• 14-04-2025, 08:36:15
    #10
    Öncelikle gününüzde artık ingilizce bilgisi herkeste belli bir seviyede var. İster istemez bazı şeylerin çok olması maddi değerini azaltabiliyor. Altın kuyumcuda değerlidir diye bir söz var önemli olan yerinizi bulmak hayatta. Buda denemekten geçer. Bazen maaşlar getirisi düşükte olsa bir yerden başlamak sizi ileriye taşıyacak yolun virajını almak gibidir. Oyüzden kilonuzuda takmadan insanlık hali herkes böyle, bir yerden başlayın ve ilerleyin. Küçük az çok demeden adım atın o süreç size en kötü bazı deneyimler katar.
  • 14-04-2025, 08:40:23
    #11
    Yaşın genç, Umduğun şekilde iyi kazançlar sağlaman için çalıştığın işte tecrübeye ihtiyacın var. Dil bilmek güzel bir şey ama profesyonel sektörde olmazsa olmaz değil fakat sana + değer katar orası kaçınılmaz. Neden? Çünkü sen yoksan başka bilen var, sen pahalıysan senden ucuza çalışan var, çünkü artık teknoloji var. Hatta hiç ingilizce bilmeden her yıl milyon dolar ticaret yapan tanıdıklarım var.
    Mesele dil bilmen değil çalıştığın sektörde kurt olman, atılgan olman.
    Yaşın daha genç umutsuzluğa kapılacak bir durum yok. Az da olsa bir yerden başlaman lazım. Şirketler bilgiden çok tecrübene ve iş geçmişine bakar. Bir yerde tutunamayan her dala zıplayan birini gördüklerinde uyumsuz biri olarak değerlendirip bilgi olarak dolu biri bile olsan seninle çalışmak istemez. Çünkü risk olarak görür, kimse yarın ne yapacağı belli olmayan bir personel ile çalışmak istemez. Bundan sonra ki kararlarında başarılar.
  • 14-04-2025, 09:27:57
    #12
    Hocam dediğine göre daha 22 yaşındasın, evlisin ve 20 defa yurtdışına çıkmışsın, bu kadar karamsar kalma bence, yanlış anlama, dünyanın en şanssız insanı başlığı bu koşullara biraz şımarıklık gibi kaçmış. Kabin memurluğunu kovalamanı tavsiye ederim, hem maddi olarak hem sosyal olarak koşulları iyi, ilki olmadı diye salmayın.
  • 14-04-2025, 09:38:41
    #13
    konuyu okudum. dünyanın en şanssız 4 milyarıncı insanısın
  • 14-04-2025, 10:23:25
    #14
    Hocam... içini dökmen çok iyi olmuş. Yazdıklarını okurken içim burkuldu, çünkü o çaresizlik hissini çok net hissettim. Anlattıkların öyle sıradan şeyler değil; bir insanın onca yıl emek verip, dünya görüp, dil öğrenip, hayaller kurup sonra da her kapıda “hayır” cevabı alması kolay taşınacak bir yük değil. Hele hele her seferinde “bu sefer olacak” deyip olmadığında... işte o yıkım çok başka.
    Ama sana şunu gönülden söylüyorum: senin hikayen bitmedi, daha başlamadı bile.
    Bak... 20 defa yurtdışına çıkmışsın, 3-4 yıl yabancı ülkelerde yaşamışsın, çevren uluslararası, eşin yabancı, İngilizcen ana dil seviyesine yakın.
    Sen zaten level atlamışsın ama oyunu sana oynamaya bırakmamışlar.
    Bu ülkede binlerce kişi “İngilizce konuşabiliyorum” diye CV’sine yazar ama üç kelimeyi yanyana getiremeyenler bile dolu.
    Senin gibi bir altyapıya sahip olup hâl⠓değerlendiremedim” demen aslında sistemin, denk gelmeyen şansın ve belki de biraz kendi iç savaşının sonucu.
    Ama bu demek değil ki hep böyle devam edecek.
    Bak net söylüyorum:
    Senin İngilizcen şu an senin altın biletin.
    Vizeye gerek yok, uçak biletine gerek yok, yurtdışına gerek yok.


