• 20-08-2023, 02:21:27
    #1
    Selamlar

    Gçetiğimiz yıl topraksız tarım yapıyordum fakat kendime kadar. Bu yıl biraz işleri büyütüp topraksız tarım işine adapte olmak istedim. Özellike bu kış ayında hobi + pasif gelir elde etmek adına böyle bir seçenek düşünüyorum.
    Daha önceleri 300 küsür marul hasadı almış + LED ışıklar ile 15 günde hasat almıştım. Bu sene de aynısını düşünüyorum fakat daha yüksek marul sayısı ile.

    Topraksız tarım ile konteyner içerisinde uğraşan (sera da olabilir) aramızda var mı?

    Üretilen mallar çiğ köfteci ya da hal dışında (gerçekten pazarın en sıkıntı çektiği nokta burası sanırım) tüketicilere nasıl ulaştırılır. Bu iş ile ilgili çalışmış ya da çalışanlar varsa cevaplasınlar lütfen merak ediyorum..

  • Kabul Edilen Cevap
    • valla post canlanınca yazasım geldi. pimaş kalorifer boruları ve yarı şeffaf kalın boya badana için yere serilen naylonlardan yarım silindir şeklinde birşey yapmıştık. 2m'ye 4 metre. bahçeye koyduk. sokaktan topladımız inşaat kalaslarıyla havuz yaptık, içini yine o naylonla kaplayıp su geçirmez hale getirdik. yeri kazıp bir bidon gömdük ki en zor kısmı buydu. su bu bidon içerisinden sirküle oluyor ve sıcaklık dengelemesi yapıyordu. bir küçük 12 pompa ile suyu devridaim yaptırdık. uygun bir kenara küçük boy ufo ısıtıcı tutturduk. bir de yetiştirme ışıkları. hepsini arduino ile kontrol ettik.....

      havuzların içine viyoller koyduk. onlara da aldığımız fideleri diktitk. marul, kıvırcık salata, domates... bir sürürü şey denedik. çok hızlı yetişiyorlar. tabii bir de besin adına kimyasal gübreler karıştırıyorsun suya. bazıları diyor ki "doğal değil". sonra gidip migrostan cips alıp yiyor. kardeşim senin aldığın domates buzdolabında 6 ay çürümüyor, birinin kafasına atsan adamı öldürür. bunlar hiç değilse kokuyor, lezzet veriyor, çürüyor açıkta bırakırsan. anlatamazsın.

      üç beş sokak aşağıda acayip pahalı sebzeler satan bir manav var. "güya" organik şeyler satıyor. ona veriyoruz. aaa bir de kabak... ne arsız birşey o kardeşim... içimiz dışımız kabak oldu, komşulara dağıtmaktan bir hal olduk. çilek beceremedik ama herhalde bizim hatamız, pek üstne düşmedik. brokoli yaptık bir ara ama kabaktan daha feci bir bitki o. üçbeş defa yemeğini falan ardarda yapınca gına geldi, bir daha yetiştirmedik.

      ilk mahsülle yapılan salatayı hala hatırlıyorum. çocukluğumdan beri yemediğim bir lezzeti vardı. 56 seneyi devirdim bu arada, çoğunuz bilmez. eskiden domatesi kesen bıçaktan domates kokusu yıka yıka çıkmazdı. ıspanak... kokusu çatala bıçağa bulaşırdı. sarımsak yersen iki hafta sarımsak kokardın.

      iyi tarafı tohumlarıı alabiliyor olman. israil ürünleri gibi üreme yeteneği alınmış bitkiler değil bunlar. arada tırt olanlar da çıkıyor tabii, onları eliyorsun.

      domatesin pembesini de ektik. bir de tesadüfen elimize gelen, bilmeden ektiğimiz küçük tip bir domates var. veriyor da veriyor, çamaşır leğeniyle domates verdik komşulara defalarca...

      bakalım bu sene ne olacak... önceleri kamera da koymuştuk, kaydedip hızlı çekim izliyip eğleniyorduk.

      dikey pimaş su borularında yetiştirenler de var. yatay pimaşlarda raf raf yapıp yetiştiren de... bu devirde malzeme biraz para tutar herhalde. tabii söylemeye gerek yok gübreler pahalı. yani bizde pahalıya satıyorlar demek daha doğru olur. yakaladık ensesinden soyup soğana çevirelim düüncesi heryere hakim.

