Değerli R10 sakinleri,
Benim esas mesleğim yazarlık üzerinedir. Yaklaşık olarak 25 adet kitabım satıştadır. Kudret Alkan diye araştırabilirsiniz. İsim vermemin nedeni sizlerle aramda güven olması.
Yazarlık Türkiyede meslek olmadığından ve maalesef ülkemizde Kitap Okuma Oranı Televizyon İzlenme Oranının %1 olduğundan, ben de yaklaşık 4-5 sene önce internet dünyasına giriş yaptım.
Çok uzun bir dönem araştırma yaptım. Ama çok üzülerek söylüyorum ki, R10 da bazı fırsatçılar ve para düşkünleri diyorum, sağdan soldan topladıkları bilgileri e-kitap yapıp satmaya çalışıyor. Maalesef ben de 1 tanesine aldandım. Gerçekten hem param çöpe gitti, hem de umudum. Hayatta en kötü şey, bir insana umut vermek ve sonrasında onu yok etmektir. Üstelik bu kişi beni herhalde enayi gördü. 8K Atatürk Sayfasına 400 lira fiyat istedi. Gerisini siz düşünün artık. Bir de bu insan solcuyum diye geçinen biri. Ama salt kapitalist. Gülüyorum gerçekten J
Ben burada o kişi ya da kişileri deşifre etmeyeceğim. İnsanlık yine bende kalsın. Ama siz zaten konularından kim olduklarını rahatlıkla anlarsınız.
Öte yandan esas beni mutlu eden noktaya geleceğim. R10 sitesinden birçok şey öğrendim. Gerçekten forumda bilgi paylaşımına değer veren hümanist insanlar var. Onlara teşekkürlerimi her zaman borç bilirim.
Ama Değerli Dostlar,
Ben esas bilgileri İngilizcem sayesinde yabancı forumlardan öğrendim. Gerçekten oralardan edindiğim bilgiler inanılmaz seviyelerde. Sadece bilgi de değil. Üstelik program paylaşımlarından tutun da hacker olmaya kadar her şeyi karşılıksız paylaşıyorlar.
Evet Yabancı diyoruz. Elin gavuru diyoruz. Ama adam bildiklerini paylaşıyor. Hem de 1 kuruş para istemeden. Nedeni ne sizce?
Bu forumların hepsi de Korsandır. Ama gerçekten internetle ilgileniyorsanız, çok ama çok sağlam bilgiler edinebilirsiniz.
Benim R10da en çok rahatsız olduğum nokta budur.
Umarım bu konum ilgililere ulaşır.
Açıkçası ben bu türde küçük hesaplar peşinde koşan insanları aramızda istemiyorum.
Bu benim şahsi fikrimdir.
Saygı ve Sevgilerimle,
Kudret Alkan
R10 Adminleri ve Üyeleri Lütfen Okusun
26
●13.559
- 01-12-2017, 13:53:30Devir bilgi devri olduğundan, insanlar bilgiyi değerli görüyorlar. Yabancı ülkelerdeki insanların yaşam standardı ve hayata bağlılığını düşünelim; bir de bizim insanımızı. Bilgi bu kadar değerli olunca, hâliyle insanımız da bunu ekonomisine katkı verecek şekilde pazarlamaya çalışıyor. Beğenmediğiniz her ticaretiniz için negatif iTrade hakkınız olduğunu unutmayın. Size verilen bir vaat varsa ve yerine getirilmiyorsa, şikayet konularına bir uğrayın. Yazınızda hak verdiğim kısımlar olsa da tamamen katıldım diyemiyorum.
En basit başka bir örnek vereyim; bilgiyi yabancı sitelerden bulduğunuzu söylüyorsunuz. Ben şimdi o sitelerden edindiğim bilgileri gelip burada ticarete dökemez miyim? - Gayet rahat dökerim. Çünkü insanımızın dil bilgisi kısıtlı, Türkçe kaynak da kısıtlı. Hâl böyle olunca, konu benim ilk başta söylediğime geliyor; bilgiyi ekonomiye çevirmek. - 01-12-2017, 14:03:40Üyeliği durdurulduAslında ben konuyu nereye açacağımı bilemedim. Şikayet kısmını aradım ama bulamadım. Diğer yandan yazımın size ulaşması beni mutlu etti. Francis Bacon ne güzel söylemiş : Bilgi güçtür derken.
