• 04-05-2026, 00:16:38
    #1
    Selam olsun,

    Kaliteli hayatın ne olduğunu yani en azından benim neyi kastettiğimi öncelikle yazmak isterim ki mevzu daha net anlaşılsın.
    Para kazabilirsiniz, alkışlayanız çok olabilir, takdir edilebilirsiniz ama bunlar kaliteli bir hayat yaşamanızda size yardımcı olmayacaktır.
    Ben bir fanus içinde kapalı devre hayattan bahsetmeyeceğim yani niteliksiz olan şeylerden bahsetmeyeceğim.
    Parayı bugün kazanabilir yarın kaybedebilirsiniz eğer ki hayat kalitenizi paraya endekslerseniz paranız olduğunda kaliteli olmadığında kalitesiz yaşarsınız.

    Kalite bir hayat yaşamak için ister patron olun ister çalışan ya da öğrenci şu bu artık neyse yapmanız gereken şey etrafınızda "kaliteli" insanlar biriktirmektir.
    İnanın ki dünyada en büyük kazanım etrafımızdaki insanlardır.
    Bizi pohpohlayanlar, sen ne iyi bir insansın, ne özelsin, ne güzelsin, ne başarılısın, ne şu bu diyenler değil de güzel yapıyorsun ama şu konuda hatalısın diyebilecek kadar kendi görüşünü ifade etmekten çekinmeyecek insan sayısı etrafımızda ne kadar fazlaysa o kadar kaliteli bir hayat yaşarız.

    Biliyorum elbette hatalarımızı, mutlak doğru kabul ettiklerimizi eleştiren ya da direkt bizi eleştiren insanlardan haz etmeme üzerine yetişiyoruz ama her ne olursa olsun kendi düşüncelerini ifade etmekten çekinmeyen yani kendi içinde mantıklı ve dürüst olan insanların kıymeti sanıldığından çok daha kıymetlidir.

    Bazen belirli bir takdir, teveccüh ve saygı gördüğümüzde "oldum ben" diyerek başarılarımız üzerinden bize yağdanlık olan insanları etrafımızda toplama eğilimindeyiz.
    Elbette bu insana iyi geliyor ilk başlarda ama bu insanlar bizi ileriye değil geriye götürmekte en iyi ihtimalle aynı yerde tutmaktadır.
    Dürüst ve lafını esirgemeyen insanlar ise sizin tarafınızdan tenkit edileceğini, uzaklaştırılacağını bilse bile eğilip bükülmeden size doğruları söyleyebilen kıymetli insanlardır.

    Düşünün ki ileride bir sorunla karşılaştığınızda ya da gerçek manada bir fikir istediğinizde etrafınızda nitelikli ve özgün çözüm sunabilecek değil sadece yağdanlık dediğimiz insan modelleri olmasını istiyor musunuz gerçekten?

    Kaliteli bir hayat için önce kaliteli bir çevremiz olması lazım zira herkesin bildiği üzere insan etrafında biriktirdiği insanlar menzilesinde bir hayat yaşar.
    Dürüst, eğilip bükülmeyen ve sizi eleştiren insanları ya da size ters gelen insanları değil sizi alkışlamaktan başka bir şeyleri olmayan ve sizi sorgulamayan yağdanlıklardan arının derim.

    Böyle yazarken genelde ahkam kestiğim, bilmişlik yaptığım düşünülebilir yani tarzım buna müsait ama haşa sadece bugüne kadar edindiğim tecrübelerden aklıma gelenleri yazıyorum. Yaptığım yanlışlar, gördüğüm doğrular, şahit olduğum pişmanlıklar ya da keşke cehenneminde boğuşan insanlardan bende kalanlar ne ise elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum.

    Bir aydınlanma, bir akım başlatma ya da bir saygınlık peşinde değilim ama bir niyetim var elbette.
    En azından bir bakış açısı olsun.
    En kıymetli şey olan hayatımız üzerine birde bu şekilde düşünün isterim.
    İçinize sinen varsa, aklınıza yatan varsa alın eğer yoksa tezgahta kalsın akşam saati emekli vatandaşlarımıza çürük olmayanları ücretsiz dağıtırım.

    Sevgiler.
  • 04-05-2026, 00:23:35
    #2
    aynen hocam
  • 04-05-2026, 00:26:08
    #3
    serterefendi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Selam olsun,

    Kaliteli hayatın ne olduğunu yani en azından benim neyi kastettiğimi öncelikle yazmak isterim ki mevzu daha net anlaşılsın.
    Para kazabilirsiniz, alkışlayanız çok olabilir, takdir edilebilirsiniz ama bunlar kaliteli bir hayat yaşamanızda size yardımcı olmayacaktır.
    Ben bir fanus içinde kapalı devre hayattan bahsetmeyeceğim yani niteliksiz olan şeylerden bahsetmeyeceğim.
    Parayı bugün kazanabilir yarın kaybedebilirsiniz eğer ki hayat kalitenizi paraya endekslerseniz paranız olduğunda kaliteli olmadığında kalitesiz yaşarsınız.

