khanedsa adlı üyeden alıntı:
mesajı görüntüle
Ortaya yazayım, bu konuda bilgi sahibi olmak isteyen herkes erişebilsin:
Üniversiteyi New York'da tam burslu(full-ride scholarship) olarak okudum. Okula son 5 yılda kabul edilen tek Türk'üm. Robert College'den her sene başvurup red yiyen arkadaşlar olduğunu da biliyorum. (Okulu incelemek isteyenler Hamilton College yazabilir. Liberal Arts okulları arasında Amerika'nın ilk 30'unda yer alıyor.)
Üniversiteyi Amerika'da okumak için öncelikle en önemli nokta yabancı dil ve yurtdışı eğitimi konusunda size yol gösterebilecek bir lise. 2010'da Tarsus Amerikan'a girdim. Hazırlık döneminde okul sisteminin hacklediğim için uzaklaştırma alarak okuldan atıldım. (Bunu öylesine söylemiyorum, o zamanlar hazırlık sınıfı notlarının not ortalamasını etkilemediğini bilmiyordum.) Normalde amaç, Koç Lisesi'ne hazırlık sonrasında yatay geçiş yapmaktı. (Şuanki sınavın ismini bilmiyorum, bizim zamanımızda SBS vardı. Puanı çok iyi okullara yetmeyen bazı arkadaşlarım hazırlık sınıfı sonunda iyi notları olduğu ve yeterlilik sınavını geçtiği için daha üst seviyedeki özel okullara geçtiler.) Disiplin cezası olduğu için beni Koç Lisesi kabul etmedi. Kapağı burslu şekilde Ted İstanbul'a attım. Lise seçiminin bu noktada çok önemli olduğunu anlıyorsun. Olay sadece İngilizce'yi geliştirmek değil, zaten hazırlık sonunda B2 seviyesinde İngilizcem vardı. Fakat seni destekleyen bir eğitim almak. Örneğin Ted İstanbul'da dersler her ne kadar İngilizce olsa da öğrencileri YGS/LYS'ye hazırlayan bir sistem vardı. Bu yüzden vaktimin çoğu, gereksiz ağırlıkta derslere çalışmakla geçiyordu. Kalan zamanda kendim yurtdışı sınavı için hazırlanıyordum. Yurtdışında iyi bir okula girebilmen için referans da çok önemli. Bu noktada yurtdışı danışmanlık devreye giriyor. Koç Lisesi'nin yaklaşık 10 kişilik bir ekibi var. (Larry Turns dediğimiz bir arkadaşa, zamanında öğrencilerin danışmanı olmak için son model range rover teklif edildiğinin rivayeti vardır. Tek sözüyle bir öğrenciyi Harvard'a sokar, tek telefonla öğrencilerin burs almasını sağlar. Abimin danışmanıydı. Abimin sadece %25 burs aldığı okulu tek telefonla arayıp, nasıl benim referansım olan bu öğrenciye sadece bu kadar burs verirsin demişti. Telefon sonunda burs oranı %75 olmuştu.) Eğer öğrencileri yurtdışı eğitime yönlendiren/bu konuda onları bilgilendirmeyen bir okula gidersen işin çok zor. Bizim okuldaki danışman(ismini vermem burada doğru olmaz) biraz tırttı. Öyle olunca dışarıdan danışman bulmak zorunda kaldım. Abimin ilişkileri sayesinde Koç Lisesi'nden bir danışmanla çalışmaya başladım. Kendisi benden 1 kuruş ücret almamıştır. Her türlü konuda desteği/danışmanlığı yaptı. Burası işin hikaye boyutu, biraz da girişten bahsedeyim.
Çalışmaya ne zaman başlanmalı:
-İyi bir hazırlık eğitimi şart(Çok fazla saat İngilizce eğitimi görüyorsunuz. Diğer dersler neredeyse hiç yok. Olay İngilizce'yi geliştirmek)
-11. sınıfın başlarına doğru yavaş yavaş sınavlara girmeye başlamanız gerekiyor.
-12. sınıfın ilk döneminin sonunda tüm başvurular biter. (Evet, 2. dönem komple yatarsınız. Buradan geometri hocama selam olsun.. İlk tercih döneminde okulum belli olduğu için sınıfa laptop getirir, arkada dizi izlerdim. Kendisi bana oldukça kızardı. İsterseniz sözlüme 0 verin, yine de dersi geçiyorum dememle beni sınıftan atmıştır
)
Amerika'da okuman için 5 önemli kriter var:
1-SAT: SAT Amerika'daki lise çağındaki öğrencilerin girdiği bir üniversite sınavıdır. İstediğin kadar girebilirsin. Ben 6 kere girdim. Başvuracağın üniversiteler kaç kere girdiğini görebilir, fakat sen istemezsen aldığın puanları göremez. 3 bölümden oluşur. İstersen her sınavdan en yüksek aldığın puanı gönderebilirsin. Örneğin bir sınavdan readingden 800 üzerinden 600/writing üzerinden 500 aldıysan o sınavın reading kısmını, readingden 600/writingden 700 aldığın sınavın writing kısmını değerlendirmeye alır. (İstersen tek sınav da yollayabilirsin. Birden fazla sınavı yollamanın avantajı olduğu gibi, eğer bazı bölümlerden çok düşük aldıysan bunu okul görecektir - bu da dezavantajı) Ücreti TOEFL'a göre daha düşüktü.
