• 22-08-2009, 12:11:53
    #10
    Âtiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak...

    Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
    Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
    Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
    İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:
    Ey dipdiri meyyit, "İki el bir baş içindir."
    Davransana... Eller de senin, baş da senindir!
    His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?
    Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.
    Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
    Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?
    Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?
    Esbâbı elinden atarak ye'se yapıştın!
    Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan
    Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.
    Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
    Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!
    Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın
    Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?
    Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
    Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
    Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
    Me'yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar
    Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez...
    En korkulu câni gibi ye'sin yüzü gülmez!
    Mâdâm ki alçaklığı bir, ye's ile sirkin;
    Mâdâm ki ondan daha mel'un daha çirkin
    Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,
    Nevmid olarak rahmet-i mev'ûd-u Hudâ'dan,
    Hüsrâna rıza verme... Çalış... Azmi bırakma;
    Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

    Mehmet Akif Ersoy
  • 23-08-2009, 13:05:46
    #11
    Fransiz'in nesi var? Fuhşu, bir de ilhadı;
    Kapıştı bunları 'yirminci asrın evladi! '

    Ya Alman'ın nesı var zevki okşayan? Birası;
    Unuttu ayranı, ma'tuda döndü kahrolasi!

    Mehmet Akif Ersoy
  • 23-08-2009, 13:30:44
    #12
    Gitme ey yolcu

    Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım
    Elemim bir yüreğin karı değil, paylaşalım
    Ne yapıp ye'simi kahreyleyeyim, bilmem ki?
    Öyle dehşetli muhitimde dönen matemki!
    Ah! Karşımda vatan namına bir kabristan yatıyor şimdi
    Nasıl yerlere geçmez insan
    Şu mezarlar ki uzanmış gidiyor, ey yolcu
    Nereden başladı yükselmeye, bak, nerede ucu
    Mehmet AKİF ERSOY
  • 23-08-2009, 13:31:49
    #13
    Birlik Bağı
    Müslümanlık nerde bizden geçmiş insanlık bile
    Alem aldatmaksa maksat aldanan yok nafile
    Kaç hakiki müslüman gördümse hep makberdedir
    Müslümanlık bilmem ama galiba göklerdedir

    Varsa şayet söyleyin bir parçık insafınız
    Böyle kansızmıydı haşa kahraman eslafınız
    Böyle düşmüşmüydü herkes ayrılık sevdasına
    Benzeyip şirasesiz bir mushafın eczasına
    Hiç görülmüşmüydü olsun kayd ı vahdet tarumar
    Böyle olmuşmuydu millet can evinden rahnedar
    Böyle açlıktan bogazlarmıydı kardeş kardeşi
    Böyle adetmiydi bi perva yemek insan leşi

    Irzımızdır çiğnenen evladımızdır doğranan
    Hey sıkılmaz ağlamassan bari gülmekten utan

    Kurt uzaklardan bakar dalgın görürmüş merkebi
    Saldırırmış ansızın yaydan boşanmış ok gibi
    Lakin aşk olsunki aldırmazda otllarmış eşşek
    Sanki tavşanmış gelen yahud kılıksız köstebek
    Kar sayarmış bir tutam fazla olsun yutmayı
    Hasmı derken çullanırmış yutmadsan son lokmayı

    Bir hakikattır bu bildiğin usluba sok
    Halimiz merkeple kurdun aynı asla farkı yok
    Burnumuzdan tuttu düşman biz boğaz kaynındayız
    Bir bakın halamı hala ihriras ardındayız
    Saygısızlık elverir bir parça olsun arlanın
    Vakti çoktan geldi hem geçmektedir arlanmanın
    Davranın haykırmadan nakus-u izmihlaliniz
    Öyle bir buhrana sapmıştırki zira haliniz
    Zevke dalmak şöyle dursun vaktiniz yok mateme
    Davranın zira gülünç olduk aleme
    Bekleşirken gökte yüzbinlerce ervah intikam
    Yerde kalmış naşa benzer kavm için durmak haram
    Kahraman ecdadınızdan sizde bir kan yokmudur
    Yoksa istikbalinizden korkulur pek korkulur


