• 05-04-2026, 01:40:18
    #1
    Selam olsun,

    Okunmayan konuların piri olaraktan yine sevdiğim tarzda bir konu açacağım.
    Bilenler bilir yazarken "ders" vermek gibi değil aksine kendimle konuşarak sorgulayarak yazmaktayım yani aslında düşünmek ve irdelemek için yazıyorum.
    Dilerseniz sizde okuyabilirsiniz elbette yoksa word dosyam açık ona yazmak istemedim.

    Şimdiden sonra yazacaklarım temennilerim ve onayladığım şeyler değildir sadece tespit olarak yazıyorum o yüzden vay efendimler olmazsa sevinirim.
    Dünyada iki tür sınıf vardır biri zengin, biri fakir.
    Zengin tek başına zengindir.
    Fakirler ise aç, yoksul, orta halli, yüksek gelirli, durumu çok iyi vs. diye dallanmıştır.

    Normal şartlarda Dünyada %5 olan zenginlerin karşısında fakir ve türevleri olan %95 üflese bu zenginliği alıp bölüşebilir.
    Şimdi bunu engellemek için bir sistem kurulmuş zaten yıllar önce ama bu aralar yeni revizeler geldiğini düşünüyorum.
    Klasik sistemde zenginlerin haklarını ve zenginleri koruyanları fakirlerin desteklemesi, savunması ve koruması üzerineydi.
    Bu bazen din üzerinden bazen vatan millet sakarya edebiyatlarıyla bazense korku ve sindirmeyle sağlanmıştır dünyanın her yerinde.
    Yani atıyorum asgari ücretle yaşayan biri devletten fahiş fiyatlara alınan ihaleleri savunmalı.
    Bunda bir sorun yok tıkır tıkır işliyor.

    Fakirler, zenginlerin haklarını ve zenginlerin haklarını gözetenleri evladı gibi sahiplenip koruyor.
    Sistem aslında kusursuza yakın işliyor ama son zamanlarda bazı durumlarda birileri kafayı kaldırıp "bir dakika ya, ben sefalet içindeyken..." diye düşünmeye başladığında sistem hemen revize ediliyor.
    Trump, İran savaşında AB den istediği desteği alamadığında yeni bir sürecin başlayacağını anladım.

    Malum tüm dünyada radikal ya da aşırı sağcı partiler iktidar olmaya başladı.
    Bazıları dünyada bu süreçleri "tesadüfi" olarak görenler olabilir ancak tesadüf olmayacak şekilde tutarlıdır.
    Toplumlar uyanışa giden bir yola girdiğinde eğitim sistemlerini, gündemlerini değiştirip bu sorgulamaları yapmayacak nesil yetiştirmeye hız verilir.

    Mesela ülkemiz özelinden bir örnek vereyim siz her ülkeye göre düşünebilirsiniz.
    Aylık en az 250.000 TL en fazla 450.000 TL maaş alan milletvekillerini ve her seçim döneminde milyarlarca TL devletten para alan siyasi partileri kusura bakmayın ama faturamı nasıl ödeyeceğim ya da adını bile bilmediği peynir markasını fiyatından dolayı almak zorunda olan insanlar ölümüne savunuyor. Elektriğe zam geliyor o zamdan etkilenmeyecekler değil en çok etkilenecekler bu zamları yapanları savunuyor. Bugün iktidarda AKP var ona gol atıyorum gibi gözükebilir ama CHP iktidar olsa aynı şey olacak. Bahsettiğim şey siyasi ya da bir parti, lider meselesi değil.

    Böyle yazınca devlette her şey ekonomi değildir diyorlar ama her şey ekonomidir yoksa Göktürk yıkıldı ama Türklük bitmedi, Peygamberimiz öldü ama İslam bitmedi, Fatih Sultan Mehmet öldü ama İstanbul gitmedi, Atatürk öldü ama Türkiye bitmedi. Ne ezanlar dindi ne bayraklar indi. Bugün yaşayan x partinin lideri öldüğünde de bayraklar inmeyecek ve ezan dinmeyecek. Devletleri liderlerin kayıpları değil ekonomisi ve toplum seviyesi ayakta tutar. İnsanlar gelir, yaşar ve ölür.