2- TOEFL: İngilizce yeterlilik sınavı. 4 bölümden oluşur. Reading, writing, speaking, listening. 120 üstündendir, her bölüm 30 puan. İyi bir okula, bursla girilebilmesi için her bölümden en az 25 üzerinde alınması, toplamde 100'ün geçilmesi gerekir. Girme hakkı sınırsızdır fakat ücreti yüksektir. Eğer 100'ün altında aldıysan üniversite kabulünü yapan ekip dosyanı çoğu zaman çöpe atar. (Bu puan ilk kriterdir.)
3-Extracurricular Activities: Müfredat dışında yaptığın aktiviteler diye de geçer. Amerika'da üniversite okumak için tek notlar yetmez. Aynı zamanda okul dışında başka şeyler de yapman lazım. Sosyal sorumluluk projeleri, spor başarıları, ...
4-Not Ortalaması: Ne kadar yüksek olursa o kadar iyi. Diğer öğrencilerin ortalamalarını bazı okullar verir. Bu da okulun zorluğu konusunda üniversitelere bilgi verir.
5-Okulunun İsmi/Danışmanın İsmi: Bilindik okullardan/danışmanlardan gelen öğrenciler her zaman avantajlıdır.
Şimdi gelelim üniversitelere. Amerika'da üniversiteler eğitim türüne göre 2'ye ayrılır. Liberal arts ve düz. Liberal arts eğitimi, farklı alanlardan dersler almanı sağlar. Örneğin ben ekonomi mezunu olmama rağmen tarih, müzik, çevre bilimi, politika üzerine dersler aldım. Bu tür okulların burs verme ihtimali daha yüksektir. Çoğu özeldir. (Merak edenler için Harvard'da liberal arts tarzında bir eğitim verilir.)
Eyalet okulları yurtdışından gelen öğrencileri sevmez, çok pahalıdır. (Sadece o eyalette doğmuş Amerikan vatandaşları için avantajlı bir seçimdir.)
Ivy League okulları Amerika'da okumak isteyen herkesin hedefi olarak kabul edilen okullardır. (Harvard, Upenn, Princeton, Yale gibi üniversiteler) Bunlara başvuru çok fazla olur ve öğrenciler çok rekabetçidir. Çok zeki olmadığınız ve notlarınız çok yüksek olmadığı sürece neredeyse hiç şansınız yok.
Burs konusuna gelecek olursak: 3 çeşit burs bulunur.
1- İhtiyaca göre: Hiçbir akademik başarıya bakılmadan verilen burstur. Sadece ailenin maddi durumuna bakılarak verilir. (Her zaman ilk tercih bu olmalı. Çünkü haliyle Türkiye'de mal varlığınızı dolara çevirince...)
2-Akademik başarıya göre: Bu burs sadece öğrencinin akademik başarısına göre verilir. Ailenin durumuna bakılmaz.
3-1. ve 2.'nin karması
Sıra geldi liste yapmaya:
Amerika'da sadece nota bakılarak üniversiteye girilemeyeceği için bir liste yapmanız gerekiyor. Burada 20 civarında bir limit var diye hatırlıyorum. İlk başlara girme ihtimalinizin çok düşük olduğu üniversiteleri yazarsınız. En sonlara doğru ise biraz daha garanti olanları. Bu sayede okulsuz kalma ihtimaliniz olmaz. (Evet, eğer listenizi çok rekabetçi yaparsanız ve kabul edilmezseniz hiçbir okula giremezsiniz ve Amerika hayaliniz yanar.)
İlk tercih:
Eğer tercih listeniz içinden bir üniversiteye daha sıcak bakıyorsanız ilk tercih başvurusu yapabilirsiniz. İlk tercih başvuruları, normal başvurulara göre daha erken yapılır. Kabul edilme şansınız daha yüksektir. Fakat eğer kabul edilirseniz hiçbir istisna olmaksızın diğer başvurularınızı geri çekmeniz gerekir. Birkaç farklı ilk tercih dönemi bulunur. Örneğin ben ilk tercihimden red yedim fakat ikinci ilk tercihim kabul edildi ve sonrasında tüm başvurularımı geri çektim.
anlat anlat bitmez bu işler...
