• 18-10-2025, 00:43:25
    #1
    Selam olsun,

    Birçok insanı çok olumsuz ve beklentisiz görüyorum genel olarak...
    Sanıyorlar ki çıkış kapısı olmayan bir dert var ve o dert onların başına geldi.
    Arkadaşlar o psikolojiye girmeyin zira kapısı olmayan bir dert yoktur, sadece kapı uzak olabilir ama mutlaka vardır.
    Artık bu son nokta dediğiniz yerde uçurum diye açtığınız kapı zirveye çıkabilir.
    Benim bunca yıl yaşamışlığımda edindiğim en değerli tecrübe asla pes etmemektir ve düştükçe bir çocuk hınzırlığında birde şunu deneyeyim diye mücadeleye sürekli devam etmek gerekliliğidir.

    İnanın ki bugünün sorunları yarınlarınızda aşılmış tecrübe kaynağınız olacak.
    Elbette canınız sıkılır, dertlenirsiniz ama bunların siz isteseniz de istemeseniz de sonu gelecektir zira sürekli bir hal durumu söz konusu değildir.
    Kendinize battım, çıkmazdayım, çözümsüz sorunlarım var diye kendinizi bu kısa yaşam döngüsünde fazladan yıpratmayın zira olumsuzluğun çözdüğü hiçbir şey yoktur.
    Polyana olmayacağız ama yaşadığımız dertlerin, sıkıntıların geçeceğini bilip karamsar olmayacağız.

    Geçmişe dönüp 20 yıl öncesi askerden döndükten sonraki sürecime bakınca sanırım olmaz diye düşündüğüm ne hayalim varsa oldu.
    Sadece benim değil etrafımda gözlemlediğim çoğu insan kendisini yıprattığı, kahrettiği ve sinir hastası olduğu durumların hepsini aştı ama yıpranmışlıkları baki kaldı.
    Demem o ki enseyi karartmaya lüzum yok ama bugün ama yarın mevcut sıkıntılar bir şekilde düzelir ve yenileri gelir.

    Yazmak istedim öyle yanıt yazmanıza gerek yok "yat uyu diye" zira ben dürtmeye çalışıyorum kendi meşrebimce siz uyutmaya çalışıyorsunuz.
    Uyumuş gibi rol yapayım hadi mutlu olsun herkes
  • 18-10-2025, 00:47:43
    #2
    Selam olsun sana güzel insan;
    Ben de kendi fikirlerimi belirtmek isterim:
    Hiçbir zaman dert bitmeyecek sadece başka dertler eklendiği için eski dertlere o kadar üzülmeyecek insanoğlu.
    Hayatın her döneminde insanoğlunun bir derdi oluyor ve herkes başkasının derdini küçümsüyor. Aslında o dönemde sen de o derde büyük diyordun ne çabuk unuttun?
    Bazı dertler hiçbir zaman aşılmayacak sadece üzerinden zaman geçecek ve kabuk bağlayacak.
    Ve “nasılsın” sorusuna “iyiyim” deyip geçiştireceğim.
    Sağlıcakla.
  • 18-10-2025, 00:48:27
    #3
    Kişisel Rütbe
    Umutsuz durumlar yoktur. Sadece o an umutsuzca düşünen insanlar vardır
  • 18-10-2025, 00:48:51
    #4
    VipsMedya.Com
    Dünya fani ölüm ani...
  • 18-10-2025, 01:11:18
    #5
    Seo Hizmetleri
    serterefendi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Selam olsun,

    Birçok insanı çok olumsuz ve beklentisiz görüyorum genel olarak...
    Sanıyorlar ki çıkış kapısı olmayan bir dert var ve o dert onların başına geldi.
    Arkadaşlar o psikolojiye girmeyin zira kapısı olmayan bir dert yoktur, sadece kapı uzak olabilir ama mutlaka vardır.
    Artık bu son nokta dediğiniz yerde uçurum diye açtığınız kapı zirveye çıkabilir.
    Benim bunca yıl yaşamışlığımda edindiğim en değerli tecrübe asla pes etmemektir ve düştükçe bir çocuk hınzırlığında birde şunu deneyeyim diye mücadeleye sürekli devam etmek gerekliliğidir.

    İnanın ki bugünün sorunları yarınlarınızda aşılmış tecrübe kaynağınız olacak.
    Elbette canınız sıkılır, dertlenirsiniz ama bunların siz isteseniz de istemeseniz de sonu gelecektir zira sürekli bir hal durumu söz konusu değildir.
    Kendinize battım, çıkmazdayım, çözümsüz sorunlarım var diye kendinizi bu kısa yaşam döngüsünde fazladan yıpratmayın zira olumsuzluğun çözdüğü hiçbir şey yoktur.
    Polyana olmayacağız ama yaşadığımız dertlerin, sıkıntıların geçeceğini bilip karamsar olmayacağız.

