Eşler arası diyalog I
Hay senin gitmelerine..
Sürekli gitmekten bahsediyorsun..
Kalmam için bir sebep söyler misin ?
Eskisi gibi olmamız için bir neden ?
Seni seviyorum yetmez mi ?
Değer veriyorum..
Değer vermek, sevmek..
Güven vermiyorsun artık, eksik olan bu..
Neyin güveninden bahsediyorsun ?
Yanındayken korkuyorum artık,
Her an yine yanlış yapacaksın diye.
Yapma lütfen.
Bir kez, sadece bir kez hata yaptım diye..
Ağır bir hataydı,
Bedelini bana ödettiğin hata..
Herkes hata yapar,
Ama doğruyu bulur.
Bende anladım hatamı ve kabullendim.
Binlerce defa özür diledim..
Keşke her şey özür dilemeyle bitseydi.
Ama bitmiyor.. Kafamın karışıklığı,
Bir daha yapacak endişesi..
Lütfen..
Bırakalım , düşünmeyelim artık bunları.
Biliyorsun, konuşmuştuk bunları,
Söz verdim ve bitti..
Bitti diyorsun ama dedim ya güvenemiyorum artık sana.
İçimde hala korkular var bir daha yapacağına dair.
Bu korkuyla yaşayamam ben..
dokuz
Kendimle Konuşuyorum..
12
●1.420
- 28-08-2010, 20:16:27Üyeliği durdurulduÖzlüyoruz Seni...
Gidişinin ardından herkes yıkıldı.
İnanamadık, inanamadılar.
Taki seni toprağa koyana dek.
Aylar sonra öğrendi Nesim Abi senin gittiğini. O sürekli gülen, hiçbir zaman suratının asık olduğunu görmediğimiz adamın ağladığını görsen eminim sende şaşırırdın.
İzzettin dayım o gün zor ayakta duruyordu. Annemin yanına gidip bir şeyler söylemeye çalıştığını gördüm ve bi anda yere yığıldı. Torununun hasta olması, senin vefat ettiğini duyması birde kendi hastalığı üst üste gelmiş olmalı ki daha fazla dayanamadı. En çok seni severdi biliyorsun. Ne zaman eve gelse ilk senin odana gelir , seni öper koklar sonra bizlerle konuşurdu. Senden bir ay sonra onu da kaybettik. Tüm aile senin gidişine inanamazken bir de dayımın gidişi eklendi ve halimizi düşün..
Dayımın Hanımı Fikriye Yengem ara ara eve gelip senin odanda oturur tek başına. Odadan çıktığında ağlamaklı gözlerini silmeye çalışsa da onun o hali bizi de üzer. Hem seni hem de yıllardır aynı yastığa baş koyduğu kocasını kaybetmesi fena halde üzdü onu. En son geldiğinde Galatasaray forması alıp gelmiş. Odana astık onu. Benden hediye olsun oğluma dedi yengem..
Sen gittikten sonra Annemin halini görmek bile istemezsin. Kadıncağız yerden yere vurdu kendini. İnsanın kendi çocuğunu kaybetmesi kadar kötü bir durum olamaz sanırım. Yokluğuna alışması da zaman alıyor. Hala odana gelip sana bakıyor su veya yemek istiyor mu diye sormak için.. Televizyonda senin sevdiğin Kemal Sunal filmleri çıksa oğlum olsaydı da o da izleseydi deyip üzülüveriyor , başlıyor ağlamaya. Babamda onun o haline üzülüp çıkıyor odadan. Seni özlüyoruz geri gelmeyeceğini bilerek
Babamdan hiç bahsetmeyelim.. O koskoca adamın o halde olduğunu görmek tüm aileyi fazlasıyla üzüyor. Hala senin sevdiğin bisküviden alıyor , sabahları odana gidip üstün açılmış mı diye bakıyor. Televizyonda Galatasarayın maçı olsa tamamını izliyor. Sonuç iyiyse deme keyfine , kötü bir sonuç aldılarsa sinirinden küfredip yatmaya gidiyor. Gittiğinin birinci haftasında yanına gelip tekrar ziyaret etmiş seni. Annem anlattı , Oğlum sen gitmeseydin , benim canımı alsaydı Allah, kalk ordan ben durayım senin yerine diye söylemiş. Ondan sonra bırakmadık senin yanına tek başına gelmesi için. Ne zaman beraber toplanıp yanına gelsek Babam içten içe ağlıyor da bize belli etmiyor..
Sen gittikten sonra ev çok sessizleşti. Gülüp eğlenebileceğimiz , kavgalar edebileceğimiz kimse yok artık, kız kardeşimizle yaptığımız kavgalar bile tatsız tutsuz.. Onunla kavga ettiğimizde sen bana kızar bağırır , tekmeler atardın , şimdi ne zaman kavga durumu olsa senin gelip bana kızmanı , tekmeler atmanı bekliyoruz. Bakıyoruz ki yoksun sen, yüzümüzde bi hüzün çekiliyoruz odalarımıza.