Üniversiteyi New York'da tam burslu(full-ride scholarship) olarak okudum. Okula son 5 yılda kabul edilen tek Türk'üm. Robert College'den her sene başvurup red yiyen arkadaşlar olduğunu da biliyorum. (Okulu incelemek isteyenler Hamilton College yazabilir. Liberal Arts okulları arasında Amerika'nın ilk 30'unda yer alıyor.)
Üniversiteyi Amerika'da okumak için öncelikle en önemli nokta yabancı dil ve yurtdışı eğitimi konusunda size yol gösterebilecek bir lise. 2010'da Tarsus Amerikan'a girdim. Hazırlık döneminde okul sisteminin hacklediğim için uzaklaştırma alarak okuldan atıldım. (Bunu öylesine söylemiyorum, o zamanlar hazırlık sınıfı notlarının not ortalamasını etkilemediğini bilmiyordum.) Normalde amaç, Koç Lisesi'ne hazırlık sonrasında yatay geçiş yapmaktı. (Şuanki sınavın ismini bilmiyorum, bizim zamanımızda SBS vardı. Puanı çok iyi okullara yetmeyen bazı arkadaşlarım hazırlık sınıfı sonunda iyi notları olduğu ve yeterlilik sınavını geçtiği için daha üst seviyedeki özel okullara geçtiler.) Disiplin cezası olduğu için beni Koç Lisesi kabul etmedi. Kapağı burslu şekilde Ted İstanbul'a attım. Lise seçiminin bu noktada çok önemli olduğunu anlıyorsun. Olay sadece İngilizce'yi geliştirmek değil, zaten hazırlık sonunda B2 seviyesinde İngilizcem vardı. Fakat seni destekleyen bir eğitim almak. Örneğin Ted İstanbul'da dersler her ne kadar İngilizce olsa da öğrencileri YGS/LYS'ye hazırlayan bir sistem vardı. Bu yüzden vaktimin çoğu, gereksiz ağırlıkta derslere çalışmakla geçiyordu. Kalan zamanda kendim yurtdışı sınavı için hazırlanıyordum. Yurtdışında iyi bir okula girebilmen için referans da çok önemli. Bu noktada yurtdışı danışmanlık devreye giriyor. Koç Lisesi'nin yaklaşık 10 kişilik bir ekibi var. (Larry Turns dediğimiz bir arkadaşa, zamanında öğrencilerin danışmanı olmak için son model range rover teklif edildiğinin rivayeti vardır. Tek sözüyle bir öğrenciyi Harvard'a sokar, tek telefonla öğrencilerin burs almasını sağlar. Abimin danışmanıydı. Abimin sadece %25 burs aldığı okulu tek telefonla arayıp, nasıl benim referansım olan bu öğrenciye sadece bu kadar burs verirsin demişti. Telefon sonunda burs oranı %75 olmuştu.) Eğer öğrencileri yurtdışı eğitime yönlendiren/bu konuda onları bilgilendirmeyen bir okula gidersen işin çok zor. Bizim okuldaki danışman(ismini vermem burada doğru olmaz) biraz tırttı. Öyle olunca dışarıdan danışman bulmak zorunda kaldım. Abimin ilişkileri sayesinde Koç Lisesi'nden bir danışmanla çalışmaya başladım. Kendisi benden 1 kuruş ücret almamıştır. Her türlü konuda desteği/danışmanlığı yaptı. Burası işin hikaye boyutu, biraz da girişten bahsedeyim.
Çalışmaya ne zaman başlanmalı:
-İyi bir hazırlık eğitimi şart(Çok fazla saat İngilizce eğitimi görüyorsunuz. Diğer dersler neredeyse hiç yok. Olay İngilizce'yi geliştirmek)
-11. sınıfın başlarına doğru yavaş yavaş sınavlara girmeye başlamanız gerekiyor.
-12. sınıfın ilk döneminin sonunda tüm başvurular biter. (Evet, 2. dönem komple yatarsınız. Buradan geometri hocama selam olsun.. İlk tercih döneminde okulum belli olduğu için sınıfa laptop getirir, arkada dizi izlerdim. Kendisi bana oldukça kızardı. İsterseniz sözlüme 0 verin, yine de dersi geçiyorum dememle beni sınıftan atmıştır
)Amerika'da okuman için 5 önemli kriter var:
1-SAT: SAT Amerika'daki lise çağındaki öğrencilerin girdiği bir üniversite sınavıdır. İstediğin kadar girebilirsin. Ben 6 kere girdim. Başvuracağın üniversiteler kaç kere girdiğini görebilir, fakat sen istemezsen aldığın puanları göremez. 3 bölümden oluşur. İstersen her sınavdan en yüksek aldığın puanı gönderebilirsin. Örneğin bir sınavdan readingden 800 üzerinden 600/writing üzerinden 500 aldıysan o sınavın reading kısmını, readingden 600/writingden 700 aldığın sınavın writing kısmını değerlendirmeye alır. (İstersen tek sınav da yollayabilirsin. Birden fazla sınavı yollamanın avantajı olduğu gibi, eğer bazı bölümlerden çok düşük aldıysan bunu okul görecektir - bu da dezavantajı) Ücreti TOEFL'a göre daha düşüktü.
