• 20-04-2010, 21:11:04
    #28
    Üyeliği durduruldu
    Yeri geliyor halı saha maçlarında bile çok yakın arkadaşınızla tartışabiliyor hatta daha ileriye gidebiliyorsunuz çok büyütmemek gerek ama haber sitelerine malzeme işte (:
  • 20-04-2010, 21:21:51
    #29
    Üyeliği durduruldu
    Atilla Türker'in "Ah Şu Futbolcular" kitabından. Benim bizzat TV'den izlerken şahit olduğum bir olayı "Kaptan" Cüneyt Tanman'ın ağzından aktarıyor.

    90 - 91 sezonu olduğunu tahmin ediyorum. Aydınspor ile deplasmanda karşı karşıya geldik. İyi bir oyun ortaya koyduk. Son dakikalara da 2 - 0 önde girdik. Ancak maçın bitimine az bir süre kala beklenmedik bir şey oldu. Aydınspor sağ kanattan bir atak geliştirdi, rakip futbolcu çaprazdan çok sert vurdu, top kaleye gidiyordu, gol olmak üzereydi. Koştum, yatarak çıkartmaya çalıştım, vurdum, ama olmadı. Meşin yuvarlak ağlara takıldı, gol olmuştu.

    Top daha çizgiyi geçerken kaleci Hayrettin sinirli bir şekilde bağırdı: "Ne yaptın abi...Bıraksaydın top dışarı gidiyordu..." Yanılıyordu, bıraksaydım da gol olacaktı. Hayrettin bağırmaya devam etti: "Ben topa özellikle atlamadım...Kendi kalene gol attın abi..."

    Pimpirikli hali ile o anda gereksiz ve yakışıksız bir sinir ve stres içerisindeydi. Bir büyüğü ve kaptanı olarak belki de istemeden bir hareket yaptım. Sağ elimi kaldırdım, yanağına doğru uzattım, hafifçe vurdum. Sonra da gerekli uyarıda bulundum: "Tartışmanın yeri ve sırası değil...Kendine gel... Sonra konuşuruz... Kaleni korumana bak..."

    Karşılaşma 2-1 bitti. Soyunma odasına gittik, duşumuzu aldık, giyindik, havaalanına hareket ettik, uçağı beklemeye başladık. O anda Hayrettin'e baktım. Oturuyordu. Kafası önde, yüzünü iki elinin arasına almış, oturuyordu. Dalgın dalgın yere bakıyordu. Arkadaşlara sordum ve öğrendim. Bizim Tanju Çolak ve Cevat Prekazi, Hayrettin'i dolduruşa getirmişler: "Hayro...üfff be...kaptan seni ne biçim tokatladı ama!." Hatta daha da ileri gitmişler: "Hayro, kaptan sana Osmanlı Tokadı vurdu...dayak yediğini herkes gördü..." Oysa ikisi de biliyordu Hayrettin'i tokatlamadığımı, ama hınzırlık yapıyorlardı işte.

    Hayrettin ile konuşmam gerekiyordu. Gittim yanına, derdini sordum. Olduğu gibi anlattı: "Abi herkesin içinde bana tokat vurdun...çok üzüldüm..." Asıl şimdi ben üzüldüm. Çünkü vurmamıştım, vurmazdım, vuramazdım. Hem herkes bilirdi ki, kişileri genelde ben yatıştırmaya çalışırdım. Sakin bir yapım vardı. Kimseye en ufak ters hareket yapmazdım. Üstelik Hayrettin'in durumu değişikti. Hayrettin, düzgün kişiliği ile her zaman ve her yerde bana yardımcı olmuştur. Uygun bir lisan ile kendisine vurmadığımı anlattım. Gönlünü almak için elimden geleni yaptım, sonra da boynuna sarıldım, kafasını salladı."Tamam ağabey, sonra konuşuruz" dedi.

