Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
Okumanız gereken milli mücadele yazısı hiç sıkılmayacaksınkz
Fenerbahçe'yi neden sevdiğimizin mücadelesinin yazısını mutlaka okuyunuz
Fenerbahçenin Kurtuluş Savaşı döneminde İngilizlere ve diğer işgal kuvvetlerine karşı mücadelesi, Türk spor tarihinin en gurur verici, adeta film gibi hikayelerinden biridir. Bu yardım ve direniş hem askeri/lojistik hem de psikolojik (saha içi) olmak üzere iki cephede gerçekleşti.
İşte Fenerbahçe'nin Kurtuluş Savaşı'ndaki o muazzam rolünün hikayesi:
1. Lojistik Destek: Kulüp Binasından Anadolu'ya Silah Kaçırma
İstanbul işgal altındayken, Fenerbahçe Spor Kulübü sadece bir spor kulübü değildi; milli direnişin gizli karargahlarından biri haline gelmişti.
Kurbağalıderedeki Cephanelik: Kadıköy'de, Kurbağalıdere kenarında bulunan Fenerbahçe kulüp binası ve kayıkhanesi, İstanbul'daki gizli direniş örgütleri (Mim Mim Grubu gibi) tarafından bir silah ve mühimmat deposu olarak kullanılıyordu.
Geceleri Gizli Sevkıyat: İstanbul'daki İngiliz cephaneliklerinden gizlice çalınan ya da el konulan silahlar, geceleri karanlıktan yararlanarak Fenerbahçenin kayıkhanesine getiriliyordu. Buradan motorlara yüklenen silahlar, Kurbağalıdere üzerinden İzmit vasıtasıyla Anadoludaki Kuvâ-yi Milliye birliklerine (Atatürk'ün ordusuna) ulaştırılıyordu.
İngiliz Baskınları: İngiliz istihbaratı durumdan şüphelenip birkaç kez kulüp binasına baskın düzenledi. Ancak kulüp üyeleri ve sporcular, içeriden aldıkları erken istihbarat sayesinde silahları her seferinde zamanında güvenli evlere taşımayı başardılar. İngilizler binaya girdiğinde karşılarında sadece antrenman yapan ya da oturan gençleri buluyorlardı.
2. Saha İçi Mücadele: "Esir Şehrin Moral Kaynağı"
Savaşın en zorlu, halkın en umutsuz olduğu dönemlerde işgal kuvvetleri (İngiliz ve Fransız askeri takımları) İstanbul'da futbol maçları düzenliyordu. Amaçları hem kendi askerlerine moral vermek hem de Türk halkına üstünlüklerini kabul ettirmekti.
Fenerbahçe, işgal süresince bu askeri takımlarla tam 50 maç yaptı. Bu maçların 41'ini kazandı, 4'ünde berabere kaldı ve sadece 5'ini kaybetti. Kazanılan her galibiyet, işgal altındaki İstanbul halkı için bir futbol galibiyetinden çok daha fazlasıydı; sokaklarda bayram havası esiyor, insanlara direniş gücü veriyordu. Hatta Mustafa Kemal Atatürk'ün İstanbul'da çıkardığı gazetedeki tek spor haberi, Fenerbahçenin İngilizleri yendiği maçtı.
3. Büyük Final: Efsanevi "General Harington Kupası"
Hikayenin en zirve noktası, işgal ordularının İstanbulu terk etmeye hazırlandığı 29 Haziran 1923 tarihinde yaşandı.
İngiliz İşgal Orduları Başkomutanı General Charles Harington, İstanbuldan ayrılmadan önce Türk takımlarına karşı büyük bir darbe vurmak ve bir futbol zaferiyle ayrılmak istiyordu. Gazetelere bir ilan verdi:
"Gardlar Muhteliti (İngiliz Ordu Karması) Türk kulüplerine meydan okuyor. Galibine, Başkumandanın adını taşıyan büyük bir kupa verilecek bu maça Türk kulüpleri diledikleri gibi takviye de alabilirler."
Fenerbahçe bu meydan okumayı tek başına, başka kulüpten hiçbir takviye almadan, kendi kadrosuyla kabul etti ve gazeteden şu cevabı yayınladı:
"Fenerbahçe Kulübü yalnız kendi kadrosuyla bu maçı şartsız olarak kabul eder."
Maç Günü (29 Haziran 1923)
Taksim Stadı hıncahınç doluydu. İngilizler işi şansa bırakmamış, Mısır ve Cebelitarıktaki askeri birliklerden profesyonel futbolcu olan 4 İngiliz askerini bile getirtip "Muhafızlar Karması" adı altında sahaya sürmüştü.
Maçın ilk yarısını İngilizler 1-0 önde kapattı. Devre arasında Türk tribünleri umutsuzluğa kapılmak üzereyken birden stadyumda "Dağ başını duman almış" (Gençlik Marşı) söylenmeye başladı. İkinci yarıya büyük bir inançla çıkan Fenerbahçe, dönemin efsanevi golcüsü Zeki Rıza Sporelin 60. ve 74. dakikalarda attığı iki golle maçı 2-1 kazandı!
Kupayı Alış ve Lozan'a Giden Moral
Maç bittiğinde stadyum yıkılıyordu. Maçın kahramanı Zeki Rıza Sporel omuzlarda taşındı. General Harington, kendi adını taşıyan, bir metre boyundaki devasa gümüş kupayı elleriyle Fenerbahçe kaptanı Hasan Kamil Sporele teslim etmek zorunda kaldı.
O sırada İsviçre'de Türkiye'nin bağımsızlığı için çetin barış müzakereleri yürüten Lozan Heyeti Başkanı İsmet İnönü, galibiyet haberini alır almaz telgraf çekerek kulübü şu sözlerle tebrik etti:
"Heyetimiz namına hepinizi meserretle (sevinçle) tebrik eder, gözlerinizden öperim."
Fenerbahçe, hem cepheye gönderdiği silahlarla hem de sahada İngiliz generallerinin gururunu kırarak kazandığı kupayla, Kurtuluş Savaşı'nın ve bağımsızlık mücadelesinin en unutulmaz aktörlerinden biri olmuştur. Bugün o efsanevi Harington Kupası, Fenerbahçe Müzesi'nin en değerli parçası olarak sergilenmektedir.
Fenerbahçenin Kurtuluş Savaşı döneminde İngilizlere ve diğer işgal kuvvetlerine karşı mücadelesi, Türk spor tarihinin en gurur verici, adeta film gibi hikayelerinden biridir. Bu yardım ve direniş hem askeri/lojistik hem de psikolojik (saha içi) olmak üzere iki cephede gerçekleşti.en