Öncelikle hayırlara vesile olmasını diliyorum hocam.
Psikoloji de bu kaygı türünü yenen 2 tip var;
Stratejik iyimserlik ve savunmacı kötümserlik.
Stratejik iyimserler, en iyiyi hayal ediyor, sakin kalıyor. Yüksek beklentiler oluşturuyor.
Savunmacı kötümserler ise en kötüyü hayal ediyor, tedirgin hissediyor ve ters gidebilecek her şeyi aklına getiriyor.
Ve buna sebep olanda, arkada bir el alem ne der korkusunun olması. Bırakın hocam ne derseler desinler, mükemmel olmak zorunda değiliz, mükemmel olmamanın güzelliği de bir başka. Şunun farkında olalım, bir tane ömrümüz var ve hep bir kaygı içerisinde, stres ile yaşıyoruz. El alem ne der, nasıl yaparım bunu. Oysa el alem hep konuşuyor, en fazla 15 dk konuşurlar ama. Ondan sonra hayat tekrar sizin hayatınız. Ölüm döşeğindeki insanlara soruyorlar ve çoğunun verdiği cevap "Keşke kendi hayatımı yaşama cesaretini gösterebilseydim ". Dizleriniz, sesiniz titrese de bu sizin hayatınız başkalarının ne düşündüklerinin hiç bir önemi yok, tek önemli olan mutlu olmanız
1 hafta kalmış, bunu 1 haftada birazda olsa iyi hale getirebilecek birkaç tavsiyem var,
Her gün hiç tanımadığınız biriyle yüz yüze 10 dakika konuşun, eşinizle beraber günde 15-20 dk sesli bir şekilde bir şeyler okuyup tartışın. Yaşlı insanlarla hayat hikayelerini anlatmasını isteyin. Yolda hiç tanımadığınız insanlara selam verin, onun selam vermeyeceğini bilseniz de
Düşünceler de önemli ama bunu uygulamaya dökmedikçe de çoğu zaman düşüncelerde kalıyor. Normalde hiç yapmayacağınız sosyal ufak birkaç hamleyle kendinizi zorlayabilirsiniz. Zorlandıkça da duruma hakimiyetiniz artacaktır
Mutluluklar dilerim...