• 18-12-2025, 00:34:15
    #1
    Merhabalar dostlar

    Biraz tefekkür ederken hatırıma geldi, dünya yaşamından memnuniyetsiz olan bir arkadaşın konusunu görünce paylaşayım belki nasiplenen olur dedim.

    Evet, teşbihte hata olmaz niyetimiz bilincine vardırmaktır.

    Örneğin bir çoğumuzun vakıf olduğu labirent ve ödül denklemi gibidir dünya yaşamı.

    O labirentteki insan bir fare de olabilir, aşka düşmüş bir karınca da olabilir. Her ikisinin motivasyonu farklıdır, varış yeri yine aynıdır. Biri ben der, biri biz der. Her yol farklı yaşanmışlıklar ile doludur.
    Biri alemi seyreder, biri sadece hedef odaklıdır. Biri beynini kemirir durur, birisi seni gayrete ve teslimiyete sürükler.

    Amaç ne olmalı ? bir çıkış yolu aramak mı, yoksa bir yere varmak mı. Yoksa sadece o labirent sonundaki bir şeye ulaşmak mı. Peki o şey sizin için nedir ?

    Hiç birimizin emekleri zayi olmayacak, herkes yaptığının karşılığını bulacaktır.

    İnşaallah motivasyonumuz dünyalık olmaz. Selametle.
  • 18-12-2025, 00:35:24
    #2
    Kişisel Rütbe
    Satranç
  • 18-12-2025, 00:35:53
    #3
    Romantik.
  • 18-12-2025, 00:53:57
    #4
    Yok bu sahte aspirin benim mekanizma da iş görmez hoca, ömrünün sonuna kadar böyle kandıramam kendimi. Nihilistlikten devam biz. Freud dedemin dediği gibi bu dünyanın hiç bir cazibesi yok cekilebilir bir yanı yok ama ondanda başka bir şeyimiz yok. Sırf bu ikiliğin yarattığı çıkmaza düşmek hayatta tutuyor beni. Bu arada çok inanma gayretim oldu ama yok bende hiç bir din vecd hali uyandırmıyor tetiklenme bile yok.

    Yalom din ve psikiyatri kitabında herhangi bir inanca bağlanamamasını şöyle açıklıyordu:

    "içimde biraz ilahi kıvılcım olmasını çok isterdim, kutsal olanın bir parçası olmak, sonsuza dek var olmak, kaybettiklerime tekrar kavuşmak için can attığımı söyleyebilirim. tüm bunları sahiden çok istiyorum, ama bunların gerçeği değiştirmeyeceğini ya da onu en başta kurmayacağını da iyi biliyorum. sıra dışı iddiaların sıra dışı kanıtlara gereksinim duyduğuna inanıyorum. bununla kast ettiğim şey saf deneyim ötesindeki kanıtlardır; ki biz terapistler, bu tür kanıtların kırılgan, yanılgılara müsait, hızla değişebilen ve büyük ölçüde etki altına alınabilecek nitelikte olduğunu iyi biliriz."

    Tam olarak böyle hissediyorum. Umarım ben de hidayete ererim hiç ışık yok ben de.
  • 18-12-2025, 01:31:37
    #5
    netst4rz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yok bu sahte aspirin benim mekanizma da iş görmez hoca, ömrünün sonuna kadar böyle kandıramam kendimi. Nihilistlikten devam biz. Freud dedemin dediği gibi bu dünyanın hiç bir cazibesi yok cekilebilir bir yanı yok ama ondanda başka bir şeyimiz yok. Sırf bu ikiliğin yarattığı çıkmaza düşmek hayatta tutuyor beni. Bu arada çok inanma gayretim oldu ama yok bende hiç bir din vecd hali uyandırmıyor tetiklenme bile yok.

    Yalom din ve psikiyatri kitabında herhangi bir inanca bağlanamamasını şöyle açıklıyordu:

    "içimde biraz ilahi kıvılcım olmasını çok isterdim, kutsal olanın bir parçası olmak, sonsuza dek var olmak, kaybettiklerime tekrar kavuşmak için can attığımı söyleyebilirim. tüm bunları sahiden çok istiyorum, ama bunların gerçeği değiştirmeyeceğini ya da onu en başta kurmayacağını da iyi biliyorum. sıra dışı iddiaların sıra dışı kanıtlara gereksinim duyduğuna inanıyorum. bununla kast ettiğim şey saf deneyim ötesindeki kanıtlardır; ki biz terapistler, bu tür kanıtların kırılgan, yanılgılara müsait, hızla değişebilen ve büyük ölçüde etki altına alınabilecek nitelikte olduğunu iyi biliriz."

