• 02-04-2026, 10:40:24
    #10
    insanların çok mutlu olduğunda mutlulukları bozulmasın diye şükredecek, çok kötü olaylar yaşadığında sığınacak, zorda kaldığında yardım talep edecek, umutlandığında o konunun umuttan öteye geçmesi için destek isteyecek kendisinden daha güçlü bir şeye ihtiyacı var. Bana göre bizim toplumumuzun büyük bir çoğunluğu bu ihtiyaçları için inanmayı tercih ediyor. Tam teslim olanına denk gelmedim ben şimdiye kadar, inanç konusu biraz çıkar ilişkisi gibi yaşanıyor. Sürekli talep eden ama kurallarını kendisine göre belirleyen bir inanış biçimi genelde gördüğüm.
  • 02-04-2026, 10:41:34
    #11
    Türkiye’deki bir gerçek: Paraya gelince dini ikinci plana atmak
    Bence Türkiye’de birçok insan, işin içine para girince dini inançlarını ikinci plana atıyor. Bunu sadece düşünmekle kalmıyorum, gerçekten kesin böyle diyorum. Babam yıllardır inşaat sektöründe küçük çaplı işler alıyor ve yapıyor. Çok ilginçtir ki, cuma namazını asla kaçırmayan insanların yüzde yüzünden paralarını alamadı. Diğer sektörleri bilemem, ama inşaat sektöründe durum böyle. Birçok devlet işinde yalıtım, sıva, tamirat gibi işleri alıp, Ankara ve diğer şehirlerdeki tarihi yerlerin tadilatlarını üstlendi ama maalesef parasını alamadılar. Hatta bu kişilerin çoğu, dini vecibelerini yerine getiren insanlardı. Ama konu paraya gelince, bu sözde Müslüman insanlar insanların hakkını o kadar kolay yiyorlar ki...
    Görünüşte din bir yöneliş olsa da, maddi çıkarlar söz konusu olunca çoğu zaman kaçışa dönüşüyor.
  • 02-04-2026, 10:41:44
    #12
    cevap basit hocam, ülkeyi hangi akım yönetiyorsa, yasa dışı eylem yaptıklarında daha az ceza veya ödül alacağını düşündüğünden o yönde paylaşım yaparlar.

    buna "oynamak" desek daha iyi olabilir. inanç ile alakasının olduğunu sanmıyorum.
  • 02-04-2026, 10:46:47
    #13
    Din zehirdir. Kimini hasta eder kimini iyileştirir
  • 02-04-2026, 10:55:13
    #14
    Yaratıcının varlığına kesin gözüyle bakıyorum fakat dinlere inanmıyorum. Kimine garip gelebilir fakat hislerim bu şekilde
  • 02-04-2026, 11:15:15
    #15
    Web Tasarım ve Yazılım
    SDR1035 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Son zamanlarda sık sık karşıma çıkan veya benim algıda seçicilik yaptığım bir konuya değinmek istiyorum.
    Etik ve ahlak dışı bir iş yaptıktan sonra direkt olarak din açısından kuvvetli bir şey paylaşılıyor. Bu hem inandırıcılık açısından düşük kalıyor hem de din açısından bir sorun teşkil ettiğini düşünüyorum.
    Bunun içten bir yönelme olduğunu düşünmüyorum.
    Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
    Dipnot: Ben inanmıyorum. Belirli bir yaşta ve olgunlukta olduğumu düşünüyorum. Beni inandırmak veya dışlamak adına değil de toplumu daha iyi bir duruma nasıl getirebiliriz onu tartışmak adına açtım.
    Yakın zamanda umreden gelmiş biri olarak sadece şunu diyebilirim size
    Bir insan inanmasa bile Mekkeye girişleri yasak ama en azından Medine şehrine uğrayıp Mescid i Nebeviyi turist olarak bile olsa gezmeli.

    Zaten sonrası kendiliğinden gelecektir
    Bizler uzaktan inanıyorum diyerek yapacağımız her şey her zaman eksik kalıyor. Oralara gittiğinizde içinizde hissedeceğiniz şey sizi zaten yönlendiriyor.

    He sorunuza yönelecek olursak insanların yapıp ettikleri dine zarar vermez. Boşuna ayet inmemiş senin dinin sana benim dinim bana diye..
  • 02-04-2026, 11:16:16
    #16
    Instagram mavi tik✅
    korku
  • 02-04-2026, 11:23:41
    #17
    yukarıda arkadaş 35 yaşına kadar coğrafyadır demiş ama bence yanlış. eğer önceden bu konulara merak salıp ciddi bir araştırma ve öğrenme evresine girersen bu süreyi öne çekebilirsin. ilahiyatı bırakan biri olarak, ki ilahiyat okuduğum zamanlar 30'larımda bile değildim ve imam hatip çıkışlı değilim, ciddi bir öğrenme ve araştırma dönemindeydim. gördüğüm şu: bugün topluma din diye anlatılan şeylerin %99'u yalan. bunu söyleyince hemen fanatik ve çoğunlukla cahil bir grup hemen öne atlıyor: "bilmem falanca alim bilmedi de sen mi biliyorsun?" mesele bir şeyi bilmek değil ki. kur'an'da bilgi yüklü eşek tabiri geçer. farklı meallerde farklı şekillerde bunu okuyabilirsiniz. anlatmak istenen şey bilginin tek başına işe yaramadığı. o bildiğini hayat felsefen yapmadıktan sonra, düşünüp sorgulayıp araştırıp gerçeklerle o bilgiyi bağdaştırmadıktan ve en son doğru bilgiyle amel etmedikten sonra; istersen milyarlarca bilgiyi hafızanda tut. sen, üzerine yük yüklenen eşekten farklı değilsin. kur'an bunu söylüyor. ama çoğu kişi bunun farkında bile değil. bana bilmem kaç yılında yaşamış alimin, şeyhin şıhın dediklerini kopyala-yapıştır yapıyor.