    Hülasa, Dünyada Sizi sömürenleri koruyan sizsiniz. Bu sistem öyle tıkır tıkır işler ki öyle şeytan işidir ki Müslüman bir toplumdaysa cuma namazında en ön safta yer edinirler, Hristiyan bir toplumsa kilisede papazın hemen yanına geçerler...
    Celladına aşık olan toplumların ıstırapları bu yaşadıkları aşka dahildir.

    Biraz bölük pörçük yazdım araları zaten siz doldurursunuz diye yani beyaz yazınca beyazı tarif etmek okuyana saygısızlık olur diye düşünerekten.

    Yine ülkemizden örnek verirsek...
    Tüm siyasi partilerde en büyük üye kitlesi işçi, memur dar gelirli insanlardır.
    Villasında, havuzunda yaşayan insanları savunurken açlığını unutuyor insan yok şu parti çok iyi yok şu parti çok iyi.
    Sen nasılsın, sen?
    Sen bile kendini sormazken o savundukların sana hiç sorar mı?

    Sistem şeytan işi diyorum ya onun esprisi şu; Herkes bu yazdıklarımı bildiği halde celladına mecnun olarak yaşamaya devam ediyor.

    Sevgiler.
  • 05-04-2026, 01:42:24
    #2
    Ai özeti :
    Kısaca özetleyeyim:

    **Ana tez* Dünya zenginler (%5) ve fakirler (%95) olarak ikiye bölünmüş. Fakirlerin teorik olarak gücü var ama kullanmıyor — aksine sistemi koruyor.

    **Nasıl işliyor* Zenginleri koruyan sistem; din, milliyetçilik, korku gibi araçlarla fakirlerin kendi sömürücülerini sahiplenmesini sağlıyor. Asgari ücretle geçinen biri fahiş ihaleleri savunuyor, elektrik zamından en çok etkilenen o zammı yapanı koruyor.

    **Önemli nokta* Bunun AKP/CHP gibi parti meselesi olmadığını vurguluyor. Sistem liderlerden, partilerden bağımsız işliyor. Devleti ayakta tutan liderler değil ekonomi ve toplum seviyesi.

    **Sonuç* "Celladına aşık toplum" metaforu — herkes bu oyunu bildiği halde oynamaya devam ediyor. Asıl ironi de bu: bilinçsizlik değil, bilinerek devam eden teslimiyet.

    Yazım tarzı da ilginç — tez sunmaktan çok kendisiyle düşünerek yazıyor, okuyucuya boşlukları bırakıyor.
  • 05-04-2026, 01:44:53
    #3
    özetin özeti:
    Toplum, gücü elinde olmasına rağmen korku, aidiyet ve alışkanlıklar nedeniyle kendi aleyhine işleyen sistemi bilinçli ya da bilinçsiz şekilde sürdürmeye devam eder.
  • 05-04-2026, 01:46:04
    #4
    Ben tamamını okumaktan yanayım
    Eline sağlık abi.
  • 05-04-2026, 01:47:15
    #5
    @grok bu arkadaş çok uzun yazmış özetle.
  • 05-04-2026, 01:47:41
    #6
    Kişisel Rütbe
    remzikapan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ai özeti :
    Kısaca özetleyeyim:

    **Ana tez* Dünya zenginler (%5) ve fakirler (%95) olarak ikiye bölünmüş. Fakirlerin teorik olarak gücü var ama kullanmıyor — aksine sistemi koruyor.

    **Nasıl işliyor* Zenginleri koruyan sistem; din, milliyetçilik, korku gibi araçlarla fakirlerin kendi sömürücülerini sahiplenmesini sağlıyor. Asgari ücretle geçinen biri fahiş ihaleleri savunuyor, elektrik zamından en çok etkilenen o zammı yapanı koruyor.