    Tam olarak böyle hissediyorum. Umarım ben de hidayete ererim hiç ışık yok ben de.
    Hali bilmek, arayışta olmak bile bir ışık olduğuna işarettir. Demişler ya, kendini bilen rabbini bilir diye. Hatta şöyle söyleyeyim, bu dünyada bir cezbe bulamamak çok daha güzel bir işaret.
    Evet zaten dünya yaşanılası bir yer değil, bir sürgün yeri ancak hikmeti yok değil. Bizler zaten buraya ait değiliz. Bize vaad edilen bir toprak, ev, araba, eş, iş, para, makam değil. Bunlar bu dünyanın geçimlikleridir. Kıymetli olan bir Ahiret/Sonsuz hayattır. Hatta kıymetli olan onun aşkıdır. Bizler zaten ondan geldik, dönüşümüz yine ancak onadır. Bu dünyayı isteyenler bu dünyada inşa etmek istedikleri düzen için insanları köle olarak kullanmaktadırlar. Bizler ise inşamızı Ahiret için yapmayı dileriz. Rabbin rahmeti ile hakikati görebilecek olan için kanıt çoktur, ancak şirk ve günahta olanlar için günahlarını daha da artıracak şeyler vardır. Arayışta olan ise Allah'ın rahmetini üzerine çeker. Bize en çok kızan O'dur, ne az düşünürsünüz diye. Her halukarda Rahmetini esirgemez, her kuluna geçimliklerini onların hallerini bilerek verir.

    Dünya bazılarına cenneti aratmaz bazılarına da cehennemi. Her birinin bir sebebi vardır. Dünya bizim için bir çilehane gibidir, buradaki latifeyi fark edene kahrı da hoş lütfu da hoş gelir. Tam teşekkürlü bir teslimiyet (tevekkül) ile doğar.

    Hidayete ulaşmanın bir anahtarı olsa idi, muhtemelen samimiyet olurdu. Samimi bir şekilde edilen tövbe sonrası günahlar sevaplara çevirilir (hesabını Allah bilir), samimi edilen her dua kabul edilir, ibadette de samimiyettir mesele. Ne için ibadet eder insan ? her şeyin bir sınavı vardır. Edilen her söz, ağızdan çıkan her kelime önemlidir. Alıntı yaptığınız kitapta mesela deneyimden bahsetmiş ancak öyle deneyimler vardır ki ne tarif edilir ne kelama dökülür. Bilirsiniz ki bu hakikattir, onun hissiyatını veren Allah'tır. (celle celaluhu)

    İçimizdeki o boşluğun sahibi Allah'tır. Ne bir kadın, ne bir makam, ne de para.

    Demişler ya gönül çalabın tahtı. çalap gönüle baktı, iki gönül bedbahttı. kim gönül yıkar ise.

    Dilerim hakikate kavuşursunuz.

    Alıntı
    Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
    Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

    Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir:
    Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.

    Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat:
    Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
    Kaynak:
    https://www.antoloji.com/sakarya-sii...kleri-2-siiri/

    Şunu da eklemek istiyorum, örneğin annemize babamıza patronumuza eşimize vs. vefamız vardır.
    Asıl vefamızın bizi yaratan, yaşam şansı/hakkı veren, kendini tanıma fırsatı veren, yediren, içiren, giydiren, yetiştiren, koruyan, gözeten, yaşatan, öldüren ve tekrar diriltecek olan bizi anne babamızdan daha çok seven rabbimize olması gerekir.
    Çünkü aslında görünen arkasında, görünmeyen odur.

    “Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim, mahlukatı yarattım.” (Acluni, Keşfü'l-Hafa, II, 132)
    "Ben cinleri ve insanları yalnız beni tanıyıp kulluk etsinler diye yarattım." (Zariyat, 51/56)

    Kaynak:
    https://sorularlaislamiyet.com/ben-g...m-mealindeki-1

    Dua eder dua bekleriz
    Selamet ile
    • Rei
    Rei bunu beğendi.
    1 kişi bunu beğendi.