• 17-01-2026, 19:33:56
    #37
    534 bini ne olarak fatura etmişler hocam.
  • 26-01-2026, 21:27:00
    #38
    Arkadaşlar özet bilgisi vereyim diye geldim.
    O gün bu gündür itirazlarım, işlemi yapan avukatı, destek hattındaki arkadaşları bayağı bir zorladım.
    Hatta kendime bir avukat arıyordum. Çünkü, bu sürecin sonu gelmez diye düşünüyordum.
    Öyle böyle, en son "bakiye hatası yapmışız" olarak kabul ettiler ama fatura iptali için 7 günümüz varmış, muhasebeci arkadaşlar bilir.
    Süreç çok yavaş ilerledi. Avukat ve muhasebe ile sürekli iletişim halindeydim, fatura iptali yapmalıyız ve siz de onaylamalısınız dediler.
    Bu süreçte de beni yönlendiren olmadı ama GİB üzerinden hayatımda ilk kez gördüğüm bir panele girip işlemler yaptım.
    E-fatura kabul et reddet olayı var ama oradan yapılamıyormuş.

    GİB üzerinden fatura kabul/red kısmından reddetmemiz gerekiyormuş.
    Kendim araştıra araştıra buldum, GİB uygulamalarını indirdim ve en sonunda iptalini sağlattırdım.
    E-imza olmasa ne yapacaktım bilemiyorum. Kalan birkaç günde başvurup teslim alamasaydım başım beladaydı.
    Fatura iptal süresi dahilinde yetiştirip, zar zor iptalini yaptık. Günlerce, bloke devam etti, -538 bin tl bakiyem aynı durdu.
    Tekrar tekrar hatırlatmalarımdan sonra, panelimden ilgili faturayı da iptal ettiler. Taa ki bu gün doğru fatura dediklerini kestiler.

    Özetle; ben takipte olmasam ve iade/iptal işlemlerini zamanında yaptırmasam neler olacaktı bilemiyorum.
    Bu kadar amatör bir biçimde ilerleyen bu işleyişin ardından bu stresten kurtuldum.
    Manuel yapılmış olan bu müdahaleyi fark etmeseydim, ciddi problemler yaşayabilirdim.

    Mobil uygulamada zaten özellikle ödemeler sekmesine gidip bakmazsanız, ana sayfa üzerinde görülemiyor.
    Siz siz olun, her gün kontrol edin. Gözden kaçırırsanız dönüşü çok zor olabilir.
    Resmen öküzü kaybettirip, sonra geri buldurdular. Parayı bir şekilde tamamlayıp ödesen dert, ödemesen daha büyük dert.
    Zor oldu, ama çözüldü. GÖZLERİ DÖRT AÇALIM....

    Haaa, yine hızlıca yazdım ama bu kez pc başındayım.

    Bir arkadaşımızın o panikle, telefondan yazdığım yazıdan sonra bir eleştirisi olmuştu.
    Onun için yeni çıkan romanımdan kısa bir alıntı yapayım.
    Hatalı fatura yazanlara gönderme olsun;

    Tanrılar, insanlara çok kızgındı…

    Milyarlarca insan binlerce yıl boyunca tanrılara yalvardı; gönderilen kitaplarda yazan sayısız kurala göre yaşadı. Ancak tanrılar, insanlardan umudunu çoktan kesmişti. Dualar da kesilen kurbanlar da fikirlerini değiştirmeye yetmedi. Hiçbir insan onlarla iletişim kurmayı başaramadı. Tanrılar, insanlarla olan tüm bağlarını koparmıştı.

    Bu kızgınlığın sebebi belki de insanların kendi tanrılarını yaratmış olmaları ve artık ona tapmalarıydı.

    Gün içinde durmaksızın düşünülen, ulaşılmak için can atılan, sahip olunduğunda huzur verdiğine inanılan yeni bir tanrı... Bu tanrı sayesinde insanlar istedikleri şeylere sahip olabiliyor, onun sözü tüm ülkelerde koşulsuz geçiyordu. Öyle güçlüydü ki, insanın ihtiyaç duyduğu her şeyi onlara verebiliyordu. Tek önemli olan, o tanrıya sahip olmak, ona inanmak ve ona ulaşmak için her şeyi yapmaktı. Ne görünmezdi ne hayali; tam tersine, elle tutulabilir ve fazlasıyla gerçekti. İnsanların uyması gereken tüm kuralları farklı kitaplarla gönderen kızgın tanrılar; insan bedeni anatomisi ya da tedavisi için bir kitap göndermemişti. Fakat keşfedilen yeni tanrı, bu eksikliği bile giderebiliyordu. İnsanların yeni tanrısı “PARA”ydı.

    İnsanların hepsi birer maliyetti ve doğdukları andan itibaren ekonomik yükümlülüklere dönüşüyordu. Neyse ki ülkeler bu soruna çoktan çözüm bulmuştu. Hiçbir ayrıntıyı atlamıyor, vergisiz gün geçirmiyorlardı. Bir yandan onları çalıştırıyor, bir yandan kazançlarının bir kısmını yine onlara harcamak üzere alıyorlardı. İşçinin vakti yoktu ve çalışan işçiye hizmeti hükümetler sağlıyordu. Kazançlarına küçük sürprizler yapıp gelirlerine vergiler konduruyorlardı. Ekonomik sistemler emretti; halk, kendilerine yardım edilen bir toplum haline gelmişti. Ekonomik olarak boğdukları insanları, yardımlarıyla kurtarıyor; ölmeyecekleri kadar beslediklerine şükretmeyi de öğretiyorlardı.