• 16-05-2026, 14:05:12
    #1
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Okumanız gereken milli mücadele yazısı hiç sıkılmayacaksınkz
    Fenerbahçe'yi neden sevdiğimizin mücadelesinin yazısını mutlaka okuyunuz
    Fenerbahçe’nin Kurtuluş Savaşı döneminde İngilizlere ve diğer işgal kuvvetlerine karşı mücadelesi, Türk spor tarihinin en gurur verici, adeta film gibi hikayelerinden biridir. Bu yardım ve direniş hem askeri/lojistik hem de psikolojik (saha içi) olmak üzere iki cephede gerçekleşti.
    İşte Fenerbahçe'nin Kurtuluş Savaşı'ndaki o muazzam rolünün hikayesi:
    1. Lojistik Destek: Kulüp Binasından Anadolu'ya Silah Kaçırma
    İstanbul işgal altındayken, Fenerbahçe Spor Kulübü sadece bir spor kulübü değildi; milli direnişin gizli karargahlarından biri haline gelmişti.
    Kurbağalıdere’deki Cephanelik: Kadıköy'de, Kurbağalıdere kenarında bulunan Fenerbahçe kulüp binası ve kayıkhanesi, İstanbul'daki gizli direniş örgütleri (Mim Mim Grubu gibi) tarafından bir silah ve mühimmat deposu olarak kullanılıyordu.
    Geceleri Gizli Sevkıyat: İstanbul'daki İngiliz cephaneliklerinden gizlice çalınan ya da el konulan silahlar, geceleri karanlıktan yararlanarak Fenerbahçe’nin kayıkhanesine getiriliyordu. Buradan motorlara yüklenen silahlar, Kurbağalıdere üzerinden İzmit vasıtasıyla Anadolu’daki Kuvâ-yi Milliye birliklerine (Atatürk'ün ordusuna) ulaştırılıyordu.
    İngiliz Baskınları: İngiliz istihbaratı durumdan şüphelenip birkaç kez kulüp binasına baskın düzenledi. Ancak kulüp üyeleri ve sporcular, içeriden aldıkları erken istihbarat sayesinde silahları her seferinde zamanında güvenli evlere taşımayı başardılar. İngilizler binaya girdiğinde karşılarında sadece antrenman yapan ya da oturan gençleri buluyorlardı.
    2. Saha İçi Mücadele: "Esir Şehrin Moral Kaynağı"
    Savaşın en zorlu, halkın en umutsuz olduğu dönemlerde işgal kuvvetleri (İngiliz ve Fransız askeri takımları) İstanbul'da futbol maçları düzenliyordu. Amaçları hem kendi askerlerine moral vermek hem de Türk halkına üstünlüklerini kabul ettirmekti.
    Fenerbahçe, işgal süresince bu askeri takımlarla tam 50 maç yaptı. Bu maçların 41'ini kazandı, 4'ünde berabere kaldı ve sadece 5'ini kaybetti. Kazanılan her galibiyet, işgal altındaki İstanbul halkı için bir futbol galibiyetinden çok daha fazlasıydı; sokaklarda bayram havası esiyor, insanlara direniş gücü veriyordu. Hatta Mustafa Kemal Atatürk'ün İstanbul'da çıkardığı gazetedeki tek spor haberi, Fenerbahçe’nin İngilizleri yendiği maçtı.
    3. Büyük Final: Efsanevi "General Harington Kupası"
    Hikayenin en zirve noktası, işgal ordularının İstanbul’u terk etmeye hazırlandığı 29 Haziran 1923 tarihinde yaşandı.
    İngiliz İşgal Orduları Başkomutanı General Charles Harington, İstanbul’dan ayrılmadan önce Türk takımlarına karşı büyük bir darbe vurmak ve bir futbol zaferiyle ayrılmak istiyordu. Gazetelere bir ilan verdi:
    "Gardlar Muhteliti (İngiliz Ordu Karması) Türk kulüplerine meydan okuyor. Galibine, Başkumandanın adını taşıyan büyük bir kupa verilecek bu maça Türk kulüpleri diledikleri gibi takviye de alabilirler."

    Fenerbahçe bu meydan okumayı tek başına, başka kulüpten hiçbir takviye almadan, kendi kadrosuyla kabul etti ve gazeteden şu cevabı yayınladı:
    "Fenerbahçe Kulübü yalnız kendi kadrosuyla bu maçı şartsız olarak kabul eder."