    İstanbul'a geldik. Arabalarımız ile evlere dağıldık. Eve girer girmez hemen televizyonun başına geçtim. Spor programı vardı ve bizim maç ekrana geldi, biraz sonra da malum pozisyon. Dikkatli bir şekilde izlemeye başladım. Aaaa, gerçekten de Hayrettin'e vuruyor gibiydim. Olacak gibi değildi. Ama görüntü öyleydi. Ben bunu nasıl yaptım, nasıl yapabildim? Çok şaşırdım, üzüldüm. Geceyi uykusuz geçirdim.

    Sabah oldu. Saat daha çok erkendi. Kapı çalındı, şaşırdım. Bu saatte gelen kim olabilirdi ki? Hızla koştum, açtım, Hayrettin. Hemen içeri buyur ettim. Söze doğrudan o girdi: "Ağabey ben üzüldüm, ama sen üzülme, senin karakterini biliyorum, istemeden bunu yaptın." Hayro çok hızlı bir şekilde konuşmasına devam etti: "Üstelik tokat vurmak da hakkın sen benim büyüğümsün, ister seversin, ister döversin. Sana sonsuz sevgi ve saygım var, izin ver öpeyim." Fazla söze gerek yoktu artık, sarıldık, sarmaşdolaş olduk, çünkü dosttuk, birbirimizi seviyorduk.

    "Galatasaray Kaptanı" kavramını "En Fazla Galatasaraylı olmak" ve "Galatasaray'ı en fazla seven olduğunu kanıtlamak" ile karıştıranlar ve "istediği zaman onun insanlığını sorgulamakta serbest olduğunu zannedenler"e ibret olsun
  • 21-04-2010, 03:34:29
    #30
    Üyeliği durduruldu
    Zyxel adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Atilla Türker'in "Ah Şu Futbolcular" kitabından. Benim bizzat TV'den izlerken şahit olduğum bir olayı "Kaptan" Cüneyt Tanman'ın ağzından aktarıyor.

    90 - 91 sezonu olduğunu tahmin ediyorum. Aydınspor ile deplasmanda karşı karşıya geldik. İyi bir oyun ortaya koyduk. Son dakikalara da 2 - 0 önde girdik. Ancak maçın bitimine az bir süre kala beklenmedik bir şey oldu. Aydınspor sağ kanattan bir atak geliştirdi, rakip futbolcu çaprazdan çok sert vurdu, top kaleye gidiyordu, gol olmak üzereydi. Koştum, yatarak çıkartmaya çalıştım, vurdum, ama olmadı. Meşin yuvarlak ağlara takıldı, gol olmuştu.

    Top daha çizgiyi geçerken kaleci Hayrettin sinirli bir şekilde bağırdı: "Ne yaptın abi...Bıraksaydın top dışarı gidiyordu..." Yanılıyordu, bıraksaydım da gol olacaktı. Hayrettin bağırmaya devam etti: "Ben topa özellikle atlamadım...Kendi kalene gol attın abi..."

    Pimpirikli hali ile o anda gereksiz ve yakışıksız bir sinir ve stres içerisindeydi. Bir büyüğü ve kaptanı olarak belki de istemeden bir hareket yaptım. Sağ elimi kaldırdım, yanağına doğru uzattım, hafifçe vurdum. Sonra da gerekli uyarıda bulundum: "Tartışmanın yeri ve sırası değil...Kendine gel... Sonra konuşuruz... Kaleni korumana bak..."

    Karşılaşma 2-1 bitti. Soyunma odasına gittik, duşumuzu aldık, giyindik, havaalanına hareket ettik, uçağı beklemeye başladık. O anda Hayrettin'e baktım. Oturuyordu. Kafası önde, yüzünü iki elinin arasına almış, oturuyordu. Dalgın dalgın yere bakıyordu. Arkadaşlara sordum ve öğrendim. Bizim Tanju Çolak ve Cevat Prekazi, Hayrettin'i dolduruşa getirmişler: "Hayro...üfff be...kaptan seni ne biçim tokatladı ama!." Hatta daha da ileri gitmişler: "Hayro, kaptan sana Osmanlı Tokadı vurdu...dayak yediğini herkes gördü..." Oysa ikisi de biliyordu Hayrettin'i tokatlamadığımı, ama hınzırlık yapıyorlardı işte.

