• 28-11-2025, 03:04:36
    #1
    Selem olsun,

    Genel olarak kimse kendini eleştirmeyi sevmiyor.
    İlla eleştirecekse insanlara bu kadar güvenmemeliyim, iyi olmak büyük hata, anlayışlı olmamak lazım gibi aslında kendini haklı çıkartma peşinde oluyor.
    Bunlardan bahsetmiyorum.

    Gerçek manada kendinizi eleştirdiğiniz ve düzeltmeye çalıştığınız şeyler var mı?
    İnsanız yani kusursuz olmamız pek mümkün değil.

    Şimdi ne diye kusurumu, hatamı, yanlışımı yazayım diye düşünebilirsiniz.
    Yazmayın o halde ama en azından sesli olarak kendinize bir söyleyin En azından yani.
  • 28-11-2025, 03:17:48
    #2
    Gündüzleri Malta, Ibiza, Amsterdam. Geceleri Kudüs, Mekke, Medine.

    Bir insan 10 yıl boyunca bu ayrıma karar veremez mi?

    Yapmam gerekenler yerine içimden gelenlere odaklanmak istiyorum. Bu da ikinci çinko.

    İkisi de büyük engel hayatımda.
  • 28-11-2025, 03:25:08
    #3
    Haz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Gündüzleri Malta, Ibiza, Amsterdam. Geceleri Kudüs, Mekke, Medine.

    Bir insan 10 yıl boyunca bu ayrıma karar veremez mi?

    Yapmam gerekenler yerine içimden gelenlere odaklanmak istiyorum. Bu da ikinci çinko.

    İkisi de büyük engel hayatımda.
    Selam olsun,

    Güzel hesaplaşıyorsunuz ama benim merak ettiğim içinizden geçenler ibiza mı mekke mi
    Geceye mekke medineyi yüklediğinize göre sanırım istek biraz o tarafa doğru.
  • 28-11-2025, 03:29:29
    #4
    Özeleştiri yapmak, yapabilmek ve bunu anlayabilmek çok büyük bir nimettir. Bence özeleştiriden mahrum kalmak çok kötü bir durum, Allah düşmanıma bile böyle bir durum yaşatmasın
    Özeleştiri yapabilen insan; düşünen, sorgulayan, bilinçli, çözüm odaklı ve dürüst bir insandır ama özeleştiri yapmayan insanlar; kendi hatalarını görmezden gelen, ne dediğini bilmeyen, yaptığının hata olduğunu bile anlamayan, farkında olmadan kendine ve çevresine zarar veren insanlardır.
    Özeleştiri, özgürlüğün ta kendisidir ve fiziki özgürlük olmasa bile özeleştiri yapılabilir. Özeleştiri için özgürlüğe bile gerek yoktur sadece düşünebilmek ve sorgulayabilmek bile yeterlidir. Her ne durumda olunursa olunsun, özeleştiri yapabilen insan kadar özgür insan yoktur. Özeleştiri sayesinde geçmişte yapılan hatalar artık bir tecrübeye dönüşür ve özeleştiri, kendisinin ne kadar bonkör olduğunu tekrardan hatırlatır...
  • 28-11-2025, 03:32:34
    #5
    Aras21 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Özeleştiri yapmak, yapabilmek ve bunu anlayabilmek çok büyük bir nimettir. Bence özeleştiriden mahrum kalmak çok kötü bir durum, Allah düşmanıma bile böyle bir durum yaşatmasın
    Özeleştiri yapabilen insan; düşünen, sorgulayan, bilinçli, çözüm odaklı ve dürüst bir insandır ama özeleştiri yapmayan insanlar; kendi hatalarını görmezden gelen, ne dediğini bilmeyen, yaptığının hata olduğunu bile anlamayan, farkında olmadan kendine ve çevresine zarar veren insanlardır.
    Özeleştiri, özgürlüğün ta kendisidir ve fiziki özgürlük olmasa bile özeleştiri yapılabilir. Özeleştiri için özgürlüğe bile gerek yoktur sadece düşünebilmek ve sorgulayabilmek bile yeterlidir. Her ne durumda olunursa olunsun, özeleştiri yapabilen insan kadar özgür insan yoktur. Özeleştiri sayesinde geçmişte yapılan hatalar artık bir tecrübeye dönüşür ve özeleştiri, kendisinin ne kadar bonkör olduğunu tekrardan hatırlatır...
    Selam olsun,

    Benim konuların alt metnini ya da dolaylı oluşacak metnini sen ücretsiz yazıyorsun
    Ücretsiz hizmet alıyorum senden. Eksik olma
  • 28-11-2025, 03:41:42
    #6
    serterefendi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Selam olsun,

