• 12-03-2026, 10:05:03
    #10
    TASARIM AJANSI
    Zenuti adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sadece bu konu da değil ki, ticaret iş arkadaşlık dürüstlük gibi konularda da çok büyük temel problemler var gibi.

    O saydıklarınızın hepsi ahlak kapsamında.
  • 12-03-2026, 10:07:35
    #11
    FiKRAL adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    O saydıklarınızın hepsi ahlak kapsamında.
    Tabi ki ama şunu demek istedim ; bu konularda da pek elle tutulur iyi, iyilik davranışı eksik ve tükenmiş durumda. Örneğin pazara gidip gezince hâlâ tezgahların on kısmının harika arka kısmının çer çöp olduğunu görebilirsiniz.
  • 12-03-2026, 10:11:14
    #12
    Şimdilerde herşeye daha kolay ulaşabiliyor ve daha çabuk sıkılıyoruz. Tahammul seviyemiz düşük, sabrımız düşük. Beklentilerimiz yüksek. Geniş bir kişisel alan istiyoruz. 7 sufi bir kilime sığar da 2 padişah bir iklime sığmaz demişler. Egolarımız çok yüksek ve bu yüzden iki kişi bir eve sığamıyor, birbirinin kusurlarına katlanamıyor ve de karşıdakinin sınırsız beklentilerini karşılamada yetersiz kalıyor. Bu devirde evlilik konseptini yürütmek zor. Ancak "tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş" denecek kadar uyumlu veya kendini insani olarak yetiştirmiş çiftler evliliğini "mutlu" olarak sürdürebilir. Boşanma oranları yüksek, boşanmayanlar da "mutlu" anlamına gelmiyor. Diğer bir faktör ise "eşitlik" kavramını toplumca yanlış anlıyor olmamız. Hiçbir idari birimin birden fazla yönetici olmaz. bir ülkenin bir başkanı, bir şubenin bir müdürü, bir sürünün bir çobanı olur. Bildiğiniz üzere belediye başkanı muhalefetten olan yerlerde, Bakanlık, valilik, kaymakamlık, savcılık adeta belediye başkanının kuyusunu kazıyor. Çünkü yetkilerin çakıştığı noktalar var, hepsi amir sonuçta. Ailenin bir reisi olmadığı için eşler ortak karar almakta zorlanıyor, birinin mutluluğu, diğerinin mutsuzluğu anlamına gelebiliyor, herkes başına buyruk davranıyor. Bireyselliğin üst noktada olduğu toplumlarda aile kurumunu ayakta tutmak zor, buna alışmak lazım. Veya aklımızı başımıza almamız gerekiyor.
  • 12-03-2026, 10:17:01
    #13
    hepyasemin adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Şimdilerde herşeye daha kolay ulaşabiliyor ve daha çabuk sıkılıyoruz. Tahammul seviyemiz düşük, sabrımız düşük. Beklentilerimiz yüksek. Geniş bir kişisel alan istiyoruz. 7 sufi bir kilime sığar da 2 padişah bir iklime sığmaz demişler. Egolarımız çok yüksek ve bu yüzden iki kişi bir eve sığamıyor, birbirinin kusurlarına katlanamıyor ve de karşıdakinin sınırsız beklentilerini karşılamada yetersiz kalıyor. Bu devirde evlilik konseptini yürütmek zor. Ancak "tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş" denecek kadar uyumlu veya kendini insani olarak yetiştirmiş çiftler evliliğini "mutlu" olarak sürdürebilir. Boşanma oranları yüksek, boşanmayanlar da "mutlu" anlamına gelmiyor. Diğer bir faktör ise "eşitlik" kavramını toplumca yanlış anlıyor olmamız. Hiçbir idari birimin birden fazla yönetici olmaz. bir ülkenin bir başkanı, bir şubenin bir müdürü, bir sürünün bir çobanı olur. Bildiğiniz üzere belediye başkanı muhalefetten olan yerlerde, Bakanlık, valilik, kaymakamlık, savcılık adeta belediye başkanının kuyusunu kazıyor. Çünkü yetkilerin çakıştığı noktalar var, hepsi amir sonuçta. Ailenin bir reisi olmadığı için eşler ortak karar almakta zorlanıyor, birinin mutluluğu, diğerinin mutsuzluğu anlamına gelebiliyor, herkes başına buyruk davranıyor. Bireyselliğin üst noktada olduğu toplumlarda aile kurumunu ayakta tutmak zor, buna alışmak lazım. Veya aklımızı başımıza almamız gerekiyor.
    Öncelikle uzun ve detaylı açıklama için çok teşekkür ederim. Konuya gelince dediğiniz gibi evlilik çift başlı bir idare şekli olmuyor. Biri muhakkak daha baskındır. Bu baskınlık ilişkiye yön veren kişiyi temsil eder. Hani meşhur bir söz var yuvayı dişi kuş yapar. Bana kalırsa kadın kontrolün sahibidir ve erkek yükü taşır. Burda dengeyi koruyan arada oluşan sevgi ve saygı temel yapı taşlarıdır. Biz bunları oluşturarak yuva kurmuyoruz
    Bizler maddesel tercihler, görünüş beğenisi ve aileler istedi gibi seçimler yapıyoruz yada tamamen parasal evlilik türü. Sonuçta belli zaten boşanmak, ayrılmak ve kaos.
  • 12-03-2026, 11:03:53
    #14
    Manda Yoğurdu ve Medine Hurması Sebeb oluyor diye söylentiler var.
  • 12-03-2026, 11:09:27
    #15
    taylanweb adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Manda Yoğurdu ve Medine Hurması Sebeb oluyor diye söylentiler var.
    Ramazan içinde hurma dışında yoğurt olabilir üstad 😊
  • 12-03-2026, 11:38:30
    #16
    Çevremde 2 aile boşandı.
    1. sinde erkeğin kumar borcu yüzünden. Kaç defa kapattılar ama yine borç yaptı yine yaptı. En son eşi boşanmaya karar verdi.
    2. sinde kadın sosyal medyada çok takılıyor ve oradaki lüks hayatlara özeniyordu. Babasının 50 yılda yapamadığı hayatı kocasından 6 senede bekledi ve sen bana istediğim hayatı yaşatamıyorsun deyip boşandı. Sonra kadın pişman oldu ama erkek gururlu çıktı dönmedi geri.
  • 12-03-2026, 12:05:33
    #17
    41Yazılım adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Çevremde 2 aile boşandı.
    1. sinde erkeğin kumar borcu yüzünden. Kaç defa kapattılar ama yine borç yaptı yine yaptı. En son eşi boşanmaya karar verdi.
    2. sinde kadın sosyal medyada çok takılıyor ve oradaki lüks hayatlara özeniyordu. Babasının 50 yılda yapamadığı hayatı kocasından 6 senede bekledi ve sen bana istediğim hayatı yaşatamıyorsun deyip boşandı. Sonra kadın pişman oldu ama erkek gururlu çıktı dönmedi geri.
    Kumar, alkol, şiddet, bağımlılık türleri, iki tarafın ailesinin herşeye karışması, çocuk olmaması, sorumluluk bilincinin olmaması da var.
    İkinci örnekte söylediğiniz erkek kişiliği doğrusunu yapmış çünkü her tercihim bir bedeli oluyor, olmalı da. Hani toplumda şey algısı da var erkek ağlamaz, erkek üzülmez. Öyle birşey yok.