    Mehmet AKİF ERSOY
  • 23-08-2009, 21:55:49
    #14
    Konu açılmışken;

    Mehmet Akif Ersoy
  • 24-08-2009, 11:10:37
    #15
    YEİS YOK!
    Lâkin, hani bir nefhası yok sende ümîdin!
    "Ölmüş"mü dedin?Ah onu öldürmeli miydin?
    Hakkın ezeli fecri boğulmazdı, a zâlim,
    Ferdâlanın artık göreceksin ki ne muzlim!
    Onsuz yürürüm dersen, emîn ol ki yürünmez.
    Yıllarca bakınsan, bir ufak lem'a görünmez.
    Beyninde uğuldar durur emvâcı leyâlin;
    Girdâba vurur alnını, koştukça hayâlin!
    Hüsran sarar âfâkını, yırtıp geçemezsin.
    Arkanda mı, karşında mı sâhil seçemezsin.
    Ey, yolda kalan, yolcusu yeldâ-yı hayâtın!
    Göklerde değil, yerde değil, sende necâtın:
    Ölmüş dediğin rûhu alevlendiriver de,
    Bir parça açılsın şu muhîtindeki perde.
    Bir parça açılsın, diyorum, çünkü bunaldın;
    Nevmîd olarak nûr-i ezelden donakaldın!
    Ey, Hakk'a taparken şaşıran, kalb-i muvâhhid!
    Bir sîne emelsiz yaşar ancak o da: Mülhid.
    Birleşmesi kâbil mi ya tevhîd ile ye'sin
    Hâşâ! Bunun imkânı yok elbette bilirsin.
    Öyleyse neden boynunu bükmüş, duruyorsun?
    Hiç merhametin yok mudur evlâdına olsun?
    Doğduk, "Yaşamak yok size!" derlerdi beşikten;
    Dünyâyı mezarlık bilerek indik eşikten!
    Telkîn-i hayât etmedi aslâ bize bir ses;
    Yurdun ezelî yasçısı baykuş gibi herkes,
    Ye'sin bulanık rûhunu zerk etmeye baktı;
    Mel'un aşı bir nesli uyuşturdu, bıraktı!
    "Devlet batacak!" çığlığı beyninde öter de,
    Millette bekâ hissi ezilmez mi ki? Nerde!
    "Devlet batacak!" İşte bu öldürdü şebâbı;
    Git yokla da bak var mı kımıldanmaya tâbı?
    Âfâkına yüklense de binlerce mehâlik,
    Batmazdı, hayır batmadı, hem batmıyacaktır;
    Tek sen uluyan ye'si gebert, azmi uyandır:
    Kâfi ona can vermeye bir nefha-i îman;
    Davransın ümidîn; bu ne haybet, bu ne hırmân?
    Mâzîdeki hicranları susturmaya başla;
    Evlâdına sağlam bir emel mâyesi aşıla,
    Allah(c.c.)'a dayan, sa'ye sarıl, hikmete râm ol...
    Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.
    Mehmet AKİF ERSOY
  • 25-08-2009, 01:11:38
    #16
    Ayrılık Hissi Nasıl Girdi Sizin Beyninize?
    Müslümanlık sizi gayet sıkı, gayet sağlam,
    Bağlamak lazım iken, anlamadım, anlıyamam,

    Ayrılık hissi nasıl girdi sizin beyninize?
    Fikr-i kavmıyyeti şeytan mı sokan zihninize?

    Birbirinden muteferrik bu kadar akvamı,
    Aynı milliyetin altında tutan islam'ı,

    Temelinden yıkacak zelzele, kavmiyettir.
    Bunu bir lahza unutmak ebedi haybettir...

    Arnavutlukla, Araplıkla bu millet yürümez..
    Son siyasetse bu! Hiç böyle siyaset yürümez!

    Sizi bir aile efradı yaratmış Yaradan;
    Kaldırın ayrılık esbabını artık aradan.

    Siz bu davada iken yoksa, iyazen-billah,
    Ecnebiler olacak sahibi mülkün nagah.