    Geçmişe dönüp 20 yıl öncesi askerden döndükten sonraki sürecime bakınca sanırım olmaz diye düşündüğüm ne hayalim varsa oldu.
    Sadece benim değil etrafımda gözlemlediğim çoğu insan kendisini yıprattığı, kahrettiği ve sinir hastası olduğu durumların hepsini aştı ama yıpranmışlıkları baki kaldı.
    Demem o ki enseyi karartmaya lüzum yok ama bugün ama yarın mevcut sıkıntılar bir şekilde düzelir ve yenileri gelir.

    Yazmak istedim öyle yanıt yazmanıza gerek yok "yat uyu diye" zira ben dürtmeye çalışıyorum kendi meşrebimce siz uyutmaya çalışıyorsunuz.
    Uyumuş gibi rol yapayım hadi mutlu olsun herkes
    Selam olsun Serter Hocam,
    Aslında çoğumuzun bu tarz moral verici ve motive edici cümlelere ihtiyacı var. Ama bizdeki genel problemin sadece sakin kalamayıp soruna odaklanmak ve soruna odaklanırken çözüm noktasını bazen kaçırmak diye düşünüyorum. Tabi ki her bir dert biter. Belki istediğimiz gibi bitmez ama tecrübe yaratır ders çıkarttırır.

    disavurum adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    biteceğini biliyorum, geriye döndüğümde yaşanmamış bir hayat görmekten korkuyorum. kısacası beni yaşanmış kötü olaylar değil yaşanmamış güzel olaylar bitiriyor. çözümü olan buyursun,
    Hocam herşeyin çözümü olmaz. Bazen insanın nefsine ağır gelen onun için en hayırlısıdır. belirli bir noktaya takılmamak gerekiyor. Dolayısıyla iyi olarak gördüğün şey denenmediği için sadece senin kesin olarak iyi olacağını düşünmenden kaynaklanıyor. Her yaşanmamış şey iyi olacak diye bir kaide yok. Tabi ki insanın içinde kalacağına bazı şeyleri denemesi taraftarıyım ama hayat imkan vermiyorsa bazı şeylere takılıp kalmak psikolojik olarak yıpratır insani.
    örnek olarak babam vefat ettiğinde yaşım 12 ydi. belki vefat etmese daha mutlu ve iyi bir hayatım olabilirdi. ama sürekli bunu kafaya takarsam yaşayamam. hayatta çözümü olmayan şeyleri akışına bırakmak gerekiyor. ve daha sonra napacagına karar vermen gerekiyor. sürekli olayı düşünmek yerine olaya karşı verdiğin tepki seni mental olarak sağlıklı kılabilir.
  • 18-10-2025, 01:30:26
    #6
    Bitecek ancak öldüğümüzde. Hayatın mantıksal gerçekleri neden kabullenilmiyor anlamıyorum. Bir döngü var. Ne kadar mutlu olursak o kadar mutsuz oluruz. Ne kadar kötü durumda olursak o kadar basit şeyleri iyi olarak algılarız. Daha doğrusu istemek ve kaybetmek döngüsü diyelim. Hepsi birbirinin devamı. Peyami Safa'nın Şimşek romanında geçiyordu bu konu. Hatta şimdi pdfsinden buldum o bölümü. Biraz uzun da olsa paylaşmak istiyorum.