      az biraz teriniz varsa deneyin. en azından nasıl berbat şeyler sattıklarıını bize anlarsınız.

      toprak iyidir. insanın dna'sında var. kibrit kutusu gibi aprtmanlara tıktılar bizi hayatımız boyunca...

      coğrafya kaderindir.
  • 21-08-2023, 02:42:46
    #2
    Takipteyim 👏
  • 01-07-2025, 15:17:04
    #3
    üzerinden 2 sene geçmiş ama merak ettim hocam halen devam ediyor musunuz son durum nedir?
  • 01-07-2025, 16:11:31
    #4
    Bu cevap, konu sahibi tarafından kabul edilebilir bir cevap olarak işaretlendi.
    valla post canlanınca yazasım geldi. pimaş kalorifer boruları ve yarı şeffaf kalın boya badana için yere serilen naylonlardan yarım silindir şeklinde birşey yapmıştık. 2m'ye 4 metre. bahçeye koyduk. sokaktan topladımız inşaat kalaslarıyla havuz yaptık, içini yine o naylonla kaplayıp su geçirmez hale getirdik. yeri kazıp bir bidon gömdük ki en zor kısmı buydu. su bu bidon içerisinden sirküle oluyor ve sıcaklık dengelemesi yapıyordu. bir küçük 12 pompa ile suyu devridaim yaptırdık. uygun bir kenara küçük boy ufo ısıtıcı tutturduk. bir de yetiştirme ışıkları. hepsini arduino ile kontrol ettik.....

    havuzların içine viyoller koyduk. onlara da aldığımız fideleri diktitk. marul, kıvırcık salata, domates... bir sürürü şey denedik. çok hızlı yetişiyorlar. tabii bir de besin adına kimyasal gübreler karıştırıyorsun suya. bazıları diyor ki "doğal değil". sonra gidip migrostan cips alıp yiyor. kardeşim senin aldığın domates buzdolabında 6 ay çürümüyor, birinin kafasına atsan adamı öldürür. bunlar hiç değilse kokuyor, lezzet veriyor, çürüyor açıkta bırakırsan. anlatamazsın.

    üç beş sokak aşağıda acayip pahalı sebzeler satan bir manav var. "güya" organik şeyler satıyor. ona veriyoruz. aaa bir de kabak... ne arsız birşey o kardeşim... içimiz dışımız kabak oldu, komşulara dağıtmaktan bir hal olduk. çilek beceremedik ama herhalde bizim hatamız, pek üstne düşmedik. brokoli yaptık bir ara ama kabaktan daha feci bir bitki o. üçbeş defa yemeğini falan ardarda yapınca gına geldi, bir daha yetiştirmedik.

    ilk mahsülle yapılan salatayı hala hatırlıyorum. çocukluğumdan beri yemediğim bir lezzeti vardı. 56 seneyi devirdim bu arada, çoğunuz bilmez. eskiden domatesi kesen bıçaktan domates kokusu yıka yıka çıkmazdı. ıspanak... kokusu çatala bıçağa bulaşırdı. sarımsak yersen iki hafta sarımsak kokardın.

    iyi tarafı tohumlarıı alabiliyor olman. israil ürünleri gibi üreme yeteneği alınmış bitkiler değil bunlar. arada tırt olanlar da çıkıyor tabii, onları eliyorsun.

    domatesin pembesini de ektik. bir de tesadüfen elimize gelen, bilmeden ektiğimiz küçük tip bir domates var. veriyor da veriyor, çamaşır leğeniyle domates verdik komşulara defalarca...

    bakalım bu sene ne olacak... önceleri kamera da koymuştuk, kaydedip hızlı çekim izliyip eğleniyorduk.

    dikey pimaş su borularında yetiştirenler de var. yatay pimaşlarda raf raf yapıp yetiştiren de... bu devirde malzeme biraz para tutar herhalde. tabii söylemeye gerek yok gübreler pahalı. yani bizde pahalıya satıyorlar demek daha doğru olur. yakaladık ensesinden soyup soğana çevirelim düüncesi heryere hakim.

    az biraz teriniz varsa deneyin. en azından nasıl berbat şeyler sattıklarıını bize anlarsınız.

    toprak iyidir. insanın dna'sında var. kibrit kutusu gibi aprtmanlara tıktılar bizi hayatımız boyunca...

    coğrafya kaderindir.