    esasında bu ülkedeki insanların çoğu hakiki imana değil, geleneksel imana sahip. yani müslüman ortamına doğmuş ve öyle müslüman olmuş bireyler var bu ülkede. yoksa gerçekten kur'an'ı okuyup anlayarak müslüman olmuş insan sayısı çok az. bu durum dünyada da böyle. mesela bunlara "kaza namazı diye bir şey yoktur, çünkü namaz, vakti içinde yapılması gereken bir ibadettir" dediğinde bahsettiğim türden savunmalar görürsün: alimler bilmedi de sen mi biliyorsun? mesela 4 büyük melek diye size ezberletilen şeylerin israiliyat yani hurafe olduğunu söylesem? kim biliyor bunu? ha kur'an'da sadece cebrail geçer; cibril veya ruhül kudüs diye anılır. ama diğerleri; azrail, mikail, israfil diye kur'an'da geçmez (azrail değil ölüm meleği tabiri vardır kur'an'da). bunlar yahudi kaynaklardan islama sokulan şeyler. şefaat, kabir azabı, kandiller (kadir gecesi hariç), ölünün arkasından mevlüt-kur'an okutmak ve hayır yapmak, ölüye yasin okumak (çok alakasız. yasin ile ölümün ve ölünün ne alakası var? açın okuyun mealini), ölünün arkasından 70 bin defa la ilahe diye tesbih çekmek ve daha buraya sığdıramayacağım onlarca, yüzlerce şey, islam dinin içine maalesef sokulmuş durumda. daha fenası bunu din diye millete öğretiyorlar hala.

    hadisler meselesi ayrı bir facia. sayısı milyonlarla anılan hadisler her dini tartışmada öne sürülüyor ama çoğu yalan ve safsata (çünkü büyük çoğunluğunun kaynağı aşırı zayıf). ama hala kur'an'ın yanına hadisleri koyup öyle din savunan tipler var. mesela hadis metodolojisini bilmez. çıkıyor karşıma, falanca rivayet etmiş hede hödö diye başkasından öğrendiğini bana satıyor. kendisine tarihi kaynakla ve kur'an çerçevesinde o şeyin hadis olamayacağını söyleyince de "alimler bilmedi sen mi bildin" cevabını alıyorum. o yüzden zaten hiçbir yerde kimseyle din tartışması yapmıyorum. cevap verene cevap vermiyorum. çünkü bilerek yazmıyor. sağdan soldan kopyala-yapıştır yaparak bana cevap yazıyor. dolayısıyla ona cevap vermek benim için zaman kaybı. eskilerin bu konuda lafı var: cahil, merkep gibi, cehlinde inatçı olurmuş. o yüzden herkesin bildiği kendine diyor ve kenara çekiliyorum.

    ve bütün bunlardan sonra, sizin konudaki tespitinize dönersek: evet, din çoğu kimse için bir reklam veya kaçış yolu. neden? çünkü bu ülkede mağduriyet, dindarlık ve cinsellik satıyor. bunların alıcısı çok fazla. haberlerde görmüşsünüzdür: ben (haşa) Allah'ım demiş, adamın elindeki yüz binlerce lirayı tek seferde almış. yani böyle bir toplumda biri suç işleyip arkasından kabe veya kur'an veya seccade fotosu atınca tüylerim diken diken oluyor. yani normal şartlarda islam'a uyugn bir hayatı yoktur. normal şartlarda çırılçıplak gezer, ne fakir fukaraya yardım eder, çalışmaz hazırdan yer, vücudunu satarak para kazanır, alkol tüketir, nikahsız olarak erkeklerle veya kadınlarla düşer kalkar; ama sonra ne oluyorsa birden, aklına seccade gelir, hayırlı cumalar demek gelir falan filan. ben kesinlikle kimsenin kıyafetini şusunu busunu yargılamıyorum. şunu diyorum: yani normal şartlarda dinin emirlerine göre yaşamıyor genel olarak. ama sonra birden nedense, ayetler falan geliyor aklına. kardeşim, o ayetleri hayatının parçası haline getirmen lazım. kimsenin imanına laf etmem ama; kur'an ayetleriyle bunların tavırlarını kıyasladığımda, "bunların yolu yol değil" diyorum. çünkü hem hareketlerinde hem söylemlerinde bir riya var. bir insanın riyakar yani samimi olup olmadığını rahatlıkla anlamak mümkün. o cuma günleri hayırlı olsun mesajı atanları da böyle değerlendiriyorum: çoğu samimi değil. Allah'ın namaz emri cuma'dan ibaret değil. 5 vakit yapılması lazım. 5 vakit kılmayıp sadece cuma namazını kılınca namaz kılan biri olmuyorsun ya da her cuma sosyal medyada ayet, hadis falan paylaşınca müslüman olmuyorsun. çünkü o paylaştığın ayetin veya hadisin gereğini yapmıyorsun. onu paylaşsan ne paylaşmasan ne? mesela ayette, ticarette doğru olmayı emrediyor Allah. adam cumadan çıkıyor, 10 tl'ye aldığı kalitesiz ve bozuk ürünü 200 tl'ye satıyor ve elhamdulillah müslümanım diyor.

    Allah ıslah etsin (amin). umarım günün birinde herkes kur'an'ı okur, anlar ve hayat felsefesi haline getirir.
  • 02-04-2026, 11:36:43
    #18
    Karl Marks abi diyor ya din Afyondur diye okumuş adam bir bildiği vardır