    Ali, hararetle cevap verdi:
    - Hayır, daima, kimi ve neyi olursa olsun seveceksin.
    Daima herşeye malik olmak isteyeceksin, namütenahi isteyeceksin, ihtirasların alabildiğine koşsunlar, ilerlesinler, kendini unut.
    Fakat bil ki başın taşa (maddeye) çarpacak. Muhakkak
    sukutuhayal var: Ya sevgilinin bayağılığı, ya kuwetli bir
    rakip, onun karşısında senin bayağılığın, sevgili ve dost
    ihanetleri, muhakkak.
    O vakit dur, vazgeç, istihfaf et.
    Derin bir feragata kabiliyeti olanlar, derin bir aşkla
    sevmekten korkmayabilirler.
    Bu mümkün müdür?
    Şiddetli bir iptiladan, bir anda vazgeçebilir misin? Geriye dönebilir misin? Dudak bükebilir misin?
    Seni bütün ihtiraslarında büyültecek, ezilsen bile ezmeyecek, yeniisen bile yükseltecek, düşsen bile kaldıracak bir tek büyük his vardır: İstiğna. Feragata daima hazır olmak.
    Pek iyi bil ve bilirsin ki vazgeçrneğe hazırlanan muvaffak olur.
    Vaz geç!
    En büyük şiddetle iste, peki; istedin, peki; şimdi vazgeç. Bundaki namütenahi zevki de bilirsin. Kaç kere ve neler istemiş, kaç kere ve nelerden vaz geçmişsindir. Sev,
    iste; anla ve vaz geç. Ewela gözlerini yum, sev; ileriye atıl, iste; başın bir yere çarpınca (çarpacak, muhakkak)
    gözlerini aç, anla geriye çekil ve vaz geç.
    Ali biraz durdu, düşündü, gittikçe artan bir hareketle
    söyledi:
    - Ne yaparsan yap, nasıl yaşarsan yaşa, sev veya sevme, tabiatta veya cemiyette ömür sür, hayatının istikameti, tarzı ve bilmem nesi ne olursa olsun, sen ihtiraslardan kurtulmayacaksın; için daima büyük hislerle şişecek; bütün ömründe kederin, sevincin, korkunun, hayretin, gururun, hicabın, merhametin, kinin en şiddetlisini
    duyacaksın; sen daima o içi dolu adamsın; daima ağlayacak ve haykıracaksın; şuna, buna şu veya bu hadiseye, şu
    veya bu insana bahane bulma. Sende ihtiras hayat ve hayat ihtirastır. Daima büyük bir alevle sarıldığını hissettiğİn başın ancak toprağın altında soğuyacak ve ancak toprağın altında sen, bu en tatlı ve en korkunç, bu mest edici ve haşlayıcı hararetten ayrılacaksın.
    Makul zamanındaki sen, meyus zamanındaki sana hatırlat ki, günün birinde bu alev sönecek. Sönmeden evvel de, arada bir, başına tatlı bir serinliğin geldiğini ve sana ummadığın bir tad verdiğini hissedeceksin. Yalnız bunu ara. Tevekkül et. Tevekkül bu alevin üstüne boşanan bol sudur. Tevekkül et, vazgeç, vazgeç!
    En güzel köprü, ihtirastan tevekküle kuruludur. Oradan yürü korkma, vazgeç vazgeç! Tevekkülün bir duruşu
    vardır; yorgun ve sinirleri tamamİyle gevşemiş kolların
    sarksın; omuzların düşsün; başın arkaya devrilsin; ciğerlerinde sıkışmış demir hava erisin ve açık ağzından boşalsın; rahat nefes al; gözlerini yarı yum, kırp, süz, kendini bırak, bırak, bir milyon arzu içinde boğulmuş olsun, onların artık hiç kımıldamadıklarını, aziz laşeleriyle muhayyilende serilip yattıklarını heyecansız seyret. Ölümlü dünyada bir lahza yaşayabilmek için, o lahzanın binde biri içinde bin aziz şeyin telef olacağını bilmek ve kabul etmek ve sineye çekmek lazım. Ver, daima ver; daima harca; daima feda et. Dünyaya almak için değil, yalnız vermek ve yalnız feda etmek için geldiğini düşün. Herşeyden vazgeçen herşeye malik olur.
    Her felakete hazır ol!
    Hazır ol!
    Her felakete hazır ol korkma! hazır ol. Sen ki insansm, başından çok geçti ve herşey geçecek: yalnızlık, sefaJet, hastalık türlü mahrumiyetler, aşk, ölüm ve ölümler,
    zillet, perişan olmak, namütenahi perişan olmak... Sen
    ki, insansın, bunların hepsine mahkumsun. Korkma, sen ki insansın, başın daima alev içindedir, onu geriye çekme, bilakis daha içerilere, daha büyük aleviere sok,
    korkma, hazır ol, korkma elinde büyük bir ferman var:
    Vazgeç!
    Hiçbirşeye ebedi bağlanma. Herşey senden kopacaktır. Neye maliksin? Hiç. Neye malik olacaksın? Hiç. Bununla beraber herşey senindir, herşey insanındır.
    Malik olduğumuz şeylerin çok aziz olması, onların
    günün birinde bizden mutlaka ayrılacakları için değil midir? Ebedi malik olacağımızı bildiğimiz hangi şey azizdir?
    Biz herşeyin kıymetini ölümüne borçluyuz. Hayat da budur.
    Sustu ve ufka baktı. Çekilen güneşin arkasından kızıl
    bir ışık püskülü iniyordu. Mırıldandı:
    - Herşey böyle.
  • 18-10-2025, 01:38:03
    #7
    Ben bu konuya bu şarkıyı bırakır ve çıkarım :
    https://www.youtube.com/watch?v=DPAC...&start_radio=1
  • 18-10-2025, 02:35:42
    #8
    Çok geç, asık suratlı bir nesil yetişti bile
  • 18-10-2025, 09:01:42
    #9
    Bu Dünyanın derdi bitmez! Mezarlıklar "kendini vazgeçilmez sanan" insanlarla dolu.