    **Önemli nokta* Bunun AKP/CHP gibi parti meselesi olmadığını vurguluyor. Sistem liderlerden, partilerden bağımsız işliyor. Devleti ayakta tutan liderler değil ekonomi ve toplum seviyesi.

    **Sonuç* "Celladına aşık toplum" metaforu — herkes bu oyunu bildiği halde oynamaya devam ediyor. Asıl ironi de bu: bilinçsizlik değil, bilinerek devam eden teslimiyet.

    Yazım tarzı da ilginç — tez sunmaktan çok kendisiyle düşünerek yazıyor, okuyucuya boşlukları bırakıyor.
    Bu daha uzun emin misin özete
  • 05-04-2026, 01:50:26
    #7
    Kişisel Rütbe
    Yazıyı okudm çok güzel yazmışsın hocam

    bir kitap okumuştum herşey birbirinile bağlantılı diye güümize kadar zenginler kendi aralarınd sırlarla günümüze kadar arkaplanda devletleri yönete yönete geliyor. Ve bu sır sadece kendilerine ait şimdi mantıksız diceksiniz ama htlerin en büyük destekçisi yahudilerdi
    Amerikayı değiştiren zenginlerdi
    Las vegasşa ilgili elon musk eğer yatırm yapmayacak olsaydık fare şehriydi diye podcasti var.

    yani siz başkanı lideri herşeyi görüyorsunuz ama arkayı göremiyorsunuz
  • 05-04-2026, 02:03:09
    #8
    Çok güzel bir konu daha

    Bu konuyu destekleyecek yüzlerce somut örnek verilebilir.

    En basitinden savaşlarda genellikle fakirler ölür, zenginleri yaşatmak için ve zenginler her zaman yolunu bulur, fakirleri öldürtmek için... Her zaman bir neden bulurlar, epstein dosyasında bu gerçek tamamen ortaya çıktı, Bill gates'in kendisi dünyadaki tüm fakirleri (%90) nasıl öldürürüz diye mail göndermiş...

    Zenginlerde ırk, din, görüş ve yönelim çatışması yoktur, bunu asla göremeyiz çünkü zenginlerde bu ayrım yapılmaz. Para ayrımı dışında ayrım yapılmaz.

    Zenginler, günün birinde gerçekten savaşırsa o savaş her haliyle dünya tarihine geçecektir diye düşünüyorum. Tabii ki bu savaşı doğrudan yapmayacaklar, vekil güçlerine ( fakirlere ) yaptıracaklar. Kimin daha fazla fakiri varsa o kazanacak, onlar zenginliklerinden kaybedecekler ama fakirler canlarından...
  • 05-04-2026, 02:23:51
    #9
    Rahmetli Usta Kalem Muzaffer İzgü, "zengin-fakir" yerine "varsıl-yoksul" derdi. Ne de anlamlı gelirdi.

    Yandaş, yakala bir kesim var. A parti gitse B parti gelse önce A partiliyken sonra B partilidir. Hayatta öncelikli amaçları kaynaktan faydalanmaktır.

    Bağlantıları olan insanlar var. Genellikle yükselme eğilimindedirler.

    Bir de hiç çevresi olmayan yalnızlar var. Asıl yokluğu, yoksulluğu onlar çekerler. "Bu da bizden" sınıfında değildir, "öteki"dir.

    Muhasebede varlıkların toplamı kaynakların toplamına eşittir. Terazinin iki kefesi gibi. Bir yerde yokluk varsa ya kaynak yoktur ya da kaynaktan yararlanamıyor demektir. Sorun'un özünde "kaynak, kaynağa erişim, kaynak paylaşımı" var.

    Bence zengin, fakir diye sınıflandırmak yanlıştır; kişiliği, insanın aynasıdır.