    Diye dursun atalar: 'Kal'a içinden alınır.'
    Yok ki hiç bir kişiden... Millet-i merhume sağır!

    Bir değil mahvedilen devlet-i islamiyye...
    Girdiler aynı siyasetle bütün makbereye.

    Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
    Toplu vurdukca yürekler, onu top sindiremez.

    Bırakın eski hükümetleri meydandakiler
    Yetişir, şöyle bakıp ibret alan varsa eğer.

    işte Fas, işte Tunus, işte Cezayir, gitti!
    işte Irak'ı da taksim ediyorlar şimdi.

    Mehmet Akif Ersoy
  • 25-08-2009, 11:31:25
    #17
    EY YOLCU
    Gitme, ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım:
    Elemim bir yüreğin karı değil, paylaşalım:
    Ne yapıp ye'simi kahreyleyeyim, bilmem ki?
    Öyle dehşetli muhitimde dönen matem ki!..
    Ah! Karşımda vatan namına bir kabristan
    Yatıyor şimdi...Nasıl yerlere geçmez insan?
    Şu mezarlar ki uzanmış gidiyor, ey yolcu,
    Nereden başladı yükselmeye, bak, nerde ucu!
    Mehmet AKİF ERSOY
  • 26-08-2009, 11:40:46
    #18
    AZİM

    Sa'dî, o bizim Şark'ımızın rûh-ı kemâli,
    Bir ders-i hakîkat veriyor, işte meâli:

    "Vaktiyle beş on kâfile sahrâya düzüldük;
    Gündüz yürüdük hep, gece bir menzile geldik.

    Çok geçmedi, baktım, bir adam hâsir ü hâib
    Koşmakta... Meğer eylemiş evlâdını gâib.

    Bîçâre gidip haymelerin hepsine sormuş;
    Bir taş bile görmüşse, hemen oğluna yormuş.

    Avâre peder, nerde bulursun onu! derken...
    Gördüm ki ciğer-pâresinin tutmuş elinden,

    Lebrîz-i meserret geliyor bizlere doğru,
    Taşmış da gözünden akıyor şimdi sürûru!

    Yaklaştı şütürbâna nihayet, dedi yekten:
    "Evlâdımı buldum... Nasıl amma? Onu bilsen...

    Karşımda ne görsem, “O!” dedim geçmedim aslâ.
    Aldatsa da tahmînimi binlerce heyûlâ,

    Azmimde fütûr eylemedim, ye'si bıraktım...
    Mâdâm ki dünyâdadır elbet bulacaktım...

    Kumlarda yüzüp, zulmetin a'mâkına daldım;
    Hep rûh kesildim... Ne boğuldum, ne bunaldım.

    Tevfık-i İlâhî edip en sonra inâyet,
    Gördüm gözümün nûrunu karşımda nihâyet. "

    İm'ân ile baksak oluyor işte nümâyan,
    Sa'dî bize göstermede bir meslek-i irfan:

    Bir gâye-i maksûda şitâb eyleyen âdem,
    Tutmuşsa bidâyette eğer azmini muhkem,

    Er geç bulacak sa'y ile dil-hâhını elbet.
    Zîrâ bu şuûunzâr-ı tecellîde, hakîkat,

    Tevfik, taharrîye, taharrî ona âşık;
    Azmin de emel lâzımıdır, gayr-ı müfârık.

    Olsun da emel azm ü taharrîye mukârin;
    Tevfik zuhûr eylemesin sonra... Ne mümkin!

    Ba'zen iki üç haybet olur rehzen-i ümmîd...
    İnsan o zaman etmelidir azmini-teşdîd.

    Ye'sin sonu yoktur, ona bir kerre düşersen
    Hüsrâna düşersin; Çıkamazsın ebediyyen!

    Mahkûm olarak ye'se şu bîçâre peder de,
    Evlâdını şâyed o karanlık gecelerde,

    Vaz geçmiş olaydı aramaktan, ne bulurdu?
    Elbet biri candan, biri cânandan olurdu.