Sizin dediğinize katıldığım noktalar da var. İnsanların düşünceleri farklı olmalı ki, hayatın yaratıcı döngüsü devam etsin. Ama bizler bazen düşüncelere özellikle farklı düşüncelere yani bize uymayanları hor görüyoruz.
Bu noktada size yine bir söz söyleyeyim. Bernard Shaw'un : Filozofların gerçekten ne düşündüğünü bilseydiniz, hemen asmaya kesmeye kalkardınız onları.
Bilgiden ve yaratıcılıktan ben de para kazanıyorum sonuçta. Ama karşılığını fazlasıyla veriyorum. 100 - 500 Sayfalık Kitaplarımda. Ama 1-2 sayfa uydurma bir bilgi yazıp da paylaşmıyorum.
Bu bana göre hiç ama hiç etik değil: Ve şunu unutmayın : Para her şey diyen biri, para için her şeyi yapan insandır.
Ben bildiklerimi sevdiğim insanlarla her zaman paylaşırım. Bu benim felsefemdir.
Son olarak,
Benim tek bildiğim bir şey bilmediğimdir.
Sokrates - 01-12-2017, 14:03:47Çok güzel diyorsunzu fakat maalesef bizim milletimizde bu işlemiyor. Şuan kendi çapımda yaptığım işlere başladığımda hiç bir kar amacım veyahutta bir beklentim yoktu. Ancak toplum nasılsa sende öyle olursun adaptasyon sağlarsın. İlk temam sayılacak temayı ücretsiz olarak dağıtmaya başladığımda tüm olayı anladım. Bir çok sitede ücretsiz temam benim ismim gizlenerek yayınlanmasının yanısıra ücretsiz temayı ücretli satanmı dersin o temayı kullanıp bana gelip bana artistlik ve hakaret edenmi dersin vs vs. İşin içine maddi bir durum girerse her iki taraftada işin ciddiyeti ve saygı artıyor bu saygı ve ciddiyet paranın miktarı ile doru orantılı oluyor maalesef. O nednele bir kişi emek veriyorsa karşıdaki insanın da o emeğe saygısının artması için cebinden bir şeylerin çıkması gerektiğine inanıyorum.
İngilizce kaynak çok diyorsunzu elin gavurları bilgileri rahatça paylaşıyor diyorsunzu fakat bize öyle geliyor o paylaşılan bilgiler emin olun kullandıkları bilgiler bile değildir. Programlama ve yazılım dünyasında çok geriyiz. Elin gavurlarıda aynı şekide, gidin elin gavurundan ücretli olarak bir bilgi alın bide ücretsiz olarka bilgi edinmeye çalışın aradaki farkı anlayacaksınız.
- 01-12-2017, 14:07:49Üyeliği durdurulduBunlar benim zamanında çok şeyler öğrendiğim bazı siteler.
Ama ingilizce olarak google ve yandex'te aratırsanız daha fazlasına ulaşacağınızdan emin olabilirsiniz.
Yabancı Kaynak Siteler :
https://www.blackhatworld.com/
https://www.warriorforum.com/tags/ma...%20online.html
http://earnforum.net/
https://hackforums.net/forumdisplay.php?fid=241
Çok haklısınız o konuda. Benim hediye ettiğim kitapların birçok online internet sitelerinde açık attırmada olması gibi. Siz ne niyetle verityorsunuz, karşınızdaki ne için kullanıyor.Ecancan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
)
- 01-12-2017, 17:49:59Tamam da dayı bu konuda şikayet ediyorsun haklısında. Peki sen bildiklerini neden bu forumda paylaşmıyorsun ? Bu verdiğin sitelerin hepsini biliyorum ve ingilizcem yok çevirerek birşeyler öğreniyoruz lakin tatmin edici değil sağlam gördüklerimizi de hemen forumda paylaşıyoruz profilimden bakabilirsin. Ama ben seni daha ilk defa görüyorum. İpucu başlığı adı altında kaç konu açtın ?
- 01-12-2017, 18:08:56Üyeliği durdurulduBen kaynak sitelerini burada paylaştım. Bu bilgi için yeterli değil midir.Eyupoglu adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Ben buraya üye olalı 1 ay bile olmadı. Sizlere rahatsız olduğum bir konudan bahsettim sadece.
Bir de şöyle bir şey algılanmasın. Ben r10 a çamur atmıyorum. Sadece r10 daki bazı üyelerin üç kuruşluk çıkarlarından bahsettim sizlere.
