Sceptre adlı üyeden alıntı:
mesajı görüntüle
ABD'nin politikası, düşmanına korkutucu olsa dahi, dostuna daha korkutucudur. Çünkü dost mantığı, sömürge olarak görmektir, gerçekten dost olarak görmek değil.
Türkiye bağımsız bir ülke olarak, hem ABD, hem Rusya hem de Çin'den savunma sanayi ürünleri alabilmeli, kendi ürünlerini istediği gibi üretebilmeli. Ülkeler bundan memnun değillerse, daha avantajlı hale getirebilirler. Türkiye'nin teknoloji transferi sorması da oldukça doğal bir hadise. Merkez bankasının bilr admin şifresi İngiltere'de. Kendi sistemini yönetemeyen bir ülke olmaktan çıkması gerekiyor Türkiye'nin. Haliyle, teknolojiyi bize verin demeleri normal. Çünkü "arka planda ne olduğunu bilmek istemek kadar basit bir talep yok". Çin'de bu yüzden sıcak bakıyor. Çünkü sen arka planını bilsen dahi, senden daha uyguna yapabilecek, ve sen daha öğrenirken, çok daha iyisini yapabiliyor olacak.
Teknoloji vermekten korkan ülkeler, tam kontrol altında tutmak isteyen ülkelerdir. Bu da çok doğal. Ancak, Rusya, Türkiye'ye karşı yaptığında doğal. Çünkü biz NATO'yuz, Rusya'nın tam düşmanıyız. Ancak, iki NATO ülkesi arasında bu diyaloğun olması korkunç. Çünkü zaten Türkiye olmadığında, NATO'nun gücü %12-13 oranında düşüyor. İstanbul Kadıköy'deki nüfusla gidip tokatlayabileceğiniz NATO ülkeleri var. Kimisinde 1 tek asker yok, kimisinde 20 bin 40 bin asker var.
Bugün S500 gibi bir savunma silahına neden Türkiye sahip olmasın? Patriot dediğiniz alçak irtifa, hit-to-kill sınıfında temel bir savunma sistemi. Ne öyle acilen hızla kurabilirsiniz, ne de kafanıza göre mobilize edebilirsiniz. Gördüğü alan da sınırlı, vurduğu şey de sınırlı, yaptığı hızda sınırlı. Üzerine tartışma yapılacak silah bile değil. İşe yarar mı? Her silah bir şekilde işe yarar. Ancak, MACH 5+ sistemlerle karşılaştığınızda, özellikle 10-12 gibi rakamlara çıktığında, Patriot tüfekle güneşe ateş etmeye benziyor.