• 13-10-2026, 01:40:42
    #10
    Jonezz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam öncelikle bunları yazmakta utanılacak hiçbir şey yok. Bazen ne kadar çabalasak da işler yolunda gitmiyor. Bence şu an kendinize yüklenmek yerine biraz nefes alıp güvendiğiniz biriyle konuşmaya çalışın. Her şeyi tek başınıza çözmek zorunda değilsiniz.
    Sagolun hocam, güvendiklerim pek kalmadı etrafımda. Sevdiklerimizle tavsiye almamiz gereken kisiler bazen ayni olmayabiliyor. Verdikleri tavsiye genel-gecer dinlenmeden verilir genelde.

    remainless adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam selam. Seni tanımıyorum. Ama çok güzel şeyler yazmışsın. Benim diyeceğim şey enerjini doğru insanlara vermen olacak. İnsan zor zamanlarında anlıyor herşeyi. Ben de kendi çapında çok büyük şeyler atlatmış biriyim. Düşüncelerim şuna evrildi: Bir zorluk var. Ben bunu aşmalıyım. Aştığımdaki mükafatı alkış, maddiyat, tebrikler vs olmayacak. Tek mükafat, görünmeyen güç olacak. Yani karakterine sirayet edecek. Hatta zerk edecek. Toyluğun bir birim daha profesyonelliğe evrilecek.
    Bu dediğimi tamamen mesleki anlamda söylemiyorum. Zor anlarda panik yapmadan mantıklı düşünmek mesela... Şuan toplumdaki çoğu erkek bundan bihaber yaşar ve gider. Ölü gibi yaşamaktansa zorluklara göğüs gere gere yaşamak daha erdemlidir. Zor zamanlarımızda bize destek olanları asla unutmayız evet. Ama doğru "karaktere" doğru desteği vermeliyiz. Böylece yıpranmayız. Her zorluk, beraberinde yeni güç, yeni enerji ve yeni mindset getirir. Bunları da hak eden, yani etabı geçen alabilir. Bir anlamda yaradanın koyduğu fizik kuralları bile diyebiliriz buna. Çevrende seni yüreklendirecek ve enerjini yükseltecek insan yoksa... Acıma hiç. Direkt çevreni değiştir. Çünkü toplumumuz çok hımbıl bir hale geldi. Hayat cafede oturup, dedikodu yapmak veya aydan aya maaşlı yaşam değil. Her zaman bol fırsat var. Belki çok başarılı olmayacaksın. Ama başarılı olacaksın. Ezcümle: Gemileri uçurmayı düşünürsen, belki uçuramazsın. Ama karadan yürütürsün.
    Dusunceleriniz paylastiginiz icin sagolun hocam.
  • 13-10-2026, 01:57:30
    #11
    serterefendi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Selam olsun,

    Hayat sandığımız kadar kontrolümüzde ilerlemiyor.
    Akışına bırakmak yetmiyor yazdınız ama hayat bizden bağımsız akıp gider yani bu bir tercih değil.
    Siz ister mutlu olun, ister başarısız hissedin ya da ister hevesim bitti deyin, ister hevesim çok deyin fark etmeksizin sizden bağımsız bir hayat akışı var.
    Bazı şeyleri ki çoğu şeyi diye düzelteyim biz idare etmiyoruz.

    Biz kararlar verebiliriz, seçimler yapabiliriz, tercihler yapabiliriz hepsinin bir etkisi olur lakin hayatın akışında bizim tercihlerimizden bağımsız bir akış vardır.
    Bunları çok kafaya takmamak lazım.
    Yazdığım gibi bu durumun farkında olmanız, bunu dert etmeniz, bunun çözümü üzerine düşünmeniz bile bir insan olarak yapabileceğiniz en ileri noktalardır.

    Gerçek manada akışa bırakmak lazım.
    Akışa bırakmaktan kastım sabit durmak değil elbette.
    Akışa bıraktığınızda birçok şey gelip geçer yanınızdan o gelip geçenleri iyi gözlemleyip doğru yerlerde akıntıdan çıkmak lazım.
    İnanın her zaman birçok güvenli liman gelip geçer yanımızdan o akışa girdiğimizde çoğunu kaçırırız görmediğimizden.

    Ben bu yaşa kadar akışına bırakarak düştüğüm her durumda tekrar ayağa kalkacak limanları görebildim. Ben görebildiysem yani ayrıcalıklı bir insan olmadığım için bunu her insan yapabilir burada altın kural akışına bırakıp hayatın getirdikleri arasında tercihler yapmaktır yoksa akıntıya kapılıp şelaleden aşağıya düşene kadar hareketsiz kalmak değil.

    Ne dönemlerim oldu hiçbir ışık yok, kapı yok dediğim ama hepsinde ya bir ışık ya bir kapı oldu.
    Şunu kabul etmek lazım.
    Bazen bir şey yapmamızla değil hayatın akışının getirdikleriyle ilerlemek gerektiği.

    Yoksa siz istediğinizi yapın, sizin yaptıklarınızdan bambaşka bir dünya var.
    Birçok başınıza gelen ya da gelecek şey sizin yaptıklarınızdan bağımsız olarak geliyor.
    Bazen sizin yaptıklarınız bazense yapmadıklarınız sizi ayağa kaldırır.
    Sagolun hocam, yarin hayatim icin onemli bir karar vereceğim bir gun. Netleştirmek icin ihtiyacım olan bir cevapti.
  • 13-10-2026, 02:05:23
    #12
    bir hastalık nedeniyle ayağını senden kesip alabilirler, ama yürüme ve koşma isteğini senden alamazlar. insanlar sana ayağı olmayan bu adamın yürümek için verdiği mücadeleyi gösterip, senin hiçbir şey yapmadığını söyleyerek kendini daha da değersiz hissetmene neden olacaklar; çünkü görünürde iki ayağında sağlam, yürüme isteğinin ölmesinin ne demek olduğunu idrak etmedikleri için bahaneler ürettiğine inanacaklar. bahsettiğin "başarısızlık" kimin ölçütlerine göre başarısızlık? toplumun tek başarı ölçütü sadece sahip oldukların, düşündüklerin, çevren için üretmeye çalıştığın değer veya işini ne kadar özveri ile yaptığın önemli değil. tek ölçüt sahip oldukların. bir hırsız da zengin olabilir, bir inşaat işçisi de, aynı eforu göstermiş ve daha zor mücadelelerden geçmiş birinin elinde hiçbir şey de olmayabilir; başarısız mıdır o insan? toplumun değer ölçütleriyle kendini yargılama. sen son 1 yıldır bu halde olduğunu söylüyorsun, ben son 5 yıldır böyle yaşıyorum. mücadele isteğini bir kere kaybettiğinde, her gün biraz daha kötüye gidiyor. geçen forum hesabımı silmek istedim, hakaret yok, kural ihlali yok, sırf rahatsız olduğum ve son derece absürt ve alakasız bir alıntı yaptığı için biri. sana akıl veya tavsiye verecek bir pozisyonda değilim ama gelecekte benim gibi tahammülsüz ve her şeyden rahatsız olan biri olmanı istemem. çünkü mücadeleyi bir kez bıraktığında, kimse elini uzatıp çıkartmayacak seni oradan. belki sen aynı durumdaki bir başkasına bunu yapabilirdin, ama diğerleri sen değil. hayatımda konuşacak kimse kalmadı demişsin, emin ol konuştuklarını anlamayan insanlarla çevrili olmaktan daha iyi; kendi kendine konuş, kendine yaz, bir parça rahatlatır insanı çözüm olmasada. hedefler koy kendine, bu halden çıkmanı ne sağlayacaksa, hedefin önünde engeller varsa ve aşamayacağını düşünüyorsan, yolunu uzatıp etrafından dolaş. ben paraya değer vermiyorum, ama değer vermiyor olmam ihtiyacım olmadığı anlamına gelmiyor. kendi kriterlerimle hala iş yapmak için mücadele ediyorum, şuan biri mesaj atıp bütçem şu kadar böyle bir işi yapar mısın dese freelance hizmet vermiyorum derim; ayağıma gelen fırsatı da tekmelerim. çünkü arkasından nasıl bir insan çıkacağı belli değil. ama benim gibi de olma, zaten motivasyonum yok diyip, her olayı negatif sonuçlanacak bir durum gibi ele alma, belki zararı değil faydası olacak ama tamamen kendimi korumaya aldığım için gelen fırsatı da tekmeliyorum. mücadele isteğini kaybettiğinde bir süre sonra böyle evrimleşiyor işte, mücadele etmeden sonuca ulaşacağın fırsatları bile geri çeviriyorsun; çünkü o süreçten tamamen kopmuşsun. mümkünse özel veya üniversite hastanesinden psikiyatriye gitmeni tavsiye ederim, devlete gitme süreleri çok kısıtlı. psikoloğa da gitme, psikolog düşük öz farkındalığa sahip insanların sorunlarını anlamasına ve rahatlamasına yardımcı oluyor, sorunu anlamak çözümü getirmiyor. işini kaybet, paranı kaybet, sağlığını kaybet ama kendine olan inancını ve akıl sağlığını kaybetme; bunu kaybedersen artık bir kazanım yok, olanlar ve olabilecek tüm kazanımlar çoktan kaybedildi.
  • 13-10-2026, 02:31:33
    #13
    _4uwp adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    bir hastalık nedeniyle ayağını senden kesip alabilirler, ama yürüme ve koşma isteğini senden alamazlar. insanlar sana ayağı olmayan bu adamın yürümek için verdiği mücadeleyi gösterip, senin hiçbir şey yapmadığını söyleyerek kendini daha da değersiz hissetmene neden olacaklar; çünkü görünürde iki ayağında sağlam, yürüme isteğinin ölmesinin ne demek olduğunu idrak etmedikleri için bahaneler ürettiğine inanacaklar. bahsettiğin "başarısızlık" kimin ölçütlerine göre başarısızlık? toplumun tek başarı ölçütü sadece sahip oldukların, düşündüklerin, çevren için üretmeye çalıştığın değer veya işini ne kadar özveri ile yaptığın önemli değil. tek ölçüt sahip oldukların. bir hırsız da zengin olabilir, bir inşaat işçisi de, aynı eforu göstermiş ve daha zor mücadelelerden geçmiş birinin elinde hiçbir şey de olmayabilir; başarısız mıdır o insan? toplumun değer ölçütleriyle kendini yargılama. sen son 1 yıldır bu halde olduğunu söylüyorsun, ben son 5 yıldır böyle yaşıyorum. mücadele isteğini bir kere kaybettiğinde, her gün biraz daha kötüye gidiyor. geçen forum hesabımı silmek istedim, hakaret yok, kural ihlali yok, sırf rahatsız olduğum ve son derece absürt ve alakasız bir alıntı yaptığı için biri. sana akıl veya tavsiye verecek bir pozisyonda değilim ama gelecekte benim gibi tahammülsüz ve her şeyden rahatsız olan biri olmanı istemem. çünkü mücadeleyi bir kez bıraktığında, kimse elini uzatıp çıkartmayacak seni oradan. belki sen aynı durumdaki bir başkasına bunu yapabilirdin, ama diğerleri sen değil. hayatımda konuşacak kimse kalmadı demişsin, emin ol konuştuklarını anlamayan insanlarla çevrili olmaktan daha iyi; kendi kendine konuş, kendine yaz, bir parça rahatlatır insanı çözüm olmasada. hedefler koy kendine, bu halden çıkmanı ne sağlayacaksa, hedefin önünde engeller varsa ve aşamayacağını düşünüyorsan, yolunu uzatıp etrafından dolaş. ben paraya değer vermiyorum, ama değer vermiyor olmam ihtiyacım olmadığı anlamına gelmiyor. kendi kriterlerimle hala iş yapmak için mücadele ediyorum, şuan biri mesaj atıp bütçem şu kadar böyle bir işi yapar mısın dese freelance hizmet vermiyorum derim; ayağıma gelen fırsatı da tekmelerim. çünkü arkasından nasıl bir insan çıkacağı belli değil. ama benim gibi de olma, zaten motivasyonum yok diyip, her olayı negatif sonuçlanacak bir durum gibi ele alma, belki zararı değil faydası olacak ama tamamen kendimi korumaya aldığım için gelen fırsatı da tekmeliyorum. mücadele isteğini kaybettiğinde bir süre sonra böyle evrimleşiyor işte, mücadele etmeden sonuca ulaşacağın fırsatları bile geri çeviriyorsun; çünkü o süreçten tamamen kopmuşsun. mümkünse özel veya üniversite hastanesinden psikiyatriye gitmeni tavsiye ederim, devlete gitme süreleri çok kısıtlı. psikoloğa da gitme, psikolog düşük öz farkındalığa sahip insanların sorunlarını anlamasına ve rahatlamasına yardımcı oluyor, sorunu anlamak çözümü getirmiyor. işini kaybet, paranı kaybet, sağlığını kaybet ama kendine olan inancını ve akıl sağlığını kaybetme; bunu kaybedersen artık bir kazanım yok, olanlar ve olabilecek tüm kazanımlar çoktan kaybedildi.
    Siz de düşünceleriniz icin sağolun hocam. Yaptıgım herhangi bir isi zaten dis motivasyonla yapmıyorum. 32 yasindayim. Belli bir yastan sonra bazi gelişen olaylar sonucunda, ic motivasyonda bir atalet hali oluşuyor. Inancta disiplinle ufak ufak gelişen bir süreç. Atalet hali de bir sure sonra disiplini beraberinde götürüyor. O da inancı. Domino taşı gibi dusunun. Duzeni kurması zor fakat bir kere yikildiginda tekrar insa edilmesi eskisinden de uzun suren bir süreç. Bir de psikolog konusu haric dediğiniz bir cok konuda haklisiniz. Çözümü bulabilmek icin de sorunu iyi tanimlayabilmek gerekiyor. Siz de yazılımla ilgileniyorsunuz, saniyorum. Bir projede problem ne kadar odaklı ise çözümü de o kadar kolay oluyor. Bazen ekipten birinin(insanoglunun) soruna daha odaklı yaklaşması gerekebiliyor.