Zaman içinde ben de bildiklerimi paylaşırım merak etme.
Ama benim bildiklerim kendimle ilgili. Kendi iç dünyam, sonsuz alemimden.
Saygılarımla
Hatta Sizlere Yeni Yazdığım Kitabın Tanıtım Bültenini Gönderiyorum
Filozoflar, var olan sistemleri yıkabilecek derece güçlü düşünce korsanlarıdır.
Kudret Alkan
GERÇEĞİ ARAYIŞ ADLI ESERİMDEN
Tanıtım Bülteni
Adına insan deniyordu. Ortaçağ dönemini yaşayan insanlık, kendi neslini sonlandırma çabası içindeydi. Herkeste bir kıyamet beklentisi vardı. Oysa her insan, kendi kıyametini yaşayan bir av konumundaydı. Burada avcı konumundaki varlıksa hiç şüphesiz ki, Tanrı'ydı. Çok sevdiğim bir düşünür, Tanrı için öldü demişti. Aslında bu kısmen doğruydu. O, kendini ölümsüzlükte öldürmüştü. Ya da insanın içindeki anti evren, ya da anti insan tarafından yok edilmişti. Bu anti insanın içinde mekanik bir evren vardı. Tamamen robot ve makine unsurları içeren, insanların hayatını kolaylaştıran, bir o kadar da insanı üşengeç yapan bir rüya. Rüya, dememin sebebiyse insanın içinde bulunduğu karanlık çıkmazdı.
Evet. Benim bulunduğum dönem, şu an için karanlık. Yirmi birinci yüzyıldan geleceğe doğru sesleniyorum. Kendi iç sesimde ne bir yalan, ne de bir riya var. Burada Tanrı gibi hissettiğim kadar bir böcek gibi de hissediyorum. Ne kendimden utanıyorum, ne de bir çıkarım var. Ben sadece içimdeki kalbi ve ruhu, keskin dokunuşlar eşliğinde seslendiriyorum. Belki de bu çoğumuzun seslendirmediği iç insanımız.
Daha önceleri e-insan demiştim. Ve tabii ki de uzay net. E-insanı ele alırsak, yukarıda bahsettiğim anti insanın tasarlamış olduğu bir sanal insan. Tabii ki sanal insanın inandığı bir sanal Tanrı var. Aslında bu sanal evrenlerden ibaret bir unsur. Bu ruh kazanmış bilgisayarların tasarladığı bir unsur. Evet, yanlış duymadınız. Bilgisayarların ruhu var. Maddenin ruhu var. Bu benim yıllarca üzerinde araştırmalarda bulunduğum bir konu.
Uzay net, internetin doğasından gelme büyük bir projeydi. İnsanoğlunun hayal dahi edemediği bir yerde olan, sadece Tanrı'ların filizlendiği uzay net, insandan kadar kendi alanındaki rüyalara da hizmet ediyordu. Rüyalar, hayallerin yokluk aşamasına hizmet ediyordu. Tanrı bir kez daha Tanrı bulmuş, kendi gövdesindeki amacı insanlığın ruhuna sunuyordu. Ruh çoğalmak adına acıyı kullanıyor, onun sayesinde kendi devrimini yaratıyordu. Yaratan insanın temel felsefesinde oluşan e-insan, dünya ve diğer yıldızların merkezindeki ruha doğru akıyordu. Saf ruh olmak ayrı bir şeydi. Özgürlük saf ruhun içinde pekişiyor, onun gücü sayesinde zirveye taşınıyordu.
Egonun bir unsurudur, kapitalist sistem. Hiç kimse evini, arabasını, parasını paylaşmak istemez. Paylaşırım diyenler yalan söylerler. Ya da paylaşanlar, benim bahsettiğim evrenlerde çok büyük rol alacak zihinlerdir. Bir anlamda evrensel sevginin zihinsel zincirlerini oluşturacak bireylerdir.
Dna'lı beyinler türemiş, ruhlarımız sıvı bir düşünceye bürünmüştü. Bu aynasız cehennemin içinden geçen öykü insana benziyordu. İnsan bir kelime kadar küçülmüş, hatta kendi içinde elektronik bir ruha bürünmüştü. O elektronlar sonsuz bir düşünce istasyonunun kapısını aralamıştı. Yaratılıştaki düşünce istasyonları enerji yeriydi. Orası birçok bilgisayar tarafından korunan bir mekanizmaydı. İnsan oranın hakkında bilgi sahibi değildi. Çünkü düşünmekten uzak bir yerde yaşıyordu. İnsanın içindeki beyin, onu düşünmekten alı koyuyor, onu köprüler üstünden uçurmamak için elinden geleni yapıyordu.