2- TOEFL: İngilizce yeterlilik sınavı. 4 bölümden oluşur. Reading, writing, speaking, listening. 120 üstündendir, her bölüm 30 puan. İyi bir okula, bursla girilebilmesi için her bölümden en az 25 üzerinde alınması, toplamde 100'ün geçilmesi gerekir. Girme hakkı sınırsızdır fakat ücreti yüksektir. Eğer 100'ün altında aldıysan üniversite kabulünü yapan ekip dosyanı çoğu zaman çöpe atar. (Bu puan ilk kriterdir.)
3-Extracurricular Activities: Müfredat dışında yaptığın aktiviteler diye de geçer. Amerika'da üniversite okumak için tek notlar yetmez. Aynı zamanda okul dışında başka şeyler de yapman lazım. Sosyal sorumluluk projeleri, spor başarıları, ...
4-Not Ortalaması: Ne kadar yüksek olursa o kadar iyi. Diğer öğrencilerin ortalamalarını bazı okullar verir. Bu da okulun zorluğu konusunda üniversitelere bilgi verir.
5-Okulunun İsmi/Danışmanın İsmi: Bilindik okullardan/danışmanlardan gelen öğrenciler her zaman avantajlıdır.
Şimdi gelelim üniversitelere. Amerika'da üniversiteler eğitim türüne göre 2'ye ayrılır. Liberal arts ve düz. Liberal arts eğitimi, farklı alanlardan dersler almanı sağlar. Örneğin ben ekonomi mezunu olmama rağmen tarih, müzik, çevre bilimi, politika üzerine dersler aldım. Bu tür okulların burs verme ihtimali daha yüksektir. Çoğu özeldir. (Merak edenler için Harvard'da liberal arts tarzında bir eğitim verilir.)
Eyalet okulları yurtdışından gelen öğrencileri sevmez, çok pahalıdır. (Sadece o eyalette doğmuş Amerikan vatandaşları için avantajlı bir seçimdir.)
Ivy League okulları Amerika'da okumak isteyen herkesin hedefi olarak kabul edilen okullardır. (Harvard, Upenn, Princeton, Yale gibi üniversiteler) Bunlara başvuru çok fazla olur ve öğrenciler çok rekabetçidir. Çok zeki olmadığınız ve notlarınız çok yüksek olmadığı sürece neredeyse hiç şansınız yok.
Burs konusuna gelecek olursak: 3 çeşit burs bulunur.
1- İhtiyaca göre: Hiçbir akademik başarıya bakılmadan verilen burstur. Sadece ailenin maddi durumuna bakılarak verilir. (Her zaman ilk tercih bu olmalı. Çünkü haliyle Türkiye'de mal varlığınızı dolara çevirince...)
2-Akademik başarıya göre: Bu burs sadece öğrencinin akademik başarısına göre verilir. Ailenin durumuna bakılmaz.
3-1. ve 2.'nin karması
Sıra geldi liste yapmaya:
Amerika'da sadece nota bakılarak üniversiteye girilemeyeceği için bir liste yapmanız gerekiyor. Burada 20 civarında bir limit var diye hatırlıyorum. İlk başlara girme ihtimalinizin çok düşük olduğu üniversiteleri yazarsınız. En sonlara doğru ise biraz daha garanti olanları. Bu sayede okulsuz kalma ihtimaliniz olmaz. (Evet, eğer listenizi çok rekabetçi yaparsanız ve kabul edilmezseniz hiçbir okula giremezsiniz ve Amerika hayaliniz yanar.)
İlk tercih:
Eğer tercih listeniz içinden bir üniversiteye daha sıcak bakıyorsanız ilk tercih başvurusu yapabilirsiniz. İlk tercih başvuruları, normal başvurulara göre daha erken yapılır. Kabul edilme şansınız daha yüksektir. Fakat eğer kabul edilirseniz hiçbir istisna olmaksızın diğer başvurularınızı geri çekmeniz gerekir. Birkaç farklı ilk tercih dönemi bulunur. Örneğin ben ilk tercihimden red yedim fakat ikinci ilk tercihim kabul edildi ve sonrasında tüm başvurularımı geri çektim.
anlat anlat bitmez bu işler...