• 03-06-2025, 13:56:01
    #28
    Batu75 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Türk düşmanını bildirmek işsizlikse evet
    Türk düşmanlığı ile ne alakası var ?
    her müslüman Türk mü ?
    her Türk müslüman mı ?

    cevap ver.
  • 03-06-2025, 14:50:37
    #29
    huseyinadiguzel adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Türk düşmanlığı ile ne alakası var ?
    her müslüman Türk mü ?
    her Türk müslüman mı ?

    cevap ver.
    ne alakası var dostum adamın paylaşımları türk düşmanı diyorum sen ne anlatıyon
  • 04-06-2025, 12:08:06
    #30
    Müslümanlık inancının bazı uygulamaları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'yla çelişebilir. Örneğin:
    1. Anayasada kölelik yasaktır; ancak İslamiyet’te kölelik açıkça yasaklanmamıştır.
    2. Kur'an'da, dinden dönenlerin öldürülmesi gerektiği yönünde ifadeler vardır (Nisâ Suresi 89. ayet), bu ise ifade ve din özgürlüğünü güvence altına alan anayasa ile çelişir.
    3. Eşcinsellerin taşlanması gibi şiddet çağrıları da hem insan haklarına hem de anayasa hükümlerine aykırıdır.
    4. Çok eşlilik de Medeni Kanun’a göre yasaktır.
    Bu örnekler çoğaltılabilir, ancak mesele şu: Kimse kimseye hakaret edemez, inancından ötürü saldırıda bulunamaz. Aynı şekilde, bir Müslüman da Müslüman olmayanlara hakaret edemez, baskı kuramaz. Kimse sizin inandığınız “hayali” bir varlığa inanmak zorunda değil. İsteyen buzdolabına bile tapabilir — bu, kimseyi ilgilendirmez. İnanç kişiseldir, dayatılamaz.
  • 05-06-2025, 10:59:39
    #31
    AlfaBeta adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Müslümanlık inancının bazı uygulamaları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'yla çelişebilir. Örneğin:
    1. Anayasada kölelik yasaktır; ancak İslamiyet’te kölelik açıkça yasaklanmamıştır.
    2. Kur'an'da, dinden dönenlerin öldürülmesi gerektiği yönünde ifadeler vardır (Nisâ Suresi 89. ayet), bu ise ifade ve din özgürlüğünü güvence altına alan anayasa ile çelişir.
    3. Eşcinsellerin taşlanması gibi şiddet çağrıları da hem insan haklarına hem de anayasa hükümlerine aykırıdır.
    4. Çok eşlilik de Medeni Kanun’a göre yasaktır.
    Bu örnekler çoğaltılabilir, ancak mesele şu: Kimse kimseye hakaret edemez, inancından ötürü saldırıda bulunamaz. Aynı şekilde, bir Müslüman da Müslüman olmayanlara hakaret edemez, baskı kuramaz. Kimse sizin inandığınız “hayali” bir varlığa inanmak zorunda değil. İsteyen buzdolabına bile tapabilir — bu, kimseyi ilgilendirmez. İnanç kişiseldir, dayatılamaz.
    Güzel bir yaklaşımda bulunduğunuz için sizi biraz daha üzerinde düşündürecek bir kaç şey yazmak istedim. Hakareti falan kesinlikle kabul etmiyorum. Söylediklerinize de katılıyorum. Ancak, bir inancın kutsal kitabında inanmayanlara hakaretler, lanetler, işkenceler, kin ve nefrete yönlendirmeler ve hatta öldürmelere kadar yol açabilecek derecede saldırılar mevcutsa bunun yasal düzenlemesi nasıl olmalıdır? Yani bir şeyi meşrulaştırmak için o topluluktaki kabul görme yoğunluğu mu önemlidir? Yoksa her bireyin objektif bir şekilde hakları yasal olarak güvence altına mı alınmalıdır? Bu arada söylediklerim sadece bir tek din için geçerli değildir. Dünya üzerinde milyarlarca inananı bulunan birçok dinde bu tarz durumlar var.
  • 05-06-2025, 11:43:39
    #32
    FrknYLMZ adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Güzel bir yaklaşımda bulunduğunuz için sizi biraz daha üzerinde düşündürecek bir kaç şey yazmak istedim. Hakareti falan kesinlikle kabul etmiyorum. Söylediklerinize de katılıyorum. Ancak, bir inancın kutsal kitabında inanmayanlara hakaretler, lanetler, işkenceler, kin ve nefrete yönlendirmeler ve hatta öldürmelere kadar yol açabilecek derecede saldırılar mevcutsa bunun yasal düzenlemesi nasıl olmalıdır? Yani bir şeyi meşrulaştırmak için o topluluktaki kabul görme yoğunluğu mu önemlidir? Yoksa her bireyin objektif bir şekilde hakları yasal olarak güvence altına mı alınmalıdır? Bu arada söylediklerim sadece bir tek din için geçerli değildir. Dünya üzerinde milyarlarca inananı bulunan birçok dinde bu tarz durumlar var.
    Soru: "Bir şeyi meşrulaştırmak için o topluluktaki kabul görme yoğunluğu mu önemlidir?"
    Hayır, çünkü bir şeyin çoğunluk tarafından kabul edilmesi, onun doğru ya da meşru olduğu anlamına gelmez. Neden böyle düşünüyorum? Maalesef toplumumuzda gerçekten sorgulayan ve sorumluluk sahibi birey sayısı az. Genelde zeki ve bilinçli insanlar daha az çocuk yapıyor çünkü çocuk büyütmenin ne kadar ciddi bir sorumluluk olduğunu biliyorlar. Bu nedenle, çoğunluğun davranışlarını “koyun psikolojisi” olarak görüyorum. Kalabalığın peşinden gitmek her zaman doğruyu getirmez.
    "Yoksa her bireyin objektif bir şekilde hakları yasal olarak güvence altına mı alınmalıdır?"
    Kesinlikle evet. Her bireyin temel hakları, inancı ne olursa olsun, eşit şekilde korunmalıdır. İnsan beyni genellikle kendi inandığı şeye başkalarının da inanmasını doğal karşılar. Farklı bir fikirle karşılaştığında bunu kabul etmekte zorlanır. Bu, beynin doğal bir eğilimidir. Ancak eğitilmiş bireyler bu farkındalığa sahiptir ve farklılıklara saygı gösterir. Bir inancın başkalarına dayatılması da bence bu bilişsel yanlılığın (bias) bir sonucu.
    "Dünya üzerinde milyarlarca inananı bulunan birçok dinde bu tarz durumlar var."
    Kesinlikle katılıyorum. Bu durum sadece İslam’a özgü değil. İslam’ın içinde bile çok farklı inanç grupları var: sadece Kur’an’a inananlar, hadislere bağlı olanlar, Aleviler vs. Yani "İslam" dediğimizde bile tek bir yapıdan söz etmiyoruz.