    Güzel hesaplaşıyorsunuz ama benim merak ettiğim içinizden geçenler ibiza mı mekke mi
    Geceye mekke medineyi yüklediğinize göre sanırım istek biraz o tarafa doğru.
    Gündüzler, Dünya'nın karşıkonulmaz aldatıcı nimetlerini ve geçiciliği; geceler, gerçeği ve ahiret hayatına geçişi temsil ediyor bence. Allah'ın gündüzü ve geceyi bu ikilem üzerine yarattığını düşünüyorum. Yaşam ve ölüm de bu bağlamda ele alınmalı. Gündüzleri yaşayıp, geceleri ölüyoruz. Uyku yarı ölüm halidir.

    Hayattaki her türlü vibe'ı hissetmek isterim. Ama bunun beni yokoluşa sürükleyeceğini de biliyorum. Benim zengin ve kudretli halim, minimal zevkleri olan bir adam değil kesinlikle. En basit günahım Titanic batığına dalmak için yapacağım masraf (israf) olurdu.

    28 yaşındayım. 50 daha koysak üzerine. Sonra hissettiğim hiçbir nimetin önemi kalmayacak. Ama şu görsel de var hayatta:

    https://www.instagram.com/p/C63512gKfJR/
  • 28-11-2025, 03:44:36
    #7
    Yazacak bişi bulamadım bende zihinden notlar serime baktım. Kendi iç sesime odaklanıp yazmayı çok seviyorum. Aşağıda sen/sana olarak yazılan şey aslında kendime seslenişim. Pozitif kişilik bölünmesi yaşıyorum bazen. Amaan neyse.

    Aslında gün içinde çok fazla şey yapıyorsun. Şimdi sana zaman yetmiyor, çok hızlı geçiyor gibi gelebilir bazen. Bazen, her gün. Belki farkında değiliz. Ancak çok fazla eylemimiz oluyor. Konudan konuya geçişlerimiz. Öyle bir besleniyoruz ki. Hep daha fazlasını arıyoruz. Tatmin etmemeye başlıyor. Bazen de gün bitsin zaman erisin diye yelkovanı takip ediyor arkada zihin. Sonra bir bakmışsın, her şey bitmiş. Bir hiçlik karşılamış. Bir bakmışsın, hala.. Aynı yerde hissediyorsun. Sana fısıldayanlar kendi beslendiklerinden atar önüne. Kendi hikayesi, o zamanla onun ne yaptığını görürsün. Peki, ya senin zamanın? Nerede ve ne zaman ? İlk hamleni hala henüz yapmadın, hayır.
    Henüz düşmedin. Tökezlemedin. Sen daima korunan kutsal bir parça gibiydin hep. Bir gün koruma kalkanı devre dışı kalacak. O gün geldiğinde düşeceksin, yıpranacaksın , gözyaşların sele dönüşecek, bu sana gerçek bir acı verecek ama umursamayacaksın.
    Zaten.. Kimse görmeyecek seni. Hep karanlıktasın. Yüzleşmekten korktuğun için değil. Tehdit güçlüyse bile geri adım atmak senin için zayıflık, biliyorum. Ama … bazen koşmalı insan. Nedensizce kaçmalı. Uzaklaşmaşlı. Kaybolmalı mesela. Hiç yapmam dediği şeyleri yapmalı ve hiç atmam dediği adımları atmalı. Kendi için.
    Şimdi söyle.. Gün içinde sen gerçekten neler yapıyorsun? Seni sen yapan öğretilerin nerede ?
    …..
    Sana hem lavların derinliklerinden sıcak hem de karların korkunç kalelerinden soğuk bir selam gönderdim. Hangisine ihtiyacın varsa kucaklasın seni.
    “O kadar kalabalığın içinde yalnız kalabilmeyi nasıl başarır insan? Hangi düzen ki bu ,ruh eşlerimize perde çekilmiş. Sonra ben bu dünyaya ait değilim. Buranın insanı değilim naraları. Evet, bu doğru. Buraya ait değilsin, yoldaş. Yollarımız kesişti sadece. Böyle olmalıydı belki de. ( 27.05.2024 )
  • 28-11-2025, 03:50:40
    #8
    Vulcanist adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yazacak bişi bulamadım bende zihinden notlar serime baktım. Kendi iç sesime odaklanıp yazmayı çok seviyorum. Aşağıda sen/sana olarak yazılan şey aslında kendime seslenişim. Pozitif kişilik bölünmesi yaşıyorum bazen. Amaan neyse.

