(Ateist değilim, Deistim)
Bence burada yanlış olan şey, bugünkü fizik kurallarını evrenin başlangıcına uygulamaya çalışmak. 'Enerji yoktan var edilemez' dediğin kural bu evren için geçerli. Evren oluşmadan önce de aynı kural geçerliydi diyebilecek kimse yok.
Kaldı ki kimse ilk enerjinin nasıl ortaya çıktığını bildiğini iddia etmiyor. Bilim de 'bilmiyoruz' diyor zaten. Ama bilmediğimiz her şeye 'Tanrı yaptı' demek bana mantıklı gelmiyor. Çünkü tarih boyunca açıklayamadığımız birçok şeyi sonradan bilim açıkladı.
O yüzden ben, cevabını henüz bilmediğimiz bir soruya doğaüstü bir cevap vermek yerine araştırmaya devam etmeyi daha doğru buluyorum.
Ateistlere bir soru
31
●1.494
- 14-07-2026, 02:46:14
- 14-07-2026, 02:48:11Bu soru aslında bilimin henüz kesin olarak cevaplayamadığı sorulardan biri Fizikte enerjinin korunumu yasası evrenin içindeki süreçler için geçerlidir ancak evrenin başlangıcında ne olduğu konusunda kesin bir cevabımız yok Bazı kozmoloji modelleri evrenin toplam enerjisinin sıfır olabileceğini veya bildiğimiz fizik yasalarının Büyük Patlama anında farklı işlemiş olabileceğini öne sürüyor Kısacası bugün ilk enerjinin nasıl ortaya çıktığını kesin olarak bilmiyoruz ve bunu bilmemek tek başına bir yaratıcının varlığını ya da yokluğunu kanıtlamıyor
- 14-07-2026, 02:58:04"O, kullarının geleceğini de bilir, geçmişini de. Kullar ise, dilediği dışında O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar." meşhur Ayetel Kürsi'de geçer.
bir de şöyle bir ayet var. normalde bu yoktu içimden geldi.
"İşte sizler böylesiniz! (Diyelim ki) hakkında biraz bilginiz olan konuda tartıştınız; peki, hiç bilginiz olmayan konuda niye tartışıyorsunuz? (Her şeyi) Allah bilir, siz bilmezsiniz." Al-i İmran Suresi 66. Ayet - 14-07-2026, 03:07:30Ateist değilim, panenteizm inancına yakınım.
Bilimsel gerçekler, insanın onları nasıl algıladığına göre oluşmaz. İnsan sadece doğada zaten var olan olayları gözlemler ve açıklamaya çalışır.
Enerji de yoktan ortaya çıkan veya tamamen yok olan bir şey değildir. Fizikte enerji genellikle bir biçimden başka bir biçime dönüşür. Örneğin elektrik enerjisi ışığa ve ısıya dönüşebilir.
Bir şeyin “önceden yoktu, sonra ortaya çıktı” denebilmesi için zaman kavramına ihtiyaç vardır. Çünkü “önce” ve “sonra” ancak zaman içinde anlam kazanır. Ancak bir şeyin başlangıcının olması, mutlaka bir sonunun da olacağı anlamına gelmez. Sürekli genişlediğini gözlemleyebildiğimiz evren, insan algısındaki varoluş bilgisinin en bilinmezlikle dolu ve en büyük parçasıdır.
“İlk enerji nasıl oluştu?” sorusu, enerjinin oluşmasından önce zamanın zaten var olduğunu kabul eder. Oysa modern kozmolojiye göre zaman ve uzay da evrenin bir parçasıdır. Zaman evrenle birlikte başladıysa, evrenden “önce” ne olduğu sorusu anlamını kaybedebilir. Çünkü “önce” diyebilmek için zaten zamanın var olması gerekir.
Büyük Patlama teorisi de enerjinin mutlak hiçlikten nasıl oluştuğunu açıklamaz. Yalnızca evrenin geçmişte çok sıcak ve yoğun bir durumda olduğunu ve zamanla genişleyip soğuduğunu açıklar. İlk genişlemeyi neyin başlattığı veya bundan önce ne olduğu henüz kesin olarak bilinmemektedir.
Bu nedenle bilimsel olarak en dürüst cevap şudur: İlk enerjinin nasıl ortaya çıktığını bilmiyoruz. Belki enerji ve uzay-zaman birlikte ortaya çıktı, belki enerji hiçbir zaman oluşmadı ve her zaman vardı, belki de henüz bilmediğimiz başka bir fiziksel süreç söz konusu. Ancak günümüzde bunlardan herhangi birini kesin gerçek olarak söylemek mümkün değildir.
Bir dine mensup olmamamın temel nedenlerinden biri, dinlerin insanlık tarihi boyunca birbirinden etkilenerek, önceki inançlardan bazı unsurları devralarak ve zamanla değişerek ortaya çıkmış olmasıdır. Bugünkü İbrahimî dinler de insanlık tarihinin oldukça geç bir döneminde, yaklaşık birkaç bin yıl önce şekillenmiştir.