Yeğenin Kaan hep seni soruyor. Diyemiyoruz vefat etti diye. "Uzaklara gitti" diyoruz, çok uzaklara" , niye diye soruyor da cevap veremiyoruz..
Yazın hava alman için 3. kata çıkarırdık seni , hem yoldan gelen geçenlere bakar dışarıyı görürdün, hem de rahat ederdin orada... Açardık Kral Fmi dinlerdin akşama kadar. İbrahim Tatlıses çıktığında bağıra bağıra eşlik ederdin ona , en sevdiğin sanatçıydı o. Annem Babam müptelası olmuşlardı İbrahim Tatlısesin programının , hiç kaçırmazlardı. Sen gittikten sonra hiç düzenlenmedi orası , radyo hala orada durur. Senin gittiğin günün akşamında gelen giden evde kaldı diye yer yoktu ve beni 3. kata gönderdiler yatmam için, o gece hiç gözümü kırpmadım , hep yatağına baktım durdum. Ha geldi , ha geleceksin diye.. O gün son duruşumdu orada , senden sonra bir daha hiç çıkmadım 3. kata. Sözde ben evlenince orada yatıp kalkacaktım. Ne zaman 3. kata çıkmaya yeltensem ayaklarım geri adım atıyor. Senin orada olmadığını bilsem de
Özlüyoruz seni Abi..
Sana dair anılar geliyor gözümüzün önüne,
Üzülüyoruz.
Sensizlik çok zor Abi.
Çok zor
06.04.2009 - 28-08-2010, 20:17:24Üyeliği durdurulduGazete haberi gibi olmuş ama gerçekten çok güzel teşekkürler
- 15-09-2010, 21:50:31Üyeliği durdurulduŞehri Hüzün
Şehri sarmasa da hüzün , biraz önce dükkanı sarıp sarmaladı.
Küçük bir kız ve annesi geldi..
Bir bilgisayar istediler ve msn açmak istediklerini ve bu işlerden pek anlamadığından bahsetti Anne..
Yardımcı olayım deyip msn adreslerini açtım.
Küçük kız heyecanlı ve yerinde duramıyordu.
Karşı tarafın msn adresini söyledi, ekledim.
Kamera isteği geldi karşı taraftan, kamera isteğini kabul ederken Anne saçlarını düzeltiyordu.
Kız "Anne ben ilk görüneyim" diyordu.
Anne kızına çevirdi kamerayı.
Yanlarında kameranın açılmasını bekliyordum, kamera açıldı.
Karşı tarafta 40-45 yaşlarında bir adam, kameradan Anne ve kızı görünce gülmeye başladı.
Sessiz olan dükkan bir anda "Babaaaa" diyerek bağırıverdi.
Müşterilerin gözü küçük kızdaydı. Annesi küçük kıza kızıp "yavaş" olmasını istedi.
Bende gülerek Anne'ye " yok sorun değil, istediği gibi davransın " dedim.
Kız "anne konuşalımm" diye Annesine konuşmaya başlamalarını söyledi.
Anne kulaklığı taktı ve "nasılsın" derken ben uzaklaşmaya başladım.
Küçük kız " hala Babaaa" diyor ve el sallıyordu.
Çok kısa süre sonra kız aldı kulaklığı ve konuşmaya başladı.
Bir dakika geçmemişti ki , ağlamaya başladı küçük kız.
"Babaaa özledim seni gelsene artık" diyordu.
Annesi küçük kızın haline dayanamamış olacak ki o da başladı ağlamaya.
Küçük kız durmadan "baba özledimm seni" diyordu.
Anne kıza " kızım gülerek konuş, babanda seni özlüyor, mutlu görün" deyince kız "anne dur yaa" deyiverdi.
Bu sırada kız hala ağlıyordu. Yerimden kalkarak mendil götürdüm küçük kıza.
Annesi de işaret ederek "bende alayım" dedi.
Anne kız ağlarken müşteriler de sürekli küçük kız ve annesinin olduğu tarafa bakarak üzüldüklerini belli ediyorlardı.
Küçük kız ve Annesi yarım saat kadar konuştular ve sonrasında "konuşmamız bitti, msni kapatabilir miyiz" dedi.
Yanlarına giderek msni kapattım.
Anne ayağa kalkmıştı ve müşterilere dönerek " sizi rahatsız ettiysek özür dileriz, kocam yurt dışında çalışıyor, kızım da çok özledi, babasını görsün diye getirdim, çok ses çıkardık biliyorum, affedin" dedi.
Akşam müşterileri genelde büyük yaşta oluyorlar , hepsi de olgunlukla karşılayarak "sorun değil" dediler.
Anne ve kızı hesabı ödeyerek uzaklaşırken küçük kız " anne bir daha gelelim olur mu? " diye soruyordu annesine.
Araya "hasret" girince ve işin içinde "çocuk" olunca...
Ben bile ağlayacaktım neredeyse.