Uzay-Mekanda Yolculuk
Her zaman ulaşımın en kolay yolunu aradık. A noktasından B noktasına gitmenin en kısa yolu, peki bu bizim için yeterli oldu mu ? , Tabii ki yeterli olmadı. Her zaman B noktasını daha uzağa taşıdık ve ona ulaşmanın kısa yollarını aradık. Şimdi bu B noktasını alalım 4.5 ışık yılı uzağa taşıyalım, B noktasına ulaşmamız için ışık hızında 4.5 yıl gitmemiz gerekecek. Maalesef şuan bu mümkün değil. Elimizdeki teknoloji ile maximum ortalama saatte 32000km gidebiliyoruz ki bu ışık hızının %0.003üne eşit. Bu hızla B noktasına ulaşmamız yaklaşık olarak 150 bin yıl sürer. Bu açıdan bakınca B noktası çok uzakta kalıyor. Çözüm olarak uzay gemisi inşa edip yüksek hıza bile ulaşsak binlerce yıllık yakıt, gıda vs. gibi soruları çözmemiz gerekecek. Peki size B noktasına gitmek için sadece birkaç adım atmamız gerekiyor desem, uzayda bir portal bir delik Solucan Deliği. Gizli bir yol gibi uzayda bir noktadan başka bir noktaya açılan deliklerden bahsedelim Solucan Deliğinden. İster dört yüz ışık yılı ister bin ışık yılı olsun hiç fark etmeksizin solucan delikleri, uzay zamanı bükerek tıpkı bir çarşaf gibi uzayı katlayıp ortasında delik açarak normalde binlerce yıl sürecek olan yolcuğu inanılmaz sürelerde kısaltabilir bazen girdiğiniz gibi kendinizi diğer noktada bulmanızı sağlayabilir. Tabi bu noktalara çok da yabancı değiliz. İlk olarak genel görelilik teorisinde Albert Einsteinın katkılarıyla karşımıza çıkıyor. Genel görelilik teorisinde alan denklemleri üzerine çalışan Hendrik Antoon Lorentz ve Albert Einstein ın çalışmalarında uzay zamanda bükülmeleri sonucu ortaya çıkabilecek bu deliklere Einstein-Rosen Köprüsü adı verilmiştir. Genel göreliliğe göre kütle çekim olarak bilinen şey uzay-zamanda ki bükülmelerdir.
Uzay-zaman kütle çekim ile bükülebiliyor ise başka bir şey ile de bükülebilmeli ve manipüle edilebilmeli diye düşünülüyordu. Matematiksel olarak da mümkün kabul ediliyor. Solucan delikleri aslında fizik kurallarını ihlal etmiyor. Fizik yasalarına göre solucan delikleri olabilir ancak pek bir işimize yaramaz çünkü ne kadar tünel gibi düşünülse de bu tünelin duvarları solucan deliklerinde inanılmaz dengesiz olacaktır. Solucan deliklerindeki duvarlar bir anda içine çekilip oradan geçenleri yok edebilir. Bu dengesizliğin sonucunda süpernovaya dönüşerek bir güneş sistemini de yok edebilir. Bu duvarlar dengelenmez ise işler karışabilir ve bu tünellerden geçiş bir süpernova felaketi ile son bulabilir. Bu durumda yapılacak şey bu duvarların birbirinden uzaklaştırılmasıdır ama bu işlemde kolay değildir. Bunun için bize gerekli olan şey negatif kütleli maddedir. Nasıl bizim, binaların, gezegenlerin , yıldızların kütleleri varsa bu durumun tersine yani eksi(-) kütleli maddelere negatif kütleli madde denir. Uzay boşluğundan enerji çekebilecek bir madde. Kulağa garip gelse de bu bahsettiğimiz madde uzay zamanda var ve adına Egzotik Madde deniyor. Fakat henüz bu maddeyi bulamadık. Bulabilseydik kütle çekim özelliği ile tüneli açık tutmamıza yarayabilir ve bu sayede içinden geçebilirdik ama maalesef henüz keşfedilmedi.
Egzotik maddeye yakın olan bir enerji daha var Karanlık Enerji. Karanlık Enerji olarak bildiğimiz şey kütle çekime karşı gelebilme özelliğinden dolayı evrenin hızla genişlemesini sağlıyor. Maalesef karanlık enerjiyi de halen elde edemedik. Karanlık enerjiyi elde edebilsek ve kullanabilsek bile bir solucan deliğini açık tutmak için gerekli olan enerji miktarı çok fazladır. Maalesef şuan ki gelişmişlik seviyemiz bunun için yeterli değildir. Bu kadar enerjiyi elde edip kullansak bile bu tip bir tünelde hayatta kalabileceğimizin garantisi yok. Quantum fiziğine göre bu tünelde yüksek radyasyon ve bilmediğimiz keşfedilmemiş garip parçacıklar vardır. Çok fazla radyasyon barındırdığından içinden geçecek herhangi bir şeyi yok eder. Bunun yanı sıra bu tünele sığamayabilir veya çok kısa olacağını düşündüğümüz yol çok daha uzun da olabilir. Yani solucan deliği bir anlamda bizim için sonsuz olasılığın içinde kaybolmak anlamına geliyor. Diğer bir açıdan bakacak olursak Stephen Hawkinge göre solucan delikleri zaten var ve çok küçük ölçekte olduğu için bunları tespit edemiyoruz. Tespit etsek bile içine sığmamız çok mümkün değil. Şöyle düşünelim, bize pürüzsüz gelen bir yüzeye düzeyde yaklaştıkça boşluklar ve pürüzlerle dolu olduğunu görürüz. Buna göre biz düz gibi gelen uzay-zaman kumaşı mikro düzeyde quantum dalgaları nedeni ile minik solucan delikleri oluşturmakta ve bunlar sürekli oluşarak kaybolmaktadır. Belki bigbangde oluşan solucan deliklerini tespit ederek bunları büyütüp kullanabilir veya evrenin genişlemesiyle kendiliğinden genişleyen solucan deliklerini kullanabiliriz. Ancak hangi açıdan bakarsanız bakın solucan deliği oluşturmak ve dengeli hale getirmek çok zordur. Bu durumda bilim adamlarına göre en iyi yol diğer seçeneklere yönelmek. Mesela kara delikler. Kara delikler bu durumda en önemli adaylar. Bazı teorilere göre beyaz delikler vardır ve karadelik tarafından çekilenler deliğin bir diğer tarafında beyaz delikler dediğimiz şey tarafından başka bir yere ya da başka bir evrene püskürtülmektedir. Fakat bu beyaz delikler sadece bir teori hatta sadece bilim kurgu filmlerin de yer bulabilecek seviyede. Bu sebepten dolayı bizim elektrik yüklü karadeliklere ihtiyacımız var. Bahsettiğimiz bu karadeliklere rastlamak pek mümkün olmasa da eğer bulursak bu karadelikler ters yüklü bir karadelik ile bir şekilde köprü oluşturabilirler. Bu olayda zaten tam olarak solucan deliğinin tanımı oluyor. Fakat bu zıt yüklü karadelikler birbirini çekerek bir çökmeye neden olur. Bundan dolayı bunların arasına kozmik cisim dediğimiz şeyden koymamız lazım. Kozmik sicimler olarak adlandırdığımız bu şeyler büyük patlama olduğunda ilk saniyelerde ortaya çıkan hatalar(defolar)dır.
Protonlarla neredeyse aynı boyutta olan bu sicimlerin bir santimi Kıbrıs adası ağırlığında olabilir. Yani herhangi bir sicimle karşılaşabilsek biz daha fark etmeden bizi yok edebilecek oluşumlardır. Henüz tespit edilmediler ama oluşmamaları için bir sebep yok. Müthiş gerilimleri sayesinde bu sicimleri bahsettiğimiz karadeliklerden geçirebilirsek dengeyi sağlayabiliriz. Fakat bahsettiğimiz bu sicimler aşırı dengesiz olduğu için sebep olduğu titreşimler ile uzay-zamanı bükebiliyor eğer biz bu durumu lehimize çevirip bu sicimleri doğru bir şekilde kullanabilirsek negatif kütle etkisini sağlayabilir ve tam istediğimiz gibi bir solucan deliği yaratabiliriz. Ama biz bir solucan deliği yarattığımızda bu solucan deliğinin tek yönlümü yoksa gittiğimiz gibi geri gelmek için de kullanıp kullanamayacağımızı bilemeyiz. Sonuç olarak solucan deliğini kullanabilmek hangi açıdan bakarsanız bakın, hangi teoriyi takip ederseniz edin şu anki şartlar doğrultusunda imkansıza yakın bir olay. Tabi bunların hepsi bilim kurgu filmlerinde hayranlıkla izlediğimiz olasılıklardan ibaret ayrıca biz sadece yolculuğun A noktasından B noktasına hareketinden bahsettik bu olayın bir de zamanda yolculuk kısmı var. Zamanda yolculuk da çok uzun bir konudur. Bu makalede uzayda uzak bir noktaya yapılabilecek hareketin ne kadar mümkün olabileceğini ve hangi yollarla yapabileceğimizi bahsetmiş olduk.
yıllardır kullanırım görünce bi heyecanlandım