    Kalite bir hayat yaşamak için ister patron olun ister çalışan ya da öğrenci şu bu artık neyse yapmanız gereken şey etrafınızda "kaliteli" insanlar biriktirmektir.
    İnanın ki dünyada en büyük kazanım etrafımızdaki insanlardır.
    Bizi pohpohlayanlar, sen ne iyi bir insansın, ne özelsin, ne güzelsin, ne başarılısın, ne şu bu diyenler değil de güzel yapıyorsun ama şu konuda hatalısın diyebilecek kadar kendi görüşünü ifade etmekten çekinmeyecek insan sayısı etrafımızda ne kadar fazlaysa o kadar kaliteli bir hayat yaşarız.

    Biliyorum elbette hatalarımızı, mutlak doğru kabul ettiklerimizi eleştiren ya da direkt bizi eleştiren insanlardan haz etmeme üzerine yetişiyoruz ama her ne olursa olsun kendi düşüncelerini ifade etmekten çekinmeyen yani kendi içinde mantıklı ve dürüst olan insanların kıymeti sanıldığından çok daha kıymetlidir.

    Bazen belirli bir takdir, teveccüh ve saygı gördüğümüzde "oldum ben" diyerek başarılarımız üzerinden bize yağdanlık olan insanları etrafımızda toplama eğilimindeyiz.
    Elbette bu insana iyi geliyor ilk başlarda ama bu insanlar bizi ileriye değil geriye götürmekte en iyi ihtimalle aynı yerde tutmaktadır.
    Dürüst ve lafını esirgemeyen insanlar ise sizin tarafınızdan tenkit edileceğini, uzaklaştırılacağını bilse bile eğilip bükülmeden size doğruları söyleyebilen kıymetli insanlardır.

    Düşünün ki ileride bir sorunla karşılaştığınızda ya da gerçek manada bir fikir istediğinizde etrafınızda nitelikli ve özgün çözüm sunabilecek değil sadece yağdanlık dediğimiz insan modelleri olmasını istiyor musunuz gerçekten?

    Kaliteli bir hayat için önce kaliteli bir çevremiz olması lazım zira herkesin bildiği üzere insan etrafında biriktirdiği insanlar menzilesinde bir hayat yaşar.
    Dürüst, eğilip bükülmeyen ve sizi eleştiren insanları ya da size ters gelen insanları değil sizi alkışlamaktan başka bir şeyleri olmayan ve sizi sorgulamayan yağdanlıklardan arının derim.

    Böyle yazarken genelde ahkam kestiğim, bilmişlik yaptığım düşünülebilir yani tarzım buna müsait ama haşa sadece bugüne kadar edindiğim tecrübelerden aklıma gelenleri yazıyorum. Yaptığım yanlışlar, gördüğüm doğrular, şahit olduğum pişmanlıklar ya da keşke cehenneminde boğuşan insanlardan bende kalanlar ne ise elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum.

    Bir aydınlanma, bir akım başlatma ya da bir saygınlık peşinde değilim ama bir niyetim var elbette.
    En azından bir bakış açısı olsun.
    En kıymetli şey olan hayatımız üzerine birde bu şekilde düşünün isterim.
    İçinize sinen varsa, aklınıza yatan varsa alın eğer yoksa tezgahta kalsın akşam saati emekli vatandaşlarımıza çürük olmayanları ücretsiz dağıtırım.

    Sevgiler.
    tecrübe aktarımınız için teşekkürler
  • 04-05-2026, 01:13:17
    #4


    kaliteli bir hayat için önce buraya sahip çıkmak lazım.
  • 04-05-2026, 01:22:41
    #5
    Selamlar,

    Aslında insan biriktirmek lazım, ama dediğiniz gibi kaliteli insan biriktirmek lazım. Ama kalitesizi de çöpe atmamak lazım. 10 tane peynir ekmekle de doyarsın, 1 tane en sevdiğin yemeğin en kalitelisinden de. İçi boş az peynirli ekmek karnını geçiştir, mutsuz mecbur doyurur. Ama o yediğin bir yemek seni geceye kadar huzurlu uyutur.

    Aslında peynir ekmeği de kapı dışarı etmemek lazım, onun da yeri geldiğinde canının çektiği, çok da güzel doğurduğu oluyor. Güzel yemekler yemeğe başladık diye ekmeği de peyniri de silelim mi hayatımızdan?

