@KarakozYigit; ,
@SDR1035;
Bak hocam , lütfen beni mazur gör , lütfen beni yanlış anlama ,
şuan yazacaklarım bir abi kardeş , bir yakın dost gibi düşünebilirsin ...
Yazdıklarımı sonuna kadar okursan sevinirim ,
İnancın olmayabilir yada zayıf olabilir buna saygı duyuyorum ..
Ama en azından bir YARATAN olduğuna inandığını düşünmek istiyorum .
Neden mi ?
İnsanın inanması için en sade örnek, en berrak olanı,
etrafındaki muazzam düzene şahit olmaktır. Bu, aklın ve kalbin birlikte çıktığı bir yolculuktur.
Lütfen bir an derin bir düşün ,
Başımızı kaldırdığımızda bizi karşılayan o sonsuz mavilik... Gece olduğunda milyarlarca yıldızla süslenen, gündüz olduğunda ise Güneş'in hayat veren ışıklarıyla aydınlanan gökyüzü... Hiç düşündün mü, bu devasa gök kubbe nasıl oluyor da bir direk olmadan başımızın üzerinde duruyor? Her sabah şaşmaz bir vaktinde doğan Güneş, bize hem ışık hem de sıcaklık vererek yeryüzündeki yaşamın devamını sağlıyor. O anki renklerin cümbüşü, bulutların aldığı eşsiz şekiller...
Bunların hepsi, kör bir tesadüfün eseri olabilir mi? Yoksa her bir detayı incelikle tasarlayan sonsuz bir ilim ve kudret sahibinin varlığına mı işaret ediyor?
Bir çiçeğin topraktan çıkışını, o narin yapraklarını, bir ressamın paletinden çıkmışçasına ahenkli renklerini düşünün. Her birinin kendine has bir kokusu, bir yapısı var. Küçücük bir tohumun içinden bu denli estetik ve karmaşık bir varlığın çıkması, o tohumun programına bu bilgiyi kimin yerleştirdiğini düşündürmez mi?
Aynı şekilde, mevsimlerin birbiri ardına gelişi... Kışın beyaz örtüsüyle dinlenen toprağın, baharda yeniden canlanması, yazın meyvelerle donanması ve sonbaharda hüzünlü bir güzellikle yapraklarını dökmesi... Bu döngüdeki mükemmel zamanlama ve intizam, her şeyin bir ölçü ve düzen içinde hareket ettiğini gösteren apaçık bir delildir.
İşte tüm bu örnekler; gökyüzü, Güneş'in doğuşu, bulutlar, çiçekler, mevsimler ve sayısız diğer varlık, aslında bize sürekli olarak
Yaratıcı'yı anlatan birer mektup gibidir. Onları "okumak", yani üzerlerinde derinlemesine düşünmek, insanı hayranlık dolu bir kabullenişe götürür. Bu kusursuz düzenin, bu şefkatli sanatın, bu sonsuz ilmin ardında
mutlaka bir "Yapan" olmalıdır. Bu derin düşünceye daldığımızda, kalbimiz ve aklımız aynı gerçeği fısıldar: Her şeyi bir düzen içinde yaratan, her an varlığıyla yöneten ve sonsuz merhamet sahibi olan bir Allah vardır.
Bu, kuru bir bilgi değil, evrenin her zerresinde hissedilebilen canlı bir hakikattir
Şimdi inancın konumuzla ne alakası var diyeceksin ,
Lütfen beni yanlış anlama, amacım seni yargılamak değil, sadece şahsi bir fikrimi dürüstçe paylaşmak.
Bence eğer inansaydın, bu kumar alışkanlığından kurtulman bir nebze daha kolay olabilirdi. Neden diyeceksin...
Bazen durup hayatın ne kadar kısa olduğunu düşün.. Şöyle bir etrafına bak, mesela dedenin dedesini tanıyor musun? Onlar da bir zamanlar bizim gibiydi,
Ama şimdi yoklar. Bir gün biz de olmayacağız. Bu bir korkutma cümlesi değil, bu hayatın en çıplak gerçeği. Bu kısacık süreyi neyle doldurduğumuz, geriye ne bıraktığımız önemli değil mi?
İşte inanç, insana bu soruyu sorduruyor : '
Bu kısa yolculuğun sonunda ne olacak? Ben ne yapıyorum ?' Şimdi 'Ben inanmıyorum, öldükten sonra bir şey olacağını sanmıyorum, cennet cehennem umrumda değil' diyebilirsin.
Buna saygı duyarım. Ama senden sadece bir anlığına, hayatının en büyük bahsine giriyormuş gibi düşünmeni istiyorum:
Peki ya varsa?
Sadece bir ihtimal... Eğer her şeyin bir hesabı varsa, eğer bu hayat bir sınavsa, o zaman en büyük kaybı nerede yaşamış oluruz? İşte bu soru, insanın tüm önceliklerini değiştirebilir.
Demem o ki, inanç sisteminde kumar bir günahtır. Neden biliyor musun? Çünkü tanımı gereği birilerinin umudunu, parasını, belki de ailesini kaybetmesi üzerine kurulu bir kazançtır.
Bir masa etrafında bir kişi kazanırken, diğerlerinin kaybetmesiyle dönen bir çarktır.
Ve bak, o çark en çok seni mutsuz etmiş. Seni yormuş, üzmüş ve bir döngüye hapsetmiş.
Belki de kurtuluş, oyunu değiştirmekte değil, masadan tamamen kalkmaktadır.
Unutma dünya fani , kısacası demem o ki
Cehennemin sadece soyut bir kavram olmadığını, günahların karşılığı olarak orada yaşanacak azabın gerçek olduğunu kendine sık sık hatırlat.
Bu düşünceler, seni kumar gibi günahlardan uzak tutacak güçlü bir
motivasyon kaynağı olacaktır.
Kumar oynayarak kazandığın paranın sana ne dünya ne de ahirette fayda sağlamayacağını, aksine seni ahiret azabına yaklaştıracağını idrak et.
Unutma, bu bir süreç ve sabır gerektirir. Küçük adımlarla başla ve asla vazgeçme.
Allah, kalbindeki niyeti ve çabanı görüyor. O'ndan yardım istemeye devam et ve inşallah bu zorluğun üstesinden geleceksin.
Selam ve dua ile ..