• 05-04-2010, 09:53:09
    #19
    Arkadaşlar kişi her ne kadar dengesiz olsada bırakın kendi dengesizliği ile kalsın. Yaradılanı Sevmek Gerekiyor Yaradan Rabb'imizden dolayı. Boşverin kendi çapında oynasın dursun. Taktığınıza değmez. Takıpta havalandırmayalım arkadaşı. Bizler önümüze bakalım. Şu bir gerçektir ki Ölmüş bir kişiye saygısı olmayanın zaten kendisine saygısı kalmamıştır. Bırakın Allah'a havale edin. Şüphesiz En büyük adalet Yüce Rabb'imizdir.
    Bir dengesiz yüzünden bu kadar kişi boş yere banlanmasın. Moderatör bir arkadaş gelip konuyu kilitleyene kadar kimse birşey yazmasın
  • 05-04-2010, 09:53:43
    #20
    Alpaslan Türkeş kadar Atatürk'ü savunabilseydiniz bizde bunu görseydik gerçekten sizin Türk milliyetçisi olduğunuza inansaydık belkide sorun kalırmıydı? Ama gel görki Atatürk eleştirilmeye müsait olsun Alpaslan Türkeş'e ise gıkımızı bile çıkarmayalım!
    Alın size Alpaslan Türkeş
    Alıntı
    soL MHP'nin kuruluşunda belirleyici rol oynayan Alparslan Türkeş'in yaşamı ve 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında MHP üyelerinin mahkemelerde yaptıkları itiraflar, partinin kuruluşunda NATO politikalarının belirleyici rol oynadığını gösterdi. ABD'nin katkılarıyla ve Avrupa'daki faşist partiler model alınarak kurulan partinin "kökü dışarıda."

    1944'te Turancılık davasından yargılanan ve kısa bir süre hapis cezası çeken Alparslan Türkeş, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından hızla değişen dengelerin sonucunda 1948 yılında askeri eğitim alması için ABD'ye gönderildi. Burada Piyade Okulu ve Amerikan Harp Akademi'sinde eğitim görerek iyi derecelerle mezun oldu. 1955'de kurmay binbaşı olan Alparslan Türkeş, 1956 yılında Washington'da bulunan NATO daimi grubunda Türkiye Genelkurmayı'nın Temsil Heyeti üyeliğine tayin edildi. Özel harp ve kontrgerilla alanlarında uzmanlaşan Türkeş, 27 Mayıs'a kadar Türkiye Genelkurmayı'nın NATO dairesini yönetti. Türkeş aynı süre içinde University of America'da Uluslararası İktisat eğitimi gördü. 1959 yılındaysa Almanya'da Atom ve Nükleer Okulu'na devam etti.

    27 Mayıs 1960 darbesini gerçekleştiren Milli Birlik Komitesi'nde yer alan Türkeş, yaşanan iç çekişmeler nedeniyle bir süre sonra arkadaşlarıyla birlikte komiteden çıkarıldı. Kısa süre hapsedildikten sonra, diplomatik görevle Hindistan'a tayin edildi. 1963'te Türkiye'ye dönen Türkeş, 31 Mart 1964'te Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne (CKMP) üye oldu ve Parti Genel Müfettişi görevini üstlendi. Türkeş bir yıl sonra CKMP'nin genel başkanlığını ele geçirdi ve 1969 yılında partinin adı, Türkeş'in teklifiyle Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirildi.

    Bu tarihten itibaren, Türkeş'in askeri kariyeri boyunca uzmanlaştığı soğuk savaş politikaları kapsamında bir faşist parti inşasına girişildi. Partinin ideolojik ve örgütsel yapısında, NATO’nun diğer ülkelerde uygulandığı gibi, Almanya ve İtalya'daki faşist partiler model alındı. MHP örgütündeki çoğu isim aynı zamanda devletin resmi kontrgerilla aygıtında da yer aldı ve doğrudan NATO'nun Türkiye uzantılarına bağlı olarak hareket etti. 12 Eylül 1980 darbesinde yargılanan MHP üyelerinin bazıları, faaliyetlerinde ve örgütlenmelerinde NATO'nun kontrgerilla talimnamesine göre hareket ettiklerini açıkladı.
    Alıntı
    Katliamda devlet kanıtı
    Bugünün "Ergenekon" eksenli aklama operasyonuna konu olan Maraş katliamında devletin izi aslında kanıtlarla ortadadır.

    Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in ölümünün ardından özel arşivinden çıkan 3 Ocak 1979 tarihli bir raporda, Maraş Katliamının MİT tarafından organize edildiğinin belirtildiği, katliamı örgütleyen dört MİT şefinin isimlerinin açıkça ifade edildiği, ancak bu isimlerin belgeyi açığa çıkaran gazeteciler Rıdvan Akar ve Can Dündar tarafından kamuoyundan gizlendiği biliniyor. Bu raporda, MHP'nin ve lideri Alparslan Türkeş'in katliamdaki sorumluluğu da açıkça belirtiliyordu. Katliamın ardından İçişleri Bakanlığı'nın gönderdiği özel araştırma ekibinin hazırladığı rapor ise kamuoyuna açıklanmadı.

    CIA ajanı Paul Henze'nin Maraş Katliamından bir hafta önce Maraş'ta görüşmeler yaptığı, katliamın bu görüşmelerde planlandığı da iddialar arasında yer alıyor. Katliamda kullanılan bazı silahların İskenderun'daki NATO cephaneliğinin envanterinde yer aldığı da iyi biliniyor.
    ...
  • 05-04-2010, 10:04:30
    #21
    Sen neyin davasını yapıyorsun?Atatürk'ü savunsaydınız diyorsun zaten Atamız'da Türk Milliyetçisiydi ve senin dün Başbuğumuzun konusunda gelip savunduğun vatan hainleri Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük düşmanlarıdır.

    M.Kemal Atatürk'ün de dediği gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük düşmanı kominizmdir.
  • 05-04-2010, 10:11:43
    #22
    qktq adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sen neyin davasını yapıyorsun?Atatürk'ü savunsaydınız diyorsun zaten Atamız'da Türk Milliyetçisiydi ve senin dün Başbuğumuzun konusunda gelip savunduğun vatan hainleri Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük düşmanlarıdır.

    M.Kemal Atatürk'ün de dediği gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük düşmanı kominizmdir.
    Bunu o vatan haini dediklerin yaptı

    Buda o hain dediğin gencecik bir insanın katıldığı veya tertiplediği Atatürk yürüşünün belgesi;


    Bu alttaki yazıda Atatürk'ten yani devir kötüyse Türk genci sonuna kadar savunmalı tabi hala bir söz bir kanıt bekliyorsan ben buralarda olacağım.
    Alıntı
    bursa söylevi

    "türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük kıpırtı ve davranış duydumu, 'bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır' demeyecektir. hemen araya girecektir. elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. polis gelecek, asıl suçluları bırakıp suçlu diye onu yakalayacaktır. genç, 'polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir' diye düşünecek, ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır. mahkeme onu yargılayacaktır. yine düşünecek, 'demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek!' onu hapse atacaklar. yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, ismet paşa'ya ve meclis'e telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. diyecek ki, 'ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. araya girişimde ve eylemimde haklıyım. eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek benim görevimdir!' işte benim anladığım türk genci ve türk gençliği!''

    6 şubat 1933 / bursa atatürk köşkü
  • 05-04-2010, 10:38:40
    #23
    İki yazıyla hemen oldu demi.

    Ve o yazıda Atamızın dediği devrimler senin savunduğun o adamların devrimleri değil Atamızın orada dediği devrimler İnkılaplardır.

    Bu video'da sizin katil dediğiniz Türkiye'ye gelmiş geçmiş en büyük insalardan birisi BAŞBUĞUMUZUN videosu herkes akıllı olacak.

    http://www.izlesene.com/video/haber-...z-ates/1817281
  • 05-04-2010, 10:41:04
    #24
    qktq adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İki yazıyla hemen oldu demi.

    Ve o yazıda Atamızın dediği devrimler senin savunduğun o adamların devrimleri değil Atamızın orada dediği devrimler İnkılaplardır.

    Bu video'da sizin katil dediğiniz Türkiye'ye gelmiş geçmiş en büyük insalardan birisi BAŞBUĞUMUZUN videosu herkes akıllı olacak.

    http://www.izlesene.com/video/haber-...z-ates/1817281
    2 yazıyla olmadıysa 2 yazı eklede senin bildiklerini bizde görelim Önce tartışmayı öğren ondan sonra buraya gel konuş
  • 05-04-2010, 10:46:32
    #25
    Üyeliği durduruldu
    Valla anlamadım gerçekten öldü mü?
  • 05-04-2010, 10:49:24
    #26
    demreli adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Valla anlamadım gerçekten öldü mü?
    Yok hocam dengesizce bir başlık işte...
  • 05-04-2010, 10:59:10
    #27
    Üyeliği durduruldu
    anladım.başlık hoş olmamış.