    Evet, kendini peynir ekmeğe layık görme, ama güzel yemekler yiyorsun diye de bir gün illa ki yolunun düşeceği peyniri ekmeği de elinin tersiyle itme.

    Bir gün güzel bir yemek yerken masana mis kokulu bir ekmek gelir, nerde bunun peyniri dersin. O peynire işin o düşer işte. Elinin tersiyle ittiysen tüh dersin peynir olsa çözerdik.

    Peki ya bu peynir ekmeği menfaat ve çıkarları için kullanan, olur da bir gün canı çekerse diye elinde tutan bencil bir insan yapmaz mı? Hayır demek istediğim bu değil.

    Yemek yerken dengeyi iyi kurmak lazım, denge her şeydir. Aslında güzel yemek yerken de koruman gereken bir denge ve bir mesafe var. Gerekli dengeyi gerekli şekilde gerekli şartlarda gerektiği kadar kurarsan işte o zaman menfaat yada çıkar değil, gerçek birikimi yapmış olursun. Birikimin iyisi kötüsü olmaz, ucuz peynir de yeri gelir yersin, yeri gelir pahalı peynir de yeri gelir çok daha pahalı çok farklı çok güzel bir yemek de yersin.

    Tedavülden kalkan 1 kuruş da çekmecende birikir, gram gram külçe altında. Külçe altın çok daha kaliteli, çok daha değerli, çok daha kullanışlıdır, ama yeri bir gelir, o 1 kuruşun müşterisi senden altın karşılığı satın alır. O 1 kuruşa gözün gibi bakmazsın, birikmiştir ama sadece çekmeceyi açtığında görürsün, gidip çöpe de atmamışsındır. 1 kuruş diye öyle kullanmadan bir köşede durmuştur ama, onu çekmeceyi açtığında selamlamaya devam etmişsindir de. Bir gün altınlarını harcayarak otururken biri gelir, o an bir on dakikalığına o 1 kuruşlar için sana altın teklif eder, belli mi olur? Dediğim gibi birikimin iyisi kötüsü olmaz. Kötüsü çöpe atılmaz, ama çekmecede denk gelince bir selamlanır, altın kullansan bile yine de kuruştaki de, gümüşteki de, altındaki de dengeyi iyi korumuşsundur.

    Umarım sosyal hayat konusundaki tecrübelerimi doğru aktarabilmişimdir

    Kaliteli yaşamaya gelecek olursak. Ağlamak, sinirlenmek, stres olmak yerine gülmeyi bilmek gerekiyor zannımca.

    Altında kaldığın, elinden hiç bir şey gelmeyeceğini bildiğin haksızlık için sinirden stresten dört dönmek yerine vay anasını diyip olayın trajikomikliğine gülüp geçtiğin zaman aldığın nefesin kalitesi artıyor.

    Elalem ne der diye yaşamak yerine elaleme gülüp kendini mutlu ettiğinde, olmaman gereken ortamlardan çıkıp olman gerektiğin yere oturduğunda kaliten değişiyor.

    Oturacak arkadaş bulmadığında kendine yetip kafeye tek başına kahve içmeye gittiğinde bir şeyler değişiyor. Daraldığında uzanıp telefona bakmak yerine üşengeçliği bırakıp bir tarafını kaldırmaya tenezzül ettiğinde, dışarı çıkıp 10 dakika yürümeye alıştığında değişiyor.

    Hayırsız akrabalarla sadece selam sabah ilişkisi kurup, gerektiği yerlerde irtibata geçmek, arkandan konuştuklarını duyacağın bir ortamda bunları istemediğini belirtmek değiştiriyor insanı.

    Keyfin kaçtığında, huzursuz hissettiğinde hemen gidip kötü bir alışkanlığına sarılmak yerine balkonda bir bardak su içip içine nefes çektiğinde değişiyor.

    Değiştirme imkanın olmadığı işe her sabah söve söve gitmek yerine, işin içindeki mutluluğu arayınca, bir yandan da boş zamanlarında farklı ufak girişim tecrübeleri edinmek için adım atınca değişiyor.

    Her ay tütün çubuğu almak için ayırdığın bütçe ile spora veya farklı bir sosyal aktiviteye dahil olunca değişiyor.

    Kendini değiştirerek değişiyor, kalite böyle artıyor bence.

    Tekrardan çok selam olsun serter hocam, benim hayat tecrübelerim de böyle
  • 04-05-2026, 01:24:19
    #6
    arenpi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle


    kaliteli bir hayat için önce buraya sahip çıkmak lazım.
    En yakın tepede güzel taş-mermer çıkar

    Konuya gelirsek çok haklısınız hocam.