    Hayrettin ile konuşmam gerekiyordu. Gittim yanına, derdini sordum. Olduğu gibi anlattı: "Abi herkesin içinde bana tokat vurdun...çok üzüldüm..." Asıl şimdi ben üzüldüm. Çünkü vurmamıştım, vurmazdım, vuramazdım. Hem herkes bilirdi ki, kişileri genelde ben yatıştırmaya çalışırdım. Sakin bir yapım vardı. Kimseye en ufak ters hareket yapmazdım. Üstelik Hayrettin'in durumu değişikti. Hayrettin, düzgün kişiliği ile her zaman ve her yerde bana yardımcı olmuştur. Uygun bir lisan ile kendisine vurmadığımı anlattım. Gönlünü almak için elimden geleni yaptım, sonra da boynuna sarıldım, kafasını salladı."Tamam ağabey, sonra konuşuruz" dedi.

    İstanbul'a geldik. Arabalarımız ile evlere dağıldık. Eve girer girmez hemen televizyonun başına geçtim. Spor programı vardı ve bizim maç ekrana geldi, biraz sonra da malum pozisyon. Dikkatli bir şekilde izlemeye başladım. Aaaa, gerçekten de Hayrettin'e vuruyor gibiydim. Olacak gibi değildi. Ama görüntü öyleydi. Ben bunu nasıl yaptım, nasıl yapabildim? Çok şaşırdım, üzüldüm. Geceyi uykusuz geçirdim.

    Sabah oldu. Saat daha çok erkendi. Kapı çalındı, şaşırdım. Bu saatte gelen kim olabilirdi ki? Hızla koştum, açtım, Hayrettin. Hemen içeri buyur ettim. Söze doğrudan o girdi: "Ağabey ben üzüldüm, ama sen üzülme, senin karakterini biliyorum, istemeden bunu yaptın." Hayro çok hızlı bir şekilde konuşmasına devam etti: "Üstelik tokat vurmak da hakkın sen benim büyüğümsün, ister seversin, ister döversin. Sana sonsuz sevgi ve saygım var, izin ver öpeyim." Fazla söze gerek yoktu artık, sarıldık, sarmaşdolaş olduk, çünkü dosttuk, birbirimizi seviyorduk.

    "Galatasaray Kaptanı" kavramını "En Fazla Galatasaraylı olmak" ve "Galatasaray'ı en fazla seven olduğunu kanıtlamak" ile karıştıranlar ve "istediği zaman onun insanlığını sorgulamakta serbest olduğunu zannedenler"e ibret olsun
    Ben bir galatasaraylı olarak bu hikayeyi ilk defa duydum ve inanın sonlarında baya duygulandım..Gerçekten bir fenerli olarakta olayı kızıştırmak yerine bu yazıyı koyman iyi bir örnek teşkil ediyor..Teşekkürler
  • 21-04-2010, 03:41:24
    #31
    Üyeliği durduruldu
    Bu haberi açan arkadaş kavga resimlerini eklion neden barıştıklarınıda eklemiyon yazmıon ? ne kadar meraklısınız böyle işlere kapak olsun sevinenlere

  • 21-04-2010, 12:38:56
    #32
    disiliplin abidesi gs.
  • 21-04-2010, 13:24:34
    #33
    Backlink Hizmetleri
    Olur böyle şeyler. Basın çok abarttı bence
  • 21-04-2010, 14:20:34
    #34
    Az kaldı az !!!!!! Sabrımızı taşırıyorlar.....