    Aslında gün içinde çok fazla şey yapıyorsun. Şimdi sana zaman yetmiyor, çok hızlı geçiyor gibi gelebilir bazen. Bazen, her gün. Belki farkında değiliz. Ancak çok fazla eylemimiz oluyor. Konudan konuya geçişlerimiz. Öyle bir besleniyoruz ki. Hep daha fazlasını arıyoruz. Tatmin etmemeye başlıyor. Bazen de gün bitsin zaman erisin diye yelkovanı takip ediyor arkada zihin. Sonra bir bakmışsın, her şey bitmiş. Bir hiçlik karşılamış. Bir bakmışsın, hala.. Aynı yerde hissediyorsun. Sana fısıldayanlar kendi beslendiklerinden atar önüne. Kendi hikayesi, o zamanla onun ne yaptığını görürsün. Peki, ya senin zamanın? Nerede ve ne zaman ? İlk hamleni hala henüz yapmadın, hayır.
    Henüz düşmedin. Tökezlemedin. Sen daima korunan kutsal bir parça gibiydin hep. Bir gün koruma kalkanı devre dışı kalacak. O gün geldiğinde düşeceksin, yıpranacaksın , gözyaşların sele dönüşecek, bu sana gerçek bir acı verecek ama umursamayacaksın.
    Zaten.. Kimse görmeyecek seni. Hep karanlıktasın. Yüzleşmekten korktuğun için değil. Tehdit güçlüyse bile geri adım atmak senin için zayıflık, biliyorum. Ama … bazen koşmalı insan. Nedensizce kaçmalı. Uzaklaşmaşlı. Kaybolmalı mesela. Hiç yapmam dediği şeyleri yapmalı ve hiç atmam dediği adımları atmalı. Kendi için.
    Şimdi söyle.. Gün içinde sen gerçekten neler yapıyorsun? Seni sen yapan öğretilerin nerede ?
    …..
    Sana hem lavların derinliklerinden sıcak hem de karların korkunç kalelerinden soğuk bir selam gönderdim. Hangisine ihtiyacın varsa kucaklasın seni.
    “O kadar kalabalığın içinde yalnız kalabilmeyi nasıl başarır insan? Hangi düzen ki bu ,ruh eşlerimize perde çekilmiş. Sonra ben bu dünyaya ait değilim. Buranın insanı değilim naraları. Evet, bu doğru. Buraya ait değilsin, yoldaş. Yollarımız kesişti sadece. Böyle olmalıydı belki de. ( 27.05.2024 )
    Selam olsun,

    Ellerinize, gönlünüze sağlık.
    Sırf sizin gibi insanların yazdıklarını keyifle okumak için konu açıyorum desem yeridir.
    Eksik olmayın.

    Umarım bu iç hesaplaşmalarımız neticesinde yaşadığımız ömrümüzde bir ottan, bir inekten daha fazlasını yapabiliriz.
    Sevgiler.
  • 28-11-2025, 04:03:28
    #9
    serterefendi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Selam olsun,

    Ellerinize, gönlünüze sağlık.
    Sırf sizin gibi insanların yazdıklarını keyifle okumak için konu açıyorum desem yeridir.
    Eksik olmayın.

    Umarım bu iç hesaplaşmalarımız neticesinde yaşadığımız ömrümüzde bir ottan, bir inekten daha fazlasını yapabiliriz.
    Sevgiler.
    Aa siz de okumayı seviyosanız açın bi konu dökelim içimizi. Benim bir köşeye yazıp kimseyle paylaşmadığım yüzlerce yazı var. Zaten neden biri durup dururken böyle bi yazı okusun ki diye düşünürüm. Çünkü yazıların genel bi konusu yok. Mesela aşağıdaki yazıyı 3.06.2024 tarihinde yazmışım. Ama bu yazıları hangi motivasyonla yazdığımı hatırlamıyorum tabi.

    Umudu yanımda taşıyorum Zi.
    Tüm meydan okumaları kabul etmem bu yüzden
    Korkusuzca bakışım hayata.
    Hoş, nelerden korkarım bilmiyorum
    İnsanı hayatta tutarmış
    Ne kadar sürecek Zi?
    Sadece kabuklarla süsledim etrafı mı.
    Bir rüzgar üflese yıkıp geçecek
    Bana kaybedilecek yeni umutlar lazım.
    Bana kaybedecek yeni şeyler.
    Yeni şeyler ki
    Hayatı anlamlandırma yolunda,
    Yeni umutlar taşımak için

    Hayatında sadece bir kaç kitap bitirmiş biri için kalemim çokta kötü değil gibi