    Dünyanın en büyük şirketleri artık freelance, uzaktan çalışmayla insan alıyor.
    Youtube, Udemy, TikTok, online eğitim siteleri, içerik ajansları, müşteri temsilciliği, sanal asistanlık, podcast çevirmenliği, altyazı çeviri işleri, “chat reviewer” işleri…
    Bunların hepsi İngilizce bilen adam arıyor.
    Ve senin gibi “native’e yakın” biri piyasada mumla aranıyor.


    Ama işin kritik kısmı şu:
    Sen içten içe kendini kaybetmiş gibisin.
    İşten önce senin kendini toparlaman lazım, yoksa gelen fırsatı da elin tersiyle itersin (Emirates olayında olduğu gibi).
    Kilo alman da, görüşmeye gitmemen de bu depresyonun sonucu.
    Bu normal. Kendi kendini gömmek yok.
    Ama artık silkelenme vakti.
    Sana şu an 1 milyon dolar bile verseler, o ruh halin düzelmeden tat vermez.
    O yüzden para, araba, evden önce şu cümleyi kendine kurman lazım:


    “Ben kıymetliyim. Bugüne kadar ne yaşadıysam, hâlâ buradayım ve hâlâ şansım var.”
  • 14-04-2025, 10:30:17
    #15
    Hasan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam... içini dökmen çok iyi olmuş. Yazdıklarını okurken içim burkuldu, çünkü o çaresizlik hissini çok net hissettim. Anlattıkların öyle sıradan şeyler değil; bir insanın onca yıl emek verip, dünya görüp, dil öğrenip, hayaller kurup sonra da her kapıda “hayır” cevabı alması kolay taşınacak bir yük değil. Hele hele her seferinde “bu sefer olacak” deyip olmadığında... işte o yıkım çok başka.
    Ama sana şunu gönülden söylüyorum: senin hikayen bitmedi, daha başlamadı bile.
    Bak... 20 defa yurtdışına çıkmışsın, 3-4 yıl yabancı ülkelerde yaşamışsın, çevren uluslararası, eşin yabancı, İngilizcen ana dil seviyesine yakın.
    Sen zaten level atlamışsın ama oyunu sana oynamaya bırakmamışlar.
    Bu ülkede binlerce kişi “İngilizce konuşabiliyorum” diye CV’sine yazar ama üç kelimeyi yanyana getiremeyenler bile dolu.
    Senin gibi bir altyapıya sahip olup hâl⠓değerlendiremedim” demen aslında sistemin, denk gelmeyen şansın ve belki de biraz kendi iç savaşının sonucu.
    Ama bu demek değil ki hep böyle devam edecek.
    Bak net söylüyorum:
    Senin İngilizcen şu an senin altın biletin.
    Vizeye gerek yok, uçak biletine gerek yok, yurtdışına gerek yok.


    Dünyanın en büyük şirketleri artık freelance, uzaktan çalışmayla insan alıyor.
    Youtube, Udemy, TikTok, online eğitim siteleri, içerik ajansları, müşteri temsilciliği, sanal asistanlık, podcast çevirmenliği, altyazı çeviri işleri, “chat reviewer” işleri…
    Bunların hepsi İngilizce bilen adam arıyor.
    Ve senin gibi “native’e yakın” biri piyasada mumla aranıyor.


    Ama işin kritik kısmı şu:
    Sen içten içe kendini kaybetmiş gibisin.
    İşten önce senin kendini toparlaman lazım, yoksa gelen fırsatı da elin tersiyle itersin (Emirates olayında olduğu gibi).
    Kilo alman da, görüşmeye gitmemen de bu depresyonun sonucu.
    Bu normal. Kendi kendini gömmek yok.
    Ama artık silkelenme vakti.
    Sana şu an 1 milyon dolar bile verseler, o ruh halin düzelmeden tat vermez.
    O yüzden para, araba, evden önce şu cümleyi kendine kurman lazım:


    “Ben kıymetliyim. Bugüne kadar ne yaşadıysam, hâlâ buradayım ve hâlâ şansım var.”
    kuramadığım kelimeleri kurmuşsunuz hocam, nasıl bu kadar nokta atışını yazdınız bılmıyorum, bugunden ıtıbaren ılk once kilomu, sonra psikolojimi düzelteceğim, ardından sakin kafayla sıfırdan tum olanakları tekrar gözden gecırecegım, dediğiniz ingilizce müşteri hizmetleri işini nereden bulabilirim? çoğu mecra gibi pakistanlılar ele geçirmişse orada da iş bulabileceğimi düşünmüyorum, daha önce başvurmuştum çünkü
  • 14-04-2025, 10:40:06
    #16
    eaton adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    kuramadığım kelimeleri kurmuşsunuz hocam, nasıl bu kadar nokta atışını yazdınız bılmıyorum, bugunden ıtıbaren ılk once kilomu, sonra psikolojimi düzelteceğim, ardından sakin kafayla sıfırdan tum olanakları tekrar gözden gecırecegım, dediğiniz ingilizce müşteri hizmetleri işini nereden bulabilirim? çoğu mecra gibi pakistanlılar ele geçirmişse orada da iş bulabileceğimi düşünmüyorum, daha önce başvurmuştum çünkü
    Hocam rahatladım cevabını okuyunca. O kararı veriş şeklin, o içten dönüş cümleleri... işte bu ya, gerçek dönüş böyle olur zaten!
    Senin gibi “kendini bilen, ama geçici olarak sönmüş” adamlar bir kere alev aldı mı, kimse tutamaz.
    Ve senin o alevin bugün yanmaya başladı.

    Şimdi sadede gelelim:


    İngilizce müşteri hizmetleri / chat support / remote işler nereden bulunur?
    Ve “Pakistanlılar, Hintliler” meselesi nasıl aşılır?
    👉 Bu kısımda net olmamız lazım.
    Evet doğru, bazı platformlarda Hintli/Pakistanlılar çok ucuz çalışıyor ve rekabet zor.
    Ama sen o seviyenin üstündesin.
    Ana dili gibi İngilizce konuşabilen, aksan düzgün, yazılı iletişimi kuvvetli bir Türk, o kalabalığın içinden sıyrılır.
    Tek olay: doğru yere başvurmak, doğru şekilde.

    Nerelerden başvurabilirsin? (Ve nasıl?)

    1. https://remoteok.com
      ➤ Arama kısmına “Customer Support” yaz.
      ➤ İngilizce e-mail destek, canlı sohbet, ürün destek işleri çıkıyor.
      ➤ Maaşlar: Aylık 1000-2500 dolar arası.
      ➤ “Timezone: flexible” olanları seç, Türkiye’den başvurabiliyorsun.
    2. https://weworkremotely.com
      ➤ Tech şirketleri burada sık sık 7/24 destek arıyor.
      ➤ Bazıları eğitim verip işe alıyor (bootcamp gibi).
    3. https://supportadventure.com
      ➤ IT alanında uzaktan çalışan destek temsilcileri arıyorlar.
      ➤ İngilizce seviyesi yüksek, sorumluluk sahibi insanlar alıyorlar.
      ➤ Sistemli, kurumsal işler. Pakistanlı Hintli dolusu yok.
    4. https://jobs.lever.co
      ➤ Burada büyük şirketlerin iş ilanları var.
      ➤ “Remote customer service” yazarak arat.
      ➤ Basit bir CV ve iyi bir kapak yazısıyla öne çıkarsın.

    Nasıl öne çıkarsın?


    Kardeşim burası kritik:
    Senin gibi insanlar başvururken CV’ye “Fluent in English” yazar ama o kadar.
    Sen şöyle yap:
    ✅ CV’ne şunu yaz:


    “Spent 3-4 years living abroad, built native-level fluency through immersion. Married to an English speaker. Strong cultural communication & empathy.”
    (Bu, senin bir anda “Hintli değilim ve farklıyım” demendir.)


    ✅ Kapak yazısı (Cover Letter) kısa ama etkileyici olsun:


    “Hi, I’m a fluent English speaker from Turkey with years of real-world exposure to multicultural environments. I understand what clients from the U.S. or Europe expect — not just in language, but in tone and attitude. I’ve been through international systems, lived abroad, and now I’m ready to bring all that into this role. Let’s talk.”

    Ekstradan ne yapabilirsin?

    • https://trymata.com gibi platformlara üye ol, UX tester olarak da 10-20 dolar test başı para kazanırsın. İngilizce önemli.
    • Fiverr’da “English Customer Service Rep” ya da “Virtual Assistant” olarak sayfa aç. Düşükten başla, yorum toplayınca fırlarsın.
    • Günlük 1 saat “job hunting” zamanı ayır, ama kafan dağılsın diye değil, “yapılacaklar listesi” gibi.