
Akıllanma trendi tartılarla devam ediyor.
Kilo sorunu yaşayanların her gün tartılması, teknoloji üreten şirketleri harekete geçirdi. Withings Scale adındaki tartı, akıllı telefonlarla Bluetooth üzerinden bağlantı kurarak kullanıcıların kilolarını kaydediyor. Bilgiler cep telefonlarına düzenli raporlar halinde gönderiliyor. Akıllı telefonlara indirilen Withings Health Mate uygulama kullanıcıların koydukları hedefleri ulaşması için yardımcı oluyor. Kilo verme performansını grafikler halinde sunan uygulamada akıllı tartıyla ölçülen nabız da yer alıyor.
150 DOLAR
Akıllı tartının kurulumu ve uygulamasındaki arayüzü oldukça kolay. Cihazın altındaki bağlantı tuşu açıldıktan sonra akıllı telefonla Bluetooth bağlantısı kuruluyor. Bu işlemden sonra kilo hedefi belirtilerek tartı kullanılmaya başlanıyor. Withings Scale, Türkiyede resmi olarak satışta bulunmuyor. Ancak yurtdışına çıkan kullanıcılar, cihazı teknoloji marketlerinden kolaylıkla bulabiliyor. 150 dolar fiyata sahip olan ürüne Türkiyedeki ilan sitelerinden de ulaşabilmek mümkün.
--R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 20:07:03 -->-> Daha önceki mesaj 20:06:03 --

Takma isim kullanan bir yazarın hazırladığı sahte bilimsel makale, dünya genelinde tam 157 dergide yayımlandı. Skandal, açık kaynaklı yayımların ne kadar iyi kontrol edildiği konusunda büyük bir tartışma başlattı.
Dünyanın en prestijli bilim dergilerinden Science için muhabirlik yapan John Bohannon, hazırladığı sahte makale ile yayıncıları oyuna getirdi.
Ocorrafoo Cobange adını kullanarak bir makale sunan Bohannon, Eritrenin başkenti Asmarada Wassee Tıp Enstitüsünde biyolog olduğunu belirtti.
Discovery Newsin haberine göre, ne adı verilen enstitü, ne de bilim insanı gerçek.
Bohannon, Science dergisinin de son sayısında yayımlanan makalesinde, kayaların üzerinde yaşayan mantar ve yosun karışımı organizmalar olarak bilinen likenler üzerindeki araştırmasından bahsetti. Bohannon, spesifik bir kanserli hücreye ev sahipliği yaptığını belirttiği bir liken türü üzerinde analizler gerçekleştirdiğini ve bilgisayar programı aracılığıyla liken molekülleri ve kanserli hücreler hakkında yüzlerce belge hazırladığını öne sürdü.
Discovery News, makaledeki açıklamalar bilimsel olarak kulağa yatkın olsa da, Bohannonun sahte çalışmasında çok kolay tespit edilebilecek birçok hata olduğunu belirtti.
SAHTE MAKALE İÇİN TİTİZ ÇALIŞMA
Bohannon, sahte makaleye dayanan oyununu bir adım daha öteye götürerek, makaleyi yüzlerce dergiye teker teker yollamadan önce sürekli değiştirdi.
Yazar, neden böyle yaptığı hakkında, Yüzlerce dergiye aynı makaleyi yollamak sadece bela aramak olur dedi. Bohannon, çok çaba gerektirecek değişiklikleri kolaya indirgemek için, bilimsel isim ve terimleri Swahili dili ve Afrika isimleri kullanarak değiştirdi. Hatta, Afrika ülkelerinin başkentlerini bile kullandı.
Şüphe uyandırmamak için makalede önde gelen araştırma merkezlerine ve araştırmacılara değinen Bohannon, ana dilini Fransızca göstermek için makalesini Google Translate kullanarak Fransızcaya çevirdi, ardından tekrar İngilizceye çevirerek kontrol etti.
Bohannon, son olarak hazırladığı makalelerin hatalarla dolu olduğunu teyit ettirmek için Harvard Üniversitesinden iki bağımsız moleküler biyolog grubuna başvurdu.
AÇIK KAYNAKLI YAYIMLAR KENDİNE GELMELİ
Hazırladığı makalenin değiştirilmiş versiyonlarını her hafta 10 dergiye yollayan Bohannon, tam 157 dergiden kabul aldı. Sadece 36 dergi, kendilerine gönderilen makalenin bilimsel hatalarla dolu olduğunu fark etti.
Dahası, Bohannon bazı dergilerin, adres olarak belirttikleri ülkelerde basılmadıklarını tespit etti. Amerika ve Avrupa isimli bazı dergilerin, aslında Hindistan merkezli olduğu anlaşıldı.
ABDnin Cornell Üniversitesinde fizikçi olan Paul Ginsparg, açık kaynaklı bilimsel dergilerin makaleleri ciddi bir şekilde gözden geçirmediğini belirtti.
Ginsparg, Kalite içeriği sunmayan dergiler, bilim açısından yıkıcı bir etki yapıyor. Bu etki, özellikle devlet kurumları ve üniversiteleri sahte araştırmacılarla dolan gelişmekte olan ülkeler için geçerli dedi.
