• 09-01-2021, 10:53:49
    #1
    ‘’Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
    Üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
    Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
    Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

    İyi nişan alırdı kendini asan zenci,
    Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
    Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
    Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.’’

    Yazar: Ülkü Tamer, Güneş Topla Benim İçin
    Seslendirme: Haluk Bilginer

    https://youtu.be/eG24N-zIr-E
  • 09-01-2021, 10:57:00
    #2
    “Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey
    Dünyanın en güzel sesinden
    En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
    Fakat artık ümit yetmiyor bana,
    Ben artık şarkı dinlemek değil
    Şarkı söylemek istiyorum…”
    - Nazım HİKMET
  • 09-01-2021, 10:57:40
    #3
    Hocam bu şiirin bir yöresi var mı yoksa serbest mi
  • 09-01-2021, 11:03:41
    #4
    Cherkes adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam bu şiirin bir yöresi var mı yoksa serbest mi
    Ülkü tamer ikinci yenicilerdenr hocam bu şiirde Hece ölçüsü ile yazılmış bir. Yani serbest
  • 09-01-2021, 11:05:57
    #5
    - YAŞLANDIM -

    Eskisi kadar gülmüyorum artık
    Mesela eskisi kadar anlatamıyorum seni
    Ya da anımsayarak gelmeni beklemiyorum
    Yaşlandım galiba, artık kalbimin her yerinde hissetmiyorum seni.

    Nasılsın sorusuna cevap vermiyorum artık
    Çünkü, kimse ne hissettiğimi bilmeyecek biliyorum
    Hasta olduğumu biliyorum, soldurdum bir ömrü uğruna
    Ama yaşlandım galiba, artık sensiz yapamıyorum da diyemiyorum.

    Sebep sendin her şeyde, her yerdeydin
    Yarım bıraktığın hayallerime bir özür borçluyum
    Senin için ömrüme bir telafi borçluyum
    Artık yaşlandım, dualarıma da mazhar etmiyorum seni.

    Artık saçlarıma ak düştü, göz kapaklarım hafiften çöktü
    Unuttum sanki birçok yaşadığımız şeyleri
    Unuttuğum için biraz da kızdım belki kendime amma affeyle, senin esaretinden kayboldum
    Artık yaşlandım galiba eskisi kadar özlemiyorum seni.

    - Muammer Memiş -
  • 10-01-2021, 02:33:22
    #6
    ‘’Ey sâkin suları karıştıran el,
    Balıklara huzur vermiyen dalgıç,
    Ey zenginle fakir, çirkinle güzel
    Arasında keskin parlayan kılıç.

    Gündüz, ey sızlayan kalb, ağrıyan diş,
    Ey yaşamaktaki tükenmez tasa,
    Git sor niçin sana düşman kesilmiş,
    Geceden geceye uçan yarasa.’’

    Cahit Sıtkı Tarancı, Gündüz

    Edit: bu konunun altında sürekli şiir paylaşmayı düşünüyorum
  • 10-01-2021, 16:00:12
    #7
    azm-u hamam edelim, sürtüştürem ben sana,
    kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can.

    lal-u sşarap içirem ve ıslatıp geçirem,
    parmağina yüzüğü, hatem-i zer drahşan.

    eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır,
    lale ile sümbülü kakülüne nevcivan.

    diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,
    bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan.

    salınarak giderken arkandan ben sokayım,
    ard etegin beline, olmasın çamur aman.

    kulaklarından tutam, dibine kadar sokam,
    sahtiyenden çizmeyi, olasın yola revan.

    öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarda hiç,
    düşmanın bağrına, hançerimi nagehan.

    eğer arzu edersen, ben ağzına vereyim,
    yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.

    herkese vermektesin, bir de bana versene,
    avuç avuç altını, olsun kulun saduman.

    sen her zaman gelesin, ben vehbiye veresin,
    esselamun aleyküm ve aleykümesselam.


    sümbülüzade vehbi efendi
  • 11-01-2021, 02:03:45
    #8
    Hazer kıl, kırma kalbin kimsenin, cânını incitme!
    Esîr-i gurbet-i nâlân olan insânı, incitme!
    Tarîk-i aşkda bî-çâre-yi hicrânı, incitme!
    Sabır kıl her belâya, hâne-yi Rahmân’ı incitme!

    Felekde hâsılı insân isen, bir cânı incitme!
    Günâhkâr olma, "Fahr-i Âlem-i Zî-şân"ı incitme!

    Gönül âyinesin, silmek gerekdir kalb-i âgâhe.
    Muhabbet şemsi doğmuşken, ne lâzım mihr ile mâhe.
    Ne müşkil hâcetin varsa, hemân arzeyle Allah‘e.
    Der-i Mevlâ dururken, bakma Lutfî başka dergâhe.

    Felekde hâsılı insân isen, bir cânı incitme!
    Günâhkâr olma, "Fahr-i Âlem-i Zî-şân"ı incitme!


    https://youtu.be/orf-jOxwAWk
  • 11-01-2021, 12:07:36
    #9
    ‘‘ustam!
    aklım firarda.
    gözbebeklerimde müebbet hüzün,
    dilimde ay kesiği bir yara,
    düşüm kırık dökük,
    umudumun boynu bükük,
    bir öksüzün omuzlarında sukut.
    yüreğim sana emanet sıkı tut.
    tut ki; kancık pusulara düşmesin.
    bir hain kurşunu gelip deşmesin.

    ustam,
    ne zaman o senin bildiğin zaman,
    ne sevda gördüğün masallardaki.
    eskiden,
    halı tezgahında dokunurdu aşklar,
    nakış nakış, körpe kız ellerinde.
    mendillere yazılırdı isimler,
    yüreklere kazılırdı gizlice.
    sevdalılar asil ve de yürekli
    sevdalar, kavgalar iki kişilik.
    oysa şimdi;
    çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde.
    meşru sevdalardan,
    gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara,
    günahkar gecelerden.

    beni herkes sevdaya asi sanır,
    oysa aşk, beni nerde görse tanır,
    hasret tanır,
    zulüm tanır,
    ölüm tanır,
    yüzüm yüzümden utanır.

    yorgunum ustam;
    ne katıksız somun isterim senden,
    ne bir tas su,
    ne taş yastıkta bir gece uykusu.
    var gücünle asıl sükunetime,
    çığlığım kopsun,
    uzat ellerini güneşe dokun,
    uyandır uykusundan,
    tut yüreğimden ustam tut,
    tut beni, sür güne...’’


    Yazar:Serkan Uçar
    Seslendirme: Tuncel Kurtiz


    https://youtu.be/woCz9Q8nhk0