Yazacak bişi bulamadım bende zihinden notlar serime baktım. Kendi iç sesime odaklanıp yazmayı çok seviyorum. Aşağıda sen/sana olarak yazılan şey aslında kendime seslenişim. Pozitif kişilik bölünmesi yaşıyorum bazen. Amaan neyse.

Aslında gün içinde çok fazla şey yapıyorsun. Şimdi sana zaman yetmiyor, çok hızlı geçiyor gibi gelebilir bazen. Bazen, her gün. Belki farkında değiliz. Ancak çok fazla eylemimiz oluyor. Konudan konuya geçişlerimiz. Öyle bir besleniyoruz ki. Hep daha fazlasını arıyoruz. Tatmin etmemeye başlıyor. Bazen de gün bitsin zaman erisin diye yelkovanı takip ediyor arkada zihin. Sonra bir bakmışsın, her şey bitmiş. Bir hiçlik karşılamış. Bir bakmışsın, hala.. Aynı yerde hissediyorsun. Sana fısıldayanlar kendi beslendiklerinden atar önüne. Kendi hikayesi, o zamanla onun ne yaptığını görürsün. Peki, ya senin zamanın? Nerede ve ne zaman ? İlk hamleni hala henüz yapmadın, hayır.
Henüz düşmedin. Tökezlemedin. Sen daima korunan kutsal bir parça gibiydin hep. Bir gün koruma kalkanı devre dışı kalacak. O gün geldiğinde düşeceksin, yıpranacaksın , gözyaşların sele dönüşecek, bu sana gerçek bir acı verecek ama umursamayacaksın.
Zaten.. Kimse görmeyecek seni. Hep karanlıktasın. Yüzleşmekten korktuğun için değil. Tehdit güçlüyse bile geri adım atmak senin için zayıflık, biliyorum. Ama … bazen koşmalı insan. Nedensizce kaçmalı. Uzaklaşmaşlı. Kaybolmalı mesela. Hiç yapmam dediği şeyleri yapmalı ve hiç atmam dediği adımları atmalı. Kendi için.
Şimdi söyle.. Gün içinde sen gerçekten neler yapıyorsun? Seni sen yapan öğretilerin nerede ?
…..
Sana hem lavların derinliklerinden sıcak hem de karların korkunç kalelerinden soğuk bir selam gönderdim. Hangisine ihtiyacın varsa kucaklasın seni.
“O kadar kalabalığın içinde yalnız kalabilmeyi nasıl başarır insan? Hangi düzen ki bu ,ruh eşlerimize perde çekilmiş. Sonra ben bu dünyaya ait değilim. Buranın insanı değilim naraları. Evet, bu doğru. Buraya ait değilsin, yoldaş. Yollarımız kesişti sadece. Böyle olmalıydı belki de. ( 27.05.2024 )