• 09-09-2018, 21:07:35
    #19
    Eyupoglu adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kardeş boşver be. Şuan ne polimik yapacak durumdayım ne de atışma durumundayım. Kırdım ise özür dilerim. Lafım siyaset rantına çevirip konuyu baltayacaklar içinde. Saygılarımla.
    Ayrıca şu bu partici değilim.
    Estağfurllah. Kötü maksat ile yazmadım inan. sadece tepkine şaşırdım.
    Hepimiz zor durumdayız. Ekonomi yerlerde. Her geçen gün batıyoruz. Burada sen, ben, ali, ahmet, mehmet çözüm bulamaz buna. Başımızdakilerin sorumluluğunda her şey.
    Sen her ne kadar siyasete çekkmeyin desen de, sorumlusu onlardır.
  • 09-09-2018, 21:07:36
    #20
    Kurumsal Backlink SEO
    Eyupoglu adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Açıkcası ekonomiyi yakından takip etmem ve değerlendirme bilgim yok. Bir fabrika sahibi abimiz ile görüştük şuan firma iflası vermiş, ve bu ay 185 firma sadece izmir de iflas vermiş, avukatlar 2-3 ay sonra piyasanın daha da kötü olacağını hatta bir kaç bankanın bile iflas verebileceğini söylemişler.
    Şuan piyasa çok kötü hatta gördüğümüzden de, peki bu piyasa ne zaman durulur ne zaman rayına girer herşey? Bu konuda bilgisi olan var mı ? Ben de dükkanımı açalı iki ay oldu açıkcası şuan acaip şekilde gergin durumdayım.
    Açıkçası şuan daha tam yansıyan birşey yok ve malesef görünen hemen ilerimiz çok daha kötü. Olumsuz konuşmak istemiyorum ama daha kriz vs vs.. başlamadı.

    Ohal yeni kalktı, iflasların yeni yeni gelmesi normal. Ve bu kur malesef sürdürülebilir değil ki dahada yükselecek gibi...

    Umarım biran önce Üretim üretim üretim demeye başlanır ve bununla ilgili adımlar atılırsa inş. 3-5 yıla toparlanır.

    Ama malesef şuan ; 0,98 faiz ile emlak konut ile anlaşmalı hala konut satılma derdinde yetkililer. Bu sebeple sizin, bizim rahata veya önümüzü görebilmemiz için biran önce Üretim çözümleri devreye girmeli...

    Ve en önemlisi; Ekonominin başına Ekonomiden anlayan biri gelmeli. ( Bu cümlemi lütfen kimse polemiğe çekmesin )
  • 09-09-2018, 21:08:27
    #21
    Ekonomist değilim, sadece ilgim var. Dükkan açmış biri durumda daha fazla ilgilenmeniz gerekiyor sanırım bundan sonra.

    İflas eden şirketler bugünlere yüksek borçla geliyorsa iflas etmeleri normal. Ancak geliri ve gideri (borcu) arasında denge kuran şirketler daha uzun süre dayanacaktır. Hatırlarsanız Doğuş Holding, Garanti Bankası, Ülker Grubu gibi birçok büyük şirket geçen sene borç yapılandırmaya gitmişti. Yani bugünlerin ekonomik açıdan pek iyi olmayacağını tahmin ettiler, erkenden önlem aldılar. Şu an için hiçbirinin borç ödeyememe gibi bir durumu yok. Başta dediğim gibi, daha önceden çok borçlu olan şirketlerin işi zor. Bir de, işleri tamamen dövize bağlı olan şirketlerin.

    Ne zaman düzelir? sorusunun cevabını vermek zor. Hiç kimse tarih veremez, ancak geçmiş yıllarda yaşadığımız krizlerden anladığımız kadarıyla düzlüğe çıkmak yıllar sürüyor. Mesela, şu anki Türk Lirası'nın gerçek döviz değeri, 1990'lara kadar düşmüş durumda. Yani 1995'teki Türk Lirası'nın değeri ne ise, 2018 Eylül'ünde de o. Bir başka deyişle, 1995'teki bir çalışanın maaşı ile 2018'de çalışanın maaşı aynı değerde.
    Grafikler:

    https://twitter.com/guzemyilmaz/stat...49290265059328


    Hatırlarsanız 95'i ve 98'i takip eden süreçte 2001'de büyük bir krize girmiştik. Krizin sebepleri arasında dönemin siyasi olayları da etkiliydi tabi ama önümüzdeki tabloda aynı krizin tekrarlaması ihtimali var. Elimizdeki en büyük koz, artık tamamen serbest piyasaya dahil olmamız ve az da olsa sanayi üretimi yapabiliyor olmamız. Merkez Bankası bu kozlardan aldığı verileri kullanarak olası bir krizi engellemeye çalışıyor. Umarım başarılı olur ama ekonomiyi siyasetten ayıramazsınız. Geçmişe bakarsanız dünya ülkelerinin yaşadığı ekonomik krizlerin temelinde her zaman siyaset vardır.
  • 09-09-2018, 21:10:49
    #22
    Üyeliği durduruldu
    CeRo adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bir ekonomist olarak;

    Ekonomide özellikle fırsatçı firmalar, ekonomiyi daha kötü etkileyerek ürettikleri ürünü daha yüksek ücretlere satıp kar marjını daha çok yukarıya çekmek istiyor, bu nedenle ürettikleri ürünü stoklayıp satışa sunmuyor.
    Şu kısım ekonomik krizin etik olmayan bir şekilde kazanca çevrilmesidir.Etikliği tartışılır lakin kazanç getirisi tartışılmaz.Vatandaşlar da bu ürünleri zamlı alacağının beklentisi var mı?Cevap evet bu da işin psikolojik kısmıdır.

    Nasıl ki vatandaşlar da bu ürünleri zamlı alacağına dair beklenti varsa piyasalarında ekonomik krizden çıkmak adına hükümetten beklentileri var.Hükümet şuan hiçbir şekilde bu beklentilere cevap vermiş değil.

    Konu sahibi bir yorumunda konuya siyaset karıştırılmasın diye vurgulamış.Lakin bir ülkenin ekonomisi o ülkede ki siyasi gelişmeler ile direk bağlantılıdır.

    Burada net olarak şunu vurgulamak isterim.Son 2 yılda alınan ekonomik zarar en az 5 yıldan önce telafi edilemez.Üstelik şuan kriz ülkemizde zirve noktasına ulaşmış değil.Daha muallak bir çok konu var ve bu sebeple bir ülkenin ekonomisini etkileyen döviz fiyatları, altın fiyatları, enflasyon rakamları, cari açık, işsizlik rakamları gibi birçok kriter daha da yükselecektir.
  • 09-09-2018, 21:29:19
    #23
    mener adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kur her gün yüzde 1 artarsa hatta günde yüzde 10 artış bile görülmüş ise, hadi diğer firmalar neyse de, üretimi direkt ithalata bağımlı olan şirketler ne yapsın? Kızılay Cemiyeti değil ki bu zararına çalışsın, kendisi dışındaki sebeplerle oluşan risklerin maliyetini üzerine alsın. Ekonomide istikrarı sağlamak Atiker yöneticilerinin görevi mi?
    Öncelikler selamlar üstadım; cevabım tartışma için değil bilgi vermek amaçlıdır öncelikle onu söylemek isterim.

    Firmaların proje-risk analizi yapmaları gerekmektedir. Söz konusu firma yöneticilerinin görevi ekonomik istikrarı sağlamak değil, Proje-Risk analizi yapmaktır. Örnek verecek olursak bu tarz bir krizin ortaya çıkması durumunda alınan hammadenin veya banka kredilerinin kur sabitleyerek alınıp çalışma sağlaması yöneticilerin görevidir. Bir çok firma ise bu tarz önlemler almış durumdadır. Dışarıdan bakıldığı zaman bu tarz firmaların işinde profesyonel olmayıp amcaoğlu-dayıoğlu sisteminde üst mevki veyahut üst makamlara tanıdıkların getirilmesinden kaynaklıdır yada krizi fırsata dönüştürmek isteyen bir firmadır, başka bir seçeneği yoktur.

    Saygılarımla.
  • 09-09-2018, 21:54:45
    #24
    CeRo adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Öncelikler selamlar üstadım; cevabım tartışma için değil bilgi vermek amaçlıdır öncelikle onu söylemek isterim.

    Firmaların proje-risk analizi yapmaları gerekmektedir. Söz konusu firma yöneticilerinin görevi ekonomik istikrarı sağlamak değil, Proje-Risk analizi yapmaktır. Örnek verecek olursak bu tarz bir krizin ortaya çıkması durumunda alınan hammadenin veya banka kredilerinin kur sabitleyerek alınıp çalışma sağlaması yöneticilerin görevidir. Bir çok firma ise bu tarz önlemler almış durumdadır. Dışarıdan bakıldığı zaman bu tarz firmaların işinde profesyonel olmayıp amcaoğlu-dayıoğlu sisteminde üst mevki veyahut üst makamlara tanıdıkların getirilmesinden kaynaklıdır yada krizi fırsata dönüştürmek isteyen bir firmadır, başka bir seçeneği yoktur.

    Saygılarımla.
    Bu yazdıklarına söyleyecek bir şeyim yok. Bu ülkede bakanlar yıllarca "kur garantisi yok, basiretli olun" diye uyarıda bulundu. Ama birçok firma basiretsiz davrandı, borçlarını hedge etmedi. Şimdi borçları katlandı. Bu şirketlerin sıkıntıya girmesi, çalışanlarını da sıkıntıya sokar. Böylece siyasi ve ekonomik olarak sorun haline gelir bu durum.
    Tüm bunlar bir yana... Uzundur güçlü büyüme verilerimiz, artan kamu gelirleri de düşük faizli yabancı para finansmanına dayandı bir miktar. Onun için hurma - tırmalama metaforunu kullanıyorum. Risklerin hedge edilmemesinin de çok meyvesini topladık. Hedge için ödenecek paralar yıllarca cepte kaldı. Kâr oldu, vergi oldu, ücret oldu ceplerimize aktı. Şimdi bu faturayı ödeme zamanı...
  • 09-09-2018, 21:59:31
    #25
    mener adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bu yazdıklarına söyleyecek bir şeyim yok. Bu ülkede bakanlar yıllarca "kur garantisi yok, basiretli olun" diye uyarıda bulundu. Ama birçok firma basiretsiz davrandı, borçlarını hedge etmedi. Şimdi borçları katlandı. Bu şirketlerin sıkıntıya girmesi, çalışanlarını da sıkıntıya sokar. Böylece siyasi ve ekonomik olarak sorun haline gelir bu durum.
    Tüm bunlar bir yana... Uzundur güçlü büyüme verilerimiz, artan kamu gelirleri de düşük faizli yabancı para finansmanına dayandı bir miktar. Onun için hurma - tırmalama metaforunu kullanıyorum. Risklerin hedge edilmemesinin de çok meyvesini topladık. Hedge için ödenecek paralar yıllarca cepte kaldı. Kâr oldu, vergi oldu, ücret oldu ceplerimize aktı. Şimdi bu faturayı ödeme zamanı...
    Tabiki hocam zaten örnek verdiğim, cevapta da birçok nedeninin olduğunu söyledim. Bu denli sıkıntılar zaten zincirleme gelişiyor. Bu tarz krizlerde herkesin vatandaş, siyasiler, fabrikatörler, sanayiciler, hizmet sektörleri herkes birlik olması gerekiyor malesef ülkemizdeki kolay para kazanma hırsı bu birlikteliği hiçe sayıyor ve hepimizi etkiliyor, umarım sonumuz iyi olur.
  • 09-09-2018, 22:01:21
    #26
    Newyork adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Açıkçası şuan daha tam yansıyan birşey yok ve malesef görünen hemen ilerimiz çok daha kötü. Olumsuz konuşmak istemiyorum ama daha kriz vs vs.. başlamadı.

    Ohal yeni kalktı, iflasların yeni yeni gelmesi normal. Ve bu kur malesef sürdürülebilir değil ki dahada yükselecek gibi...

    Umarım biran önce Üretim üretim üretim demeye başlanır ve bununla ilgili adımlar atılırsa inş. 3-5 yıla toparlanır.

    Ama malesef şuan ; 0,98 faiz ile emlak konut ile anlaşmalı hala konut satılma derdinde yetkililer. Bu sebeple sizin, bizim rahata veya önümüzü görebilmemiz için biran önce Üretim çözümleri devreye girmeli...

    Ve en önemlisi; Ekonominin başına Ekonomiden anlayan biri gelmeli. ( Bu cümlemi lütfen kimse polemiğe çekmesin )
    Bir düzeltme yapalım. OHAL'le iflaslar arasında alaka yok. İflas ertelemesi müessesesi OHAL süresince yasaklanmıştı, OHAL bitmeden tamamen kaldırıldı. İflas ile iflas erteleme arasındaki ilişki, ikisinde de iflas kelimesi geçmesi, hepsi bu... İflas (ve konkordato) hiç yasak olmadı. OHAL kalktı, iflaslar, konkordatolar artacak demek dr bu açıdan anlamsız.

    hsnDnz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ekonomist değilim, sadece ilgim var. Dükkan açmış biri durumda daha fazla ilgilenmeniz gerekiyor sanırım bundan sonra.

    İflas eden şirketler bugünlere yüksek borçla geliyorsa iflas etmeleri normal. Ancak geliri ve gideri (borcu) arasında denge kuran şirketler daha uzun süre dayanacaktır. Hatırlarsanız Doğuş Holding, Garanti Bankası, Ülker Grubu gibi birçok büyük şirket geçen sene borç yapılandırmaya gitmişti. Yani bugünlerin ekonomik açıdan pek iyi olmayacağını tahmin ettiler, erkenden önlem aldılar. Şu an için hiçbirinin borç ödeyememe gibi bir durumu yok. Başta dediğim gibi, daha önceden çok borçlu olan şirketlerin işi zor. Bir de, işleri tamamen dövize bağlı olan şirketlerin.

    Ne zaman düzelir? sorusunun cevabını vermek zor. Hiç kimse tarih veremez, ancak geçmiş yıllarda yaşadığımız krizlerden anladığımız kadarıyla düzlüğe çıkmak yıllar sürüyor. Mesela, şu anki Türk Lirası'nın gerçek döviz değeri, 1990'lara kadar düşmüş durumda. Yani 1995'teki Türk Lirası'nın değeri ne ise, 2018 Eylül'ünde de o. Bir başka deyişle, 1995'teki bir çalışanın maaşı ile 2018'de çalışanın maaşı aynı değerde.
    Grafikler:

    https://twitter.com/guzemyilmaz/stat...49290265059328


    Hatırlarsanız 95'i ve 98'i takip eden süreçte 2001'de büyük bir krize girmiştik. Krizin sebepleri arasında dönemin siyasi olayları da etkiliydi tabi ama önümüzdeki tabloda aynı krizin tekrarlaması ihtimali var. Elimizdeki en büyük koz, artık tamamen serbest piyasaya dahil olmamız ve az da olsa sanayi üretimi yapabiliyor olmamız. Merkez Bankası bu kozlardan aldığı verileri kullanarak olası bir krizi engellemeye çalışıyor. Umarım başarılı olur ama ekonomiyi siyasetten ayıramazsınız. Geçmişe bakarsanız dünya ülkelerinin yaşadığı ekonomik krizlerin temelinde her zaman siyaset vardır.
    Bir düzeltme de buraya... Garanti Bankası borcunu yapılandırmadı. Olsa olsa başka şirketlerin borcunu yapılandırmıştır.

    Ayrıca reel efektif kurun 1995'teki seviyesinde olması tam olarak şu demek: TL'nin döviz alım gücü, yurtiçindeki alım gücünün çok aşırı derecede altında. Matematik bize bu değerin bir şekilde normale (normal reel efektif kur seviyesi her zaman 100'dür) döneceğini söyler. TL'nin yurtiçindeki alım gücü mü azalacak, döviz alım gücü mü artacak, dengeleme kefenin hangi tarafındaki değişimle sağlanacak, işte bunu zaman gösterecek. Ne belirleyecek? Birçok şey...
  • 09-09-2018, 22:14:04
    #27
    kendimizden yola çıkalım. şahsen ben artık zaruri ihtiyaçlar dışında para harcamamaya özen gösteriyorum, alışverişte fiyatları gördükçe elimizi geri çekiyoruz. rsnafa bu fiyat ne böyle diyorsun adam eski mallar daha yenileri gelmedi gelince bu fiyatlarda olmayacak diyor. bugün bi esnaf anlatıyor toptancı mal yok deyip vermiyor diyo..
    ee ben sen para harcamsyı kesiyoruz, azaltıyoruz. esnaf para kazanamayacak, eleman parasını ödeyemeyecek 3-5 ay cepten gifecek sonra kapatacak dükkanı mecburen..
    ben yılbaşın ve sonrasında büyük ekonomik sorunlarırın artık devlet tarafından da dillendirileceğini düşünüyorum.
    inşaat firmaları ev satamıyor, kredilrr yüksek. Türkiyede para beton üstünden dönüyordu artık oda dönmrmeye başladı..
    yani dutum vahim gibi ama umudı kesmemek laxım Allah büyük..