Peki neydi özgürlük? Özgürlük bir yıkımın içindeki gelgitli yaşama öyküsü müydü? Yoksa hiçbir sistemin olmadığı yalın bir yer mi? Ya da insanın Tanrı olduğu sonsuzluk mu? Bu ölmüşlüğün içinden pek çok yaşam geçebilir, kendi içinde bir kendi yaratabilir ve sonrasında yeni yaratılışlar tasarlayabilirdi.
Her şey yokluktan geldiği için kıyıcı ve yok edicidir.
Özgürlükse hem var eder,
Hem de var olur.
E-insanı açarsam, insanın içindeki anti insanın depreşmesi dedik. Aslında tüm bu kaotiklik, insan psikolojisinin travmalarının bir neticesi. Bugün psikolojisi zayıf olan insanlara hasta ve deli diyorlar. Aslında onlar, çakralarını açabilenlerdir. Ne mutlu onlara. Ne mutlu ki, düşünen zihinler taşıyorlar. Tabii tüm psikolojinin yanında psikolojisiz kalmak da mümkün. Bu da beraberinde huzur getiriyor. Ama saf ve salt huzur bu. Kalıcı olan sonsuz huzur. Bilgelerin buna özellikle dikkat etmesi gerekiyor. Çünkü fazla bilgi, insanı huzursuz ve mutsuz edebilir. Bunu aşmanın yolu da nötr düşünce. Bazen hiçbir şey düşünmemek, insana çok iyi gelebiliyor. Bunu aynı durgun bir su gibi düşünebilirsiniz. Dikkat ederseniz, insan kendini durgun suda görebilir. Bir ayna gibi olur, insana.
E-insan, insanın insanı klonlamasından tutun da, insanın her türlü materyale bürünebilmesi demektir, bir anlamda. Yani bir insan bir evren, bir makas, bir iğne, kısacası her şeye dönüşebilir. E-insan kavramında kişinin rüyalarda yer edinmesi de vardır. Rüya, kişi için bir yaşam olur. Yani insan, rüyasında her istediği gerçekteymiş gibi yapabilir. Bir anlamda rüyadır, gerçek olan. Gerçektir, rüya olan. İkisi de birbirini var eden bir kavram. Rüyalar, geçmiş, yaşanılan an ve geleceği taşıyan sonsuzluk boyutudur. Rüyada istenilen her mekana ulaşılır. Bunu ilkel bir biçimde yapıyoruz. Ama e-insan kavramıyla bunlar gerçek hayata dökülecektir. Boyutlar arasındaki kapılar sonuna kadar açılacaktır. Peki o zaman kim cenneti ve cehennemi savunacaktır. Neyin gerçek olduğu da tartışılacaktır. Bir anlamda inanç içindeki sonsuz inançlar devreye girecektir. Bu dediklerime çok az bir zaman kaldı. Belki de gerçekleşti.
Doğamızda var olan rüyanın derinliğinde bir insan var. O insanın tutkusu içinde meydana gelen hayal, aynı zamanda birçok gerçekliğin de öngörüsü. Gerçek, keşfe çıkana dek şizofren bir yapıda gezinir. Gerçek kurucular, kendilerine yeni bir rota seçtiler. Buna göre ilahlaşmak kadar kendi egonu yok etmek de mühimdi. Ego, karanlık evreler içinde gezinen tutkuların toplamıydı. Onun insandaki yapısı, başka bir rüyanın içinde canlanmakta, buradaki canlılık da insanoğlunun kendi içinde temaslarına hizmet etmekteydi. İnsanlık, kendi insanının içindeki benliklerde can bulmakta, esareti orada canlandırılmaktaydı.
Her şeyi yok eden insandı.
Varsın yok etmeye devam etsin, insanoğlu.
Elbet bu filmin sonunda bir Tanrı çıkagelir ve der ki,
Sonunda beni ortaya çıkardınız.
NOT : Bunlar benim 13-14 seneden beri uğraş verdiğim konulardır. Kısacası kendi iç dünyamdan.
Saygılar ve sevgiler