--R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 20:07:53 -->-> Daha önceki mesaj 20:07:03 --

2.5 milyon gigabayt hafızamız var. Beynimize 300 yıl süren film kaydedebiliriz.
Uludağ Üniversitsinde NBeyin adlı sunumda öğrencilere beyinin çalışma sistemleri hakkında bilgi veren Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyaloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sinan Canan, beynin 2.5 milyon gigabayt hafızası bulunduğunu belirterek, bunun 300 yıl süren HD filmin kaydedilmesi anlamına geldiğini söyledi.
Uludağ Üniversitesi Öğrenci Konseyi tarafından Mete Cengiz Kültür Merkezinde düzenlenen etkinliğe katılan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyaloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sinan Canan, NBeyin adlı sunumda öğrencilere beynin çalışma şeklini, neler yapabildiğini anlattı.
Beyin fizyolojisi hakkında birçok bilinmeyen bulunduğunu ve araştırmaların hala sürdüğünü kaydeden Doç. Dr. Sinan Canan, beynin bilgisayara hiç benzemediğini ifade etti. Bir santimetreküplük beyin dokusu içinde bulunan hücreler arası bağlantıların sayısının Samanyolundaki yıldızlardan daha fazla olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Canan, "Beyinde iki tane birbirine benzeyen sinir hücresi yok. Beyindeki bağlantı haritası sayesinde hepimiz tek ve ayrı bireyler olarak yaşamımızı sürdürüyoruz. Hücreler dallı budaklı gibi görünebilir. Uzantıların çoğu hücrelerin antenleri. Binlerce hücreye sinyal gönderiyorlar. Hücrenin içinde halatlar, teleferik sistemleri ve aktarım rayları bir sürü sistem var. Çok yoğun bir protein yapısı mevcut" dedi.
Yaşamın ilk zamanlarında ilgisiz kalmanın beyin gelişiminde farklılıklar oluşturduğunu söyleyen Doç. Dr. Canan, beynin ön orta kısımların yüksek kişilik özelliklerini içeren kodları bulundurulduğunu bu bilgilerin doğuştan veya daha sonra hasar görmesi sonucu uyumsuz ve suçlu kişiliklerin ortaya çıkabildiğini anlattı.
BEYİN HARIL HARIL HÜCRE ÜRETİYOR
Beyin hücrelerini çorbaya benzeten Doç. Dr. Canan, hücreler içerisinin ayrı bir dünya olduğunu kaydetti. Sinir sistemini işlevsel yapan şeyin, hücreler arasındaki bağıntılar olduğunu dile getiren Doç. Dr. Sinan Canan, "Bizim için önemli olan beynin ağırlığı değil, hücreler arasındaki bağlantıların ve bunların kalitesidir. 1980lere kadar sinir sistemi ile ilgili bütün ders kitaplarında doğduktan sonra beynin sinir hücresi yapmayacağı anlatılırdı. Sinir hücresi öldü mü, beyniniz gider mantığı vardı. Ama bugün artık biliyoruz ki, beynimizin birçok yeri harıl harıl hücre üretme yeteneğine sahip. Beyin değişmez miti rafa kalktı. Beynimiz inanılmaz bir yapıya sahip. Bu yüzden bilgisayara benzemez. İşlemcisi sökülen bir bilgisayarın monitörünün işlemci görevini üstlendiğini gördünüz mü? Beynimizde inanılmaz bir potansiyel var. Herkes soruyor ya, biz beynimizin kaçta kaçını kullanıyoruz? Aslında biz beynimizi hiç kullanmıyoruz" diye konuştu.
Beynin farklı bölümlerinde eksilen işlevlerin diğer kısımlar da yapılabildiğini söyleyen Doç. Dr. Canan, görmeyen insanlarda yapılan araştırmalarda dokunarak beynin görmeyi sağlayan kısmının geliştiğini vurguladı.
2.5 MİLYON GİGABAYT HAFIZAMIZ VAR
Hafızalarının dolduğuna inanan insanlar olduğunu ve bazı şeylerin hatırlanamadığını kaydeden Doç. Dr. Canan, "İnsanlığın hafızası ne kadar? Benim niçin hafızam doldu diye bir düşünce var. İnsan hafızası bizim teknolojimizi aşan bir durum. Hafızanın kayıt yeri belli değil. Ancak bilgisayara benzeterek bir tahminde bulunabiliyoruz. Yaklaşık 20 milyar civarındaki korteksimizde hücre var. Bunlar arasında trilyon kere bağlantı olursa, yaklaşık 2.5 milyon gigabayt hafızamız var. Gördüğünüz gibi kocaman bir bellek. Bu hafıza 300 yıl süren HD filmi kaydetmek anlamına geliyor. İlkokuldaki bir hatıranızı hatırlayın, detaya girin. Hiçbir dijital filmde böyle bir çözünürlük yok. Aslında beynimizin hafıza kaydı sınırsız" dedi.
Doç. Dr. Canan, beynin çalışması için vücudun günde 57 damacana kan pompalamak zorunda olduğunu da kaydetti.