Bu dinlerin anlatılarında insan doğasını, evreni ve günümüz dünyasını insanüstü bir kaynaktan geldiğine beni ikna edecek ölçüde derin ve özgün bir açıklama göremiyorum. İçerdikleri düşünceler, çoğu zaman ortaya çıktıkları toplumların kültürü, değerleri ve ihtiyaçlarıyla açıklanabilecek nitelikte görünüyor.
Üstün bir varlığın var olabileceği ihtimalini bütünüyle reddetmiyorum. Fakat böyle bir varlık insanlığa bir mesaj göndermiş olsaydı, bunun günümüzdeki dinlerden daha eski, daha evrensel ve insan zihninin kolayca üretebileceği anlatılardan çok daha derin olmasını beklerdim. Bu anlatının emirler, cezalar ve kudret gösterileri üzerine değil; insanın anlamakta zorlanacağı kadar kapsamlı, fakat üzerinde düşündükçe anlam kazanabilecek kadar tutarlı ve yüce bir anlayış üzerine kurulması benim için daha ikna edici olurdu. - 14-07-2026, 05:05:53Bilimin cevaplayamadığı bir bilinmez bu, dinlerde somut bir materyal getirmiyor yüzlerce din var hepsinde varoluş biçimi farklı. Tarihte ibrahimi dinlerin en başarılı olmalarıdan ibrahimi dinlerin bakış açısıyla dünyaya bakıyoruz genel mantık İslamda, Hristiyanlıkta ve Yahudilikte hocaların evrenin varolma yorumu hemen hemen benzerdir, hatta islamda evrenin var olmasıyla alakalı bazı bilgiler kitapta yer almadığı için İncile veya Tevrata başvurulur; özelikle bu kitapların zarar görmediği orijinaline uygun olduğu düşünülen kısımları. O dinin olduğu dönem veya coğrafyada doğan kendi dinini hak dini olarak düşünür ve kendi içinde mantıklı veya tutarlı bulur. Gerçeklik neden var asla bilemeyeceğiz insanlık olarak.
Dinlerin bir diğer özelliğide aşırı muğlaklık, her şey aşırı muğlak olduğundan yeni bir bilimsel keşif yapıldığında hemen dinler önceden bilmiş deniyor, İslama özel değil diğer İbrahimi dinlerde de var bu muğlaklık örneğin Tevrat ve İncil'e uyup Kuran'a uymayan veya Kuran'a uyup İncil veya Tevrata uymayan bilimsel keşifler vardır ancak din hocaları kitabın muğlak kısımlarını iyice esneterek kitaplar önceden biliyormuş gibi yaparlar. Yorum işi. - 14-07-2026, 05:11:31Sorun cevap zaten. Maddenin/enerjinin korunumu yasası. Bu fizik kanunu bizim evrenimizi varlık tarafında tutan bir denge olduğu için varlık ve kendisi var zaten. Sayısız kuark ve anti kuark hiçlikte oluşup birbirlerini sürekli yok ediyorlar zaten. Şimdi, bu kuarklar rastgelen alanlarda var olup yok oluyorlar. 2 çift kuark düşün, negatifleri aynı anda aynı konumda oluştu , birisi oluştuğu için diğeri oluşamaz veya ikisi aynı anti kuark olacaktır. Yani 1 negatif kuark, 2 pozitif kuarz. sonuç olarak 1 adet pozitif kuark artacaktır. Bu oluşan kuark antisi olmadığ için yok edilemez. Bu birikim, sonsuz sayıda ve sonsuz zamanda katlanarak devam ederse, evren oluşturacak bir bigbang yaratacak kadar yoğunluk oluşturabilir. Tabi sayısız evren oluşabilir bu şekilde. Ve negatif kuarklardan oluşan evrenlerde oluşabilir.
Bir çok insanzamanı 4. boyut olarak düşünüyor , ve birinci boyutu tek bir düzlem olarak düşünüyor. Ama bence ilk boyut zaman dokusu, çünkü ilk pozitif kuark arttığında. uzay zaman dokusu oluşuyor ve diğer kuarkların pozitiflerinin daha hızlı artmasına neden oluyor olabilir.
Bu sadece benim düşünce deneyim. Emin ol Ateistlerde bir yaratıcı gücü kabul eder. Ateistlerin kabul etmediği "tanrı" lardır. Yaratıcı etkenin sadece tetikleme vasfını evrene veya maddeye bakarak bilebiliriz. Yanına bir sıfat daha eklersen "yüce kurtacısı, kalem kaşlı," vs. yaratıcı etkeni tanrılaştırmış olursun. Ateistler özünde bunu kabul etmezler. Çünkü bir yaratıcı etken varsa onun yaratma/tetikleme sıfatı haricinde hiç bir özelliğini bilemez veya kavrayamazsın. - 14-07-2026, 05:20:16tanrının nasıl oluştuğuna inanıyorsan o şekilde oluştuDigitalTrade adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle