• 28-04-2026, 04:33:56
    #1
    Selamlar,

    Haklı/haksız meselesi hayatın her alanında karşımıza çıkan bir durumdur, her olayın ortaya çıkışı birbirinden farklıdır, sebepleri de çözümü de birbirinden farklıdır ama bu meselenin var olmasını ve günümüze kadar gelmesini sağlayan tek sebep vardır o da "güç" dengesidir.

    Haklı ile haksız olmak aslında bir güç dengesinin yarattığı durumun kaçınılmaz sonucudur.

    "Haklı insan" genellikle güçsüzdür, ezilendir ve hakkına girilen insandır, bu onu haklı yapar ama güçlü yapmaz zaten güçlü olsaydı hakkını alacaktı ve "haklı" statüsünden kurtulacaktı

    "Haksız insan" da genellikle güçlü, ezen konumda olan insandır, başkalarının hakkına girecek kadar güçlüdür ve güçlü olduğu müddetçe bunu devam ettirecektir.

    "Haklıyken haksız konuma düşmek" deyimi de aslında buradan gelir, ezilirken ve güçsüzken, ezen ve güçlü konumuna çıkmaktır. Bu da toplum karşısında iyi karşılanmaz çünkü güçsüz ve ezilen konumdan bir anda güçlü ve ezen konuma yükselmek normal bir durum değildir.
  • 28-04-2026, 06:32:07
    #2
    Güç meselesi doğru ama bence haklılık sadece güç dengesiyle açıklanamaz.Çünkü güçlü olup haklı olan da var,güçsüz olup haksız olan da.Aslında mesele,gücün haklılığı bastırabildiği durumlar,bu da sistemin ve insanların nasıl davrandığıyla ilgili.
  • 28-04-2026, 09:06:38
    #3
    bir nefs mertebesi var ki her zaman haklıdır, her şeyi en iyi kendi bilir ve hiç bir şeyi kabul etmez ne yazık ki
    kendini geliştirmiş olanlar da buna dahil olabilir ne kadar kitap yutmuş olursa olsun.

    mesele bilmediğini bilmek ve olaylarda benliğini öne sürmemeye çalışmak
    • Aras21
    • serterefendi
    Aras21 ve serterefendi bunu beğendi.
    2 kişi bunu beğendi.
  • 29-04-2026, 01:00:06
    #4
    Selam olsun,

    Güzel konu.
    Haklı ve haksız her zaman çatışır ve yazdığınız gibi halkı olan değil güçlü olan kazanır.
    Tıpkı doğruları söyleyen siyasetçilerin genelde kazanamadığı, daha iyi yalan söyleyenlerin öne çıktığı gibi.

    İyi, Doğru, Güzel, Haklı bunlar genelde insanların umurunda değil.
    Ben uzun yıllardır kimseye haklılığımı kanıtlamaya çalışmıyorum ya da haklılığımı kabul ettirmeye çalışmıyorum.
    Siz muhakkak daha iyisini bilirsiniz diyerek yürüyüşüme devam ediyorum.

    Yılda en az 30 kitap okumayan, özgün görüşleri haliyle düşünceleri olmayan ve hayatı önüne düşen bilgilerden ibaret olan insanlara haklı olduğumu anlatmak zül geliyor.
    Haklı olanlar güçsüz diyemem ama güçsüzlerde vardır illa ki.
    Benim gibi çok kişi tanıyorum "haklı olma mutlu ol" desturuyla yaşayan.

    Haklı/Haksız ayrımını yapabilecek entelektüel birikime sahip olmayan insanlarla hak savaşına girilmesini tavsiye etmiyorum.
    Biraz daha açayım; Bir konuda x kişisini haklı görmek ile x kişisi tasdik etmiş olmadığının ayrımını yapabilecek insanlarla bu haklı/haksız mücadelesi yapılabilir.
    Ben x kişisi haklı dediğimde x kişisini makul ya da takdir etmiyor sadece somut bir olay hakkında tespit yapıyorumdur.
    Bunların ayrımını bilmeyen insanlar ha beni haklı görmüş ha kendilerini haklı görmüş...
    Çokta şey etmemek lazım.