    Maç Günü (29 Haziran 1923)
    Taksim Stadı hıncahınç doluydu. İngilizler işi şansa bırakmamış, Mısır ve Cebelitarık’taki askeri birliklerden profesyonel futbolcu olan 4 İngiliz askerini bile getirtip "Muhafızlar Karması" adı altında sahaya sürmüştü.
    Maçın ilk yarısını İngilizler 1-0 önde kapattı. Devre arasında Türk tribünleri umutsuzluğa kapılmak üzereyken birden stadyumda "Dağ başını duman almış" (Gençlik Marşı) söylenmeye başladı. İkinci yarıya büyük bir inançla çıkan Fenerbahçe, dönemin efsanevi golcüsü Zeki Rıza Sporel’in 60. ve 74. dakikalarda attığı iki golle maçı 2-1 kazandı!
    Kupayı Alış ve Lozan'a Giden Moral
    Maç bittiğinde stadyum yıkılıyordu. Maçın kahramanı Zeki Rıza Sporel omuzlarda taşındı. General Harington, kendi adını taşıyan, bir metre boyundaki devasa gümüş kupayı elleriyle Fenerbahçe kaptanı Hasan Kamil Sporel’e teslim etmek zorunda kaldı.
    O sırada İsviçre'de Türkiye'nin bağımsızlığı için çetin barış müzakereleri yürüten Lozan Heyeti Başkanı İsmet İnönü, galibiyet haberini alır almaz telgraf çekerek kulübü şu sözlerle tebrik etti:
    "Heyetimiz namına hepinizi meserretle (sevinçle) tebrik eder, gözlerinizden öperim."

    Fenerbahçe, hem cepheye gönderdiği silahlarla hem de sahada İngiliz generallerinin gururunu kırarak kazandığı kupayla, Kurtuluş Savaşı'nın ve bağımsızlık mücadelesinin en unutulmaz aktörlerinden biri olmuştur. Bugün o efsanevi Harington Kupası, Fenerbahçe Müzesi'nin en değerli parçası olarak sergilenmektedir.
    Fenerbahçe’nin Kurtuluş Savaşı döneminde İngilizlere ve diğer işgal kuvvetlerine karşı mücadelesi, Türk spor tarihinin en gurur verici, adeta film gibi hikayelerinden biridir. Bu yardım ve direniş hem askeri/lojistik hem de psikolojik (saha içi) olmak üzere iki cephede gerçekleşti.en
  • 16-05-2026, 14:07:33
    #3
    @grok özetle ne diyor?
  • 16-05-2026, 14:07:33
    #4
    Biz aileyiz ☺
  • 16-05-2026, 14:17:02
    #5
    fenerbahçeliyim ama çok uzun okumadım izafiyet teorisi ne bu
  • 16-05-2026, 14:19:42
    #6
    Galatasaray futbol takımının kurtuluş savaşı dönemindeki katkıları nelerdir?

    Cevap:

    Galatasaray SK, Kurtuluş Savaşı yıllarında yalnızca bir spor kulübü değil; aynı zamanda İstanbul’daki milli bilinç ve direniş ruhunun önemli merkezlerinden biri olarak görülür. Özellikle işgal altındaki İstanbul’da Galatasaray Lisesi ve kulüp çevresi, Milli Mücadele’ye insan kaynağı, lojistik destek ve moral açısından katkı sağlamıştır.


    Öne çıkan katkılar şunlardır:
    • Galatasaraylı öğrenciler ve sporcuların bir kısmı Anadolu’ya geçerek Milli Mücadele’ye katıldı. Bazıları doğrudan cephede savaştı, bazıları ise haberleşme ve lojistik görevlerde bulundu.
    • Ali Sami Yen ve kulüp çevresi, işgal yıllarında milli duyguları canlı tutan isimler arasında yer aldı. Spor organizasyonları ve sosyal çevreler, halkın moralini koruyan alanlardan biri oldu.
    • İşgal kuvvetlerine karşı oynanan futbol maçları sembolik önem taşıyordu. Özellikle yabancı asker takımlarına karşı alınan galibiyetler, İstanbul halkı için moral ve milli gurur kaynağı haline geldi. O dönemde futbol sadece spor değil, “milli direnç” göstergesi olarak algılanıyordu.
    • Galatasaray Lisesi öğrencileri arasında Müdafaa-i Hukuk hareketine destek veren çok sayıda genç vardı. Okulun entelektüel ortamı, milli bağımsızlık düşüncesinin yayılmasına katkı sağladı.
    • Kulüp mensuplarından bazıları savaşta şehit oldu veya gazi olarak döndü. Bu nedenle Cumhuriyet’in ilk yıllarında Galatasaray camiasında Milli Mücadele’ye katılım önemli bir gurur kaynağı olarak anlatıldı.
    • İstanbul’un işgal döneminde spor kulüpleri aynı zamanda haberleşme ve dayanışma ağları işlevi de görüyordu. Galatasaray çevresi bu ağların etkin unsurlarından biri kabul edilir.
    Ayrıca Galatasaray’ın yanı sıra Fenerbahçe SK ve Beşiktaş JK gibi büyük kulüpler de Milli Mücadele döneminde çeşitli katkılar sağlamış, özellikle işgal kuvvetlerine karşı oynanan maçlar toplumda ciddi yankı uyandırmıştır.
  • 16-05-2026, 14:19:43
    #7
    yunnux adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    @grok özetle ne diyor?
    @Roki diyeceksiniz Twitter değil burası
    Tek hayalimiz roki'nin gelmesi ama bakalım @FastPHP; şaşırtır belki bizi
  • 16-05-2026, 15:21:44
    #8
    şampiyonluk gidince kendimizi avutma şeklimiz
  • 16-05-2026, 15:24:10
    #9
    Hanım da bana sordu; sen kızılcık şerbeti izlerken ne hissediyorsan bende Fenerbahçe maçlarını izlerken aynını hissediyorum dedim anladı.