlar çok uzun yazdığıma vurgu yaparlar. Ben, yazmayı seven bir insanım. Kendimi geniş geniş ifade etmeyi severim. İfadelerimi okumak isteyenler okusun, okumak istemeyenler de hiç başlamasın. Uzun yazıyorsun diye onu bahane etmesinler. Güzel dilimizi gönlümce kullanmayı seven biriyimdir. Teşekkürler. - 14-03-2013, 01:39:05Uzun yazmışınız, elinize sağlık. Keyifle okudum. Tartışma çıkmasını gerektirecek bir ortam yokki. Gayet güzel yazmışsınız düşüncelerinizi. Bence budur, sizce odur. Ben fikirlerimi kabul ettirmeye çalışmıyorumki, nereden çıkardınız. Ben sadece bu benim fikrim, onlarda sizin fikriniz diyorum. Dediğim gibi; hepimiz aynı fikri savunsaydık fotokopi olurduk.yaramazkedicik adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
ve Türkiye meselesi. Araya aldığım üç beş tane yabancı alanadı var, Utanıyorum ama var. Ben milliyetçiyim arkadaşım. Batacaksamda çıkacaksamda gelişmiş ülkeler dediklerinizle değil, kendi ülkemin kelimeleriyle batayım yada çıkayım.
onuizle, hoplatzıplat, seyret, indirkaldır vb. isimler bana uymuyor, kimin nasıl niye ne kadara sattığı aldığınıda anlamıyorum, anlamakta istemiyorum. Çünkü herkes kendi oyununu oynuyor.
Burada bana şakşak yapın diyende olmadı size. Ve dikkat ettim bu kelimeyi hemen her cümlenizde her yerde kullanıyorsunuz (sevin yada sevmeyin, ama olumsuz ve kötü görünen bir kelime). Olumlu yada olumsuz, eleştiri yapmak iyidir. Kötü olan tarzdır, üsluptur. Yoksa sizede herkese saygım sonsuzdur.
ve bakınız, her yerde saldırgan bir üslup sergiliyorsunuz. Sorun olan eleştirileriniz değil, tarzınız. Ama bunu savunma yapın diye söylemiyorum. Polemiğe girmeye niyetim yok. Bu benim görüşümdür.
Mini bir paylaşım;
Ailemde yasak olan 3 şeyden birisi "yalan" konusudur.
Kızım geçen gün okuldan geldi (4 e gidiyor)
- Baba matematikten 95 aldım dedi.
Akşam üstü kız arkadaşı geldi, odasında oynuyorlar. Bir ara arkadaşı bana;
- Mehmet abi, matematikten ikimizde 80 aldık biliyor musun? dedi.
Yüzüm kızardı, sustum. Arkadaşı gitti ve kızımı çağırdım.
- Kızım niye yalan söyledin bize
- Ne yalanı baba
- Hani 95 almıştın matematikten
- Heeee... Ya baba özür dilerim yalan söylemedim.
- E arkadaşın, ikimizde 80 aldık dedi
- Baba ona kağıdımı göstermedim, onun 80 aldığını gördüm, benimkini görse üzülecekti, o yüzden ona öyle söyledim
Dizlerimin bağı çözüldü. Hanımla beraber şiştik. Biz görevimizi yapmıştık, "yalan" konusunu 10 yaşındaki bir çocuğa kavramsal olarak aşılamayı başarmıştık.
Ya ben tutupta orada fevri davranıp, "kızım hani 95 almıştın" deseydim, vay benim halime, kızımın haline ve arkadaşının haline
önemli olan kavramdır, üsluptur, dostluktur, candır, gerisi tırıvırı
.
